Dağlar ülkesi Andorra

banner37

banner87
Dağlar ülkesi Andorra
banner90
banner8

Münevver Nizam  KAHVECİSOY

Avrupa haritalarını incelediğinizde, Fransa ve İspanya kara sınırında minik bir ülke gözünüze çarpacaktır; Andorra. Baş döndürücü yükseklikte kurulu olan bu ülke yılda 10 milyona yakın turisti hiç yorulmadan ağırlıyor. Neden ağırlamasın ki; Avrupa’nın birçok ülkesinden daha ucuza alışveriş yapılabilinecek bir yer ve kış turizmi açısından son derece de önemli. Sadece bununla da sınırlı değil bu minik ülkede gezilecek inanılmaz güzellikte birçok yer var.

Andorra gezisinin bizim için bir diğer önemi de bebeğimizle birlikte yaptığımız ilk gezimiz olmasıydı. Çocuk ve bebekle gezilmesi muhtemel ülkelerden birisidir.

İspanya üzerinden yol alarak ve dağlar aşarak, ülkeye giriş yaptık. Öncesinde bomboş görünen dağlar, ardında gizli bir ülke saklıyordu. Andorra her ne kadar Avrupa Birliği’nde olmasa da ülkeye giriş ve çıkışlarda herhangi bir sorun yaşanmıyor. Sınır noktasından sonra karşımıza minik ve modern bir Avrupa başkenti açılıyor.

Yol aldık sonra, bir vadi yatağından dev bir dağ kütlesinin sağımızda ve solumuzda yükseldiğini izledik. Bu kütlenin her iki yanı da dokuya nerdeyse uyumlu yapılarla donanmıştı. Ayrıca bulutlar, tüm vücutlarını ağırlıklarından dolayı kaldıramayarak, dağ silsilelerine yaslanmış vaziyette önümüzde uzanıyordu. Her ne kadar asfaltta yol alsak da, sağımız-solumuz bir doğa senfonisi içerisinde dönüp duruyor, tüm her şeyin tersine doğanın medeniyeti yuttuğunu görebiliyorduk.

Başkent Andorra La Vella’nın kuzeyinde Soldeu bölgesindeki otelimize geldiğimizde, dağların, şehirler için daha da az yer ayırdığına şahit olduk. Hemen arkamızda uzanan tepeler, kışın kayak yapma arzusunda olanlar için muhteşem bir alan sunmaktaydı. Ancak şimdi yazdı ve yazın yeşilliği dağları üzerine serili bir çarşaf gibi hafif rüzgarla sallanıyordu.

banner134

Otelimize yerleştikten sonra Andorra’yı keşfetmeye çıktık. İlk durağımız 11. yüzyıldan kalma ve Andorra’nın kültür mirası olan Aziz Joan de Caselles kilisesi oldu. Bu küçük kilise, Andorra’nın diğer birçok yapısı gibi bu dağlarda bulunan taşlar kullanılarak yapılmış harika bir eser. Sadece bu da değil etrafında yükselen tepeleri ve hemen aşağısında akan suyun harika sesiyle, muhteşem bir ortaçağ eseri.

Ardından Canillo’ya gelerek teleferik ile önümüzde yükselen tepelere doğru çıktık. Artık karşımızda yükselen dağlarla aynı seviyede, birbirine dayanarak ufukta ve bulutların arasında kaybolan karlı zirveleri daha etkileyici bir şekilde görebiliyorduk. Bulunduğumuz yerde çocuk parkı ile gezilecek diğer doğal alanlar vardı. Ayrıca hemen altımızda açık bir teleferikle ulaşabileceğimiz, yapay bir göl.

Buradan ayrılıp, Fransa sınırına yakın sayılan Soldeu bölgesinde tekrar teleferiğe binerek yine zirveye çıktık. Burada oluşturulan golf sahası ile hemen arkasında yağlıboya tablo gibi görünen dağ manzarasını izledik.

Bu gezimizi tamamladıktan sonra başkente geçtik. Başkentin antik sokakları ile modern caddelerin birleştiği alanlarda çokça güzel mimari eserler görerek, alışveriş merkezlerinin olduğu bölgede kalabalık içerisinde kaybolduk. İnanılmaz derecede ucuz sayılabilecek marka ürünler, ek vergi alınmadığından dolayı birçok Avrupalıya son derece uyguna gelmekte. Özellikle İspanya ve Fransa’dan gelen insanlar bu sokaklarda alışveriş yapıyorlar.

Sokak ve cadde kalabalıklarından sıyrıldıktan sonra, Andorra’yı yüksekten görebileceğimiz bir tepeye tırmandık. Tepeden aşağıya baktığımızda, bir vadi arasında var olmaya çalışan bir şehrin, sessizce uzandığı yatağındaki etkileyici görüntüsünü izledik.

Gezmeyle kalın.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75