banner6

DJ Burak Gezer

banner37

Sabırla zor engelleri aşmanın, mesleğine sarılmanın vücut bulmuş hali

DJ Burak Gezer
banner99

Özel gereksinimli bireyler için rol model oldu… DJ Burak Gezer, bir özel gereksinimli birey için bu ülkeyi çoktan terk edecek birçok engeli sunan devlet otoritesine sanatıyla, sahneden söylediği sözle ve ek olarak yaptığı ses sistemi kiralama/kurma işi ile karşı durarak adeta bu camiada rol modeli oldu.

Murat OBENLER

Burak Gezer, ülkeye 2 yaşında gelmesine rağmen 32 yıl vatandaşlık hakkını kazanamamış, hem de anne-babası-kız kardeşi vatandaşken…


Özel gereksinimli durumundan dolayı çok zor şartlarla karşılaşmasına rağmen yılmayarak sabırla çalışan Gezer, birçok zanaatkarlık yanında DJ’lik mesleğini de öğrenerek hayatını sahne üzerinde program yaparak kazanmaya başladı.


Bir özel gereksinimli birey için bu ülkeyi çoktan terk edecek birçok engeli sunan devlet otoritesine sanatıyla, sahneden söylediği sözle ve daha sonra da ek olarak yaptığı ses sistemi kiralama/kurma işi ile karşı durarak adeta bu camiada bir rol modeli oldu. Kendisini çok seven geniş bir sevgi, paylaşım, dayanışma, arkadaşlık-dostluk çemberi içerisinde mutlu bir şekilde hayatını sürdüren Burak ilerleme trendi olan bir hastalıkla yaşasa da geleceğe umutla bakıyor.

“Okulu 2. kata çıkmakta zorlandığım için bırakmak zorunda kaldım”

SORU: Sohbetimize ne zaman, nerede doğduğun ve nasıl bir çocukluk geçirdiğinle başlamak isterim. Bu rahatsızlığın doğuştan mı yoksa sonradan gelişen bir sıkıntı mı?

GEZER: 21 Nisan 1985 tarihinde Gaziantep’de doğdum ve babamın halı ve kilim dokuma ustası olarak (özel istek üzerine) Kıbrıs’a geldiğinden 2 sene sonra ailemle birlikte adaya gelerek burada yaşamımı sürdürüyorum. İki kardeşiz. 3 yıl önce babamı kanserden kaybettik. İlkokulu Atatürk’te okudum, Demokrasi Ortaokulu’na başladıktan bir yıl sonra okulu bıraktım. Sınıfım 2. kattaydı ve 2. kata çıkıp inmekte zorlanıyordum. Sınıfta tahtaya yazılan notları yazmakta zorlanıyordum. Küçükken çocuk felci geçirdim ve nörolojik sinirsel bu rahatsızlık yaş büyüdükçe daha da artarak devam etti. Tedavisi olmayan ve yaş ilerledikçe daha da kötüye giden (ilerleyen) bu hastalık ile uzun zamandır mücadele ediyorum. 4-5 yıl öncesine kadar destek alarak yürüyebiliyordum. Ortaokula bisikletimle gidip gelen bir kişiydim. Arkadaşlarımdan destek alarak merdivenleri çıkardım.

“En büyük sıkıntım anne-babam vatandaş olmasına rağmen beni yapmamalarıdır”

SORU: Okuldan ayrılarak işe mi girdin o genç yaşta?

GEZER: Okul sonrasında direkt hayata atıldım ve birçok işte çalıştım. Oto elektrikçiliği yaptım, internet kafede çalıştım vs. Ortaokul ve liseyi de okumak ve diploma sahibi olmak istiyordum ama olmadı ancak genç yaşta iş hayatına girmekten dolayı şikayetçi değilim. Benim en büyük sıkıntım bu ülkede annem de babam da vatandaş kız kardeşim de olmasına rağmen beni vatandaş yapmadılar. Neredeyse doğuştan bu ülkede yaşayan biri olarak vatandaşlık hakkımın verilmemesi benim hayatımın çok zorluklarla ilerlemesine sebep oldu. Bu benim için çok onur kırıcı bir durumdu ama maalesef karşımızda ülkeyi yönetenler herhangi bir utanma yaşamadılar. 18 yaşıma geldiğimde 3 kez dönemin Sağlık Bakanı Mustafa Arabacıoğlu’nun önüne giden belgemi sırf devlet bir engelli maaşı daha vermesin diye imzalamadı. Benim hayatım sürekli oturma izinleriyle geçti.

