16 yılda, bir yasayı yapamadık!

banner37

Cumhuriyet Meclisi’ne ilk kez 2004 yılında gönderilen Hasta Hakları Yasası Tasarısı bir türlü yasalaşamadı. Söz konusu yasa tasarısı hükümet değişiklikleri nedeniyle defalarca kadük oldu ve yeniden meclise gönderildi

banner87
16 yılda, bir yasayı yapamadık!
banner90
banner8

2004’DEN BERİ BEKLİYOR… Gelmiş geçmiş hükümet ve sağlık bakanlarının çıkarılacağı yönünde defalarca söz verdiği Hasta Hakları Yasası için hazırlanan tasarı, 2004 yılından beri bir türlü yasalaşamadı. Söz konusu tasarı defalarca kadük oldu, yeniden meclise gönderildi ancak bir türlü görüşülüp, yasaya dönüştürülemedi. Tasarı “Hasta hakları”,Sağlık kurum ve kuruluşlarının sorumluluğu”, “Kamu personelinin sorumluluğu”, “Hasta sorumlulukları” ve “Kamu personelinin sorumluluğunu tespit usulü” konularında çok ciddi maddeler içeriyor

“20 YILDIR SADECE KONUŞULUYOR”… Evrensel Hasta Hakları Derneği Başkanı Emete İmge, Hasta Hakları Yasa Tasarısı hakkında ve hasta hakları konusunda kendilerine ulaşan şikayetlerle ilgili bilgi verdi. İmge, “Hasta haklarının toplumsal bir talep olarak ortaya çıkışının üzerinden tam 20 yıl geçti. Bu sürede iktidar olan 4 siyasi partinin 13 Sağlık Bakanı, hasta haklarını yasalaştırmak için vaatlerde bulundu. Taslak 3 kez meclis gündemine girmiş ancak hiçbir zaman ivedilik almamıştır” dedi

“HASTALAR HASTANEYE GİTMEKTEN ÇEKDİ”… Emete İmge, kendilerine son dönemde en çok ulaşan şikayetlerin Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Hastanesi’nin pandemi hastanesine dönüştürülmesi nedeniyle bu hastane çatısı altında tedavi alan MS, Diyaliz ve Thalassemia hastalarının tedavilerini güven içerisinde alamamaları yönünde olduğunu belirtti. Ayrıca hak ihlaline uğradığını düşünen hastaların da kendilerine ulaştığını kaydeden İmge, derneğin tüm bu şikayetleri kayıt altına aldığını söyledi

Ceren ÖZBİL

   Cumhuriyet Meclisi gündemine ilk kez 2004 yılında getirilen Hasta Hakları Yasası Tasarısı, hala tozlu raflarda bekletiliyor.

   Gelmiş geçmiş hükümetlerin ve özellikle de sağlık bakanlarının defalarca çıkarılacağı yönünde söz verdiği bu yasa için hazırlanan tasarı defalarca kadük oldu, yeniden meclise gönderildi ancak bir türlü yasalaşmadı.

   Bu tasarı, “Hasta hakları”,Sağlık kurum ve kuruluşlarının sorumluluğu”, “Kamu personelinin sorumluluğu”, “Hasta sorumlulukları” ve “Kamu personelinin sorumluluğunu tespit usulü” konularında çok ciddi maddeler içermesi nedeniyle büyük önem arz ediyor.

   Ayrıca tasarıda şikayetlerin değerlendirileceği, hasta hakları kurulu ve sekretaryasının oluşumu, kurul üyelerinin nitelikleri, toplantıları, kurulun görev ve yetkileri de yer alıyor.

   Konuyla ilgili KIBRIS Gazetesi’nin sorularını yanıtlayan Evrensel Hasta Hakları Derneği Başkanı Emete İmge, Hasta Hakları Yasa Tasarısı hakkında ve hasta hakları konusunda kendilerine ulaşan şikayetlerle ilgili bilgi verdi.

KIBRIS: Hasta Hakları Yasa Tasarısı yıllardır mecliste bekliyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

   İmge: “Ülkemizde, hasta hakları konusunda yasa talebinin bir toplumsal bir talebe dönüşmesinin yaklaşık 15 yıllık bir geçmişi vardır.

  Hak talebi ve hakların korunmasına ilişkin uygulamaların gelişimi, sivil toplumun gelişimiyle yakından ilişkilidir.

   Dünyada olduğu gibi bizim ülkemizde de hasta hakları konusundaki girişimler, Kıbrıs Türk Tabipler Birliği’nin girişimiyle başladı.

