İslim

banner37

banner87
İslim
banner90
banner99

Ergül ERNUR

   Gaz ocağı henüz insan hayatına girmeden önce yemek pişirmek için farklı ocaklar kullanılıyordu.

   Büyüklerimiz çocukluk ve gençlik çağlarını anlatırken, “ocaklık”tan söz eder. Annem de kendi gençlik dönemini anlatırken, ocaklığın önünde kardeşleriyle toplanıp, gabira yaptıklarını, zeytin pişirdiklerini anlatır.

   Bu ocaklık aslında şömineye benziyor.

   Sınır kapıları açıldıktan sonra Baf’ın Ayanni köyüne, annemin ailesiyle kaldığı evi ziyaret ettik. Evi ve çevresini gördüğümde, o güne kadar anlatılan tüm yaşanmışlıkları tek tek yerine koymuştum. İşte annemin ve diğer büyüklerimizin anlattığı ocaklığı orada gördüm. Hem ısınmak hem de yemek yapmak için kullanılan ocaklığın dar ağız kısmı dikkatimi çekmişti.

   Ocaklığın yanı sıra bir de nostaljide önemli yeri olan islimi de unutmamak gerekiyor. Bakırdan ve demirden yapılan islimlerin sesli ve sessiz yananları vardı.

  Alkol ve lambasuyuyla (mazot) yakılan islim, üç bölümden oluşuyor.

   Araştırmacı yazar Zekai Altan, bir yazısında islimi şöyle anlatıyor:

   “Deponun üzerinde lambasuyunu dökmek için depo kapağı ve lambasuyunun pompalanması için de pompası

bulunmaktadır. Deponun içerisinden üst kısma çıkan uzun bir boru görülmektedir.

   Depodan pompalanan lambasuyu bu boru aracılığı ile üste çıkarak ateşin yanmasını sağlar. Boru uzantısının ortasında küçük bir çanak vardır. İslimin ilk ateşlenmesi bu küçük çanak içerisine dökülen ispirtorakısı (alkol) ile olur.

Buraya dökülen ispirtorakısı kısa bir süre yanmaya başlar. Bu arada depodaki lambasuyu pompalanarak

yukarıya verilir ve ateşlenme sağlanır. Küçük çanaktaki ispirtorakısı yandıktan sonra buradaki ateş söner ve

islimin üst başındaki ateş yanmaya devam eder”.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107

banner75

banner108