44 yıl önce 14-16 Ağustos

44 yıl önce 14-16 Ağustos
  • 17 Ağustos 2018, Cuma 12:20

Mehmet Erol Aktoprak / Emekli Kurmay Albay

Bu yazı dizisi 19 – 23 Temmuz 2018 tarihlerinde KIBRIS Gazetesinde yayınlanış olan “44 Yıl Önce 20 Temmuz” başlıklı yazı dizisinin devamı niteliğindedir. Hatırlanacağı gibi yayınlanan yazı dizisinde Kıbrıs Barış Harekatının nedenleri, planlanması ve harekatın ilk üç günlük gelişimi anlatılmıştı. Bu yazı dizisinde de 22 Temmuz 1974 günü ilan edilen ateşkesten sonra İki Harekat Arası dönem olarak anılan süredeki siyasi ve askeri gelişmeler ve Askeri Harekatın 14 – 16 Ağustos 1974 tarihlerindeki kısmı öykü olarak sunulacaktır.

İki Harekat Arasındaki Dönem:

23 Temmuz 1974- 13 Ağustos 1974 tarihleri kapsayan bu dönemde, Kıbrıs Sorununun çözümü için ciddi siyasi müzakereler yapılmış, ama ateşkes ilan edilmesine rağmen bazı günler yoğun muharebeler de yaşanmıştır.

Kısmen sükûnetin sağlandığı bu dönemde, başlangıç planlanmasında idari intikalle adaya getirileceği önceki yazı dizisinde belirtilen 28. Motorize Piyade Tümeni ile 39. Piyade Tümeni birlikleri adaya intikallerini tamamlamıştı.

İndirme Bölgesi Genişletiliyor:

Ateşkes ilan edilmişti ama her iki taraf da içinde bulundukları durum nedeniyle belli bölgelerde askeri hareketliliğe devam etmek zorunluluğu duyar. Boğaz bölgesinde sıkışık durumdaki birlikler, Çıkarma Birlikleri ile İndirilen Birliklerin birleşmesinin gerçekleştiği Girne Boğazı’nın emniyetini sağlayabilmek için harekâta devam ederler. Harekâtın ikinci günü uçarbirlik harekatı ile indirilen 230. Piyade Alayının 1. Taburu Rumların ateşkesi ihlal etmesini fırsat bilerek 23 Temmuz 1974 günü Dikomo’yu (bugün Dikmen) ele geçirdi. Bu birlikler ileri harekâta devam ederek Taşkent ve Buvafento Kalesi hattına ulaştılar.

Girne’nin güney batısında da 2. Paraşüt Taburu ve Jandarma Komando Taburu 26 – 28 Temmuz 1974 tarihlerinde taarruz ederek, Doğanköy- Ozanköy – Çatalköy bölgesini ele geçirdi.

Boğazköy’ün batısında bulunan TMT Birlikleri ve 3. Komando Taburu da 26 Temmuz’da Şirinevler – Akçiçek hattına ulaşmışlardı.

Yanık konvoy olayı ve Yzb. Güngör’ün şehit olması

Benzer şekilde Bozdağ’daki 3. Paraşüt Taburu ve TMT Bölüğü Rum Bozdağ’ında bulunan Yunan Komando Taburuna taarruz ederek tepeyi ele geçirdi ve doğu istikametinde ileri harekâta devam etti. Bu ileri harekât sırasında tesadüf muharebesi şeklinde bir olay gerçekleşti. Bugün Beylerbeyi Gediği olarak isimlendirilen ve Beşparmak Dağlarının kısmen alçaldığı Dikmen – Beylerbeyi arasındaki toprak yolda bir Rum Milli Muhafız Ordusu (RMMO) Topçu Taburunun 29 araçlık bir konvoy halinde, kuzeye doğru intikal halinde olduğu görüldü.

3. Paraşüt Taburunun Yzb. Tuncer Güngör’ün komuta ettiği Bölüğü, derhal acele pusu icra ederek intikal eden araçları ateş altına almış ve araçları yakmıştı. Araçlardan çıkan 50- 60 kadar Rum askeri konvoyun yanında toplanarak etkisiz hale getirilmişti. Yzb. Güngör pusu mevziinden çıkarak Rumların yanına yaklaşırken topluluk içinden bir Rum askeri ateş ederek Bölük Komutanını şehit etmiştir. Yüzbaşının vurulduğunu gören pusudaki askerler de hedef gözetmeksizin ateş etmişlerdir. Eski adı Kutsovendi olan Güngörköy; Yzb Tuncer Güngör’ün adı ile onurlandırılmıştır.