   2000 yılında Tabipler Birliği’nin sağlık derneklerine çağrısı üzerine Hasta Hakları Platformu oluşturuldu.

   İki yıl sonra platformun içinden Evrensel Hasta Hakları Derneği doğdu.

   Ülkemizde sivil toplumun hasta hakları yasa talebi 2000 yılından beri vardır ve yapmış olduğu farkındalık, hak arama ve lobicilik çalışmaları neticesinde, hem toplumda hasta hakları bilincini yükseltmiş, hem de parti ve hükümet programlarının sağlık konusundaki vaatlerini etkilemiştir.

   Hasta haklarının seçim ve hükümet programlarında yer alma sürecini anlatmak istiyorum.

   1985 ve 1990’da kurulan hükümetlerin hekim seçme özgürlüğü kapsamında kalan yasa vaatlerinin ardından ilk kez hasta haklarının yasalaşması talebi UBP-TKP Hükümeti’nin 1999 yılında hazırladığı Sağlık Master Planı’nda karşılığını bulmuştur. 

   Sağlık Bakanlığı tarafından meclise gönderilen ilk yasa taslağı ise 2004 yılında Sağlık Bakanı olarak görev yapan Av. Hüseyin Celal’in döneminde, Hasta Hakları Platformu ve yeni kurulan Evrensel Hasta Hakları Derneği’nin işbirliği içerisinde hazırlanan taslaktır.

   Bu ilk yasa taslağı, Bakanlar Kurulu onayından sonra ilgili meclis komitesine kadar gidebildi.

   Akabinde hükümette olan CTP, nedense sağlık bakanını değiştirerek kabinede değişiklik yaptı, yeni Sağlık Bakanı Dt. Eşref Vaiz ise “Sağlıkta yasalaşmaya ihtiyaç olan 5 yasa” dan biri olarak Hasta Hakları Yasası’nı işaret etmekle birlikte, 4 yıllık iktidar döneminde tartışılan tek yasa, hekimlerin özlük haklarına ilişkin yasa taslağı oldu.

   Yürürlüğe girmesi halinde herhangi büyük bir iş organizasyonu veya büyük bütçe gerektirmeyen Hasta Hakları Yasası’na ise bu süreçte hiç sıra gelmedi.

   Sivil toplum olarak taleplerimizin siyasette karşılık bulamamasından demoralize olduğumuz bir zamanda, yeni kurulan UBP hükümetinin Sağlık Bakanı Ahmet Kaşif, ulusa seslendiği ilk konuşmasında, Hasta Hakları Yasası’nı geçireceği vaadinde bulunmuş, ancak bu yasa tüm taleplerimize rağmen 4 yıllık iktidar döneminde hiç gündeme gelememiştir.

   2013 yüksek umutlara kapıldığımız bir yıl oldu. Çünkü derneğimizin kurucularından Dr. Ahmet Gülle, Sağlık Bakanı olmuş, ilk iş olarak düzenlediği Sağlık Çalıştayı’nda önemli bir sonuç olarak hasta hakları yasa talebi sonucu çıkmıştı.

   Dolayısıyla bu dönemde taslağın yasalaşmasına mutlak olarak baktık. Oysa kısa süre sonra erken seçim kararıyla hükümet değişti ve yasa kadük oldu.

   Her yeni bakan yasayla ilgilendi.

   2017’de yasama dönemi başladığında taslak yeniden meclise gitti, Kasım 2017’de erken seçim kararı alındığında yasa taslağı yeniden kadük oldu.

   2018’deki hükümet bir adım önde giderek, programına hasta hakları yasasını almakla kalmadı, hastaların bilgi alabileceği birimlerin kurulacağına dair taahhütler de verdi.

   Lakin hükümet değişikliğiyle birlikte taslak kadük oldu.

   Mevcut hükümete gelince hasta hakları konusuna programlarında yer dahi vermediler”.

KIBRIS: “Hasta Hakları Yasası İstiyorum” imza kampanyası nasıl ortaya çıktı? Bu kampanyanın ortaya çıkması ile hedeflenen nedir?

   İmge: “Yaklaşık 6 yıldır sürdürmekte olduğumuz “Hasta Hakları Yasası İstiyorum” imza kampanyasını, hem toplumda farkındalık yaratmak, hem de karar vericiler üzerinde kamuoyu baskısı yaratmak amacıyla  yürütmekteyiz.

   Lobicilik faaliyetlerimiz kapsamında karar vericilere, yasa yapıcılara sayısız ziyaretler gerçekleştirdik.

   Hasta haklarının toplumsal bir talep olarak ortaya çıkışının üzerinden tam 20 yıl geçti.

  Bu sürede iktidar olan 4 siyasi partinin 13 Sağlık Bakanı hasta haklarını yasalaştırmak için vaatlerde bulunmuştur. Taslak 3 kez meclis gündemine girmiş ancak hiçbir zaman ivedilik almamıştır.

   Yasa tartışmalarının zaman, zaman, özellikle bazı hekimlerde ve hatta hekim kuruluşlarında endişe yarattığı yönünde iddialar vardır.

   Buna sebep olarak kamu sağlık sektöründeki kısıtlı kaynak, alt yapı eksiklikleri, organizasyon sorunlarının hasta haklarının korunmasında zorluk yarattığı, bu sorunlar hallolmadan yasanın yürürlüğe girmesi halinde hekimlerin bundan zarar göreceği yönünde Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği’nin bakanlığa yazılı görüşü vardır.

   Ayrıca “hekimlerin ikinci iş yasası” diye bilinen yasa talepleri üzerinde bir toplumsal uzlaşının olamaması da hasta hakları taslağının mecliste görüşülmesini engelleyen unsurlar arasında görülmektedir. 

  Taslağın yasalaşmasını engelleyen diğer bir önemli faktör ise siyasi istikrarsızlık ve sık değişen yönetimler yüzünden her defasında taslağın kadük olmasıdır”.

KIBRIS: Hasta Hakları Yasası’nın önemi nedir?

   İmge: Bu yasayı çok önemsiyoruz.

   Dünyada etik telkin ve düzenlemeler, hakların korunmasında yeterli olmadığı içindir ki Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi’nin ilanından sonra, çocuk, kadın ve hasta hakları gibi hakların korunması için ilave mevzuatların oluşmasına ihtiyaç duyulmuştur.

   Hasta haklarını koruyucu mevzuat ve uygulamaların yürürlüğe girmesi halinde sağlık sektöründe toplam kalite artacak, çatışma kültürünün yarattığı şiddet olayları aşağıya çekilecek, sağlık çalışanları ve hastaların memnuniyeti artacaktır.

   Hasta haklarının korunması için ihtiyaç duyulan bu yasanın ülkemizde yürürlükte olmaması kabul edilemez bir noksanlıktır. Çünkü hasta hakları kişilerin, siyasetçilerin seçimine ve ertelemesine tabi bir hak değil, Anayasa’nın korunmasını emrettiği vazgeçilmez bir haktır.

   Halbuki bu alanda toplumsal talep vardır ve oldukça güçlüdür.

   Kasım 2016’da gerçekleştirdiğimiz KKTC Hasta Hakları Algı Araştırması da bu alanda bir mevzuata ihtiyaç olduğunu güçlü bir talep olarak ortaya koymaktadır.

  Yirmi yıldır demokratik savunuculuk yapma becerilerimizle hastanın sesi olmaya çalışan bizler, ülkemizde bu alandaki toplumsal talebi görmezden gelenlere soruyoruz!

   Hasta hakları talebi halkın “romantik” bir talebi değildir. Bu halk, anayasal hakkı koruma altına alınsın diye ortalığı mı kırıp dökmeli, meclisin damına mı çıkmalı, yoksa bakanlığı mı basmalı ki hasta hakkı taleplerimiz siyasete gündem olsun, yasama ve yürütmede karşılık bulsun?

   İçinde bulunduğumuz pandemi sürecinde birçok hastanın tedaviye ve bilgiye erişimi her zamankinden daha da zor olmuş, birçok COVİD-19 tanısı almış kişilerin mahremiyet hakları ihlal edilmiştir.

   Pandemi süreci göstermiştir ki, hem bugün, hem de bundan sonraki süreçte hasta haklarının korunmasına her zamankinden daha çok ihtiyaç duymaktayız”.

KIBRIS: Bu yasa taslağı neleri kapsıyor?

   İmge: Yasa taslağı toplam 50 maddeden oluşmaktadır. Madde 36’ya kadar olan bölümler korunması gereken hasta haklarını detaylı bir şekilde anlatılmaktadır.

   Madde 37’den-42’e kadar ise hakların yanında yerine getirilmesi gereken sorumluluklar yer almaktadır. Bunlar sağlık kurum ve kuruluşlarının sorumluluğu, kamu personelinin sorumluluğu, hasta sorumlulukları, kamu personelinin sorumluluğunu tespit usulü, kamu personeli hakkında uygulanacak kurallar, kamu personeli olmayan personelin sorumluluğu şeklindedir.

   Madde 43’ten - 47’ye kadar olan bölüm çok önemli olup, yasa taslağı yürürlüğe girdikten sonra yasa hükümlerinin etkin ve verimli bir şekilde nasıl uygulanacağının hükümlerini içermektedir. Bu bölümde hasta hakları konusunda ihlal olması durumunda, şikayetlerin değerlendirileceği Kurul, Hasta Hakları Kurulunun Oluşumu, Hasta Hakları Kurulu Sekretaryasının Oluşumu, Kurul Üyelerinin Nitelikleri, Kurul Toplantıları, Kurulun Görev ve Yetkileri konuları yer alır.

   Madde 48 Suç ve Cezaları içermekte olup, hükümlerde asgari ücretin dört katından 20 katına kadar para cezası ve beş yıla kadar hapis cezası söz konusudur. En yüksek ceza oranları “Tıbbi gereklilik dışında müdahale yapılması halinde” ve “ötenazi yasağı”nın ihlali durumundadır ki asgari ücretin 20 katına kadar para cezası ile 5 yıla kadar hapislik söz konusudur”.

KIBRIS: Hastalar hakları açısından isimlerinin yayınlanmaması büyük önem taşıyor. Ancak Koronavirüs salgını döneminde ülkede hastaların isimlerinin yayınlanmasını isteyenler oldu. Gerekçe olarak ise kendi kontrollerini ve testlerini yaptırmak istediklerini gösterdiler. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

   İmge: “Bilindiği üzere hasta mahremiyeti, hastanın sağlığı ile ilgili bilgilerin gizliliği ile birlikte bedensel ve manevi değerlerinin de mahremiyetini ve korunmasını güvence altına almayı gerekli kılar.

   Hasta mahremiyeti uluslararası sözleşmeler ve evrensel hukuk normları ile güvence altına alınmış ve başta Anayasamız olmak üzere, hukukumuzda birden fazla yasa ve tüzükte söz konusu mahremiyetin sağlanmasına yönelik düzenlemeler yapılmıştır.

   Anayasamızın 19’uncu maddesinde özel hayatın gizliliğine ilişkin, herkesin, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu belirtilerek, kişilerin hem özel hayat, hem de aile hayatı güvence altına alınmış ve diğer kişilere de bu hakka saygı gösterilmesi emredilmiştir.

  “İyi İdare” ve  “Kişisel Verilerin Korunması” yasaları özel hayatın gizliliğine saygı duyulmasını ve kişilere ait bilgilerin korunmasını emreder. Keza Bulaşıcı Hastalıklar Yasası madde 15 kişisel verilerin korunması hükmünü içermektedir.  Sağlık Çalışanları Yasası, K.T. Tabipleri Birliği Yasası, Kıbrıs Türk Tabipler Birliği Tıp Ahlak Tüzüğü, Kıbrıs Türk Tabipler Birliği Disiplin Suçları Soruşturma ve Yargılama Tüzüğü sağlık çalışanlarına bu hakkı korumakla yükümlü kılmaktadır. Mahremiyet hakkına sadece yaşadığımız sürece değil, ölüm olayı sonrasında da uyulması gerekmektedir.

   Virüsten hastalanmış bireylerin ve bulaşmış olma potansiyeli olan yakınlarının isimlerinin internet sitelerinde ve bireylerin sosyal medya paylaşımlarında şuursuzca açıklanması bir hasta mahremiyeti ihlalidir. Buna özen göstermeyen bireyler, medya yöneticileri ve sosyal medya kullanıcıları yasalara aykırı hareket ederek, bilerek veya bilmeyerek suç işliyorlardır”.

KIBRISD: Sitenizde “uğramış olduğunuz hak ihlallerini bildirin” diye bir bölüm gördüm. Bu konuda size ulaşan çok fazla şikayet var mı? Bunlardan en öne çıkanlar nelerdir?

   İmge: İhlale uğradığını düşünen hastalar derneğimize daha çok telefon aracılığıyla ve sosyal medya kanallarını kullanarak ulaşmayı tercih etmektedir.

   Ayrıca derneğimiz medya taraması yaparak hak ihlali duyurusunda bulunanlara ulaşmaya çalışmakta ve tüm şikayetleri hasta hakları çeşitlerine göre sınıflandırarak, kayıt altına almaktadır. Pandemi öncesinde de, pandemi süresince de derneğimize en fazla Tedaviye Erişim hakkı, Bilgi Edinme, Mahremiyet hakkı ve Hastaların Zamanına Saygı konularında şikayetler gelmektedir.

   Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nin bir süre pandemi hastanesi olarak kullanılması hastaların hastaneye gitmeye çekinmesine, kendilerini güvende hissetmemesine neden oldu.

   Bu sürede tedavisi aksayan hastalar olduğu gibi belirli ilaçların stoklarda tükenmiş olmasından dolayı da mağduriyet yaşayan hastalar derneğimize ulaşıp şikayette bulundular.

  Özellikle MS, Diyaliz ve Thallassemia hastaları tedavilerini güven içerisinde alamadıkları konusunda şikayette bulundular, diyabetle yaşayan bireyler insülin bulamadılar, onkoloji hastaları ilaç bulamadıkları için tedavi protokollerini aksatmak zorunda kaldılar.

   Thallassemia hastaları hem pandemi, hem de Ramazan ayı sebebiyle kan bulmada sorun yaşadılar. Özel eğitime gereksinimi olan çocuklar tedavinin bir parçası olan eğitimlerini alamadılar. Tüm bu sıkıntıların giderilmesi için derneğimiz konuların takipçisi oldu, karar vericilere ulaşarak hastaların taleplerini iletti, sıkıntıların medya gündeminde kalması için medyada görünürlüğü sağladı. Sorunları kayıt altına aldı, bu konulara dikkat çekmek için ise çeşitli basına açıklamalarında bulunup kamuoyu yaratıldı.

KIBRIS: 2018’de yürürlüğe giren Bulaşıcı Hastalıklar Yasası’nın pandemi ile mücadele süresine etkisi oldu mu?

   İmge: COVİD - 19 pandemiyle mücadeleyi başarıyla yürütenlerin elinde yasal bir araç vardır.  Salgın hastalık dönemlerinde kullanılmak üzere oluşturulan ve Aralık 2018’de yürürlüğe giren “ Bulaşıcı Hastalıklar Yasası”nda süreci yönetmede yetkinin kimde olacağı açıkça belirtilmektedir.

   Yasanın 7. maddesi kapsamında, salgın hastalık döneminde Sağlık Bakanlığı tarafından oluşturulacak Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi, yasa çerçevesinde oluşturulacak diğer komitelerin koordinasyonunu sağlamak yanında, sürveyansta bilgi akış sistemi ve bildirim ağının etkin işlemesini ve bu çerçevede bilginin tek tip ve standart olmasını sağlar. Burada önemli olan husus, bizzat sahada olan kişilerin bu sürece bağlayıcı olarak yön verici olmasıdır. Yasada çalışma esasları net olarak belirlenmiş olan bu komitelerin işlevselliği için gerekli tüzüklerin hazır olduğu bilgimizdedir.

   Ancak gelinen süreçte, Sağlık Bakanlığı’nın yetkisinde,  hale hazırda var olan “ Bulaşıcı Hastalıklar Yasası” altında yer alan Komitelerin etkin hale getirilmesi yerine, kriz yönetimi kapsamında yasal zemini ve bağlayıcılığı olmayan, sadece danışma fonksiyonu gören birden fazla komite ve kurullarla salgın sürecini yönetmek, eylem planı ve stratejilerin uygulamasında, kararların halka duyurulmasında ciddi sıkıntı yaratmıştır.

    Yaşadığımız bu zor süreçte yönetenlerin yasal çerçevede hareket etmesi, sadece hukuka uygunluk gereği değil, işlevsellik açısından da önem taşır. Salgınla ilgili tek bir merkezden bilimsel veri ve sonuçların toplanması, topluma tek bir kaynaktan güvenilir bilgi aktarılması krizin daha etkin yönetilmesi açısından hayati önemdedir.

   Evrensel Hasta Hakları Derneği olarak bizler, pandemi sürecinde iki kez Sağlık Bakanlığı’na çağrı yaptık. Bilim insanları içinde yaşadığımız yüzyılda bu tür pandemilere alışmamız gerektiği konusunda uyarı yaparken, COVİD 19 ve sonraki olası salgınlarla mücadelede, bizzat bu alanda sahada olan sağlık uzmanlarının, bağlayıcı olarak bu sürece yön verici olabilmelerini sağlayacak olan Bulaşıcı Hastalıklar Yasası altındaki  mekanizmaların işletilmesini ve  ilgili komitelerin ivedilikle işlevsel hale getirilmesini talep ettik”.

Güncelleme Tarihi: 19 Haziran 2020, 10:07
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75