banner6

1.5 yılda 120 müşavire 51 milyon TL

banner37

Gelmiş geçmiş hükümetler, devlet maliyesi üzerinde büyük yük oluşturan müşavir sorununu çözemedi. 2018 yılından önce müşavirlik hakkı kazanan kişiler, yasa kapsamında olmadığı için şu an kamuda çalışmıyor ancak çok büyük bir çıkmazda olan hazineden maaşlarını almaya devam ediyor

1.5 yılda 120 müşavire 51 milyon TL
banner8

Ceren ÖZBİL

Üçlü kararname ile kamuda üst kademe yöneticiliğine atanan kişilerin, görevden alındıklarında eski görevlerine dönmelerini öngören yasa 9 Mayıs 2018’de yürürlüğe girdi ancak müşavir sorunu çözülmedi.

2018’de yürürlüğe giren yasanın da ülkedeki müşavir sorununu çözmeye yetmediği görülüyor.

Bir yandan devlete üçlü kararname ile atamalar devam ederken, diğer yandan görevden alınanlar, yasaya rağmen eski görevlerine geri döndürülemiyor.

Müşavir konumuna giren bazı kişilerin, bir yandan devletten maaşını bir tamam almaya devam ederken, diğer yandan ikinci iş yaptığı da öğrenildi.

Konuyla ilgili KIBRIS Gazetesi’ne bilgi veren Maliye Bakanlığı Müsteşarı Cengiz Çoli, 2018’de yürürlüğe giren yasanın, 2018’e kadar müşavirlik hakkı kazananları kapsamadığını açıkladı ve 2018’den sonra üçlü kararname ile göreve atananların bu görevden alındıktan sonra eski görevine dönmesi gerektiğini belirtti.

Ayrıca KTAMS Başkanı Güven Bengihan ve Kamu-Sen Başkanı Metin Atan, konuyla ilgili KIBRIS Gazetesi’ne değerlendirmelerde bulundu.

Bengihan, Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında İktisadi ve Mali İşbirliği Protokolü imzalandığını ve burada da siyasi atamalarda, yani 3’lü kararnamelerde, niteliğin ve kriterlerin yükseltileceğinin yer aldığını ancak bunun hâlâ yasalaştırılmadığını anlattı.

Atan ise müşavir konumunda olan kişilerin işe gelip çalışmasının “olmazsa olmazları” olduğunu belirtti ancak mevcut yasa nedeniyle bazı sıkıntılar yaşandığını söyledi. Atan, müşavirlerin ilgili bakanlık kadrolarında koordinatör ya da milletvekillerinin danışmanı gibi görevleri yapacakları yasal bir düzenleme gerektiğini kaydetti. 

Çoli: İşe gidip, gitmedikleri bakanlıkların uhdesinde

Maliye Bakanlığı Müsteşarı Cengiz Çoli, geçmişte müşavirlik hakkı kazanan kişilerin şu anda kamuda çalışmadığının doğru olduğunu, hatta bunlar arasında yurtdışında olan ya da başka işte çalışanlar da olduğunu belirtti.

Bu kişilerin işe gitmesi yönünde bir çalışma yapılmadığından söz eden Çoli, 2018’den sonra üçlü kararname ile üst kademe yöneticiliği görevine getirilen ve daha sonra görevden alınan kişilerin ise artık müşavir olmadığını ifade etti.

2018’de yapılan yasal düzenleme ile müşavirliğin ortadan kaldırıldığını söyleyen Cengiz Çoli, şöyle konuştu:

“2018’de yapılan yasa, bu yıldan sonra müşavirlik hakkı doğmamasını ve görevlerine geri dönmelerini içeriyor. Ancak 2018’den önce müşavir olma hakkı kazananlarla ilgili değişen bir şey yoktur.

2018’den sonra üçlü kararname ile üst kademe yöneticiliğine atanan ve görevden alınan kişilerin görevlerine dönüp dönmediği ise tartışma konusudur.

Bir bakanlıkta görevinden alınan kişinin işe gidip gitmediği, o bakanlığın uhdesindedir. Ancak Maliye Bakanlığı için söyleyebilirim ki, bizde göreve geliyorlar ve çalışıyorlar. Ancak diğer bakanlıkları bilmiyorum”. 

“2020’de 34 milyon 40 bin 792 TL ödendi”

Cengiz Çoli, yaklaşık 120 müşavire 2020’de toplam 34 milyon 40 bin 792 TL ve 2021’in ilk 6 ayında da 16 milyon 653 bin 89 TL ödendiğini ifade etti. 

Çoli, “Maaşlar ocakta yüzde 10.61 oranında, temmuzda da yüzde 8 civarında arttı. Bu artışa göre bunlar yükselecektir. Müşavirler arasında emekliye çıkanlar var. 2021’in ilk 6 ayında da 16 milyon 653 bin 89 TL müşavir maaşlarına ödendi. Sonuçta 13 maaş ödeniyor” dedi. 

Bengihan: Kriterleri yükselten ve üniversite mezunu zorunluluğu getiren yasa tasarısı yasalaşmadı

KTAMS Başkanı Güven Bengihan, Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında İktisadi ve Maliİşbirliği Protokolü imzalandığını ve burada da siyasi atamalarda, yani 3’lü kararnamelerde, niteliğin ve kriterlerin yükseltileceğinin yer aldığını hatırlattı.

Yani kriterlerin yükseltileceğinin taahhüt edildiğinden söz eden Bengihan, buna rağmen uygulamanın bu şekilde olmadığını ifade etti.

Bengihan, kriterlerin yükseltilmesi yönünde yasa tasarısı hazırlandığını ancak meclisin açık olduğu bir dönemde meclise gönderilip, hızlı bir şekilde meclisten geçirilmediğini söyledi.

Bu yasa geçseydi hükümette olanların bilgi, beceri ve niteliği yüksek olan kıdemlileriataması gerekeceğini belirten Güven Bengihan, bu kez de hükümetin verdiği atama sözlerini tutamayacağını kaydetti.

Güven Bengihan, “Hazırlanan yasa tasarısında müdür müsteşar atamanın koşulları hem yıl olarak yükseltilmiştir, hem de üniversite mezuniyeti zorunluluğu getirilmiştir. Ancak bu, hükümettekilerin işine gelmediği için meclisten geçirilmedi. 5 Mart 2021’de protokol imzalanmasına rağmen yasa geçmedi” dedi.

“Yasada belirtilmesine rağmen görevden alınanlar eski görevlerini yapmıyor”

Alakasız yerlere, alakasız kişilerin atandığını kaydeden Güven Bengihan, böylece kurumsal hafızanın kaybedildiğini ifade ederek, şöyle konuştu: 

“İlgili dairelerde, teknik bilgisi ve kurumsal hafızası olmayan insanları müdür atadılar.

Ne acıdır ki yürürlükte olan Üst Kademe Yöneticileri Yasası, atanan müdürler görevlerinden geri alındıklarında, eski kadrolarına dönmesini amir hükümle düzenlemiş olmasına rağmen, görevden alınanların hiçbiri, bir fiil mesailerini görev yerinde geçirmemektedir.

Mevcut müdürler de hiç arayıp, durumu sorgulamamaktadır. Çünkü kendileri de görevden alınınca, onlar gibi işe gitmemeyi düşünüyor”.

“3’lü kararnameler kaldırılmalı”

Önerilerinin, kesinlikle 3’lü kararname,yani siyasi atamaların kaldırılması olduğunu söyleyen Bengihan, şöyle devam etti:

“Üst kademe yöneticileri,liyakata ve adil bağımsız organların yapacağı sınavlarla oralara gelmelidir.

banner134

Çünkü kurumlarımız, o kurumlarda bulunan donanımlı, tecrübeli ve likayatlı yöneticiler tarafından daha güvenilir, daha itibarlı kurumlar haline gelebilir ve halkımız da oralardan beklediği hizmeti alabilir. Kurumlarına da sahip çıkabilir.

Bu şekilde siyasi menfaat elde etme adına atanan müdür, müsteşarların, kurumuna yönelik bir aidiyeti olamaz, siyasi partisine menfaat elde etmek için o kurumu ve kurumun kaynaklarını kullanır.

 Atılması gereken en önemli adım, kamu kurum ve kuruluşlarımıza üçlü kararname ile yapılan atamaları bir an önce durdurarak, bu kurumlarımızın başına, adil, objektif bir şekilde bilgili, liyakatlı insanları, tecrübeli insanları ölçme değerlendirme sınavına sokarak, yarıştırarak getirmektir.

Şu an devlette müşavir statüsünde bulunan yaklaşık 120, 130 kişi var. Bunlar, devletten her ay tuttukları bareme göre aylığını alıyor. Bu kişiler görevlerinin başında olmadan, hiçbir emek ortaya koymadan o maaşları çekiyor. Ancak bunun suçlusu o insanlar değildir. Birçok müşavir, görev verilse bakanlıklarda kendi bilgi ve tecrübelerinden yararlanılabilecek insanlardır. Hepsi aynıdır demek de doğru olmaz. İçlerinden ikinci bir iş yapanlar da vardır. Ancak genellemek doğru değildir.

Bu nedenle bizim, bu insanları nasıl daha faydalı yapabiliriz, kamuda bilgi ve tecrübelerinden nasıl yararlanabiliriz diye çalışmamız gerekiyor. Yani hükümet edenlerin bu yönde çalışması gerekiyor.

Aksine, şu anki hükümet, yüzlerce müşavir olmasına rağmen yeni müdür ve müsteşar ataması yapıyor.Müsteşar olarak müşavir pozisyonunda olan insanlar var. Bu insanlar görev bekliyor ancak bu insanlara böyle bir görev verilmiyor. Ancak şu anki hükümet, kamu kaynaklarını, menfaat verebilmek için kullanıyor.

Yani kamu kaynakları, hesapsız, kitapsız ve sorumsuz bir şekilde yandaşlara peşkeş çekiliyor”.

Atan: İşe gidip çalışmaları gerekiyor

Kamu-Sen Başkanı Metin Atan, Üst Kademe Yöneticileri ile ilgili 2018’de yürürlüğe giren yasanın ardından durumun daha karışık bir hal aldığından söz ederek, şunları kaydetti:

“Şu an dışarıda 100’den fazla müşavir oturuyor. İşe gelmiyorlar.

İşe gelip, iş yapmaları bizim olmazsa olmazımızdır. Hatta bununla ilgili yasa hazırlanması gerektiği görüşündeyiz.

Çünkü Kamu Görevlileri Yasası’na göre 30 gün işe izinsiz özürsüz gelmeyenin işine son verilir.

Bilindiği gibi bütün partilerden müşavirler var. Sırayla bütün partiler hükümete geldi. Hepsinin atamaları oldu, sonra görevden alındılar ve şimdi de evlerinde oturarak para alıyorlar.Hatta bunlar arasında ikinci, üçüncü iş yapanlar da var. Bu konuda zaten yasak var. Ortada bir Anayasa Mahkemesi kararı var ve bu da ikinci iş yapılamayacağı yönündedir. Bizim savunduğumuz da bir yasa çıkarılıp, ya işlerinin başına dönmelerini sağlamak, ya da topyekun emekliye ayrılmalarıdır. Bundan sonra da başka müşavir yaratılmayacak.

Ancak bunlar yapılmıyor. Böyle olunca da evde oturup, maaş alıyorlar, yaşı geldiğinde de en üst makamdan emekli olup, maaş alıyorlar.Özellikle bu ekonomik krizde bu durum kabul edilebilir değildir. Bu kişilere yaklaşık yıllık 17 ile 20 milyon TL arasında bir para gidiyor. Çünkü hepsinin maaşı yüksektir”.

Müşavir konumuna düşen kişilerin Kamu Hizmeti Komisyonu tarafından, bakanlıklara, ya da milletvekillerine danışman ya da koordinatör olarak atanabileceğinden söz eden Atan, bu konuda da bir yasa çalışması başlatacaklarını ifade etti.

Metin Atan, şöyle devam etti:

“Kudret Özersay döneminde müşavir yaratmama adına bir yasa çıkarıldı. Bu yasaya göre de bir kişi atanıp, daha sonra o görevden alındığında eski görevine dönmesi gerekiyor. Ancak burada da sıkıntı var.

Örneğin atanan kişinin statüsü birinci derece ise üçlü kararname ile müdür yapılmışsa ve 6 ay sonra görevden alınmışsa, geri döndüğünde birinci derece görevine döner, maaşını şube amirliği maaşı alır. Ancak onun üzerinde olan şube amirinin ise statü görevi onun üzerinde olur, ancak maaşının onun maaşından düşük olur.

Nasıl bir motivasyon olacak? Nasıl bir düzen olacak? Ayrıca iki kişi arasında bir sorun varsa olumsuz durumlar da ortaya çıkar.Bizim önerimiz ise müşavir olan kişiler için kadro yaratılıp, Kamu Hizmeti Komisyonu’na verilmesidir.

Örneğin 50 tane milletvekili var. Bunların danışmanı olarak atanabilirler.  Bu kadrolarda görev verilebilir.

Bunun dışında da başka sıkıntılar var.

Örneğin ben birinci derecedeyim. Yükselmem gerekiyor. Şube amiri olmak istiyorum. Ben eğer birinci derecede kalsaydım sınav hakkım olacaktı, ancak müdür olduğum için bu sınava katılamıyorum. Daha sonra bu görevden alınıyorum ve ben müdürken açtırdığım kadro nedeniyle benim alt kadememde bulunan kişi, benim üst kadememe geçecek”.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88