Müzik için güçlerini birleştirdiler

banner37

Ülkemizin iki değerli sanatçısı Cahit Kutrafalı ve Hüseyin Kırmızı, müzik sektöründeki kişilere aranje hizmeti vererek, müziğin mutfağındaki üretim alanını zenginleştirmek istiyor

Müzik için  güçlerini  birleştirdiler
banner99

Murat OBENLER
 

   Müzik alanında 20 yıllık profesyonel tecrübeye, müziğin mutfağında bilgi ve birikime sahip sanatçılar Cahit Kutrafalı ve Hüseyin Kırmızı (Japon) bu işin mutfağı sayılan düzenleme noktasındaki güçlerini birleştirme kararı aldı.

   İki değerli sanatçı müziğin mutfağındaki bu büyük adımla ülkedeki müziğin içeriğinin zenginleşeceği ve kalitesinin gelişeceğini düşünüyor. Bir ülkeyi ve toplumu tanıtmanın en etkili yönteminin bilim, kültür-sanat ve spor olduğuna vurgu yapan iki sanatçı, müziğin özel ellerden çıkması koşuluyla ülkeyi ileriye taşıyacak bu tür çalışmalar olduğunu dile getirdi.

SORU: Covid-19 pandemisinin ülkemizde de yaşandığı ve karantina uygulanan dönemin sizlerin müzikal yaşamınıza etkileri nasıl oldu?
KUTRAFALI: Bizim için o dönemde her şey online devam etti. O süreçte Süleyman Osman (Todds) ile “Dolama Dolamayı” üzerine bir şeyler yapalım fikri ortaya çıktı ama o dönemdeki garip döngü içerisinde o proje unutuldu ancak ben bunu ilerleterek kendimce bir düzenleme yapma işine girdim. Jacob Collier’in düzenlemelerinden esinlenerek armonik, ritmik olarak stabil olmayan bir düzenleme yaptım. Bana bu projeyi ortaya çıkartmakta Hüseyin Kırmızı (synth), Gürhan Nuray (çello), Eril Cambaz, Ezgi Akgürgen ve Ahmet Evan (vokaller) katıldı. Miksingde Emre Yazgın’ın imzası var. Kayıtları da Lefkoşa Re-Chord Stüdyosu’nda gerçekleştirdik.

SORU: Vokal olarak Eril, Ezgi ve Ahmet’ten oluşan 3 farklı sesi kullanmandaki sebep neydi?
KUTRAFALI:
Çok sesli müzikte katman olarak sesleri çoğalttığımda sopranodan altoya, tenordan basa kadar tüm sesleri tanımlayabilecek bir kişi olmadığı için farklı seslere sahip 3 müzisyen arkadaşla çalıştım ve istediğim armoniyi bütünleştirdim. Armoni bilgisi veya armoniye yakınlık da önemli bir tercih sebebidir. Armoni bilgisi olmasa da olur ancak ileri yetenekli biri olsan bile o duyduklarını başkalarına iletmek için yine notaya dökmek zorundasın. Müzik yeteneği ile müzik bilgisi birbiri ile bağlantılı ve paralel olması gerekir.

SORU: Daha önce de “Sarhoş Zeybeği” vardı. Anonim Halk Müziği eserlerine ilgin devam ediyor. Bunları yaparken tam olarak neyi amaçlıyorsun?
KUTRAFALI:
Dolama’ya gelen tepkilerden sonra bu konuya daha fazla motive oldum. Bu çalışmam bir günde 13 bini geçen bir izlenmeye ulaştı. Bu bir başarı ölçüsü değil tabi ki ama etki-tepkiyi görmek açısından motive edici bir etkisi var. Anonim Kıbrıs türkülerini düzenlemeyi ve çok sesli varyasyonlarını yapmayı isterim. Belki yaptıklarımı bir albüme de dönüştürebilirim. Bu tür düzenlemeleri yapan ve örnek aldığım değerli müzisyen abimiz Mehmet Ali Sanlıkol var.

