banner6

"15 bin 840 ceza davasının 13 bin 842’si trafik"

banner37

Yüksek Mahkeme Başkanı Narin Ferdi Şefik, "Askıdaki dava sayılarına bakıldığı zaman 1 Ocak 2019’da 24 bin 403 ceza davamız varken 30 Nisan 2019 tarihi itibari ile askıda ceza davası sayımız 15 bin 840’dır. Bu dosyalananlar devam etmekle birlikte hep ey bir davanın görüldüğü ve bitirildiği. Tabi ceza davalarındaki kabarıklık daha fazla trafik davalarıdır. Çünkü onlar binlerle.Bölge olarak bakıldığında hangi ilçede ne kadar dava vardır diye. En fazla ağırlık Lefkoşa’dadır. Ama o rakamın ağırlığı da trafik davalarındadır. Lefkoşa’da 7 bin 249 askıda ceza davası varken bunun 6 bin 607’si trafiktir. Size ben şuanda askıda 15 bin 840 ceza davası var dediğimde bunun 13 bin 842’si trafiktir… Cezada ağırlık Lefkoşa’dadır. Yani 15 bin 840’nın 7 bin 249’u Lefkoşa’dadır. İkinci sırada Girne’dir 5 bin 250, daha sonra Gazimağusa’dır bin 497’i, Güzelyurt 999, İskele 520 ve Lefke 325" dedi.

"15 bin 840 ceza davasının 13 bin 842’si trafik"
banner151 banner143

1 Temmuz Pazartesi günü başlayacak Adli Yıl tatili öncesinde Yüksek Mahkeme Başkanı Narin Ferdi Şefik BRT’de yayınlanan Birinci Boyut’a konuk oldu ve önemli açıklamalarda bulundu.

İşte Yüksek Mahkeme Başkanı Narin Ferdi Şefik’in açıklamalarında öne çıkanlar:

“Başsavcılık ayrı, bağımsız bir kurumdur. Biz Başsavcılıkla çok iyi koşullarda birlikte çalışıyoruz. Adaletin gelmesi için birlikte hareket ederiz. Savcılık ceza davalarını Mahkemeye huzuruna getirir ve yargılaması da mahkemelerimizde olur. Bizim birlikte çalışmamızda herhangi bir sorun yaşamıyoruz. Bu değerlendirmeler daha fazla Meclis’ten gelenlerdir. Onun için ben o konuda herhangi bir yorum yapmak istemiyorum. Ama genellikle şikayet; soruşturmaların tamamlanmadığı, dosya olarak mahkeme huzuruna getirilmediği noktasındadır. Ki hep basından yıllardır belirli yolsuzluklardan bahsedilmektedir. Bizim mahkeme olarak hep söylediğimiz de mahkemeye gelip de yargılanmadıkları söylenemez. Hatta mahkeme yargılayamaz gibi bir şikayette de bulunamaz. Çünkü bu dosyalar bize intikal etmemiştir. Mahkemelere her tür yolsuzluk dosyasının hazırlanması ve getirilmesi gerekir. Ve burda açık mahkemede yargılanması gerekir. O yargılamanın neticesinden sonra mahkemelerin doğru dürüst çalışır mıydı? Çalışmaz mıydı? Bu yargılamaları yapabilir miydi? Yapamaz mıydı? O zaman tartışılır. Ama bizim bu konuda Başsavcılığın çalışması ile ilgili bir şikayetimiz yok. Söyleyecek bir sözümüz de yoktur. Eminim en iyisini yapma gayreti içerisinde çalışmaktadırlar.

