“Neyi hayal ettiysem onu çizerim”

banner37

İlkokul çağından beri resim çizen, şu an da hobi olarak ressamlık yapan Hatice Gezer, kendisini ‘Sürrealist’ olarak tanımlıyor

“Neyi hayal ettiysem onu çizerim”
banner90
banner8

“SANATA FİYAT BİÇİLEMEZ”…  “Sürrealist ressam olarak, neyi hayal ettiysem, içimde ne varsa onu çizerim” diyen Hatice Gezer, sanata fiyat biçilemeyeceğini ve sanata fiyat biçildiği zaman, sanatın sanat olmaktan çıktığını ifade etti.

Erol KANLIADA

   İlkokul eğitimini sürdürdüğü esnada resim çizmeye başlayan ve şu an da hobi olarak ressamlık yapan Hatice Gezer, çocukken resme başlama sebebinin, çöpte görüp bulduğu bir kâğıt parçası olduğunu söyledi. Gezer, çocukken markete giderken bir çöpte resmi gördüğünü, resimde ise sadece elle çizilmiş bir kıyafet tasarımı olduğunu ve kendisine resim için bir ilham kaynağı olduğunu kaydetti.

   Resim konusunda her zaman kendisini geliştirmek için çabaladığını, yerli sanatçılarla ve sanatçıların atölyelerinde çalıştığını ifade eden Gezer, “Ben Sürrealist bir ressamım, neyi hayal ettiysem, içimde ne varsa onu çizerim” dedi.

   En beğendiği tablonun Salvador Dali’nin “Belleğin Azmi” eseri olduğunu belirten Gezer, ayrıca Frida Kahlo’nun da hayranı olduğunu vurguladı.

   Gezer, hayranlık duyduğu iki sanatçının da eserlerinde acıyı dışa vurumu olduğunu aktardı.

   Birçok insanın, sanatla uğraşan kişilerin psikolojik sorunları olduğunu düşündüğü belirten Hatice Gezer, “Ben bunu çok yanlış buluyorum. Sanatla uğraşan insanların psikolojik sorunları yoktur, onlar dünyanın ve yaşadıkları olayların daha çok farkındadır” ifadelerini kullandı.

   Gezer, sözlerine şöyle devam etti:

   “Sanatçı kişiler, normal bireylere göre duygularını daha fazla hisseden insanlardır. Belli bir yerden sonra o duygu yoğunluğu ve fazla farkındalık yüzünden içindekileri kusma ihtiyacı hissederler. Bunları da sanat olarak dile getirirler.

   Söz yazarları içindeki yoğun duyguları harmanlayaraktan şarkı sözü olarak içindekileri yazıya dökebilir, biz ressamlar ise elle tutulur gözle görülür şekilde yapıyoruz, resim yapıyoruz.

   Bana göre herkes resim yapabilir. Eğitim alan herkes karakalem çizebilir ama herkes soyut resim, sürrealist resim yapamaz. Nedeni ise insanın hayal ettiğini, hissettiğini, düşündüğünü resme aktarması veya herhangi bir olguya aktarması bana göre çok zordur. Bunu kusmak aşırı derecede zordur.”

“Sanata fiyat biçilirse sanat,

sanat olmaktan çıkar”

   Resim çizme eğitimi verdiği zamanlar olduğunu fakat elinde lisansı bulunmadığı için bunu daha sonra bırakmak zorunda kaldığını anlatan Hatice Gezer, parayla sanat eğitimi vermenin kendisine göre çok yanlış bir şey olduğunu ve sanatın hiçbir şekilde satılamayacağını söyledi.

   Gezer, “Benim gözümde sanata fiyat biçildiği zaman sanat, sanat olmaktan çıkar” ifadelerini kullandı.

   Aylarca resim yapmadığı ve günlerce eline fırça almadığı zamanlar da olduğunu belirten Gezer, “tabii bu zamanlar kötü zamanlar değil, kendimi soyutladığım zamanlardır” dedi.