SORU: Senin de bu tür düzenlemelerin olduğunu biliyorum. Senin Anonim Halk Müziği’ne yaklaşımın ve bu konuda bir ajandan var mı?  

KIRMIZI: Müzik ucu bucağı olmayan, hayatınızın sonuna kadar hepsini keşfetme imkanınız olmayan bir okyanus gibidir. Özgün üretim (beste) dışında düzenlemeler dünyada çok popüler. Ülkemizde de senfonik tarzda Ali Hoca’nın düzenlemeleri var, Kemal Belevi’nin eserleri var, pop formatında bazı çalışmalar var. Herkesin hayal gücünün çerçevesinde o parçayı tekrardan üretip insanlara sunan örneklerimiz var. Cahit’in yaptığı tamamen bambaşka bir dünyaya kapı açtı.

Kırmızı: Eğer yeni kitlelere ulaşmak istiyorsan

gelenekseli yeni formlarla  yorumlamak gerekir
 

SORU: Bizim ülkede bu cover ile aranje işler de çok net değil sanki?
KIRMIZI
: Cover yapmak bire bir düzeltebilme ve yorumlamayla alakalıdır. Aranje ise var olan bir parçayı mevcut formundan, soundundan bağımsız bir şekilde yeniden düzenleme anlamındadır. Bizim toplumda cover ile aranje kavramları arasında problemli bir anlam karmaşası vardır.
   Bizim kendimize has yüzyıllar içinde oluşan melodilerimiz var. Bunları Cahit’in yaptığı gibi dünya standartlarında formlara sokup daha fazla kitlelere(ülke sınırlarından dışarıya) taşımak çok önemlidir. Geleneksel olanı gelenekselin dışında yorumlamak çok önemlidir çünkü kültürel olanı zaten araştıran sosyologlar, müzikologlar vardır ama eğer yeni kitlelere ulaşmak istiyorsan gelenekseli yeni formlarla yorumlamak gerekir. Örneğin Türkiye’den Laço Tayfa.


   Uzak geçmişte, yakın geçmişte ve günümüzdeki örnekleri gibi eğer ülkeleri ve toplumunu tanıtmak istiyorsan en etkili yöntem bilim, kültür-sanat ve spordur. Bizim ülkede bu 3 olguya devlet bütçesinde pay bırakılmıyor. O yüzden Cahit bana böyle bir proje (Dolama) ile bana geldiğinde ben hem bir yurttaş olarak hem bir müzisyen olarak çok sevindim. Özel ellerden çıkması koşuluyla ülkeyi ileriye taşıyacak bu tür çalışmalardır. Bilim, kültür-sanat ve spor çok önemli ama içerisinde olduğum için de müzisyenlerin içinde nükleer bir enerji olduğunu biliyorum. Onu kullanmakla ancak ileriye gidilebilir ve toplumu geleceğe onlar taşıyabilir.

Kutrafalı: Bu işin mutfağındaki

güçlerimizi birleştirme kararı aldık
 

SORU: O zaman sahne ortamını, sektörü da bilen ve bu işin mutfağındaki iki kişi olarak bu konularda ileriye dönük düşünceleriniz/projeleriniz nelerdir?
KUTRAFALI
: Ülkemizde düzenleme konusunda gördüğümüz bazı eksiklikler vardır. Bizde düzenlemeyi çok düşünen yoktur, kimin ne çalacağı, nasıl çalacağı kaygısı yoktur, onu ilk kim çalacak kaygısı vardır. Sonra da x, y, z gelsin de hemen çalalım boyutu gelir. Biz bu işin mutfağındaki güçlerimizi birleştirme kararı aldık ve yılların getirdiği tecrübelerimizi bir araya getirerek müzik sektöründeki kişilere aranje hizmeti vererek mutfakta üretim alanını zenginleştirmek istiyoruz.
KIRMIZI: Bizler yıllardır bu eksiklikleri görüyoruz ve bunların iyileştirilmesi için yıllardır uğraşıyoruz. Aranje olarak düzenleme olayı bizde yetersiz düzeydedir. Türkiye’de mesela bir aranjör Onno Tunç gerçeği vardır. Sezen Aksu’yu Sezen Aksu yapan kişilerden biridir. Michael Jackson’un arkasında Quincy Jones vardır. Bu örnekler çoğaltılabilir.