banner134

“Kulağım müziğe yatkındı ve DJ abilerimizden eğitimler alarak bu işe girdim”

SORU: Senin müzikle ve DJ’likle tanışman nasıl oldu? Bu işi küçüklükten beri biliyor muydun?

GEZER: Gençliğimizde yaşımız tutmadığı için barlara tanıdıklar vasıtasıyla girerdik. Ben de nasıl müzik yapıldığını merak eder ve müzik sistemi masasını izlerdim. Ömer Alaçam (Akustik Müzik) abimiz sağ olsun benimle çok ilgilendi. Üzerimde çok emeği vardır.  Ben bisikletle gezerdim ve özellikle Sarayönü meydanında müzikli mitinglere gider ve TIR dorselerinin üzerindeki işi takip ederdim. Benim kulağım müziğe yatkındı.

Bir gün Corado Bar’ın sahibi Salih Konti benim müziğe ilgimi görünce oranın DJ’i olan Salih Hafız’ı çağırdı ve o bana öğretti. DJ’lik hayatım 2008’de orada başladı. Daha önce bilgisayar da biliyordum diye öğrenme sürecim hızlı oldu. Salih arkadaşımızla daha sonra birlikte de çaldık. Bora Kondoz (DJ Bora) abiden bu konuda eğitim de alarak kendimi geliştirdim. Kendime bir de müzik sistemi kurdum.

“Beni dinleyip de tekrar gelip sormaları benim için çok büyük mutluluk”

SORU: Reggae barların ve doğal olarak da DJ’lerin çok da çalmayı tercih ettiği bir müzik değildir. Bu reggae çalma sevdan ne zamandır vardır? Sen bir reggaeci misin yoksa ticari olarak mı bu müziği çalıyorsun?

GEZER: Benim reggae hayatım Imagine Bar’da Resident DJ olarak çalışmamla başladı. Sağ olsunlar barın sahibi Hüseyin Ekinci abi ve Erdoğan bana çok destek verdiler. Daha öncesinde ticari, hareketli bir program çalıyordum. Birçok clup, bar, festival, şenlik, açılış, konferans ve özel organizasyonda sahne aldım. Beton Orman grubu Rast rasmemo-Dabfrog abilerimizin benimle şarkı arşivini paylaşması ile zengin bir reggae müzik arşivim oldu. İnsanların neler istediğini de zamanla öğrendim. Hem benim hem de insanların hoşuna giden bir tarz oluşturdum. Bazen 3-4 DJ arka arkaya çalarız. Onun da keyfi başkadır. Hem sen eğlendirirsin insanları hem de sen de izleyici olarak eğlenirsin. Beni dinleyip de bir hafta sonra tekrar gelip soranlar olur. Bu benim için çok büyük bir mutluluktur.


Daha sonra Halil abi ve Ömer abinin desteğiyle hoparlörler ve ekipman aldım ve müzik sistemi kiralama işine girdim. Ferdi Çuhadar arkadaşla beraber birkaç yıldır ufak tefek bu işi de yapıyoruz. O benim elim ayağım olur.

“Benim hayatım DJ’lik ve müzik sistemi kurmakla geçer”

SORU: DJ’lik ve ses sistemi kurma dışında nelerle uğraşırsın?

