banner6

Doğru kişi mi ?

banner37

Doğru kişi mi ?
banner150 banner151 banner143

Psk. Ayla KAHRAMAN



Aşka düşmek, kadın ve erkeğin beklentilerindendir.

Evet başarı güzel. Bol para, kariyer falan.

Ancak işin ciddi bir tarafı da âşık olmaktır.

Cinsiyet bilinci gelişmeye başlar başlamaz, aşk da tohumlarını serpiştirmeye hazırlanır.

Bir gün süren ana okul aşklarını bilirsiniz. Yaşadınız, çocuğunuzda veya öğrencinizde gözlemeye devam ediyorsunuz.

O yaşın gerçek aşkı budur ve özüne uygun olarak bir biter, bir başlar.

Orta çocukluk yıllarında, aşk, kuytu köşelere çekilir. Çocuklar, kendi cinslerine yaklaşırken karşı cinsin gizem dolu çekiciliğine yönelik düşlere dalıp giderler.

Ergenlik. Uzun ve sancılı dönem. Yaşam yolunun en tatsız uğraşılarının yüklendiği bu süreçte, aşk farklı bir değerdedir.

Aşkın rengi kırmızıysa, ergen aşkı yanan bir kırmızıdır. Şiddetlidir, bağlayıcıdır ve gencin dünyasının merkezindedir. Duyguda ve bedende yaşanan değişimlerden başı dönen genç; aşk acısına karşı, zayıftır, dünyayı karşısına alacak kadar güçlüdür: Aşk başka bir kapıyı çalana kadar.

Her dönemde yaşanan deneyimler ne olursa olsun, zaman geçer ve kadına, erkeğe farklı bir olgunluk yerleşir. Bu noktada, aşka sorulan soru değişir: Doğru kişi mi?

Aşk artık kendi içindeki anlamından çıkmıştır ve bütünleşeceği gerçek birini aramaktadır. Aşka âşık olma devri bitmiş, sevgiliyi aşka yakıştırmak yerine, aşkı sevgilide arama dönemi başlamıştır.

Bu soru, çok gençken sorulmaz. Aşk ateşiyle tutuşmuş iken de sorulmaz. Tek ve son kişi için hazır olunduğunda ortaya çıkar.

Zorluk da burada zaten. İlişkinin yaşattığı güzelliklere dalıp gitmek; sonsuz bir uykuya sürüklemez çiftleri. Bir şekilde, her ilişkinin balayı sürecindeki coşkusu,sükûnet ile tanışır ve doğal olarak bu noktada, gündelik yaşamın da beslediği hayal kırıklıkları, aşk acıları, tartışmalar sahnedeki yerini alacaktır.

Alması ile beraber aşk da sınava girer.

Duraklama, çiftin her bir eşinin doğal hallerinin, oldukları biçimin ortaya çıkması için gereken kısa bir soluklanmadır.

İşte o zaman beraber yaşayacağınız, hatta yaşlanacağınız bir hayatın eşiğinde olduğunuzu fark eder ve bu soruyu sorarsınız.

Nedir, kimdir bu doğru kişi?

Hem sevdiğiniz hem de seçtiğiniz olmasını arzu ederken nelere dikkat etmelisiniz?

Sadece sevgiliyi değil, kendinizi de büyüteç altına almanız gerekir. Kendinizi çok beğeniyor ve doğru görüyorsanız ve arayışınız bu büyüklük algınıza göre olursa, doğru kişiyi bulamazsınız.

Kusurlarınız, birbirinize yönelik tahammül sınırlarınız, hoşgörü, anlayış ve vericiliğiniz de sınava girmelidir.

Birbirinizi değiştirmeye yönelik bir beklentiniz varsa ve sizi ilişkiye bağlayan buysa, hemen vazgeçin. Ya fikrinizden ya da sevgilinizden. Olmayacak bir düştür bu.

Gerçekten birbirinizi olduğunuz gibi kabul etmeli, ufak hataları görmezden gelmeli, kişilik uyumunuzu ve elbette duygusal, bedensel çekiciliğinizi de dikkate alarak karar vermelisiniz.

Unutmayın ki onca kişi arasından siz bu kadına veya erkeğe âşık oldunuz. Ona bağlandınız, onunla paylaştınız. Tatlı, romantik, tutku dolu zamanlar geçirdiniz.

Şimdi sıra zor zamanlarda, çatışmalarda, acılarda ve yaşamın çözüm bekleyen düğümlerinde de beraber olmadadır.

Bu nedenle, doğru kişi mi sorusu sadece oluşuğu anı değil; ikilinin başlangıçtan o ana gelene kadarki sürecini de kapsayan bir arayış gerektirir.

Doğru kişinin kim olduğunu arama uğraşı, iki kişiliktir.

Hem kendinize hem de sevgilinize yönelik yaşayacağınız yaşamsal bir deneyimdir.


 

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110