banner134
   Bu alanda 20 yıllık profesyonel müzik geçmişimiz ve tecrübemiz vardır. Kendi merak ve sevdiğimizden dolayı birçok tarzı yaptık ve bilgilerimiz de zaman içerisinde arttı, çeşitlendi. Bunu müzisyen arkadaşlarımız ile modern formlar içerisinde paylaşma amacımız var.
KUTRAFALI: Bu ortaklıkla daha çok commercial (ticari) müzik sektöründe dinleyiciye de hitap eden müzikler olacak. Asıl amaç maddi değil tabi ki. Şarkıcının bir bestesi vardır ve onu bir iki akorla tek gitarla çalıyordur. Biz onun daha zengin (müzikal altyapı vs.) içerikli ve insanlara hitap edecek şekle sokularak da sunulabileceğini ve sunulması gerektiğini düşünüyoruz. İnan ki arada çok fark olur ve bunu dinleyici de fark eder.

“Dünya müzik ağında yer almak istiyorsan

kendi evinde stüdyo altyapı sistemi oluşturmalısın”
 

SORU: Korona ve karantina süreci yaşandı ama bu süreçte sizin ülke içi ve dışından birçok müzisyen ile ortak çalışmalarınız da var. Yorumcu kimliğinizle üretimler de devam etti ve edecek sanıyorum...
KUTRAFALI:
Bu bahsettiğimiz ortaklık zaten özgün üretimlerimizden bağımsızdır. Japon’un 3. Albümü için çalışmaları sürüyor. Benim başka projelerim vardır. Corona pandemisinin sürdüğü karantina dönemlerinde de kişisel çalışmalarımız sürdü.  Bu sürecin bizim müzisyenlere öğrettiği en önemli şey dünya müzik ağında yer almak istiyorsa kendi evinde müziğini kaydedebileceği en basit bile olsa bir stüdyo altyapı sistemi oluşturmak olmuştur. Bu teknik altyapısı olmayan evde kendi başına çaldı ve söyledi. Olanlar ise online olarak birçok güzel ve ortak işlere imza attı.

 

SORU: Müzikte eğitim konusuna, konservatuar eğitimine nasıl yaklaşıyorsunuz?
KIRMIZI:
Konservatuvarlarda verilen eğitimlerin yeri bir başkadır ama günümüzde internet, sosyal medya dediğimiz dev bir alan vardır, kütüphaneler vardır ve insanın kendini eğiteceği alanlar genişlemiştir. Müzik bizler için bir inanıştır, yaşam biçimidir ve üreten insanlar için bir şeyleri geleceğe aktarmak istiyorsan bilgiyi, armoniyi bilmelisin.  

SORU: Eğitim ve sosyal medyanın etkisinden bahsederken “Bass Lessons” projesinden bahsedebilir miyiz?
KUTRAFALI:
Günümüzde sosyal medyanın etkisini azımsamak büyük hata olur. Bizim birçok projemizin insanlara duyurulmasındaki en önemli kanallardan biri yine sosyal medyadır. CDbaby.com adlı en büyük ölçekteki fiziksel CD dağıtımcısının CEO’sunun “Müzik ve İnsanlar” diye bir kitabını okuyorum. Kitapta günümüzde müzisyen olmanın sadece müzisyen olmakla yeterli olmayacağını söylüyor. Eğer evinde kendi ürettiklerini dünya ile buluşturmak için bir çaba harcamıyorsan o ürettiklerinin hiçbir önemi olmayacağını söylüyor.  Ben de youtube, Intagram vs. üzerinden kendime bir kitle edinmeye çalışıyorum. Sayfamızda blog tarzı söyleşiler, performanslar, yaşantımdan kesitlerin yanı sıra “bass lessons” adında dersler var.

