“Yangın Yerinde Kabare” kapalı gişe oynuyor

banner37

Yaşar Ersoy, düşlediği dünyaya hizmet etmek için yasaklara ve sansüre karşı oyununu sahneleyebilmenin onurunu ve mutluluğunu sahnedaşlarıyla birlikte yaşıyor

banner87
“Yangın Yerinde Kabare” kapalı gişe oynuyor
banner90
banner99

Aliye ÖZENCİ

Tiyatro sanatçısı Yaşar Ersoy’un geçtiğimiz sezon Kıbrıs Türk Devlet Tiyatroları için hazırladığı “Yangın Yerinde Kabare” oyunu; KTAMS Barış Salonu’nda perde açmaya devam ediyor.

Hatırlayacağınız üzere, geçtiğimiz yıl Kıbrıs Türk Devlet Tiyatroları, 2019-2020 sezonunda, Yaşar Ersoy’a bir davet yaparak oyun hazırlamasını istedi. Ersoy da “Yangın Yerinde Kabare” oyununu hazırladı.

Hükümetin değişmesiyle Devlet Tiyatroları’nın müdürü görevden alındı, yeni atanan müdür ve bürokratlar da okudukları metne sansür koyarak bu oyunun Devlet Tiyatrosun da oynanamayacağını söylediler.

Toplumda büyük tartışmalara sebep olan oyun, sosyal medya ve basın yayın organlarında günlerce yazılıp konuşuldu.

Yaşar Ersoy, “Tiyatro aşk ve sevdayla yapılmalı. Tiyatro sevdam ve kavgamdır. Benim hep kavgam var, düşlediğim hayatın yasalarıyla tiyatro yaparım. Düşlediğim hayat insanca yaşamak, haksızlıkların olmayacağı, adaletli, eşitlikçi ve sömürüsüz bir dünyadır. Bu düşlediğim dünyaya hizmet etmek için tiyatro yaparım” dedi.

Bu yasağa karşı kendi seçeceklerini yaratarak, Sendikal Platform’a oyunun sahnelenmesi için teklif götüren Ersoy, görüşmelerden olumlu sonuç alınca, sahnedaşlarıyla bir araya geldi ve çalışmalara başladı.

Ülkemizdeki toplumsal, siyasal ve sosyal yozlaşmayı konu edinerek, insanların daha iyi yaşamalarını savunurken, seyircisinin duygularının yanı sıra mizahın eleştirel diliyle hem düşündürüp hem güldüren “Yangın Yerinde Kabare” oyunu, her salı saat 20.00’de KTAMS Barış Salonu’nda sunuluyor.

Oyunun tüm geliri Kadın

Sığınma Evi’ne bağışlanacak

KTAMS, KTÖS, KTOEÖS, DEV-İŞ, TES, BASIN-SEN, ÇAĞ-SEN, GÜÇ-SEN ve DAÜ-SEN’in katkı ve desteğiyle sahnelenen oyundan elde edilecek gelir Kadın Sığınma Evi’ne bağışlanacak.
   Altı kısa bölümden oluşan “Yangın Yerinde Kabare” oyununu, Genç Oyuncular Memet Baydur, Vural Pakel’in oyunlarından, Aziz Nesin, Marcel Berguier ve Çetin Altan’ın makale ve hikayelerinden Yaşar Ersoy kurguladı, oyunlaştırdı ve yönetti. Oyunun müziklerini Ersen Sururi, koreografisini Melek Erdil, dekor, ışık ve yönetmen yardımcılığını Umut Ersoy yaptı.
   Oyunun canlı müziğini piyanosuyla Oskay Hoca icra etti. Afiş tasarımını Senih Çavuşoğlu ve Shahryar M. Alikhani yaptı.
   Oyunun ışık uygulamasını Hüseyin İstek, dekor uygulamasını Savaş Çiner, kostüm uygulamasını ise Tülfer Modaevi yaptı; fotoğrafları da Harun Uçar çekti.
   Oyunda Özgür Oktay, Döndü Özata, Melek Erdil, Melihat Melis Günalp, Barış Refikoğlu, Erol Refikoğlu, Işın Cem, Umut Ersoy, Irmak Refikoğlu ve Yaşar Ersoy rol alıyor.

Tiyatro sanatçısı Yaşar Ersoy ile bir araya gelerek, oyunun çıkış hikayesini ve tiyatro hakkında birçok konuyu konuştuk.
 

“Yasak”

“Yangın Yerinde Kabare” oyununun yasaklanmasının ardından, sosyal medyada, gazetelerde büyük tartışmalar, toplumda ise fikir ayrılıkları yaşandı.

Yaşar Ersoy bu süreçte “Düşünce ve ifade özgürlüğü yasaklanıyor mu? Sanat özgür değil mi?” gibi soruların ve bir çok seviyesiz saldırının basında ve kamuoyunda günlerce konuşulup yazıldığını üzülerek hatırlattı:

“Meslek yaşamımda 50 yılımı tamamladım, tiyatro ömrümün 51. yılındayım. Otorite ya da iktidar tarafından sanata gelecek olan müdahaleyi, hiçbir zaman ve asla kabul etmem. Bir de iktidarın hem de bu işten anlamayan bir takım müdürlerin müdahale etmesi engel, sansür koyması, bizim asla kabul edebileceğimiz bir şey değil. Ben daha öncede buna benzer olayları çok yaşadım hepsine karşı bir direnç ve duruş gösterdim.

Çünkü sanat özgürdür. Düşünce ve ifade özgürlüğünün en güzel şeklidir. Neden en güzel şekli! Çünkü sanat düşünceyi estetik değerlerle, sanatın, tiyatronun diliyle anlatır. Bundan dolayı, sanat, düşünce ve ifade özgürlüğünün en güzel şeklidir”.

Etik dışı söylemler

Oyunun yasaklandığı haberlerinden kısa süre sonra, “Yangın Yerinde Kabare” oyununun sadece iki sayfası sosyal medya ve gazetelerde paylaşılmaya başladı.

Ersoy; “İnsanlar 60 sayfalık oyunun 2 sayfasından yola çıkarak tartışma, spekülasyon ve manipülasyon yapmaya başlandı. Tamamıyla etik dışı, hem de sanatın bütün değerlerine aykırı bir tutum içerisinde… Ben bu tartışmalara hiç girmedim. Bu yaşananlara en güzel cevap işimizi en iyi şekilde yapıp oyunu sahneleyip seyirciye sunmaktı. Seyirci bu oyunu ister beğenir, ister beğenmez; alkışlar veya alkışlamaz karar seyircimizin yani halkındır dedik”.

Ersoy, toplumda büyük yankı uyandıran ve merak edilen bu oyunu sahneleme konusunda kararlıydı. Ersoy, önce kendine “Nasıl ve nerede?” sorusunu sordu ardından “Kendi seçeneğimi yaratmak zorundayım” diyerek yola çıktı.

Ersoy, “Bu yolda bana inan güvenen aynı amaç, için yasak ve sansüre kaşı direnen ve düşünce ifade özgürlüğünü savunan sahnedaşlarımla bir araya geldim”.

Merak konusu…

Günlerce süren tartışmalar karşısında “Yangın Yerinde Kabare” oyununun sahnelenip sahnelenmeyeceği de ayrı bir merak konusuydu… “Bu oyun neydi!” ve “Tam olarak içeriği ne anlatıyordu!..”

Yaşar Ersoy bu süreçte oyunu sahneleme kararı vermişti ama kendisini zorlu bir sürecin de beklediğinin farkındaydı.

Ersoy, “İlk başta sanat kurumlarından oyunu sahnelemek için bir çağrı gelir mi diye bekledim. Ama bu beklentime karşılık gelmedi. Ben de herhangi bir sanat kurumuna müracaat etmedim. Bekledim ki sanat kurumlarının tavrı ve duruşu nereden yana olacak. Birçok sanat kurumundan, sanatçıya hizmet ve destek veren Yaşar Ersoy adına değil; sanatın bağımsızlığı, düşünce ifade özgürlüğü adına, iktidar ilişkilerinden soyutlanarak bir destek çağrısı bekledim” dedi.

Yaşar Ersoy bu beklenti sırasında hiçbir sanat kuruluşundan toplumsal sanat duyarlılığını ve sorumluluğu görmediği için, toplum adına ve özgürlük adına üzüldü.

Kendi ifadesi, “Sanatsın özgürlüğü adına mangalda kül bırakmayanlar, uygulamaya gelince ölüm sessizliğine gömüldüler”.

“Yaşamın bütünselliği…”

Bu süreçten sonra bir dönem sendikacılık yapan Yaşar Ersoy, oyunun sahnelenmesi için Sendikal Platform’a teklif götürmeye karar verir.

Ersoy, “Yangın Yerinde Kabare” oyununun sahnelenmesini Sendikal Platform’a önerdim. Oyunun broşüründe de belirttiğim gibi, sendikal yaşamın ve sendikal mücadelenin sadece ekonomik taleplerden ibaret olmadığını, üyelerine bir kültür sanat etkinliğini de götürmeleri gerektiğini ve yaşamı bir bütünsellik içerisinde algılamaları gerektiğini anlattım. Onlar da önerimi kabul ettiler” dedi.

Sendikal Platform’da yer alan KTAMS, Dev-İş, KTÖS, KTOEÖS, TES, BASIN-SEN, ÇAĞ-SEN, GÜÇ-SEN ve DAÜ-SEN oyunun sahnelenmesi için destek olacaklarını açıkladı. KTAMS kendi binasında olan bir salonu tiyatro salonuna çevirebileceğini müjdeledi.

Yaşar Ersoy olumlu yanıt sonrasında, önemli bir ivme kazandıklarını vurgulayarak, ekip arkadaşlarının tüm benliklerini ortaya koyarak özveriyle ve kolektif emekle canla başla çalıştıklarını ifade etti.

“Sansür ve yasak çağ dışıdır”

Bir oyunun sahnelenebilmesi için sahne dekoru, kostüm, afiş, ışık, broşür gibi başka katkılara da ihtiyaç vardı.

Ülkemizin sevilen sayılan sanatçılarından olan Yaşar Ersoy, bu konuda destek istediği kişilerden olumlu yanıtlar aldığını, “Elimi kime uzattıysam sıktı. Tabii ki Yaşar dostum, hocamız… Bu işte bizde varız, katkımızı yaparız” dedi.

Ersoy, Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Mehmet Harmancı’nın da çalışmalara lojistik destek verdiğini anlattı:

“Lefkoşa Belediyesi, atölyeleri ve işçileriyle beraber bize destek oldu. Böylece oyun, bir kolektif emekle üretildi ve seyirciye sunuldu. Buradaki amacımız uygulanan yasak ve sansür karşısında toplumsal sorumluluğumuzu yerine getirmek; düşünce ve ifade özgürlüğüne sahip çıkmaktır. Sanat; içeriği, biçimi sahneleyişi ve çeşitli yönleriyle eleştirilebilir. Ama sansür ve yasak çağ dışıdır. Oyunu sahneye koymamız, bu yasağı kabul etmememiz ve buna karşı özgürlükten yana bir tavır geliştirmemizdir”.

Seyirci, “Yangın Yerinde Kabare” oyununu, sahnelendiği günden bugüne yalnız bırakmadı ve oyun hep tıklım tıklım ayakta alkışlanmaya devam ediyor.

Ersoy, “Bu da bize şunu gösteriyor ki, biz amacımıza ulaştık. Biz sanatın özgürlüğünü savunduk ve seyircimizle sahnelediğimiz oyunu buluşturduk. Yukarda da söylediğim gibi elbette oyun eleştirilecek yönleri vardır. Eleştiri sanatın her dalında vardır. Eleştiri, bu anlamda sanatın tamamlayıcı en önemli yönüdür” dedi.

Yasağa sansüre karşı direndiklerini vurgulayan Ersoy, oyun böyle bir serüven sonucunda ortaya çıktığını söyledi.

Amatör…

Yaşar Ersoy, Erol Refikoğlu ve Işın Cem 2019’da sanat hayatlarının 50. yılını kutladı, 51. yıllarında da aynı sahneyi paylaştı.

Ersoy, 50 yıl önce amatör olarak başladığı tiyatroya, altı yıl sonra Kıbrıs Türk Devlet Tiyatroları’nda profesyonel olarak devam etti. Daha sonra Lefkoşa Belediye Tiyatrosu’nda tam bir profesyonellik içinde yönetmenlik, sanat yönetmenliği, koordinatörlük, dramaturgluk, oyunculuk ve yazarlık yaptı.

Ersoy, “Kıbrıs Türk Tiyatrosu’na 50 yıl önce amatör olarak başladım. 51. yılımda ise sahnedaşlarımla birlikte amatör olarak sahne aldım. Ki bu sahnedaşlarımın hepsi de Kıbrıs Türk Tiyatrosu’nun profesyonel usta oyuncularıdır. Ben amatörlüğü çok önemserim. Amatörlük bir ülke tiyatrosunun dipten gelen dalgasıdır. O dalga, o ülkenin tiyatrosunu ileriye taşıyabilecek güçtedir. Eğer doğru amaç ve işlevde kullanılırsa… Bizim buradaki amacımız maddi bir kazanç değildi. Bilindiği gibi oyunun tüm gişe gelirini “Kadın Sığınma Evi”ne bağışlayacağız. Bu anlamda da başka bir toplumsal ve sosyal sorumluluğu yerine getiriyoruz”.

Ersoy, amatör kelimesini acemilik olarak kullanmadığını söyledi:

“Bizde amatörlük, acemilik olarak biliniyor. Hayır! Bizim burada kastettiğimiz amatörlük ustalıktır, tutkudur, sevgidir, özveridir… Yaptığımız işe saygı duymaktır, kolektif emektir, dayanışmadır, paylaşmadır… Tiyatrocuların ünlü bir sözü vardır ‘iki kalas bir hevestir’ İşte Yangın Yerinde Kabare oyununu bu anlayışla sahneledik. Ve izleyicimizle paylaştık.

Tabii ki bizler profesyonel, ödenekli çalıştığımız uzun yıllarda da yine amatör ruhumuzu hiç kaybetmedik. Gerek Belediye Tiyatrosunda, gerekse yıllar önce 70’lerde Devlet Tiyatrosunda amatör ruhla çalıştık. Amatörlüğün keyfi, onuru ve toplumsal sorumluluğunun özü budur”.

“Sevdam ve kavgam”

Tiyatronun aşk ve sevdayla yapılması gerektiğine vurgu yapan Ersoy, “Tiyatro sevdam ve kavgamdır. Benim hep kavgam var, düşlediğim hayatın yasalarıyla tiyatro yaparım” diyerek anlatmaya devam ediyor:

“Düşlediğim hayat insanca yaşayabileceğimiz eşitlikçi, adaletli, savaşsız, sömürüsüz, ezen ve ezilenin olmadığı bir dünyadır. Herkesin onurlu yaşayabileceği, açlıktan insanların ölmeyeceği, haksızlıkların olmayacağı adaletli bir dünyadır. Bu düşlediğim dünyaya hizmet etmek için tiyatro yaparım”.

Ersoy, “Bugüne kadar sahnelediğim 100’ü aşkın oyunda olduğu gibi, ‘Yangın Yerinde Kabare’ oyununu da yaparken aynı toplumsal sorumluğu ön planda tuttum” dedi.

“Prömiyer gecesinde Sendikal Platform adına konuşan KTAMS Başkanının cümleleri, sendikal mücadelede yeni bir vizyonu da ortaya koydu. Sendika başkanı, bu oyunun ilk olmayacağını, bunun devamının sağlanması gerektiğini vurguladı. Bu anlamda sendikaların böylesi bir kültür sanat hareketinin içerisine girmesi toplumumuzda çok önemlidir.

Sendika sadece ekonomik taleplerle uğraşmamalı. Hayatın tüm alanlarının güzelleştirilmesiyle ilgili, kültürel alanımızı, yaşamımızı zenginleştirmemiz gerekir”.

“Yasağa karşı kendi

seçeneğini yaratmalısın”

Günümüzde toplumsal yozlaşma ile birlikte sanat ve sanatçılar da bu yozlaşmadan payını almaktadırlar. Ben merkezci egosantrik kişisel tatminler peşinde koşan sanatçılar(!) da bir takım değerlerin yok olmasına hizmet etmektedirler diyen Ersoy, toplumumuzun böyle bir dönemde sanatın toplumsal ve insansal değerlerinden ödün vermeden yeni üretimlere ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. Ersoy, şöyle dedi:

“Birçok değerleri tüketiyor ve değersizleştiriyoruz. Sendikaların bir araya gelerek böylesi bir etkinliği gerçekleştirmeleri toplumsal gelişmeye katkı sağlayacağı, örnek oluşturacağı inancındayım. Bu ilk örnek yani Yangın Yerinde Kabare oyunu, elbette kolay olmadı. Çok sıkıntılar zorluklar yaşandı. Yılmadık, gün geldi -biz başarabilir miyiz? ,-acaba bu işin altından kalkabilecek miyiz? dedik. Çünkü kurumsal bir destek, maddi olanak yoktu. Ama bütün sahnedaşlar el birliğiyle, kolektif bir emekle, dayanışma içinde her şeyimizi ortaya koyduk ve topluma örnek olacak artı bir değer gösterdik.

Şunu da gösterdik egemen ve iktidar güçler bir yasak koyabilir. Ama direnerek çalışarak ona karşı bir seçenek koymalısınız. O zaman toplumsal gelişme, başarı ve toplumsal iyileşme gelir. Bu her toplumsal alan için geçerlidir.

Sana engel olan iktidar güçlerine, başarabileceğini yapabileceğini göstermelisin…O zaman toplumda, iyileşme yönünde moral ve motivasyon sağlayabilirsin”.

“Seyirci her dönem bizi kucakladı”

Tiyatro hayatının farklı dönemlerinde, farklı biçim ve biçemlerde bir çok oyun sahneleyen Ersoy, kabare türünde de oyunlar sahneler.

Ersoy, “Bugüne kadar sahnelediğim her oyunda seyirci bize sahip çıktı, nerde olursak olalım bizi gelip buldu ve oyunumuzu izledi.

Ersoy, sadece kabare değil, antik yunan, modern, klasik ve daha birçok türde oyunlar yaptı.

Oyunları yaparken de estetik değerlere ve oyunun içeriğine hep önem verir.

Ersoy, şöyle diyor:

“Biz seyirciye eveleme geveleme veya söylermiş gibi yaparsak seyirci bizden uzaklaşır ve giderek onu kaybederiz. Benim bir sözüm vardır; “Oyun seçip sahnelerken, ne halk dalkavukluğu yapacan, ne de halktan kopacan, bunun dengesini bulmak zorundayız”

Önemli olan oynarken toplumun tarihsel ve toplumsal nabız atışını yakalamaktır. Tabii ki her bir oyun farklı ve biçim özellilerine sahiptir. Ama ben toplumcu gerçekçi anlayışıyla, yorumlayıp seyirciyle buluşturmaya çalışırım. Benim derdim bir metni olduğu gibi aktarmak değil, o metni günümüze getirmektir. Ve seyircimizin derdine bir mercek tutmaktır.

Örneğin 400 yıl önce yazılan Shakespeare Macbeth oyununu bugünkü iktidar hırsına getirmeye veya Aristofanes’in 3 bin yıllık “Barış” oyununu da sahnelerken, bizim bugünkü barışımızı ve savaşımızı odak noktası almaya yada “Ada” oyununu sahnelerken toplumun özgürlük sorununa mercek tutarım. Bugüne kadar yaptığım yüzü aşkın oyunda hep bu anlayışla hareket ettim. Seyirciyle buluşmamın sırrı da budur sanırım.

Aksi takdir de ben müzede kalmış, hayatı dondurmuş olurum. Oysa tiyatro anın sanatıdır”.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75