Çünkü ben onu milletimin kalbine gömdüm…

banner37

Mehmet Akif Ersoy’un tüm şiirlerini bir araya getirdiği en önemli eser olan “Safahat”ta İstiklal Marşı yer almıyor. Ersoy’a bunun nedeni soranlara cevabı ise şöyle:

banner87
Çünkü ben onu milletimin kalbine gömdüm…
banner90
banner8

   Asıl adı Mehmet Ragif olan Mehmet Akif, 1873 yılında İstanbul'da doğdu. Annesi Emine Şerife Hanım, babası Temiz Tahir Efendi'dir. İlk tahsiline Emir Buhari Mahalle Mektebi'nde başladı. İlk ve orta öğrenimden sonra Mülkiye Mektebi'ne devam etti. Babasının vefatı ve evlerinin yanması üzerine mülkiyeyi bırakıp Baytar Mektebini birincilikle bitirdi. Tahsil hayatı boyunca yabancı dil derslerine ilgi duydu. Fransızca ve Farsça öğrendi. Babasından Arapça dersleri aldı.

   “Vatan Şairi” ve “Millî Şair” unvanları ile anılan Mehmet Akif Ersoy, İstiklâl Marşı'nın yanı sıra Çanakkale Destanı, Bülbül ve 1911-1933 yılları arasında yayımladığı yedi şiir kitabındaki şiirleri bir araya getiren Safahat en önemli eserlerindendir.

   Şairin Safahat adı altında toplanan şiirleri 8 kitaptan oluşmuştur. Şair, İstiklâl Marşı'nı Safahat'a koymamıştır. Nedenini ise şöyle açıklar:

   "Çünkü ben onu milletimin kalbine gömdüm."

   Yaşadıklarını kayıt altına alan Ersoy ve dostlarının paylaştığı anılar birçok yazar tarafından derlenerek kitaplaştırıldı.

   Hilmi Yücebaş / Hiciv ve Mizah Edebiyatı Antoloji; Mehmet Nuri Yardım, Edebiyatımızın Güleryüzü, Çatı Kitapları, Mehmet Âkif ERSOY, Safahat;  Hasan Basri Çantay, Âkifnâme (Mehmed Âkif) Mehmet Akif Ersoy’un anılarının yer aldığı birkaç eserdir. 

   En çok dikkat çeken anekdotlar sosyal medyada da bulunuyor. İşte Ersoy’un hayatından kesitler:

   *Mehmet Akif, Baytar Mektebinde müdür muavini olarak çalıştığı bir dönemde, muhasebeden gelen  bir yazıyı anlayamaz. Yazıyı kaleme alan Salih Efendi’yi aratarak yazıda ne demek istediğini sorar.

   Salih Efendi, iki türlü mana çıksın diye böyle yazdık efendim” cevabını verince Akif dayanamaz ve

“Hayret doğrusu, biz birini bile çıkartamadık da” der.

   * Zamane gençlerinden biri, bir toplantıda Mehmet Akif’i küçük düşürmeye çalışıp:

   “Siz baytardınız değil mi” demiş.

Akif, istifini bozmadan şu cevabı vermiş:

   - Evet, bir yeriniz mi ağrıyordu?

   * Vefalı bir insan olan Mehmet Akif Ersoy, hasta olduğunu duyduğu dostu Hacı Besim Efendi’yi ziyarete gider. Besim Efendi hâli vakti yerinde olmasına rağmen eli pek sıkı olup para harcamayan biridir.

   Adam çok zayıf ve mecalsiz bir hâlde yatar vaziyetteyken şairimiz geçmiş olsun dileklerini iletir ve;

 “Hacı Efendi, der, sizi çok zayıf görüyorum, bir tavuk kestirseniz, çorba falan yapılsa” der.

Besim Efendi:

   -Siz ne diyorsunuz Akif Bey, diye çıkışır. Dünyanın bin türlü hâli var, para pul harcamaya gelmez.

