Gerçek olayları, tiyatroyla anlatıyor

banner37

Dramaturg-Akademisyen İsmihan Yorgancı’nın, 2009’dan beri üzerinde çalıştığı ve 8 tiyatro eserinin yer aldığı ‘Toplu Oyunlarım 1’ isimli kitabı çıktı

Gerçek olayları,  tiyatroyla anlatıyor
banner90
banner99

   “Herkes bir gün hayallerine kavuşacak. Azmetmek ve çalışmak çoğu zaman yeterli olacaktır” diyen Dramaturg-Akademisyen İsmihan Yorgancı, 2009’dan beri üzerinde çalıştığı tiyatro eserlerini ‘Toplu Oyunlarım -1-’ isimli kitapta topladı.

   Sekiz oyunun yer aldığı kitapta bir çocuk ve bir de Karagöz-Hacivat gölge oyunu bulunuyor.

   Kitapta yer alan diğer oyunlar ise sırasıyla; İstiridye Kadınlar, Ödül, Kuş Evi, Gerçekle Düş Arasında, Karagöz’ün Oğlu, Kanlı Noel’in Ayak Sesleri, Ganimet, Zindanda.

   Yorgancı, kaleme aldığı ve kitapta yer verdiği eserleriyle ilgili açıklamasında, “Kadın sorunlarını konu aldığım ilk üç oyunumda, toplumsal baskı, değişen aile ahlakı, evlilik ve birlikteliklerin yarattığı, sosyal ve psikolojik durumlar sorgulanmakta. Kıbrıs gerçeklerinden yola çıkarak yazdığım diğer oyunlarım ile hem oyun yolu ile tarihe tanıklık edilmekte hem de sosyal, ekonomik, siyasi durumlar göz önüne serilmektedir” dedi.

   Dorlion yayınlarından çıkan kitap, Türkiye Cumhuriyeti’ndeki tüm kitap evlerinden internet üzerinden sipariş edilerek ve Kıbrıs’ta Işık Kitapevi ile Deniz Plazalardan alınabiliyor.

“Yazma işi meşakkatli bir iş”

   “Toplu Oyunlarım 1” kitabında 8 oyun var…

     Yorgancı, bazı eserlerini Yakın Doğu Üniversitesi Sahne Sanatları Fakültesi, Tiyatro Bölümünde Dramaturgi lisans eğitimi aldığı dönemde yazdı.

   Zaman içerisinde de bunlar üzerinde çalışarak yetkinleşmesini sağladı.

   Yorgancı, “Yazmak, meşakkatli bir iş. Bir oyunun üzerinde uzun bir süre çalışabiliyorsunuz. Ben de üzerinde çalıştığım oyunlarımı, tamamlandığına inandığım zaman dosyalayıp biriktirdim uzun zaman” dedi.

   Yorgancı, oyunlarını kitaplaştırmaya karar vermeden önce de, ‘Zindanda’ ve ‘Kuş Evi’ adlı eserleriyle çıktığı yolcuğunu şöyle paylaştı:

   “Bu zaman zarfında Zindanda ve Kuş Evi adlı oyunlarımı Kıbrıs Türk Devlet Tiyatroları’nın açmış olduğu 1. Üner Ulutuğ oyun yazma yarışmasına göndermiştim. Zindanda oyunum sıralamada 3’üncülüğü, Kuş Evi oyunum da dördüncü sırada yerini aldı. Sonra bu oyunlar Devlet Tiyatrosu tarafından diğer oyunlarla beraber kitap olarak basıldı. Daha sonra ben, Beşparmaklar Tiyatro Festivali’nde Kuş Evi adlı oyunumu sahneye koydum. Zaman içinde bir araya getirdiğim bu oyunlarımı kitap olarak yayınlamaya niyet ettim”.

  

“Eserlerimin hayat bulmasını istiyorum”

banner134

   Yorgancı, oyunlarını kitaplaştırma sürecini adım adım anlatmaya şöyle devam etti:

    “Her ne kadar bir oyunun sahnede oynanmak için yazıldığına inansam da daha çok tiyatro insanına, yönetmene ulaşmaları için kitap olarak hayat bulması için girişimlerde bulundum. Tabii ki öncelikle kendi yaşadığım ülkede, Kıbrıs’ta basım evlerinden fiyat aldım. Maddi olarak risk alacağım bir rakam olmadı. O nedenle oyunlar beklemeye devam etti. Bir ara üniversitede kitabın basılması için çaba harcamıştım. Olmadı. Kitabımın önsözünü ustam Doç. Dr. Zerrin Akdenizli hocamdan rica etmiştim o zaman. Bugün kitabımın önsözü ona ait.

    Pandemi dönemi ile birlikte evlerimize kapanma aylarımızda Dorlion Kitap evinin bir duyurusu sosyal medyada önüme düştü. Yoğun iş temposundan dingin bir döneme girdiğimiz o günlerde oyun dosyamı tekrar önüme aldım. Kitap evi ile e-mail yolu ile bağlantı kurdum. Önce onların, dosyadaki oyunların kitap olup, olamayacakları ile ilgili kanaatlerini bildirmeleri önemliydi. Dosyamı kitap evine gönderdim. On beş gün sonra eserlerimi kitaplaştırmaya değer buldular. Uygun şartlarda karar kılarak kitabın yayınlanma çalışmalarına başladık”.