Yolsuzlukla ilgili mahkemede şuan bir dosya var. Meclis’in ilgilendiği bir milletvekilinin(Sayın Çaluda’nın) dokunulmazlığını kaldıran karar Anayasa Mahkemesinde parti tarafından dava edilmiştir. Aşağıda ceza davası da vardır bildiğim kadar ile. Ceza davası devam etmektedir Ağır cezaya havale olup olmayacağı zannedersem son zamanlarda konuşuluyor”…

“28 Mayıs 2019 tarihli açıklamamızın iki sebebi vardı. 1.Mahkemeleri de içerisine katılan bir yayınla ilgiliydi, bir de belirli gazetelerin bir birleri iel olan kavgalarını yargı üzerinden yapmaları bizi rahatsız etmişti. Biz sürekli Mahkemeler Yasası 52. Madde altında mahkemelerde davalar devam ederken bunların konu yapılmaması gerektiğini söylüyoruz. Tabi basın hürriyeti çok önemlidir. Her şeyin tartışılması, konuşulması, bir şeylerin gizlenmemesi gerektiği noktasında ben de hemfikirim ama yargı süreci devam ederken, sürecindeki bütün unsurların gazetelerde yer alması, onların üzerine yorumlar katılarak yapılması yanlıştır. Ama hep söylediğimiz bir başka bir şey vardır ki! Biz yargı olarak şikayetçi olmak istemiyoruz. Yani yargı değil Yüksek Mahkeme olarak yada yargıçlar olarak şikayetçi olmak istemiyoruz. Çünkü biz şikayetçi olacağız ondan sonra ceza davası geldiğinde bu şikayeti kim dinleyecek? Yine bizler dinleyeceğiz, alt mahkeme dinleyecek ama istinaf Anayasaya havale olduğunda Yüksek Mahkeme huzuruna gelecek. Ancak son bildiğim kadarı ile Sayın Başsavcı polise genel bir yazı göndererek, bu gibi yayınlara dikkat etmelerini ve bir hakaret unsuru veya bir gayri yasallık mevcut herhangi bir mevzuata aykırılık olduğunda işlem yapmaları gerektiği kendilerine hatırlatıldı. Bu işleme girdi mi? Yapıldı mı? Şuana kadar bir bilgim yok. Mahkemedeki konular herkesin merakını uyandıran konulardır o nedenle bunun önüne geçilmesinin çok kolay olmadığını da düşünmekteyim ama umarım uyarımız ciddiye alınır. En azından tartışmalar birilerine, davaya zarar verecek boyutta olmaz”….

“Yüksek Mahkeme yargının bir ayağıdır. Tabi ki yargı dendiğinde Poliste, Başsavcılık’ta bunun içerisine girer. Yüksek Adliye Kurulu olarak mahkemelerin her tür istemleri, çalışmaları ile ilgili son söz Adliye Kurulu’ndadır. Yoğun görev vardır. Adliye Kurulu’nun personeli yoktur. Yüksek Mahkeme’nin Genel Sekreteri, Başmukayyiti ve iki yardımcısı var. Şuanda başmukayyitimizi yok. Başmukayyit yardımcımızın bir tanesi yok. Sadece bir genel sekreterimiz ve bir başmukayyit yardımcımız var. O nedenle idari işlerle ilgilenecek personelde çok büyük sıkıntı var. Adalet Bakanlığı sırf bunlarla ilgilenecek olsa aa! ne güzel belki denilebilinir. Ancak bizim ülkemizde bir bakanlığa bağlandığı an mahkemelerin var olan bağımsızlığımızın kaybolacağına inanıyorum. O nedenle çok katı bir şekilde Adalet Bakanlığı olmasına karşıyım. Ancak buna ek olarak da Adliye Kurulu’nun bünyesinin, personelinin yahut da Yüksek Mahkeme’nin Genel Sekreterliğinin genişletilmesi daha fazla personel verilmesi ki bizim idari olarak yapmamız gereken işlemleri daha etkili bir şekilde yapalım… Bizim talebimiz Adliye Kurulu’nun güçlendirilmesi, idari personelin güçlendirilmesi. Ki bu şekilde bağımsız bir şekilde bütün işlemlerin daha süratli yapılması ama kesinlikle Adalet Bakanlığı bizim ülkemizin koşullarında bakanlıkların ne kadar politize oldukları ortada iken kesinlikle uygun olduğunu düşünmüyorum. Ve var gücümüzle bunun karşısında olacağımızı da söylemek isterim”

