Tapınakların efendisi Angkor Wat

banner37

banner87
Tapınakların efendisi Angkor Wat
banner90
banner99

İtalyan Rönesansı’nın muhteşem ve ünlü heykeltıraşı Michelangelo, “İyi sanatçı, sadece mermerin içindekini düşünür; taşın içinde uyuklayan figürleri serbest bırakmak içinse büyüyü yalnızca heykeltıraşın eli bozabilir” demiştir. Bu sözün ete kemiğe büründüğü ve tüm heybeti ile karşınızda yükseldiği tapınak Angkor Wat.

Angkor Wat (Tapınaklar Şehri) Tapınağı, rönesanstan çok önceleri 12 yüzyılda, Khmer krallığının muhteşem ihtişamını göstermek için inşa edildi. Tapınak ilk olarak Hinduizim’de koruyucu olan Tanrı Vişnu Tapınağı iken, 13 yüzyıldan sonra Budist tapınağına döndürüldü. Daha sonra bu sanat harikası tapınak doğanın vahşi ellerine terk edildi.

Tapınak genel olarak Hindu tanrılarının yaşadığına inanılan Meru Dağı2nı simgeler vaziyette kubbelere sahipti. Kare bir plan üzerinde yükselen tapınakta birçok galeri ve yüksek duvarlardan oluşmakta. Ayrıca etrafını çevreleyen insan yapımı gölet ile kare bir ada görümüne sahip.

UNESCO insanlık mirası listesinde olan ve günümüzde Kamboçya bayrağını süsleyen bu tapınak, 20. yüzyılda doğanın korumasından alınarak, insanlığın korumasına verildi. Tapınağın tüm duvarları, Hinduizm ve Budizm din ve felsefelerini anlatan figürler ile örülmüştür. Bir taşın içerisinden çıkan o muhteşem ayrıntılara sahip heykel ve figürler insanı şaşırtmaya yetecek kadar ayrıntılıdır. Yaklaşık 900 yıldır ayakta olan bu tapınak tüm ihtişamı ile o bölgeye giden tüm ziyaretçileri halen ayni maneviyat ile etkilemekte.

Sabahın ilk saatlerinde, şu sıralar ölesiye korktuğumuz büyük turist kalabalığı arasından geçerek, köprü üzerinden tapınağa doğru yol aldık. Yekpare taştan oyulmuş hissi veren tapınağın her bir santimetre karesinde bir figürle bizi karşıladı. Yüksek Kamboçya mimari işçiliği, oyma aletinin ustaca kullanımı son derece göz alıcı bir vaziyette görünmekteydi.

Angkor Wat ziyaretimizden sonra bir başka ünlü tapınak olan Bayon’a gittik. Yine aynı yüzyıllarda inşa edilen tapınak, Budizm felsefesinin yüksek mimari eserlerinden. Tapınağın en muhteşem özelliği, tapınak kulelerinin dört yanının Budha’nın sakin ve gülen yüzünün olması. Aynı şekilde tapınağın pencere çerçevelerinin ahşap işçiliği kıvamında taştan oyulması ve duvarlarının, her gelen kral ile değişen dini kimliğe göre yeniden dizayn edilmesinin derin ve muhteşem izlerini görmek mümkün. Bizde hayran hayran bunları izledik.

Bir sonraki ziyaretimiz, Ta Prohm Tapınağı’na oldu. Bu tapınak diğerlerine göre daha iyi bilinmekte. Popüler kültürde Tomb Raider filmi için burası kullanılmıştı. Yine 12. yüzyılda yapılan bu tapınak, en heybetli tapınaklardandır. Özellikle, rölyeflerin ayrıntısı baş döndürecek kadar muhteşemdir. Bununla beraber tapınağa ayrı bir güzellik veren, tapınağı işgal etmiş olan ağaçlardır. Tetrameles ve boğucu incir ağaçlarının kökleri, erimiş hissi vererek ve bulunduğu duvara uyum göstererek büyümesi, tapınaklara bir başka hoş görüntü vermekte. Bu fantastik görüntü insana bir hayal dünyasının saraylarında gezme hissi vermekte.

Günün son ziyaretini, güneşin batışının en güzel izlenebileceği, Phnom Bakheng tapınağına yaptık. Tapınak, diğer tapınaklardan daha eski olup, 10.yüzyılda, Budist tapınağı olarak inşa edildi. Angkor Wat tapınağını ve güneşin batışını ayni karede izlemek için muhteşem bir yer.

Gün tüm kızıllığı ile batarken, Khmer İmparatorluğu’nun yüksek sanat eserlerini izleyerek günü tamamladık. Ardımızda, tapınaklarda halen o eski ihtişamı ile kutsal ayinlerini yapan Budist ve Hindu rahiplerin antik dilde yaptıkları duaların belli belirsiz sesi kaldı.

Gezmeyle kalın.

Güncelleme Tarihi: 11 Nisan 2020, 12:59
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75