 

SORU: LBO’daki mesainizin de düzenleme kariyerinizde önemli bir yeri var mıdır?
KUTRAFALI:
10 yılı aşkındır LBO’da düzenlemeler yapıyoruz. Hüseyin’in düzenlemeleriyle bugüne kadar Kıbrıs Halk Müziği üzerine iki CD hazırlandı. LBO’da öyle bir altyapımız var ve LBO’ya düzenleme yapmayı sürdüreceğiz. LTB’ye böylesi bir imkanı sağladığı için teşekkür etmemiz gerekir. Keşke bu ülkedeki belediyelere ve devletin kurumlarına da yayılsa. Bu da sanatçılar için bir motivasyondur.

 

“Bizde spor kulüplerinin yapamadığı

uluslararası temsiliyeti sanatçılar yapabilir”
 

SORU: Uluslararası masterclass, atölye çalışması, kurs, ders, albüm, festivaller söz konusu olduğunda ülkemizde en çok katılan müzisyenlerden olduğunuzu biliyorum. Bunların müzikal/kişisel gelişime ne tür katkıları oldu sizin yaşamınızda?
KUTRAFALI
: Japon ile bunu birçok kez deneyimledik ve farklı farklı projelerde yer aldık. Bunların çok önemli katkıları oluyor, vizyonun genişliyor, olumlu anlamda değişiyor, müzisyen camiasında ciddi bir çevren oluyor, çok önemli akademisyenlerle ve sanatçılarla tanışma imkanın oluyor, dinleyici kitleni çeşitlendiriyorsun vs. Hep ayni mahallede aynı çocuklarla top oynama ile farklı liglerde/ uluslararası şampiyonalarda oynamak gibi bir farkı var. Bizim ülkemizde spor kulüpleri onu yapamaz ama sanatçılar yapabilir.  Bu yine ülke tanıtımında kültür-sanatın önemine vurgu yapmamıza geliyor.

 

Kırmızı: Ne kadar çok insanla tanışırsak o

kadar kendimizi geliştirme imkanı buluruz
 

SORU: Genel bir bakışta aslında sanatçılar ülke tanıtımında, uluslararası ilişkilerde siyasetçilerden daha önemli bir görev icra ediyorlar...
KIRMIZI:
Her meslekte bu böyledir ama biz sanat icra ettiğimiz için ne kadar çok insanla tanışırsak o kadar kendimizi geliştirme imkanı buluruz. 1 insan demek 1 fikir, 100 bin insan demek 100 bin fikirdir. Bu 100 bin fikirle senin fikrin birleşmesinden yoğurup çıkarabileceğin heykeller müthiş bir zenginliğe sahip olur. Tarihe bakıldığında örneğin Mozart, Rahmaninov, Franz Liszt’den tut da günümüzdeki müzisyenlere kadar bu müzisyenler Avrupa’yı gezip hatta Amerika’ya gidip oradaki kültürleri görüp öğrenip kendi müziğine yansıtan sanatçılardır. John McLaughlin, Amerika’dan Hindistan’a yerleşerek uzun yıllar orada yaşadı ve ordaki müziği içselleştirerek Mahavishnu Orkestrayı, Shakti’yi vb. proje grupları oluşturdu.

 

SORU: Bu müzikal düzenleme mutfağında kimlerle bir şeyler üretmek isterdiniz?

KUTRAFALI: Ben müziğin çok samimi olarak icra edilmesini savunuyorum. Müziğinizin içerisinde samimiyet olması gerekir. Müziğinizi bir yerlere gelme amacı ile yapmazsınız. İlk olarak kendim tatmin olurum ve sonra da insanların beğenisine sunarım. Müziğini yakın duygulara sahip müzisyenlerle paylaştığında daha samimi ve içten olur. Müzik bilgisinden faydalanıp, birlikte müzik yapıp bir şeyler alacağımı düşündüğüm çok insan vardır ama “Şunun gibi olayım bunun gibi olayım” diye birisini görmüyorum. İlk önce beni samimi olarak anlayacak ve o iletişimi kurabileceğim kim var diye bakarım. O yüzden Dolama’da Hüseyin Kırmızı ile çalıştım.
  

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75