GEZER: Ben yani baktığında müzikle ilgili işler yapıyorum. Benim hayatım DJ’lik ve müzik sistemi kurmakla geçer. Bunlar bana yeterlidir ve bunlar üzerine çalışırım. Yeni parçalar dinlerim, playlistleri güncellerim, yeni set up’lar yaparım. Çoğu insan bu işi kolay zanneder ama değildir. Bir mekanda sahne alacaktım ama içeri girip dj.im dediğimde mekan sahipleri durumumu garipsediler. Ama çıkarak çaldım ve program sonrasında şaşkın ifadelerle bana baktılar. Yine özel bir organizasyon için gittiğim bir otelde halkla ilişkiler görevlisi benim DJ olduğumu görünce çok şaşırmış ve bir süre afallamıştı. Takdir edenler de var, garipseyenler de var ama ülkemizde özel gereksinimli bireylere karşı bilinç giderek artıyor.


Kılınçlı Takımı adlı bir balık avcılık kulübüne üyeyim ve birlikte balık avlamaya gideriz. Bazen arkadaşlarla çadırlı kampa da gideriz.

“Bu ülkeye geldikten 32-33 yıl sonra vatandaşlık hakkımı alabildim”

SORU: Özel gereksinimli durumundan dolayı ülkedeki bu kişilerle ilgilenen derneklerle ilişkilerin nasıl oldu?

GEZER: Vatandaş olamadığım için hiçbir derneğe de üye olamadım. Beni faal üye yaptılar. Dernekten Günay Kibrit abim de vatandaşlık hakkımın bana verilmesinde çok uğraştı, Aral Moral’ın yardımları oldu, İçişleri Bakanı Ayşegül Baybars’ın da bu hakkımın bana verilmesinde destekleri oldu ve en sonunda bu ülkeye geldikten 32-33 yıl sonra vatandaş oldum. Sonrasında gidip başvurdum ve 6 aydır engelli maaşı alıyorum.

“Trafikte engelliye saygı, biraz daha  kültür, biraz daha farkındalık”

SORU: Özel gereksinimli bireylerin toplumda fırsat eşitsizliği yaşadığı birçok durum yaşıyoruz. Sonrasında bunalıma girip kendilerini eve kapatıyorlar. Senin de başından böylesi olaylar geçti mi?

GEZER: Doğru bir tespit yaptın. Bir yere alışverişe gidersin ama dükkana giremezsin. Bazısı sana yardım eder bazısının ise umurunda olmaz. Ama bilinç artıyor. Eskiden karşı karşıya geçeceğinde seni umursamazlardı şimdi insanlar (çoğunluk) görür görmez duruyor. Bir mekana veya alış verişe gideceğinde ihtiyaç varsa hemen yardıma koşuyorlar. Ama bazı trafik kültürü olmayan şahıslardan da bu engelli camiasının çok çektiğini söylemek isterim. Trafikte engelliye saygı ve biraz daha kültür biraz daha farkındalık diyorum.

“Devlet altyapı yapmamakla doğrudan suçlu konumda”

SORU: Kamusal alanlarımızı nasıl buluyorsun? Hükümetler ve yerel yönetimler engelli dostu bir ülke yaratabiliyor mu?

GEZER: Ben şehirde kaldırımlarda hareket etmekte zorlanıyorum. Yollarımız bizim sandalyelere müsait değildir. Bazen çukurlar bazen mazgallar bizim için büyük bir risk oluşturuyor. Kaldırıma çıkmak istersin ama araba işgali dolu. Nasıl ilerleyeceksin trafikte? Saygılı sürücüleri tenzih ederek söylüyorum lütfen onlar üzerine almasın ama “Bu ülkede engellilere trafikte saygı yok”. E ne yapacaksın? Tekrar eve dönüp kapanınca da bunalımlı bir hayata kapı açıyorsun. Devlet altyapı yapmamakla doğrudan suçlu konumda. Baktım düzeleceği yok. Ben de sıradan bir vatandaş gibi hareket edebileyim diye tekerlekli sandalyemi de taşıdığım arkası olan küçük bir motorcuk aldım. Avrupa’dan barlara gelen arkadaşlar özellikle İskandinavya ülkelerindeki engellilere tanıdıkları hakları, sundukları imkanları anlattıklarında oralarda yaşamayı çok istedim.

“LTB benimle yakından ilgileniyor, hizmetlerinden memnunum”

SORU: Bir Lefkoşalı olarak LTB’nin Engellemeyen Lefkoşa çalışmalarını nasıl buluyorsun? Sen de bu hizmetlerden faydalanıyor musun?