“Herkesin davasında herkes haklıdır. Haksız olduğu düşüncesi hiçbirinde yoktur. Ve davanın neticesini kendi lehlerine çevirmek için de herkes kendine göre yöntem düşünmeye çalışır. Tabi ki en uygun yöntem bir şekilde yargıç ile temas kurmak yöntemidir. Bana her hafta yüzlerce vatandaş kapıma gelip, davalarını izah etmek isterler. Yani nedir umdukları onu anlamakta ben zorlanırım. Çünkü ben Yüksek Mahkeme Başkanı da olsam hiçbir yargıca bir konuda ne karar vereceğini ben söyleyemem bu yargı bağımsızlığına dokunmak demektir. Her yargıç kararını önündeki bulgular, şahadet ve mevzuata göre verir. Ama bana gelip davasını anlatmak isteyenin gayesi bir şekilde haklı olduğunu iletmemi isterler. Bu mümkün değil. Yani gittik sonra randevu verme sayılarını azaltıyorum zaten çünkü gelirler dinlerim avukatınıza söyleyin, bunları mahkemenin huzuruna getirin demenin ötesine gitmiyor. Ben dinliyorum sadece”….

“Ben 1987 yılında yargıç oldum. Bana dışarıdan hiçbir zaman önümdeki dava ile ilgili bugüne kadar hiç bir müdahale olmadı. Diğer yargıçlara benim hep talimatım size biri bir şey söylemeye kalkışırsa benim bilgim olması gerekir. Nitekim bunu yaşadık. Ve bilgim olduğu anda da nedir yapılan diye sordum? Basit bir telefon konuşması idi. Ve yanlış olduğunu da ifade ettim. Bu konu orada kapatıldı”

“Cumhurbaşkanlığı seçimine hazırız. Cumhurbaşkanlığı seçimi rahat ve basit bir seçim kalır. O nedenle tek başına Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılacaksa herhangi bir sorunumuz olmaz. Seçim kütüğü mukayyitimiz emekli olduğu için onun yerine yeni birinin atanması için alınabilmesi için o hazırlıkları yapıyoruz. Ama salt Cumhurbaşkanlığı seçimi 2020 Nisan ayı Yüksek Seçim Kurulu için herhangi bir sorun yaratmaz”…

“Tüm parti başkanlarına mevcut yasa ile genel bir seçim yapmanın çok zor olacağı, sandık kurullarında görev alacak vatandaş bulmakta çok zorlanacağımızı ve sistemde değişiklik ki bu değişikliğe Meclis karar verir. Biz değişikliğin ne olacağı konusunda birşey söyleyemeyiz. Bizim sadece söylediğimiz mevcut yasa ile aynı şekilde genel seçim yapması çok zor. Netice çıkarmak çok uzun zaman alıyor. Hep söylüyorum tek bir Karma oy pusulasının cetvele geçirilmesi 20 dakika alıyorsa tercihli bir oy pusulası da 17 dakika alıyorsa 300 oy pusulası da bir sandıkta olduğunda siz hesaplayın o sandık kurulunun ne kadar uzun süre görev yapması gerektiği. Bu koşullarda bu kadar insanın çalıştırılması bence günahtır. Kuralların daha basitleştirilmesi gerekir. Bizim görebileceğimiz bir kaç alternatifi aktardık. Tabi ki Meclis’in alternatifleri sonsuzdur kendileri bilir nasıl arzu ederlerse bir yasa geçirebilirler. Biz mevcut sistem içerisinden basitleştirmeler önerdik. Ama takdir yüce Meclis’indir. Karma oy ve tercihin kaldırılması gerekir. Çünkü karmada, tercihte bizim çok zamanımızı alıyor. İlke olarak doğrudur, yanlıştır da değiliz biz. Biz onu hiç tartışmıyoruz. Biz sadece pratikte tercih, karma, çarşaf oy pusulasının imkansıza yakın olduğunu söylüyoruz.