   Yorgancı, temmuz ayında basılan kitabın, Türkiye’de Dorlion yayınları ve tüm kitap evlerinden, internet üzerinden de sipariş vererek alınabileceğini, Kıbrıs’ta Işık Kitap Evi ve Deniz Plaza’da kitabın satışa sunulduğunu söyledi.

   “Toplu Oyunlarım-1” isimli kitabında yer alan ‘Kuş Evi’ ve ‘Ödül’ oyunu daha önce sahneye uyarlanarak, seyirciyle buluştu.

   Yorgancı, kaleme aldığı oyunlarını, sahnede canlandırıldığı günü ve yaşadığı bu mutluluğu şöyle anlattı:

  “Kuş Evi adlı oyunumu, Çatalköy Belediyesi, Beşparmaklar Tiyatro Festivali’nde sahnelemiştik. Oyunu, Çatalköy Belediyesi Tiyatro Su ve Girne Belediyesi Tiyatro Stüdyosu’nun ortak projesi olarak hazırlamıştık.  Kendim sahneye koymuştum.

   Ödül adlı oyunumu sanırım 2008-2009 eğitim yılında Yakın Doğu Üniversitesi Sahne Sanatları Fakültesi Tiyatro Bölümü, Dramatik Yazarlık-Dramaturgi Ana Sanat Dalı öğrencileri ve Yakın Doğu Üniversitesi Tiyatro Kulübü ortaklığında sahneye konmuştu. Oyunu, Bölüm öğretim Üyesi, hocam Doç. Dr. Zerrin Akdenizli sahneye koymuştu. Bizler için farklı bir tecrübe idi. Tiyatro yoluyla değişik fakültelerde okuyan öğrenciler bir arada, tiyatro yoluyla güzel bir aktivite yaratılmıştı. Bugün hâlâ o günlerden kalan arkadaşlıklar, dostluklar devam etmekte. Yazarlık sınıfı öğrencisi olarak insanın kendi yazdığı oyunu sahnede izlemesi de farklı bir tecrübe ve farkındalıktı.

   Kitaptaki oyunlarımın öncelikle Kıbrıs Türk Devlet Tiyatrolarında, diğer başka başka tiyatrolarda sahnelenmesini dilerim. Kendi ülkemizde; Kıbrıs’ta... Türkiye Cumhuriyeti Devlet Tiyatroları’nda ve özel tiyatrolarında sahnelenmesini isterim. Ancak uygun koşullar ve fırsatlar olursa ben de tabii ki kendi oyunlarımı sahneye koyarım”.

Önce sağlık…

  İsmihan Yorgancı’ya hedeflerini sorduğumda, hafif bir tebessümle “İlerleyen yılları görebilmemiz için öncelikle sağlıklı günlerimize geri dönmemizi diliyorum” cevabını verdi.

   Yorgancı konuşmasına şöyle devam etti:

   “Pandemiden dolayı eğitim yeniden yapılanırken, sanat çalışmalarımız durdu. Böyle zamanlarda sanat çalışmalarının desteklenmesi gerekli oysa ki… Çünkü sanat insanı hayatta tutan, ruh sağlığını koruyan ve psikolojik olarak geliştiren bir olgu… Ben kendi adıma yazarak daha sağlıklı kalmayı seçiyorum. Genelde oyun yazmak alanım olduğundan oyun yazmaya daha çok vakit ayırmayı planlıyorum. İleride Kıbrıslı Türk Tiyatro Oyun Yazarı olarak anılmayı isterim.

   Yazmak tabii ki hayatımda hep olacak. Olmalı. Çünkü ben yazarak var olmayı seçiyorum. Yaşadığınız toprakları, kendi insanınızı, kültürünüzü geleceğe taşımak, dünya insanına ben de varım. Biz de varız diyebilmek bir yerde yazmak. Üretmek. Yaratmak. Öğretmenlik, bildiğini, öğrendiğini paylaşmak, yol gösterici olmak. Aslında iki yol da; yazmak da öğretmenlik de paylaşma odaklı. Okuyorsunuz, izliyorsunuz, kendinizde biriktirdiğiniz bilginizi ve bilincinizi yazarak, kitap yolu ile… Öğretmenlik yaparak sözsel olarak aktarıyorsunuz diğer insanlara. Rehber oluyorsunuz. Bu bir döngü… Biz de siz de ben de okuyarak veya bir öğretmenin rehberliğinde bilgiye ulaştık. Hala öğrenmeye devam ediyoruz. Ve zannederim bu öğrenme süreci bitmeyecek. Sonra biriktirdiklerinizi paylaşma yolları arıyorsunuz. Ben de paylaşarak çoğalmanın yolunu böyle buldum. Eğitmeye-öğretmeye ve yazmaya devam diyorum”. 

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner75