Toprağın emekçileri

banner37

banner87
Toprağın emekçileri
banner90
banner99

   Alev altında kalan ülkemizde, ormanlarımızdaki ağaçlarımız cayır cayır yandı, dönümlerce ekinimiz yok oldu. Çiftçilerin yıllarını verip, kan ter içinde sürdüğü, ekip-biçtiği tarlalarındaki ekini, küçük bir ateş parçasının devleşip, her yeri sarmasıyla sıfırla çarpıldı.

   Son birkaç haftadır ülke genelinde ekili alanları yutan alevlerin yarattığı tahribat çiftçilerin gözyaşına neden oldu. Gazetemiz için fotoğrafladığımız yangın anlarında görevli ekiplerimizin yanı sıra çiftçilerin, topraklarımızı korumak için verdiği mücadele aslında bizlere çok şey anlattı.

   Traktörünü alan çiftçi, yangın alanlarına koştu… Alevlerin ekili alanlara yayılmasını önlemek için tarlalar sürüldü… Hiçbir çiftçi, “Bu tarla benim değil, bana ne” demedi… Toprağın emekçileri, elbirliğiyle sürdü tarlaları, halkın da desteğiyle emeğe, toprağa sahip çıktı.

   Çok eskilerde olduğu gibi çiftçiler yine birlik, beraberlik örneği sergiledi, kötü günde de tek yürek mücadele etti.

   Sapsarı tarlaların birkaç saat içinde siyaha bürünmesi tüm toplumu üzdü.

   Çiftçilerin emeği hiçbir zaman ödenemez… Can yakan kavurucu sıcağın altında saatlerce tarlasından verim elde edebilmek için çalışır çiftçi… Üretir her zaman…

   Eskiden daha zordu belki bu işler ama teknolojinin sunduğu imkanların yanı sıra insan gücü olmadan yapılacak bir iş değil bu…

   Şimdi ne harmanlar kaldı, ne harman yerleri; ne dövenler ne de dövenleri çeken öküzler, atlar…

   Topluca gidilirdi tarlalara… Kadın, erkek, çoluk çocuk herkes, buğdayların arasında kaybolurdu. Sabahtan akşama kadar, günlerce elle burçaklar yolunurdu. Başlarında veya enselerinde bir tülbentle kızıl güneşten korunmaya çalışırken, testiye konulan suyla serinlemeye çalışırlardı.

   Orakla da biçilirdi ekinler… Bu iş ustalık istermiş diyor bu işi iyi bilenler… Keskin olan orak ağzıyla ufak tefek kazalar olurmuş her zaman.

   Tarımda eskiden kullanılan araç gereçleri araştırırken karşıma çıkan fotoğraflara yabancı değildim. Aile albümlerimizde, zamanında ekip biçen aile büyüklerimizin tarlalarda, bahçelerde çekilen fotoğraflarında da aynı aletler vardı.

   Buğday destelenirdi, demet bağlanırdı, demetler badozaya (patos - saman makinesi) atılır, öğütülür, saman yığılır, buğday torbaya akardı…

   Düven, tırpan, karasaban, orak…

   İnternetteki çeşitli kaynaklardan ve yazılardan derlenen bilgilere bakalım:

Karasaban

   “At, öküz, eşek veya katır gibi hayvanlarla çekilen karasaban, klasik tarım yöntemlerinin vazgeçilmeziydi. Tüm gövdesi ahşaptan yapılmış olup, toprağı süren ağaç gövdenin ucuna saban demiri takılırdı.

   Karasabanı kullanmak özel beceri isterdi. Belli bir derinlikte sürmek bir hayli zahmetliydi. Uzun ömürlü olmayıp, kurak toprağı sürerken kırıldığı dahi olurdu. Kara sabanla sürülen tarla çabuk bitmez, adeta karasabanla tarlada yapılan iş ilerlemezdi…

Orak

   Ekin biçmekte kullanılan, yarım çember biçiminde yassı, ensiz ve keskin metal bir bıçakla, buna bağlı bir saptan oluşan ekin biçme aracı olan orak, engebeli alanlarda, tırpanın giremediği alanlarda kullanılırdı.