“Başbakan ile görüşmemizde daha fazla personel sorununa eğildik. Bugüne kadar yetki beklediğimiz yerlerimiz vardır. Çünkü epeyce emekli çıkanlarımız vardır. Emekli olmaya hazırlananlarımız var. Kurumlara müracaat edip bizi terk eden personelimiz var. Bunlara karşı taleplerimiz oldu. Bu taleplerinizi bir yazı ile toparlayın ilgileneceğiz dendi. O nedenle umarız ki en erken zamanda bu yerine gelecektir. Çünkü çok yoğun çalışan bir yer burası. Ve personel eksikliği bizi çok etkiler”….

“En son bizim yazdığımız yazıda 1 mukayyitimiz, 4 mahkeme memurumuz, 1 stenografımız, 1 ambar memuru ve 2 odacımız emekli oldu. Seçim kütüğü mukayyitimiz o da seçim açısından önemli bir pozisyondur o da emekli oldu. Emeklilik talebini yazıp da emekli olmayı bekleyen tebliğ icra memurumuz ve mahkeme memurumuz vardır. Bu sene sadece şuan 4 ay içerisinde 4 mahkeme memuru, 2 katip, 4 tebliğ icra memuru,1 stenograf ve 1 ambar memuru öğretmenliğe yada başka kadrolara müracaat etmiştir. Bir odacının eksildiği takdirde bir yargıcın çalışması aksar. Çok basit bir pozisyondur ama mekanizmaya çok büyük bir katkısı vardır. Personel mükayyitlikten eksildiğinde bir mahkeme memuru olmadığında dosyalara evrakların girmesi aksar. Dosyaların bir tamam şekilde hakime gitmesi aksar. O nedenle bütün bu pozisyonların doldurulması gerekir. Personelin rahat koşullarda çalışabilmesi için de binalarımızın yapılması gerekir”….

“Bazı arkadaşlar buradaki iş yoğunluğundan ürküyorlar daha rahat koşullarda çalışabilecekleri kurumlara gitmeyi tercih ediyorlar. Bu da tabi ki insanlıktır.Ben bunu hep söylüyorum; bunların olanaksızlaştırılması yani bu kadar kolay olmaması lazım. Bir de bizde işte kamuya bir ayağımı atayım ne olursa olsun!hangi pozisyon olursa olsun!nerde olursa olsun!ayağımı atayım ben ondan sonra çözüm bulurum düşüncesi de çok yaygındır. Bu kadar olanak verilmemesi lazım. Sıkı denetlenmesi gerek. Bunun için Kamu Görevlileri Yasasında çalışma yapılması gerek. Umarım kamuda liyakatı öne çıkaran bir sistem kurulur. Ve mevcut system birazcık daha düzeltilir”…

“Dokunulması gereken çok yasamız var.Hep söylüyorum Şirketler Yasası 1948’nin İngiltere’deki Şirketler Yasasından alınmıştır. Yeniliklerin eklenmesi gerekir. En büyük korkumdur onun bilinçsiz bir şekilde ele alınması.Bilinçli bir şekilde akademisyenler, çalışan hukukçular, emekli hukukçular, muhasiplerden yardım alınarak hazırlanması gereken bir yasadır. İflas yasamız kitap olarak var. Hiç kullanılmıyor. Çünkü bir makam 1960’lı yıllardan beri doldurulmamıştır. O yasa altında bir memuru tayin edilmeli ki bir iflas yasası kullanılabilsin. Geçen gün Sayın Başbakana bunu da bahsettik. Fasıl 6 tadilat ister ki onun tadilatı ile ilgili icra kısmında Barolar Birliği’nin çalışması var ancak o yasa kadük oldu. Onun tekrar biran önce gündeme gelmesi gerekir ki bizim icra ile ilgili sorunlarımızın çoğuna çözüm bulacak. Bu konuda Sayın Başbakan, görüşmemizde Barolar Birliği Başkanına biran önce yasayı bize getirin ki yeniden gündeme alalım mesajını verdi”….