GEZER: LTB ile ilişkilerim çok iyidir. Benle yakından ilgileniyorlar. Gerek alıveriş gerekse hastane taleplerimde evden alıp eve bırakıyorlar, hasta olursam gelip evde bakıyorlar, ilaç ihtiyaçlarımı karşılıyorlar.  Annem ve bana her gün LTB Paylaşım Mutfağı’ndan bir öğün yemek getirirler. LTB’nin etkinliklerinde de DJ olarak yer aldım. Dünya Engelliler Günü’nde yer aldım.

SORU: DJ olarak sosyal sorumluluk projelerinde yer alıyor musun?

GEZER: Evet yer alıyorum. Kanser hastalarına yardım amaçlı bir şeyler yaptık. Kermesler yapılıyor, festivaller yapılıyor gidip çalıyorum.

SORU: DJ’lerin çevresi iyi olur. Senin çevren nasıldır?

GEZER: Çok iyi bir arkadaş çevrem var. Eskiden Ciğerci Ahmet’in dükkanın karşısında Alaybey Sokak’ta 2 katlı bir evde otururdum. Evin 2 katlı olmasından dolayı Abdi Çavuş’ta tek katlı bir eve taşındık. Arkadaş çevremin de taşınma sırasında çok destekleri oldu. Çocukluktan beri iyi arkadaşlarım oldu. Devletten çok sevenlerimin, arkadaşlarımın desteğiyle bu günlere geldim.


Bir zamanlar bir yerden tekerlekli sandalye istemiştim ama olmadı. Arkadaşıma söyledim ve kendi aralarında para toplayarak bana sandalye aldılar. Yine Mehmet Kumser Skylap ve ZAYDER tarafından da bana tekerlekli sandalye alındı. Bu benim 3.sandalyem. Bir öncekini hastanede ihtiyaçlı bir abime verdim. Daha önce bana Türkiye’den biri tarafından verilen pahalı ve donanımlı akülü arabayı da bakımı çok masraflı olduğundan ve ben hareket etmeyi tercih etmemden dolayı başka birisine verdim. Benim rahatsızlığım gereği hareket etmem lazım. 

Ben ayrıca çocukluktan epilepsi hastası olduğum için hayatımda beklenmeyen sara nöbetleri geçirdiğim uzun bir dönemim de oldu. 6-7 yıl öncesinde ise uyguladığım zor tedaviden başarılı çıktım ve bu haftalığı atlattım. İbrahim Koçak ve Ferdi Çuhadar nöbet geçirdiğim sırada beni hızlıca hastaneye götürdü ve hayatımı kurtardı.

DJ Yusuf Coşkuner abimin üzerimde emeği çoktur. O bu işlerin babası, atasıdır. Coşkuner Dance Clup ve Basement’te düzenlenen rap gecelerinin DJ’liğini yaptım. Onunla aile gibi olduk Onun sahnesinde de onla birlikte çalıştım. Benim için büyük onur onla çalmak. Yine bir iş olduğunda bana seslenir.


Benim çevremde bana güvendiği için gecenin bir vakti evimin kapısını çalmadan girip benle dertleşen de vardır, saatlerce derdini anlatırken kendinden geçen de vardır. Birçok arkadaşımla evimde yemekler yapıp yiyoruz.

SORU: Sevdiğin DJ’ler kimlerdir?

GEZER: Ülkemizde Yusuf Coşkuner, Bora Kondoz (Dee jay.Bora), Hasan Çolakoğlu (Mr.Joker), Ertu Coşkuner (Reverse İmpact), Barış abi (Baron) Atesh Kozal (Atesh K.) diyebilirim. Türkiye’den çalışma imkanı da bulduğum prodüktör-DJ.Emrah İş’i çok severim. DJ Burak Yeter’i çok severim. DJ’likte kral Ahmet Kılıç (Deep house) var. Bunları hep takip ederim. Birçok müzik platformunu da takip ederim.