Birinci Cenevre Konferansı:

Kıbrıs’ta kısmen de olsa ateşkes sağlanması üzerine Kıbrıs sorununa bir çözüm bulmak üzere 26 Temmuz 1974 tarihinde İsviçre’nin Cenevre şehrinde bir konferans toplanmıştı. Türk tarafını Denktaş’ın, Türkiye Cumhuriyeti’ni Dışişleri Bakanı Turan Güneş’in temsil ettiği bu konferanstan sonuç çıkmamış, ancak Kıbrıs’ta iki otonom idareden söz ederek Türk Yönetiminin meşruiyetini teyit etmişti. Ayrıca ateşkes hattının tespiti için bir askeri komite kurulmasına karar verilmiş ancak devam eden ateşkes ihlalleri nedeniyle bu komite çalışmaya başlayamamıştır.

Bu konferansta bir sonuç alınmamasının en önemli sebebi, Yunan Dışişleri Bakanı Mavros’un tutumudur. Yunan Askeri cuntası, yönetimi Paris’te sürgünde bulunan Kostantin Karaamanlis Başbakanlığında kurulan sivil hükümete devretmiş ve son sekiz ayını hapiste geçiren Mavros  Dışişleri Bakanlığına getirilmişti. Mavros 15 Temmuz darbesi ile ilgili Askeri Cuntanın tutumunu sürdürmüş ve “Darbe Türk Toplumunu hedef alarak yapılmış bir hareket değildir; Kıbrıslı Rumların kendi içindeki anlaşmazlıkların bir sonucudur” demiştir.

Lapta - Karava Muharebeleri ve Yanık Tank:

Ateşkes ilan edilinceye kadar 1. ve 2. Komando Taburlarının St. Hilarion Bölgesinde sıkışık durumda kaldığını önceki yazı dizisinde belirtmiştik. Bu Taburlar hem birliklerinin hem de Girne Boğazı’nın emniyetini sağlamak amacıyla Beşparmak dağları üzerinde batı istikametinde taarruz etmek zorunda kaldılar. Bu arada RMMO da kayıklar ve sürat botları ile Pladini Plajı’ndan Alsancak istikametinde ilerlemiş olan Çıkarma Birliklerinin arkasına çıkarma yapmaya teşebbüs etmiş ancak bu birlikler imha edilmişti.

Adaya yeni intikal eden piyade ve tank birlikleri ile takviye edilen Komando birlikleri batı istikametinde taarruza devam ederek 5 Ağustos 1974 tarihinde Lapta ile Karava (Alsancak)’nın ele geçirilmesini sağladı. Bu muharebeler sırasında Rumların çok miktarda zayiat verdikleri bilinir. Omorfo’daki bazı görgü tanıkları birkaç kamyon dolusu Rum askerinin cesedini gördüklerini söylemektedirler.

Yine bu muharebeler sırasında Komando ve Piyade birliklerini takviye etmekle görevlendirilen bir tank birliği Beşparmak Dağlarının su bölümü hattına kadar çıkmış ve bu tanklardan biri tank imha mayını patlaması sonucunda palet atarak dağda kalmıştır. Bu tank halen Lapta güneyinde Beşparmak Dağı’ndaki asfalt yol kenarında halkın ziyaretine açıktır.

2. Cenevre Konferansı:

Birinci Konferansta kararlaştırıldığı gibi 8 Ağustos 1974 günü 2. Cenevre Konferansı toplandı. Bu toplantı da gergin bir ortamda başlamış, Yunan tarafı bilinen pozisyonunu değiştirmemiş ve bu konuda İngiltere’den de destek görmüştü. Türkiye ise konferanstan bir sonuç almak için yapıcı tavrını sürdürmüş ve birincisi kabul edilmeyince ikinci bir çözüm önerisi sunmuştu.

Türkiye’nin birinci önerisinde; Kıbrıs’ta iki bölgeli bir federasyon kurulması ve Lefke – Lefkoşa – Mağusa hattının kuzeyinin Türklerin yönetimine bırakılması önerilmişti. Öneri reddedildi.

İkinci öneride Girne – Lefkoşa – Mesarya ana bölgesine ilaveten, Lefke, Baf, Larnaka, Mağusa ve Karpaz’da beş cep bölgenin Türk Yönetimine bırakılması önerilmişti. Bu öneri de reddedildi.

Yunanistan ve İngiltere daha çok Türk Silahlı Kuvvetleri’ne geçici bir süre Kıbrıs’ta bir statü verilmesi üzerine yoğunlaşmış ve Denktaş’ın kuşatma altındaki Türk yerleşim yerleri etrafındaki Rum birliklerinin uzaklaştırılması önerisi reddedilmişti. Konferansı uzatma çabalarının, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ikinci bir harekâta başlamasını önlemek amacıyla yapıldığının anlaşılması üzerine konferans sona erdi. Dışişleri Bakanı Turan Güneş 13 Ağustos 1974 gece yarısı konferans biterken Başbakan Ecevit’e meşhur mesajı gönderdi. “Ayşe tatile çıkabilir.”