“Benim yıllardır söylediğim nitekim eski Meclis Başkanımızın da kabul edip de onun da söylediği bir komisyon, komite şeklinde oluşum olması gerekir ki bu komisyonun üyelerinin değişken olması gerekir. Dışarıdan hizmet satın alınabilmesi gerekir. Akademisyenlerden, yurt dışındaki akademisyenlerden, hukukçulardan, emekli yargıçlardan oluşacak komisyonda bütün bu ufak tefek dokunuşların yasalara yapılması. Yani yargıçların o değişikliği yapabilmek için vakti yoktur. İki; görevimiz değildir. Üçüncü; yapılan değişiklik Anayasa Mahkemesine getirildiği takdirde siz yaptınız siz mi oturup karar vereceksiniz gibi bir de tuhaf durum ile karşı karşıya kalınır. O nedenle bu değişikliklerin bizim dışımızda yapılması gerekir. Tabi fikir teatisinde bulunabilir yahut bu konuda bir değişiklik gerekir diye söylenir onlar ondan sonra o çalışmayı yaparlar.Bir çalışma içerisine girilmesi gerekir. Umarım erken zamanda bu konuda bir şeyler yapılır. Her alanda yasaların düzeltilmesi için”….

“Askıdaki dava sayılarına bakıldığı zaman 1 Ocak 2019’da 24 bin 403 ceza davamız varken 30 Nisan 2019 tarihi itibari ile askıda ceza davası sayımız 15 bin 840’dır. Bu dosyalananlar devam etmekle birlikte hep ey bir davanın görüldüğü ve bitirildiği. Tabi ceza davalarındaki kabarıklık daha fazla trafik davalarıdır. Çünkü onlar binlerle.Bölge olarak bakıldığında hangi ilçede ne kadar dava vardır diye. En fazla ağırlık Lefkoşa’dadır. Ama o rakamın ağırlığı da trafik davalarındadır”…

“Lefkoşa’da 7 bin 249 askıda ceza davası varken bunun 6 bin 607’si trafiktir. Size ben şuanda askıda 15 bin 840 ceza davası var dediğimde bunun 13 bin 842’si trafiktir… Cezada ağırlık Lefkoşa’dadır. Yani 15 bin 840’nın 7 bin 249’u Lefkoşa’dadır. İkinci sırada Girne’dir 5 bin 250, daha sonra Gazimağusa’dır bin 497’i, Güzelyurt 999, İskele 520 ve Lefke 325”….

“Binlerce bekleyen mazbatalar var. Polis bunları yapmakta zorlanıyor. Hepimiz biliyoruz ki polise takviye yapılması gerekiyor. Ülkemizdeki ceza olayları yani polisin ilgilenmesi gereken olaylarda o kadar bir artış vardır ki polisin zaten sayısı bunlar için bile yeterli değil. O konuda şikayetler olduğunu biliyoruz. Onlara ilaveten bizde neticelenen davalardan çıkan mazbataları polislerin icra etmesi noktasında büyük sıkıntı var….Buna bir çözüm bulunması gerekir. Tabi bu yasal bir tadilat da gerektiriyor. Onun alternatifinin iyi düşünülüp de yapılması gerekir. Polisin olması bilhassa ceza davalarından sonra daha etkili bir yöntem ama o etkili yönetimi yapacak yeterli de polis mensubunun bu göreve verilmesi gerekir. Bir kişi ile bu olmaz ”

“Ülkedeki ekonomik kriz nedeniyle Adli yıl açılış törenimizi Eylül ayında daha az masraflı bir şekle indirmek istiyoruz. Geçtiğimiz yıl 60 Bin TL gibi masrafımız olmuştur. Biz bu meblağı açılış için kullanmak istemiyoruz. Tören yapmamaya karar verdik. Bu miktarın Bilgi İşlemde kullanmak üzere tahsis edilmesini tercih ederiz. Mahkemelerin bel kemiği bilgi işlemdir. Oranın daha rahat çalışabilmesi için, seçimlerde de kullanacağımız aletlere de yatırım yapabilmek için bu sene ekonomik nedenlerle açılışımızı daha basit bir şekle indirgeyip, o parayı başka bir şekilde kullanmayı hedeflemekteyiz”

(BRT)

Güncelleme Tarihi: 27 Haziran 2019, 21:29
YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104