Hakikati her zaman ve her yerde söylemeyi şiar edinen Akif, tebessüm eder:

  -Hacı Efendi! Dünyanın o bin türlü hâlinden dokuz yüz doksan dokuzu başınıza gelmiş, daha ne bekliyorsunuz?

* Mehmet Akif Ersoy, son hastalığı esnasında hastanedeyken dostu Ferit Kam ziyaretine gelir. Sohbet sırasında neşelenen ve gülen şairin dişleri bütün beyazlığıyla ortaya çıkar. Ferit Bey, bu görüntüye hayran kalarak:

   “Aman üstadım, ne kadar beyaz dişleriniz varmış! Hiç fark etmemişim.” deyince Akif, dostuna sevgiyle bakarak şöyle cevap verir:

   “Ben şimdiye kadar sana dişlerimi hiç göstermedim ki!”

*Yeni kurulan devlet için bir “Millî Marş” yazılması hususunda Büyük Millet Meclisi’nin altı ay müddet vererek açtığı “İstiklâl Marşı Müsabakası”na muhtelif şâirlerin gönderdiği tam 724 şiir gelmişti. Bunlar Maarif Vekâletinde teşkil edilen bir komisyonda incelenmiş ve içlerinden altı tanesi seçilerek Meclis Matbaasında bastırılıp meb’uslara dağıtılmıştı.

   Mâarif Vekili bulunan Hamdullah Subhi Bey, müsabakaya “nakdî mükâfat vadedilmiş olması yüzünden” iştirâk etmemiş olan şâir Mehmed Âkif Bey’e müracaat ederek, yazmasını istemişti. Bunun üzerine Mehmed Âkif Bey “Ben mebusum, müsabakaya iştirak etmem, ayrıca yazarım” diyerek teklifi kabul edip, ikamet etmekte olduğu Tâceddin Dergâhı’nda, “Kahraman Ordumuza” ithaf ettiği İstiklâl Marşı şiirini yazdı.

* Bir gün Üstad’a sordum:

   -İstiklâl Marşı’nı niçin Safahat’a koymadınız?

   -Onu millete hediye ettim, dedi; artık o, milletindir. Benimle alâkası kesilmiştir. Zaten o, milletin eseri, milletin malıdır. Ben yalnız gördüğümü yazdım.

*Haksızlığa asla tahammül edemeyen Mehmet Akif Ersoy, Veteriner İşleri müdür yardımcısı görevini üstlendiği yıllarda müdürünün bir haksız karar ile azledilmesi üzerine görevinden istifa eder.

**

Yaz Mutluluğu

Sen bir karanfilsin, delisin

İçlisin de, bükersin hemen boynunu

Mendilimin içindeki kirazdır

Mendilimin içi kiraz

Bilmem ki, ne desem, yaz mutluluğu.

Nasılız ay ışığındaki dostum

Bütün bir gecenin uykusuzluğu

Bak şimdi her şey bir dengeye uydu

Bir domates, birkaç domates hemen hemen tartıldı

Bir sancı gibi yerleşti şuramıza özgürlük

Kirazlar kirazlar

Gözyaşları günbatımının

Karanfil kokusu.

Demiştim, evet

Söz haziranın

Şurdan burdan bir vapura binildi

Gümüş kafesinde denizin

Bir sürü kuştan geçildi

Sevgilim, canım mendilim.

Bir karabatak sürüsü dadandı bordamıza

Dadansın iyi

De bana kim bulacak denizin kalbini

Yeşimden oyulmuş ağaçlar

Kıyılarda

Kim bulacak kıyıların kalbini

Hepsini anlat, hepsini.

Anlat ki

Güneşli günler de sıkabilirmiş insanı

Bir raslantı gibi gelen mutluluklar da

Susarsak susarmışız da, ölçemezmiş kimse derinliğini

Kim bulacak derinliğin kalbini

Sana kızar mıyım hiç

Bana bir gül ver.

Sevgilim, canım mendilim

Mendilim kiraz dolu

Anlatamıyorum galiba

Hüzün değil yaz mutluluğu.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75