banner6

2 bin 22 kaybın bin 179’u bulundu

banner37

2006 yılından bu yana iki toplumlu olarak faaliyetlerini sürdüren Kayıp Şahıslar Komitesi, Kıbrıs’ta, 1963-64 ve 1974’te yaşanan çatışmalarda kayıp kişileri bulabilmek için çalışmalarını sürdürüyor

2 bin 22 kaybın  bin 179’u bulundu
banner99

Ahmet UÇAR

Kıbrıs’ta 1963-64 ve 1974’te yaşanan çatışmalarda kayıp şahısları bulabilmek için 2006 yılından itibaren faaliyetlerine başlayan ve iki toplumlu olarak faaliyetlerini sürdüren Kayıp Şahıslar Komitesi, şimdiye kadar 2 bin 22 kayıp kişiden bin 179 kişiye ulaştı.

731 Kıbrıslı Rum ve 291 Kıbrıslı Türk’ten oluşan toplam bin 22 kişi kimliklendirilirken, henüz kimliklendirilmeyen şahısların DNA analizleri ise devam ediyor.

KIBRIS, Kayıp Şahıslar Komitesi’nin ne kadar kişiye ulaştığı, çalışma yöntemleri, pandemi sürecinin çalışmalara etkisi gibi konularda Kayıp Şahıslar Komitesi Kıbrıslı Türk Üyesi Hakkı Müftüzade’nin görüşlerine başvurdu.

Müftüzade, yapılan arama çalışmalarında görgü tanıklarının büyük önem arz ettiğine vurgu yaparak, herhangi bir kayıpla ilgili bilgi sahibi olan kişilerin 181 numaralı ücretsiz hattı arayarak kimlikleri gizli bir şekilde bilgi verebileceklerinin altını çizdi.

Müftüzade, pandemi sürecinde birçok kesimin olduğu gibi Kayıp Şahıslar Komitesi’nin de sorun yaşadığını dile getirerek, bu süreçte 7’si askeri bölgede olmak üzere toplam 160 kazı gerçekleştirdiklerini ve 38 kayıp şahsa ulaşıldığını açıkladı.

Bin 179 kayıp kişiye ulaşıldı

Kayıp Şahıslar Komitesi Kıbrıslı Türk Üyesi Hakkı Müftüzade, Kayıp Şahıslar Komitesi’nin 2006 yılında iki toplumlu bir kimliğe kavuştuğunu belirterek, 2006’dan bu yana 2 bin 22 kayıp kişiden bin 179 kişiye ulaşıldığını, 731 Kıbrıslı Rum ve 291 Kıbrıslı Türk olmak üzere toplam bin 22 kişinin ise kimliklendirildiğini kaydetti.

Müftüzade, eldeki verilere göre kayıp Kıbrıslı Türk sayısının 492, kayıp Kıbrıslı Rum sayısının ise bin 510 olduğunu anlattı.

Kıbrıslı Türklerden bulunup kimliklendirilen şahıs sayısının 291, aranan şahıs sayısının ise 201 olduğunu ifade eden Müftüzade, Kıbrıslı Rumlardan kimliklendirilen şahıs sayısının 731, aranan şahıs sayısının ise 779 olduğunu açıkladı.

Müftüzade, araştırma ve kazı sürecinin başladığı 2006 yılından beri iki toplumlu olarak 17 yıldır kesintisiz devam eden ilk örnek niteliğinde olduğuna işaret ederek,  bu çalışmaların toplumlararası ilişkilerde köprü görevi gördüğünü anlattı.

Kayıp Şahıslar Komitesi’nin hem Rum, hem de Türk ofisinde araştırmacıların bulunduğuna dikkat çeken Müftüzade, aranan kişilerin Rum, Türk veya başka bir ülkenin vatandaşı olup olmadığına bakılmadığını, ayrım yapılmadığını söyledi.

Pandemi sürecinden bu yana 38 kayıp şahsa ulaşıldı

Müftüzade, pandemi sürecinin birçok yeri olduğu gibi Kayıp Şahıslar Komitesi’nin çalışmalarını da olumsuz etkilediğinin altını çizerek, 2020 yılından 2021 yılının Mart ayına kadar kurallar gereği tam randımanlı çalışamadıklarını ancak mart ayından itibaren gerekli önlemleri üst seviyeye alarak aralıksız çalışmaya devam ettiklerini bildirdi.

Kayıp şahısları bulabilmek için araştırmaların sürekliliğinin hızlı bir şekilde sağlanabilmesinin zaman kazanma açısından çok önemli olduğunu belirten Müftüzade, bu nedenle pandemi sürecinde yapılan araştırmalarda özellikle yaşlı kişileri ziyaret etmeden önce PCR testi yaptırdıklarını, diğer gereken tüm önlemleri alıp faaliyetleri kesintisiz olarak sürdürdüklerini kaydetti.

Müftüzade, pandemi süresinden bu yana 7’si askeri bölge olmak üzere toplamda 160 kazı gerçekleştirdiklerine dikkat çekerek, bu kazılar sonucu 38 kayıp şahsa ulaşıldığını vurguladı.

