Sevgi ve şefkat temelli yaşam şekli; Yoga

banner37

Ruh, beden ve zihni bir araya getirerek özgürleşme pratiği sunan yoga, çakra anatomisi üzerine kurulu antidepresan görevi görüyor

Sevgi ve şefkat temelli  yaşam şekli; Yoga
banner99

Murat OBENLER

  Yoga, mandala ve meditasyon eğitmeni ve sosyolog Özlem Var ile yoganın derin dünyasına bir yolculuğa çıktık. Sohbetimiz, bir yazıya sığamayacak kadar geniş ve derindi.

   Özlem Var, yogayı şöyle tanımlıyor:

   “Zihnimizi, hislerimizi, bedenimizi tanımak için harika bir yol. Varoluşun her zerresiyle, kendimiz de dahil, saygı ve sevgi temelinde sağlıklı ilişkiler kurmak için harika bir rehber”.
 

SORU: Yoganın geçmiş yaşanmışlıklar ile bağlantısından hareketle yogadan önceki hayatınızla başlamak isterim…

VAR: Hayalperest bir çocuktum. Değişik oyunlar tasarlamayı, hayalini kurduğum şeylerin resmini çizmeyi çok severdim. Hareketliydim, çocukların sokakta rahatlıkla oynayabildiği bir dönemdi ve mahalle yaşantısının olduğu, herkesin birbirini tanıdığı... Meraklıydım ve iyi bir gözlemciydim. Anlatmak ve resim yapmak, resim yaparak anlatmak önemliydi benim için.
   İzmir’in merkezinde, şehrin göbeğinde büyümeme rağmen hâlâ bol bol ağacın, bahçeli evlerin olduğu bir zamandı, çiçekler, hayvanlar ve doğayla bir olma şansımız, daha doğal bir ortamda oynama şansımız vardı. 
Bir de çok küçük yaştan itibaren bir beden farkındalığım vardı. Kendi kendime her gün jimnastik benzeri egzersizler yapardım, dans ederdim. Bu konuda özellikle laborant olan annemin ve son zamanlarına kadar sağlıklı yaşamak üzerine, fiziksel, ruhsal olarak hep bir çaba içinde olmuş halamın etkisi çoktur. Aslında hem halam hem annem her anlamda rol modelim oldu. Annemin sanatsal yönü kuvvetlidir, harika resimler, el sanatları yapar. Halam Cumhuriyet’in ilk öğretmenlerindendi, Atatürk ile de çalışma şansı olmuş, zekası ile kalbinin dengesini harika şekilde kurmuş bir matematik öğretmeniydi. Ondan çok şey öğrendim.
   Başlıca ilgi alanlarımın, yaşadığım dünyayı anlamak ve gerek çizerek gerek sözel olarak anlatmak olması üniversite döneminde iki alana ilgi duymama neden oldu. Bunlardan birisi sosyal bilimler diğeri de resimdi. Önceliğim resim olmasına rağmen o dönemde gelecek ile ilgili belli endişelerim sosyal bilimleri tercih etmeme neden oldu. Böylece, Mimar Sinan Üniversitesi’nde Sosyoloji Ana Bilim Dalında lisansımı tamamladım.
Sosyoloji benim dünyamı genişletti, anlayışımı, kavrayışımı derinleştirdi. Sonrasında 20 yıldan fazla bir süre aktif şekilde sosyolog olarak çalıştım. İlerleyen yıllarda tez aşamasında bırakmak durumunda kalmış olsam da İletişim alanında yüksek lisans eğitimine devam ettim. Resim ne oldu derseniz, bir yanda usul usul hep devam etti, İngiltere’de belli eğitimlere katıldım, kardeşimin seramik atölyesinde çalıştım ve buradaki yeteneğimi grafik tasarımda kullandım. Dolayısıyla sosyolojiyle birlikte grafik tasarım alanına da uzun yıllar emek verdim. 

SORU: Yoga sayfası nasıl açıldı hayatınızda?
VAR: Çok küçük yaşlardan itibaren bedenimizin bize emanet olduğu ve ona iyi bakmamız gerektiği bilişi ile büyüdüm. Küçük teyzemin eşi Fıkıh eğitimi almış bir İslam alimi ve lokman hekimdi. Onunla uzun sohbetlerimiz olurdu, varlık üzerine, varoluş üzerine. 2000’li yılların başında enerjetik bir şifa uygulaması olan Reiki ile tanıştım ve kendi hayatıma yoğun olarak aldım. Ardından birçok başka eğitim bunu takip etti. Ruhsallık, bütünsel şifa alanlarıyla ilgili her şeyi önce kendim için öğrendim ve yoğun olarak uyguladım. Bedensel pratiklere olan ilgim beni Yoga’ya yönlendirdi. O dönemlerde Yoga ülkemizde pek bilinen, uygulanan bir pratik değildi. Bazı televizyon kanallarında Yoga için ayrılmış saatler vardı, o programlardan takip ettim. Birkaç yıl sonra adamızda da yoga eğitmenleri ders vermeye başladı ve bu sınıflara devam ettim. Sonrasında Türkiye’nin en bilinen Yoga eğitmenlerinden Bora Ercan’ın yönettiği yoga eğitmenlik programına katıldım ve böylece Yoga Eğitmenliğinin yolu açılmış oldu. Aslında niyetimde eğitmen olmak yoktu. Bir süredir birlikte Yoga yaptığım, Yoga ailem dediğim arkadaşlarımdan ayrı düşmemek ve kendi pratiğimi daha bilinçli yapma isteği vardı bu eğitmenlik programına katılma niyetimde. Eğitim bittiğinde verdiğim ilk staj dersinde öğrendiklerimi paylaşmak, anlatmak çok iyi hissettirdi ve hemen ders vermeye başladım. Bu karşılıklı paylaşma ve öğrenme hali hiç aralıksız devam etti. Eğitimlere ileri derece programlara katılarak devam ettim. Alandaki eğitimlerim 1000 saati geçti. Bu eğitimlerin yanında Yoga’yı destekleyecek ama daha farklı konularda eğitimler de ekstrası...
   Bugün sadece Yoga dersleri vermiyorum, Yoga eğitmeni yetiştiren programlar da düzenliyorum.

SORU: Hangi yoga türlerini uyguluyor ve öğretiyorsunuz?

VAR: Ben Hatha Yoga, Yin Yoga, Kundalini Yoga, Ofis Yogası ve Çocuk Yogası öğretiyorum. Kendi pratiğimde ise hepsini de yaptığım söylenebilir. Zamana göre, ihtiyacıma göre değişiyor. Çünkü bu üç pratiğin her biri belli bir alana daha fazla yoğunlaşıyor. Bunun yanında Meditasyon Uzmanlık eğitimim var, oldukça derin bir program. Meditasyon dersleri de veriyorum ve meditasyon uzmanları yetiştiriyorum.
 

“Yoga; ruh, beden ve zihni bir araya getiriyor”

SORU: Yoga, felsefik yaklaşım mıdır, iç özgürleşme hareketi midir yoksa içsel yolculuk mudur?
VAR: Yoga bir yaşam şekli. Etimolojik olarak sanskrit dilinde “yuj” kelimesinden gelir ve birleştirmek, ruh, beden ve zihni bir araya getirmek anlamındadır. Yoga, insanın mutsuzluğunun, duygusal, bedensel veya fiziksel sıkıntılarının çoğunun sebebinin bunların arasındaki bağı kaybetmekle ilgili olduğunun bilinciyle bunları bir araya getirme, bağ kurma pratiğidir. 
   Yoga felsefesinin geçmişi insanlığın ilk yazılı metinlerine gider. İnsanın nasıl yaşayacağı, nasıl yaşarsa daha iyi, mutlu, sağlıklı, huzurlu hissedeceğine dair metinlerdir aslında bunlar. Yoganın anavatanı Hindistan’dır ama artık tüm insanlığa ait bilgi olarak yaşamlarımızda yer alıyor. Yoga dendiğinde akla ilk olarak biraz da akrobasiye benzeyen hareketler gelse de ki biz bu hareketlere “Asana” diyoruz, bu Yoga’nın sadece bir bölümüdür. Yoga’da 8 basamaklı bir yoldan söz ederiz. Asanalar 3. basamaktır. Diğer basamaklar iyi bir yaşam için yapmanız, yapmamanız gereken şeylerden; enerji, odaklanma, farkındalık çalışmalarından bahseder ki bu sekiz basamağın 8. basamağındaki niyete ulaşabilsin insan, bu da aydınlanmadır. Yoga derin bir hoşgörü üzerine kurulu olduğu için bu söz ettiğim basamaklar katı kurallar bütünü gibi algılanmamalı. Bir nevi tavsiye olarak düşünebiliriz. Binlerce yıl öncesinin bilgeliğinden süzülmüş, usta-çırak ilişkisi bağlamında aktarılan kadim bilgiler toplamı. Fakat oldukça da esnek, geleneksel özünü kaybetmeden, insanın ulaştığı ve yararı kanıtlanmış her yeni bilgiye de içinde yer açabilen bir yapısı var. Tüm bu bilgiyi evrensel bir dil ile aktarıyor. Yani sorunuzdaki tüm tanımlamalara evet Yoga budur, aynı zamanda da budur ve budur diyebilirim ve daha da fazlası.
   Tabi Yoga, Batı’ya geldiğinde özüne pek uymayan şekillerde uygulandığı durumlar da çıkıyor ortaya. Bazı uç bedensel pratikler Yoga başlığı altında sunulabiliyor. Bunda içinde yaşadığımız kapitalist sistemin maddi ilişkiler ağının da etkisi var. Tüketim toplumunun içinde pazarlanması gereken bir noktada olunca ilgi çekecek belli uygulamaların da Yoga’nın içine dahil edilerek sunulduğunu görebiliyoruz.

 

SORU: Yoga tüm evrenle bağ kurmanın bir aracı değil midir aslında?
VAR: Evet, aynen öyle. Dünya, evren bizim evimiz. Varoluş ile varoluşun parçası olan bedenimiz, ruhumuz, hislerimiz ile bağımızı yitirirsek mutsuz hissediyoruz, mutsuz hissettiğimizde de sağlığımızı kaybediyoruz.  Yoga bu bağı hatırlamamız için bir araç. Evrenle, doğayla bağımız ne kadar güçlüyse o kadar sağlıklıyız. Yoga kendimizi anlamak, içinde yaşadığımız varoluşu, evimiz olan bu dünyayı anlamak, bu evin içinde kendimizi dengede bir şekilde konumlandırmak demek. Zihnimizi, hislerimizi, bedenimizi tanımak için harika bir yol. Varoluşun her zerresiyle, kendimiz de dahil, saygı ve sevgi temelinde sağlıklı ilişkiler kurmak için harika bir rehber.

 

SORU: Yoga’da da karşımıza çıkan “olumlu düşünmek”, “pozitif olmak” üzerine neler söyleyebilirsiniz?
VAR: Zihnimizi yönetebildiğimiz zaman hayatlarımızı da yönetebiliriz. Zihin her şeyin başlangıç noktası. Uzun bir konu ama özetle negatif düşünceler içindeki bir zihin negatif, olumsuz deneyimlerin ağırlıkta olduğu bir hayatı yaratır. Bu anlamda zihnin ne düşündüğünün farkında olmak önemlidir ve negatif düşünme alışkanlıklarını, paternlerini önce fark etmek ve sonra da sistemli çalışmalar ile bunları dönüştürmek gerekir. “Sakınan göze çöp batar”, “bir şeyi kırk kere söylersen olur” gibi deyişlerimiz var zihnin ürettiği düşünce niteliğinin önemine dikkat çeken. Bu bağlamda, zihni pozitif düşünceler üretmesi yönünde yönlendirmeyi öğretiyoruz. Bu konunun bir yönü.

banner134
   Öte yandan olumlu düşünmek dediğimizde burada oldukça yanlış anlaşılan bir şey var. Özellikle Batı’da her şeyi hızla tükettiğimiz, kelimeleri, kavramları dahi bir moda gibi kullandığımız için bazı şeyler eksik kalıyor, kavramların içi boşalıyor, ezber cümlelere dönüşüyor. Olumlu düşünmek, olumlu davranmak, her şeyi iyi yanından görmek demek safiyane bir Polyanacılık hali değil. Sevgi ve saygının hakim olduğu bir dünyayı inançla hayal etmek ama öte yandan da sevgiye ait olmayan şeyler, durumlar için duruma neden olanı yargılamadan, elimizden gelen ne ise aktif bir eylemde bulunmak, sorumluluk almak.
   Sadece iyi olanı hayal etmek de önemli çünkü her şey özünde bir titreşimdir, düşünceler de bir titreşimdir ve nasıl titreştiğiniz, düşüncelerinizin hangi frekansta titreştiği önemlidir ve yeterince sayıda insan aynı şeye odaklanarak hayal kursa eminim bu da bir değişim yaratır. Öte yandan diyelim birisi sokağa pet şişe attı, oturup onun pet şişeyi sokağa atmadığı bir toplumu hayal etmem önemli ve gerekli olsa da pet şişeyi atanı uyarmam da gerekir. Hayvanlara, çocuklara eziyet edenler, varoluşun herhangi bir parçasına herhangi bir şekilde zarar verenler ile ilgili bir şeyler yapmam gerekir. Yargılamadan eylemde bulunmak dedim; hem sosyolojinin bakış açısı hem Yoga bilgisinin bakış açısı ile bunu biraz daha açarsam; sosyoloji kişilerin, toplumların sergilediği davranış modellerinin arkasında yatan kültürel süreçlerden, içine doğulan toplumun kültürünün öğrettiklerinden bahseder özet olarak. Toplumların, bireylerin davranışlarının ardında yatan nedenlere, olgulara bakar. Toplumlar nasıl davranır ve neden öyle davranır, temel sorusu budur, yani derdi anlamaktır.

   Yoga ise her birimizin ayrı varlıklar gibi gözüksek de aslında aynı bütünün bir parçası olduğumuzu yani sen diye algıladığımın aslında ben olduğunu söyler özetle ve onun da önceliği yargılamaktan öte anlamaktır. Bu noktadan hareketler olumlu davranış özetle; ortak alan için iyi olmayan durumlarda, yargılamadan, barışçıl ve pozitif bir yaklaşım ile eylemde bulunmaktır. Sorumluluk almaktır. Olumlu düşünelim olumlu olsun, evet olumlu düşünürsek olumlu olur, yanına bununla birlikte giden olumlu eylemi koyarsak daha iyi olur, bu eylemi olumsuz davranış sergileyeni anlayarak yaparsak daha da iyi olur.  

SORU: Üzüntü, stres, depresyon, asabiyet, şiddet birbirini besleyen bir döngü halinde gidiyor. Yoga bunlara karşı bir antidepresan görevi görebiliyor mu?
VAR: Yoga tam bir antidepresan. Rahatsızlıkların kökeninde çevresel faktörler de var elbette ama zihnimizin sakinliği ve bağışıklık sistemimizin dengeli çalışması birçok rahatsızlığın şifasında en ön sırada yer alıyor. Bu ikisi ne kadar dengede ise hastalığa yakalanma ihtimalini o derecede azaltırız. Bunların dengede olmasının ilk koşulu ise pozitif, huzurlu ruh hali, bu dengeyi ilk bozan şey korku, kaygı. Kaygı birçok olumsuz tepkime yaratır bedenimizde, örneğin ilk etapta nefes alışverişimiz kısalır. Yeterli ve doğru nefes almıyorsak zaten daha temelden bir şeyler ters girmeye başlar. Covid-19 sürecinde örneğin hem biz Yoga eğitmenleri hem doktorlar bu dengeyi sağlayacak şeyler tavsiye ettik ki doktorların tavsiyelerinin içinde Yoga pratiğinden gelen birçok uygulama da vardı. Beden kompleks bir yapı, sinir sistemi, endokrin sistemi, dolaşım sistemi, solunum sistemi, boşaltım sistemi, iskelet sistemi  bu yapı içindeki en önemli sistemler ve bunların hepsi birbiriyle bağlantılı. Biri aksarsa bu diğerine de aksediyor. Yoga bütünsel anlamda beden sağlığını korumak için neredeyse yüzlerce uygulama içerir. Nefes tekniklerinden, bedensel hareketlere, tüm hormon salgı bezlerini yöneten hipofiz bezinin, dengeli çalışmasını sağlayan meditasyon tekniklerine, beslenmeye kadar sayısız uygulama...
   Bedenimizdeki bir diğer önemli hormon salgı bezi kalp merkezimizde yer alan Timüs bezi. Bu bez bağışıklık sistemimizin dengesinden sorumlu. Hele de şimdi Covid sürecini düşünürsek bu salgı bezinin dengeli çalışması çok önemli. Peki nasıl dengeli çalışacak? 4 önemli etken var: Doğru nefes, doğru beslenme, pozitif düşünme, uygun titreşimi yaratacak fiziksel egzersiz. Yoga’da bu bölge 4. Çakraya denk gelir yani kalp çakrasına ki bu çakra hayatımızda dengeden sorumlu çakradır. Bu merkezin dengede çalışmasının getirdiği bir diğer fayda ise mutlu, neşeli, keyifli bir ruh halidir ki hepimizin bildiği bir gerçek ne kadar mutlu ve huzurlu hissedersek o derece az hasta oluruz.
   Öncelikle beden farkındalığı gelir; bedenim şu anda nasıl, gergin mi, belli bir yerde ağrısı sızısı var mı, esnekliği, hareket kabiliyeti ne durumda vs. Sonra his farkındalığı gelir; ben şu anda nasıl hissediyorum, korkmuş, öfkeli, hüzünlü, mutlu, sabırsız, incinmiş vs. Sonra o hissi yaratan düşünce farkındalığı gelir. Sıralama bu olsa da bu sıralamanın kilit noktası zihindir. 

   Düşündüklerimizin farkında olmak çok önemli; zihnimizden olumlu şeyler; sevgi, anlayış, şefkat, güven temelli düşünceler mi geçiyor, yoksa olumsuz, korku temelli olanlar mı? Hayatımızı sevgi temelli mi korku temelli mi yaşıyoruz? Çünkü eylemlerimizi temelde bu iki duygu belirler: Korku ve Sevgi. Eylemlerimiz ise hayatımızı, kim olduğumuzu belirler. Yoga bizi sevgi, şefkat alanına getirir. 
   Yaşadıklarımız, travmalar, acılar, çevresel faktörler yani tüm yaşam deneyimimiz bedenimizde, yaşanan deneyimin içeriği ile ilgili bölgeye, sisteme yazılır. Her duygunun, hissin bedende tekabül ettiği bir yer var. Yoga pratikleri bir çeşit damga gibi olan bu yazılımları bedenden, zihinden özgürleştirmeye yöneliktir. Bunu yaparken de Çakra olarak adlandırdığımız, bedende, Batı tıbbında karşılığı hormon salgı bezlerine denk düşen yerlerde konumlanmış enerji merkezlerine dair bilgiyi temel alır. Batı tıbbı işlevsel anatomi dediğimiz bir sistem üzerine kuruludur. Yogik şifa sistemi ise çakra anatomisi denilen, enerji anatomisi denilen bir sistem üzerine kuruludur. Yogadaki nefesten, bedensel pratiklere, meditasyondan beslenmeye tüm uygulamaların temelinde Çakra bilgisi yer alır.
   Her yoga dersi ki biz onlara seri ya da sekans deriz, Kundalini Yoga’da ise kriya olarak adlandırılırlar, bir hikayedir. Bu seriler gelişi güzel hazırlanmış değillerdir, bir matematiği vardır, her bir hareket kendi içinde bir şeye yararken o hareketlerin arda arda dizimi de belli bir alanın şifasına yarar. Niyetinize bağlı olarak bir hikaye kurarsınız. O nedenle daha ilk dersten itibaren kişi hem zihinsel hem ruhsal hem bedensel olarak çok daha iyi hissetmeye başlar.  

SORU: Yogada beslenme sistemi nedir?
VAR: Genel olarak vejetaryen beslenmeyi öneririz ama günümüz batı dünyasında çok fazla hibrit ürün olmasından dolayı artık vegan beslenme de çok öne çıkıyor. Genetiği oynanmış besinler, hayvanlara verilen hormonlar, ilaçlar vs. ile doğal beslenmeden uzaklaşıldığı için... Mevsimlere göre yapılan beslenme önerileri de var. Bu oldukça geniş bir konu.

SORU: Müziğin de tedavi edici özelliği biliniyor. Yoga müziği nasıl, ne sıklıkla kullanıyor?
VAR: Her şey bir titreşimse ve varoluş bir titreşimden başlamışsa müzik de doğal olarak Yoga’nın en temel, ayrılmaz parçası. Belli bir titreşimdeki, belli frekansın üzerindeki müzikleri ki onlara Mantra diyoruz, sıklıkla kullanıyoruz. Bu mantralar ile birlikte dizayn edilmiş özel meditasyonlar var örneğin Kundalini Yoga’da.

“Keşke küçük yaşlarda insanlar yoga

 ile tanışsa dünya gerçekten değişir

SORU: Yogayı belli bir gelir seviyesinin üzerinde kişiler mi yapabilir? Yoga dersleri ekonomik olarak herkese hitap ediyor mu?
VAR: Sanki öyle gibi görünüyor ama doğrusu en ulaşılabilir eğitimler, dersler Yoga alanında. Hem internette birçok Yoga dersine, bazılarının niteliği tartışılır olsa da, oldukça cüzi fiyatlara ulaşmak mümkün hem de bir çok Yoga eğitmeni sıklıkla ücretsiz çalışmalar yapıyor, burs veriyor. Benim tüm eğitimlerimde, sınıflarımda mutlaka burslu öğrenciler olur. Sıklıkla sosyal sorumluluk projeleri yapıyoruz çünkü zaten Yoga’nın ayrılmaz parçalarından birisi Karma Yoga’dır, Seva’dır yani karşılıksız hizmettir. Düzenli aralıklarla hayvan dernekleri yararına, çocuklarla ilgili çalışan kurumlar yararına etkinlikler yapıyorum, Covid sürecinde ücretsiz çok ders verdim örneğin.
   Elbette lüks stüdyolar var ama kişi yapmak istesin yeter ki her ekonomik gelir düzeyinin ulaşabileceği ders ve stüdyolar da mevcut.  Öte yandan mesela keşke okullara yoga dersleri konsa. Keşke küçük yaşlardan itibaren insanlar yoga ile tanışsa dünya gerçekten değişir.

SORU: Mandala da yoga ile kardeş bir pratik değil midir? Sizin yaşamınızdaki yeri ne?
VAR: Bir meditasyon tekniği olarak Mandala yogik kültürün bir parçası. Arkasında derin bir bilgi var. Bilinçdışı alandan gelen korkular, negatif yazılımların farkına varmak için uygulanabilecek en güçlü meditasyon tekniklerinden birisi. Çünkü zaten bu alan sembollerin, renklerin alanı. Mandalanın batıda tanınması Carl.G.Jung ile oluyor. Bir şifa aracı olarak terapilerinde kullanmış. Bugün hem sanat terapisinde hem de sadece bir el işi aktivitesi olarak da yapılıyor mandala. Bilinçdışı alandaki biz ile bağ kurmakta çok önemli bir pratik. Kişinin en hızla kendi ile bağ kurmasını, şifa bulmasını sağlayan yöntemlerden birisi.
   Resme olan aşkım beni doğal olarak bu meditasyon tekniğine yönlendirdi. Altı senedir Mandala üzerine de eğitimler veriyorum, mandala eğitmenleri yetiştiriyorum. Bir de sergim oldu dört sene önce. Son bir buçuk senedir de MEDART – Mediterranian MeditationArt olarak adlandırdığım bir çalışmayı yürütüyorum, bir grup öğrencim ile her ay iki kez bir araya gelerek Mandala temelli çalışıyoruz ve bugünlerde bir sergi hazırlığı içindeyiz. Ayrıca İzmir’de açılacak bir başka kişisel sergimin de hazırlıkları sürüyor.

SORU: Astrolojinin yoga ile ilişkisi ne boyuttadır?
VAR: Oldukça derin. Gazetelerde yer alan kısa burç köşeleri gelmesin aklımıza, bir bilim olarak kabul edilir Astroloji. Gezegenlerin nitelikleri Yoga’nın birçok pratiğinde kullanılır. Örneğin Mudra olarak adlandırdığımız eller ve parmaklarımızla yaptıklarımız başta olmak üzere uyguladığımız bazı beden jestleri vardır. Burada her bir parmak bir gezegeni temsil eder. Amaç o gezegenin niteliğini hayatımızda aktif kılmaktır. Tabi bu sadece tek bir örnek. Başlı başına alt bir alan astroloji.

SORU: Yakın zamanda yer alacak eğitimleriniz var mı ve size ulaşmak isteyenler nasıl ulaşabilir?

VAR: Ben oldukça az ara veriyorum eğitimlerime çünkü yaptığım işi çok seviyorum ve bana da iyi geliyor. Bu covid sürecinde doğal olarak biraz sekteye uğradı ama online olarak sürdürdüm. Önümüzdeki süreçte Yoga Eğitmeni yetiştirmeye yönelik programım başlayacak Kasım ayında, bu eğitimlerde üniversiteler ile iş birliği içinde çalışıyorum. ‘8 Kapı 8 Mekan 8 İnsan’ isminde kendi tasarladığım ve online yürüttüğüm bir programım var; Yoga, nefes, meditasyon, tasavvuf, sufi hikayeler gibi bir çok bileşenden oluşan ve çekirdek inanç dediğimiz derin bilinçdışı yazılımlar üzerine yoğunlaşan, o başlayacak önümüzdeki ay. Mandala Eğitmeni yetiştirmeye yönelik online bir program başlayacak yine önümüzdeki aylarda. Ekim ayında ise bir inzivamız var, eril dişil enerji dengesi üzerine çalışacağız. Daha bunlar gibi bir çok eğitimim var, bu eğitimleri ‘ozlemvaryoga’ facebook ve instagram sayfalarından takip edebilmeniz mümkün.

SORU: Tek bir kelime ile Yoga’yı tanımlamanızı istesem, ne olurdu?
VAR: Özgürleşmek.

Güncelleme Tarihi: 26 Eylül 2020, 08:30
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75