   Orağı kullanmak ustalık isterdi. Sağ elde tutulan orakla, sol elle kavranan buğdaylar kök tarafında hızla asılarak koparılır, biriken buğday sapları yere konur, sonra da bunlar üst üste konularak destelenirdi…

Tırpan

   Dünyada gelişen yeni teknoloji, birçok araç ve gereci günümüzde atıl durumda bırakırken, asırlık tarım araçlarımızdan tırpan ise hâlâ teknolojiye meydan okuyor. Teknolojinin gelişmesi ve modern ziraat araçlarının imal edilmesiyle artık eskisi kadar kullanılmayan tırpanlar, engebeli arazilerde kullanılıyor.

Ekin Arabası

   Tarlalarda biçilmiş ve deste yapılmış buğday hasadında ekinler ekin arabalarına yüklenerek harman yerine götürülürdü. Boyunduruk denilen koşum aletine, bir çift öküz veya manda koşulurdu. Ekin desteleri yüklenip sıkıca bağlandıktan sonra, yüklü ekin arabası, boyunduruğa koşulmuş hayvanlarla yol boyu çekilerek harman yerine götürüldü.

Döven

  Makineli patosa geçişten önce, harman almak (buğdayı başağından çıkartmak ve saman yapmak) için kullanılan dövenler vardı. Genellikle çam ağacından imal edilirdiler. Altında kanalcıklar açılarak, içine çakılmış kesici çakmak taşları konurdu. Her yeni hasat zamanı döven altındaki eksik olan kesici çakmak taşları tamamlanır veya yenilenirdi. Önü yukarı doğru eğimli ve koşum hayvanlarının çekmesi için zincir bağlantı yeri vardı.

   Dövenin üstüne oturan kişi, öküzlerin ya da atın başına bağlı ipleri eliyle tutarak bazen oturarak, bazen de ayakta durarak belli bir hızla, ağır ağır fakat saatler boyunca harman yığınının etrafında döner ha dönerdi. Toprak ve taş üstünde giden dövenin altındaki taşlar kırılır, bu da onların körleşmesine yani keskinliklerini kaybetmesine, dolayısıyla harman işinin aksamasına yol açabilirdi. 

   Harman makinesiyle hasadın yaygınlaşmasından önce, harman koşum hayvanları peşine koşulmuş dövenlerle alınırdı. Henüz sabah güneş yükselmeden yığınlardan bozulan buğday desteleri düz harman alanı içine saçılır. Sonra da bir veya iki çift koşum hayvanının çektiği ve üzerinde ağırlık olarak bir iki insanın bindiği dövenler üzerinde dönülür durulurdu.

  Havanın sıcaklığıyla gevremiş buğday başakları içinden buğday taneleri çıkıp, gövdeleri saman oluncaya kadar bir müddet sağa, sonra da sola dönülerek sayısız turlar atılırdı.

    Tamamen saman oluşumu ve buğday ayrışımları gözlendiğinde artık dövenler kenara alınırdı. Harman üstündeki kaba saman yığıntıları dirgen isimli el aleti ile savrularak samanlık içine doldurulurdu. Geriye kalan ince samanlı buğday karışık halde tepeleme yığılarak toplanırdı. Yığıntı etrafında birkaç kişi havanın rüzgarlı olması anında yabayla içindeki ince saman ayrışana kadar yukarı savrulurdu.

   Tınaz savurmak saatler süren zahmetli bir işti. Hele bir de rüzgar esmez ise oturup rüzgar beklenirdi. Kaba ayrıştırma işi böylece biterdi.

   Kalbur denilen bir nevi elek içine doldurulan ince buğdaylı saman yığıntısı yukarıdan aşağıya silkelenerek dökülürdü. Geri kalan çoğunluk artık buğday taneleridir. Kalan taneler orta elekten geçirilerek, çuvala doldurulurdu. Harman alma işi gün doğmadan başlayıp, akşam gün batımına kadar süren oldukça yorucu ve zahmetli bir iştir.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75