Arama işlemleri 5 safhadan oluşuyor

Kayıp Şahıslar Komitesi’nin çalışmalarını ilk günden itibaren uluslararası bilimsel ve adli çalışmalar ışığında beş ana safha içerisinde gerçekleştirdiğinin altını çizen Müftüzade, bu safhaları araştırma, arkeoloji, antropoloji, genetik ve ailelere teslim olarak sıraladı.

Müftüzade, şunları kaydetti:

“Kayıp kişilerin nerede kaybolduklarını bulabilmek için araştırma safhası, zincirin ilk halkasıdır. Araştırma safhası sonlandırıldıktan sonra kazı aşamasına geçilir. Araştırma safhası, raporlarını hazırlar ve ‘X yerlerde X kişilere ulaşılabileceği bilgisini elde ettik’ şeklinde bir rapor verilir. Kazı aşamasında o yerlere gidilerek arkeolojik bilgiler kullanılarak çalışılır. Kazı aşamasında kayıp kişi bulunursa, laboratuarda antropoloji safhasına geçiliyor. Bulunan kemikler antropologlar tarafından incelendikten sonra genetik aşamasına geçiliyor.

Yani kemiklerden alınan DNA’larla birlikte kayıp kişilerden daha önceden alınan DNA’ların eşleştirilmesi sürecine giriliyor.  Bu çalışma Amerika’da anlaşmalı olduğumuz bir laboratuarda yapılıyor.  Oradan sonuç çıktıktan sonra kimliklendirilen kişi, psikologlarımız tarafından ailelerine bildiriliyor ve defin işlemi gerçekleştiriliyor”.

Müftüzade, her safhanın kendi içerisindeki güncel yenilikleri, değişimleri de göz ardı etmediğini belirterek, bekleyen kayıp aileleri için zamana karşı savaş verdiklerini de unutmadan, hızlı ve doğru sonuçlara ulaşmak için çaba sarf ettiklerini vurguladı.

Büyük bir ekip var

Müftüzade, Kayıp Şahıslar Komitesi olarak en küçük bilgiyi bile teknolojik yardımlar alarak da değerlendirmeye aldıklarını ifade ederek, şöyle devam etti:

“Öncelikle aktif olarak geniş bir kapasiteyle, çoğunluğu gençlerden oluşan bir araştırma ekibiyle çalışmaktayız. Çağın gerektirdiği tüm teknolojik cihazlardan faydalanarak araştırmalarımıza mantıklı şekil katmaktayız. Özellikle sayacak olursam, yeraltı görüntüleme radarı, dron kullanıyoruz.

Ayrıca üç boyutlu, 1974 yılı hava fotoğraflarının günümüz hava fotoğrafları ile kıyaslanıp bilgisayar programları kullanılarak isabetli veriler elde etmeye, günümüzden çok farklılık gösteren eski yüzey şekillerinin tespiti için hassas cihazlar kullanıp, hata payını minimize etmeye kadar tüm bilgi teknolojilerinden faydalanmaktayız”.

2021’in Ocak ayında göreve atandığını hatırlatan Müftüzade, bu süreçte 4 yeni araştırmacı, 1 psikolog, 2 dış araştırmacının ekibe dahil olduğunu ve ekibin 100’den fazla personelden oluştuğunu açıkladı.

Yürüttükleri çalışmalarda karşılaştıkları problemlerin yetkili merciler tarafından çözüme ulaştığını belirten Müftüzade, Vakıflar İdaresi’nin tasarrufunda bulunan yerlerde kazı izni verdiğini, Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’nın tasarrufunda olan 1974 yılı 3 boyutlu hava fotoğraflarının incelendiğini, Tapu Dairesi’nden sorulara hızlı bir şekilde cevap aldıklarını ve ülkedeki tüm belediyelerden hızlı bir şekilde kazı izni ve hizmet aldıklarını bildirdi.

Kayıplarla ilgili bilgisi olanlar 181 numaralı hattı arayabilir

Kayıp kişilerin bulunması için görgü tanıklarının veya duyumu olan kişilerin zincirin ilk ve en önemli safhası olduğunu yineleyen Müftüzade, gelen bilgileri değerlendirerek kayıp kişinin yerini belirlemenin ve kazı aşamasına getirmenin tanıkların azalması nedeniyle zorlaştığını bildirdi.

Müftüzade, kayıp olan şahısla ilgili herhangi bir bilgisi olan kişilerin “181” numaralı hattı ücretsiz arayıp isimleri gizli bir şekilde bilgi verebileceklerini dile getirerek, belli noktalara işaretler koyarak hiç olaya dahil olmadan da katkıda bulunabileceğini ifade etti.

En ufak bilginin, yapılan arama çalışmaları için çok önemli olduğuna işaret eden Müftüzade, elde edilen veriler ışığında çalışmaların genişletilebileceğini açıkladı.

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner110

banner104