Bizde çok güzel projeler üreten arkadaşlarımız var ama bizde bir yere kadar ilerleyebilirsin. Bizde müzisyenlikte de böyle oluyor. Bu işlerin gideri çok geliri yok. Bu en büyük sıkıntımız. Yurtdışında iyi iş yapanın her zaman önü açıktır.

“Evde 6 papağan ve 6 balığım var, pandemide araştırma yaparak evde anfi yaptım”

SORU: Pandemide çoğu sanatçı çok büyük ekonomik-psikolojik zorluklar yaşadı. Sen bu süreci nasıl geçirdin?

GEZER: Çoğu özel gereksinimli arkadaşlarım insanların kendilerine garip bakmalarından korktukları için evden çıkmıyorlar ama ben de tam tersine eve az giren aktif birisiyim.  Ben bu arkadaşların evden dışarıya çıkıp sosyalleşmeleri için onlarla bolca konuşuyorum. Moral vermeye çalışıyorum. Pandemiden dolayı ne dernekte ne arkadaşlar arasında bir şey yapabiliyoruz. Bizlerin daha fazla dikkat etmemiz gerekiyor. Evde 6 adet krokodil papağanı ve 5-6 adet de balık var. Onlarla da güzel vakit geçiriyorum.  İnternette ilgimi çeken konuları internete girer araştırma yaparım. En son sağlıkla ilgili bir şeyleri araştırdım. Daha önce amfi yapımını merak ettim ve internette araştırarak kendime sıfır amfi yaptım. Evde yaptığım kendi üretimim bir anfim var.

Birçok arkadaşın evine,arabasına müzik sistemi kurdum,birkaç eve de aydınlatma sistemi kurdum.

“İlk kız arkadaşım beni engelli olduğum için terk etti”

SORU: Aşk hayatını da sorarak bitirelim mi?

Gezer: Tabi ki. İlk kız arkadaşım beni engelli olduğum için terk etti. 20 sene öncesinin sosyal medyası olan messengerde görüştükten sonra görüşmeye karar verdik ve kız arkadaşım benim bir arkadaşıma benle görüşmek istemediği mesajını gönderdi. İkinci bir kız da duygularımla oynadı. Evlilik noktasına geldiğimiz bir durumda bana olan davranışları 360 derece değişince olmadı. Bağlanıp terk edilmek çok kötü bir his yaratıyor.

Benim hayatımda yabancı kız arkadaşlar da oldu. Polonyalı bir arkadaş ile tanıştım, onla da özel bir şeyler yaşadık, evime de gelip ailemle de tanışmıştı. Beni sırtında taşımak bile istedi. Bana çok saygı duyan, seven ve hayatı paylaşan bir kızdı.

SORU: Hastalığın yıllar içinde inişe geçerken sanatçı kişiliğin, mesleki başarın ve güçlü karakterin de sürekli bir çıkış yaşıyor. Özel gereksinimli bir bireyin sabırla, sevgiyle, destekle çalışırsa çok şeyi başarabildiğine dair bir rol modeli oluşturuyorsun.

GEZER: Ben de öyle olduğunu düşünüyorum. 38-40 yaşında eli ayağı tutan ama işlemeyen kişiler biliyorum. Eğer isterlerse çalışabilirler. Ben bunun canlı bir örneğiyim. Kalıtsal rahatsızlığı olan ve ilerlemekte olan biri olarak (belki de bir süre sonra yatalak olacağım) kendi ayaklarımın üstünde durabilmek için gayretle uğraşıyorum ve bunu başarabiliyorum da (en azından bu güne kadar).

KISA KISA...KISA KISA..KISA KISA

Yusuf Coşkuner; Saygılı, dürüst, başarılı

Fitness salonu; Zindelik, huzur, mutluluk

DJ seti; Benim hayatım

DJ’lik; Çok sevdiğim mesleğim

Sahne; Bambaşka bir yer, özgürlük

Dinleyici/izleyici kitlesi; Güzel enerji akışı

Derviş Zeybek; Fedakarlık, anlatılmaz yaşanır

Atesh K;  İşinde çok iyi, technoya güzellik katan DJ.

Bob Marley; Baba, reggaenin kralı, derin kültür/yaşam

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner104