Kıbrıs Türk Diyetisyenler Birliği'nden Tavsiyeler

Kilo vermek düşündüğünüzden de kolay olabilir mi?
 

“Su içsem yaradığını hissediyorum”
  “Çok az yemek yememe rağmen bir türlü kilo veremiyorum”
   Bu şikayetleriniz var ise insülin direnci hakkında bilgi sahibi olmakta fayda var.
   İnsülin, pankreastan salgılanan protein yapısında bir hormon olup, vücuttaki kan şekeri düzeyini dengede tutmayı sağlamakla görevli önemli bir rol üstlenmektedir. Belli başlı sebeplerden dolayı vücuttaki bu denge bozulduğu zaman ise tüm dünyada ve ülkemizde de obezite ile paralel olarak artış gösteren “insülin direnci” birçok organ sistemini de etkileyebilen ciddi metabolik bozukluklara yol açan kompleks hücresel bir bozukluktur. Kısa süre içerisinde farkında olmadığınız fakat yaşam kalitenizi etkileyen önemli bir sorun olarak yaşamınızı kötü yönde etkileyebilmektedir.

 

Her yaş grubu risk altında
   Genetik bir neden yoksa önceleri çok küçük yaşlarda pek görülmese de son yıllarda "yanlış beslenme ve çocukluk obezitesinin" artması ile birlikte çocuklarda da görülmeye başlayan bir hastalık haline gelmiştir. Her yaş gurubunda görülebilen bu durum, daha çok erişkinlerde ve ilerleyen yaş gruplarında ki kişilerde sıkça rastlanmaktadır. Başlıca nedenleri arasında hareketsizlik ve kilo alımının artması olmakla birlikte, modern hayat olarak nitelendirdiğimiz, sürekli araçlarla bir yerlere gitmek, büyük binalarda saatlerce oturarak çalışmak, televizyon ve bilgisayar karşısında geçirilen saatler ve tabii ki ‘fastfood’ olarak da adlandırılan yanlış beslenme şekilleri ve yüksek kalorili gıdalarla beslenmekte, bu sorunun gelişmesindeki etkenler arasında üst sıralarda yer almaktadır.
 

Direnmeyin kontrol edin - bulgulara dikkat
   •Ağır yemek sonrası veya şekerli gıda tüketimi sonrası gereğinden fazla ağırlık hissi ve uyku hali oluşması
   •Gün içinde bitkinlik ve yorgunluk hissi
   •Yemekten sonra şekerin kontrolsüz olarak düşmeye başlaması ile birlikte el titremesi, terleme
   •Yüksek karbonhidratlı (hamur işi, şeker içeriği yüksek besinler, ekmek ve türevleri vb.) gıda tüketme ihtiyacı ve tatlıya düşkünlük
   •Yemek sonrası sık sık acıkma ile birlikte özellikle yemek sonrasında tatlı ihtiyacı hissetme
   •Mide kazınması şikayetleri
   •Kilo almanın kontrol edilememesi
   •Bel çevresinin giderek genişlemesi
   •'Akantozis Nigrikans' denilen özellikle koltuk altı, kasık, boyun bölgelerinde esmerleşme
   •Karaciğerde yağlanma
   •Kadınlarda adet düzensizlikleri

 

Geç kalmayın önlem alın
   İnsülin direnci bir çok klinik tabloya neden olabilmekle birlikte erken tanı ve tedavi sürecine geç kalındığı takdirde başlıca risk faktörleri arasında Tip 2 Diyabet, Kardiyovasküler hastalıklar, hipertansiyon ve bazı kanser türleri (kolon, meme, endometrial) ve metabolik sendromu da beraberinde getirebilmektedir.
 

İnsulin direnci tedavisi nasıl olmalı?
   İlk olarak doktor kontrolünde günümüzde en çok kullanılanlar arasında yer alan HOMA-IR testi ve bunun gibi gerekli klinik bulgular ile tanı konulmalıdır. Daha sonra İnsülin direnci tedavisinde öncelikli adım, yaşam tarzı değişiklikleridir.
   Tıbbi beslenme tedavisi ile bireyin beslenmesi yaş, cinsiyet, fiziksel aktivite durumu ve yaşam şekli dikkate alınarak kişiye özgün olarak tüm besin öğelerini yeterli ve dengeli olarak içerecek şekilde hazırlanmalıdır. İnsülin direnci tedavisinde kısa dönem şok programlar uygulanmamalıdır. Egzersiz ve hareketin artırılması, uyku düzeninin sağlanması ve sürdürülebilir olması da hedeflenirken, vücut ağırlığının da 6 ayda yaklaşık %5-10’unun azaltılması hedeflenecek şekilde, bireyin günlük mevcut kalori alımı dikkate alınarak uygulanmalıdır. Bu süreçte kazanılan düzenli ve dengeli beslenme alışkanlıklarının yaşam tarzı haline getirilerek ömür boyu devam ettirilmesi gerektiği unutulmamalıdır.

 

Diyetisyen Ayten ÇUFOĞLU
 

YORUM EKLE