   İlk resmini 2011 yılında sattığını, kendisi için çok heyecan verici bir an olduğunu ifade eden Gezer, aynı dönemde “Metres” adında 10 resimlik bir seri çizdiğini ve serinin ilk parçasını sattığını kaydetti.

   İlk sergisini ise 2015 yılında açtığını belirten Gezer, “dernek çatısı altında, açılış töreninde 10 resimlik bir sergim oldu, orada da resimlerim bayağı ilgi gördü” dedi.

   Gezer, resimlerini satma taraftarı olmadığını belirterek, sanatın parayla satın alındığında sanatın, sanat olmaktan çıktığını hatırlattı.

   Gezer, şöyle konuştu:

   “Ressamlar olarak şunu bilmemiz gerekiyor. El nankördür, eğer çizim yapmazsanız el unutur. Benim, aylarca, günlerce sadece bir daire çizmeye çalıştığım zamanlarım olduğunu hatırlıyorum.

   Sanat çok farklı ve başka bir şeydir, herkesin içerisinde olan ama herkesin aktaramadığı bir şeydir.

   Türkiye ve KKTC’deki tarihi ve sanatsal değerlere gereken önem gösterilmiyor. Tarihi eserler gereken değeri görmüyor. Özellikle Türk halkının büyük bir kısmının sanata olan ilgisi maalesef yetersiz kalıyor. Türk halkı eğer sanata gereken değeri verseydi, tarihi Galata Kulesi’ni balyozla yıkmazlardı, çünkü orada bir olgu ve tarih var, tarihe gereken saygı gösterilmiyor.”

“Sanatta kişinin ruhsal

durumu çok önemli”

   Geçmişte bir gecede iki tablo birden çizdiğini, tablolarından birinde ise ağzında at eğeri bulunan bir kartal çizdiğini ifade eden Hatice Gezer, bu resmi atölyede gören bir arkadaşının kartalı bir kargaya benzettiğini, başka bir arkadaşının ise kartalı bir serçeye benzettiğini söyledi.

   “Kartal ile kargayı veya serçeyi ayırt etmek zor değil, arkadaşımın gördüğü esaret altında tutulan bir kargaydı, diğer arkadaşıma göre serçe” diyen Gezer, herkesin sanat içerisinde görmek istediği ya da içinde bulunduğu ruhsal durumla ilgili görmek istediği şeyin farklı olduğunu belirtti.

   Gezer, kişilerin ruhsal durumuna göre resmin üzerindeki düşüncelerinin değişebileceğini ifade etti.

   Kendisine tekrardan atölye açmak ve şu anda olduğu gibi ressamlığına devam etmek istediğini belirten Gezer, bunun dışında ilerde siyaset hayatına atılmayı düşündüğünü kaydetti. 

   Ülkemizdeki siyasi olgunun yeterli olmadığını düşündüğünü vurgulayan Gezer, ülkede siyasi istikrar olmadığından dolayı kendisi gibi gençlerin zor durumda ve izole bir şekilde yaşamak zorunda kaldıklarının altını çizdi.

   Hatice Gezer, sözlerine şöyle devam etti:

   “Gençlerimiz kendi ülkelerinde barınamıyorlar, çünkü hepsi işsizlikle karşı karşıya kalıyorlar. Bu yüzden benim gibi farkındalığı olan, kendini geliştirebilen gençlerin de siyasete atılıp, siyasete taze kan getirmesi gerektiğini düşünüyorum.

   Bunların dışında çok yönlü bir insanım. Resim çizmenin dışında şu anda bir TV kanalında siyaset programı yapıyorum. Özel bir şirkette yönetici asistanlığı yapıyorum. Benim gibi birçok kadının çok yönlü olabileceğini düşünüyorum. Özellikle de kız çocuklarının. Günümüzdeki şiddetin fazla arttığı ve kadın cinayetlerinin işlendiği bu yüzyıl içerisinde kadınların daha çok eğitim görmesi, daha çok yönlü olması taraftarıyım.

   Bence her kadın eğitimi ve eğitilmeyi hak ediyor. Kadınlar özelikle de saygı duymayı hak ediyor fakat günümüzde kadınlar saygı görmüyor.”

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner75