banner6

Âşık kılığındaki zorba

banner37

Âşık kılığındaki zorba
banner150 banner151 banner143

Psk. Ayla KAHRAMAN
 


Bazı ilişkilerde, çiftin bir eşinin; sevgilisine karşı, kontrol gücü yüksek ve gerginlik vericidir.

Sevgili en başta bu durumu, gerçekten sevildiğine, sevdiğinin ona çok düşkün olduğuna yorar. Öyle ki sevgilisi, onunla beraber olma arzusundan dolayı böyle davranmakta, gözünün önünden ayırmak istememektedir.

Ancak, sevgili durmaz. Baskının şiddeti giderek artar. Hatta arkadaşlarına, ailesine ayırdığı zamanı bile gereksiz görmeye, engellemeye kalkışır. Bu da yetmez, sanal dünyadaki ilişkilerini, mesajlarını denetler ve yorumlar. Gizli hesaplarının şifrelerini ister veya çözer.

Sevgilinin bu tutkulu yaklaşımı en başta kabul görse de sevilen kısa süre sonra bu aşırı hatta mantıksız görünen ilgiden bunalır ve gördüğü ilginin aslında bir çeşit baskı olduğunu fark eder.

Ortaya çıkan gerilim, bir şekilde bastırılır ve sevilen, aşkın baş döndürücü ayrıntılarını dikkate alarak, canını yakan bu baskıları unutmaya çalışır.

Çalıştıkça, baskılar artar. Kısıtlamalar, cezalara dönüşür.

Bu noktada “baskı” dediğimiz şey, aslında sevgilinin sevdiğini kontrol etme dürtüsüdür. Çoğunlukla önüne geçilmeyen bu dürtü, sevgi gösterisi sanılan pek çok davranışın arkasında yatan hastalıklı, travmatik, kişilikle ilgili bir ciddi sorun veya bir davranış bozukluğudur.

Öyle ki kişi, kendini sevgilisini kontrol etmekten, durdurmaktan, engellemekten, baskı kullanmaktan alamaz. İşler kopma noktasına geldiğinde özürler diler ve muhteşem birkaç aşk günü geçirilir. Öyle ki, sevildiğini düşünen kişi aslında bir tutsak haline geliyor olduğunu fark edemez. Yaşanılan olağanüstü güzellikteki anlar, onu ilişkiye tekrar ve tekrar bağlar.

Eşit ve eşdeğer ilişki yasalarının işlemediği bu tip ilişkiler nasıl oluyor da sürebilmektedir?

Kontrol hastası bir sevgilinin arkasında sakladıkları neler?

Ve en önemlisi, neden bazı insanlar bu ilişkileri bitirmeyi başarırken bazıları yaşamaya devam ediyorlar?

Bilim adamlarına göre, sevgilisini baskılayan, kontrol eden, engelleyen kişilerin pek çok duygusal, zihinsel veya ruhsal sorunu veya hastalığı olabilir. Yani davranışlarına yön veren aşk veya sevgi değil; duygusal, ruhsal veya zihinsel bütünlüklerinde yatan bir sorundur.

Travmatik bir geçmişleri vardır, terk edilmekten korkmaktadırlar veya içsel süreçleri onları sevdikleri kişiye bağımlı yaptığından böyle davranıyor olabilirler.

Şiddete maruz kaldıkları bir geçmişten elde ettiklerini uyguluyor olabilirler. Cinsel, duygusal veya fiziki istismara uğramış olabilirler. Geçmişte yaşadıkları örselenmeler, yanlış veya bozuk aile ilişkileri; kişilik bozukluğu dediğimiz bir ciddi soruna yol açmış olabilir.

Şiddet sadece fiziki boyutta değildir, hepimizin bildiği gibi. Duygusal, cinsel, ekonomik… şiddet de bin bir kılıkla ortalarda dolaşabilir.

Kontrol konusunda, işleri zulmetmeye kadar ilerleten bu kişilerin zihinsel işlevleri bozuk, yetersiz veya sağlıksız çalışıyor olabilir. Bu durumda, farklı bir mantıkla yaptıklarının haklılığını ispat etmekte çok başarılı olabilirler. Her yaptıklarını açıklayacak ve kendilerini haklı hatta kahraman gösterecek bir mantık kurmayı başarabilirler.

Bazı kişilerin, sevgiyi, aşkı, eş olmayı kullanarak partnerleri üstünde kurdukları baskı ve uyguladıkları şiddetin daha pek çok nedeni olabilir.

Ancak hepimizin üzerinde düşünmemiz gereken bir konu daha var. Nasıl oluyor da bazı kişiler, bu zulümden kurtulabiliyorken, bazıları tutsak olarak yaşamaya devam edebiliyor?

Evet aklınıza hemen, aile ilişkileri, çocuklar, ekonomik yetersizlikler geliyor. Gelenekleri de unutmamalıyız. Doğrudur. Bunlar da önemli nedenlerdir ama zulme katlanmayı açıklamakta yeterli değillerdir.

Bilim adamlarına göre, kontrol ve şiddet odaklı ilişkiler yaşayan kişiler; bağlılık ve bağımlılık konularında sıkıntıları olan kişilerle ilişkiye daha rahat devam ediyorlar. Bağımlı ilişki kurmaya yatkın olan insanlar vardır. Bunun da pek çok nedeni vardır. Sevgisiz veya çatışmalı veya boşanmış aile çocuğu olmak; güven ve benlik değeri açısından eksik hissetmek ilk akla gelenler. Öyle ki bu kişiler, sevildiklerine inandıkları ve yalnızlıktan korktukları için yaşadıkları zulmü benimsemeye alışıyorlar.

Elbette hepimizin, kadın ve erkekler olarak huzurlu, uyumlu ve mutlu duyumsadığımız ilişkilere ihtiyacımız vardır. Hiçbir kadın veya erkek; eşi tarafından fiziki veya psikolojik istismara veya şiddete uğramamalıdır. Ve bunları yaşayan kişilerin kendilerini suçlu veya bu davranışı hak ediyor olduklarını düşünmeleri büyük bir tehlikedir. Çünkü böyle bir mantık olamaz.

Aşk ve sevgi kılıfına girerek karşımıza çıkan ve yaşamsal haklarımızı, özgürlüğümüzü kısıtlamaya çalışan her türlü girişime, daha en başında “dur” diyebilmeli ve sevginin içine saklanmış olan şiddeti zamanında görmeliyiz.

Yanlışın devamına izin vermek veya hoş görmek veya mazeretler bulmakyerine sorunu görmek ve mümkünse profesyonellerin de desteği ile çözmek gerekmektedir. Bu süreçte, zarar gören kişi, sorunun bir parçası olarak görülmemelidir.

Sorunun çözümü yoksa, mağdur, bu ilişkiden çıkmaya hazırlanmalı ve bunun için destek görmeli ve korunmalıdır.


 

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110