İkinci Harekât Öncesi Askeri Durum:

Cenevre Konferansı başladığında, idari intikal büyük ölçüde tamamlanmış 28. Motorlu Piyade Tümeni ve 39. Piyade Tümeni muhtemel taarruz bölgelerine göre yerleşmeye devam ediyordu. Adı Kıbrıs Barış Kuvvetleri Komutanlığı (KTBK) olarak değiştirilen 6. Kolordu karargâhına ulaşan istihbarat raporları endişe vericiydi.

RMMO Birinci Harekât sırasında düştüğü tuzağın farkına vararak, Kıbrıs’ın her tarafında dağınık durumda olan birliklerini gece karanlığından istifade ederek Türk Birliklerinin karşısına konuşlandırıyordu. Durum haritası üzerinde her sabah yeni Rum birliklerinin yeri kırmızı kalemle işaretlenmekteydi. İkinci Harekatın gecikmesi halinde RMMO’nun büyük kısmının Türk birliklerinin etrafında güçlü bir savunma çemberi oluşturulacağından kuşku yoktu.

İkinci Harekat Planı:

KTBK Komutanı Korg. Nurettin Ersin’in imzası ile 13 Ağustos 23.30 sıralarında Tümen ve Tugay Komutanlarına ulaştırılanHarekat Planı şöyleydi:

28. Mot. P. Tümeni HAMİTKÖY – HASPOLAT istikametinde, 39. P.Tümeni TAŞKENT – SERDARLI istikametinde taarruz ederek cephe yarılacak ve Gönendere – Paşaköy Bölgesi ele geçirilecekti. Komando Tugayı batıda Kanlıköy – Şirinevler hattında savunmada kalacak ve harekâtın batı yan emniyetini sağlayacaktı. Paraşüt Tugayı ise iki Paraşüt Taburu ile Kolordu ihtiyatını teşkil edecekti.

Plan ihtimalat planlarına da yer veriyordu. Durumun elverişli olması halinde 28. Mot. P. Tümeni Mağusa istikametinde, 39. P.Tümeni de Trikomo (bugünkü İskele) istikametinde taarruza devam etmeye hazır olacaktı. Batıdaki Komando Tugayı ise emir verildiğinde Yılmazköy – Astromerit – Omorfo – Lefke istikametinde taarruz edecekti.

İkinci Harekatın birinci günü; planlandığı gibi icra edildi:

İkinci Harekat KTBK K.lığı emrinde belirtildiği gibi saat 05.00 de hava kuvvetlerinin ve topçuların yoğun bombardımanı ve Tümenlerin taarruzu ile başladı. Harekat başlangıçta yavaş ilerledi. Özellikle Haspolat kuzeyinde Kara Tepe ve İngiliz Tepe bölgelerinde hazırlanmış tahkikatlardan açılan yoğun ateş karşısında birlikler fazla ilerleyemedi. Türk birliklerinin taarruzu şiddetlendirmesiyle saat 10.30 sıralarında Kara Tepe ve İngiliz Tepe ele geçirildi. Harekâtın bundan sonraki kısmı RMMO’nun ciddi bir mukavemeti olmadan başarıdan faydalanma harekâtı şeklinde icra edilmiştir.

Uçaksavar silahlarına zincirlenen askerler:

Taarruz eden Türk Birlikleri Kara Tepe ve İngiliz Tepedeki tahkimatları ele geçirdiğinde tüyler ürperten bir durumla karşı karşıya kaldılar. Rum askerleri mevzilerini terk etmesinler diye uçaksavar silahlarına zincirlenmişti. Komuta kademesi kaçarken zincirlenen bu askerlerin bazıları ölmüş bazıları ise yaralı olarak ele geçirilmişti.

Serdarlı saat 12.00 kurtarıldı:

Lefkoşa’nın doğusundaki en büyük Türk kasabası ve Sancak Merkezi olan Serdarlı kasabası 20 Temmuz 1974 günü RMMO’nun taarruzuna uğramış ve ana yol kenarındaki Polis Karakolu ve çevresindeki evleri ele geçirilmişti. Kasabayı savunan asıl birlikler daha doğuda bulunan Gönendere’ye çekilmişti.  Yoğun olarak iskân edilen merkez mahallesine Rum birlikleri girmemişti.

Cephenin yarılması ile taarruzları hız kazanan 39. P. Tümeni birlikleri saat 12.00 sıralarında Serdarlı’ya ulaşmış ve kasabanın kurtarıldığı Bayrak Radyosu tarafından bir müjde olarak Kıbrıslı Türklere duyurulmuştu.

Gönendere – Paşaköy hattında geçici duraklama:

14 Ağustos günü akşam saat 18.00 sıralarında KTBK Birlikleri kuzeyde Gönendere güneyde Paşaköy hattında taarruzlarını durdurdular. Bu zorunlu bir duraklamaydı. Gün boyu taarruz eden tankların ve mekanize araçların benzin ikmali yapılmalı ve ilerleyen birliklerin hareketi koordine edilmeliydi.

15 Ağustos 1974: Mağusa’nın kurtuluşu ve katliamlar

20 Temmuz günü Kıbrıs’ın her yerinde olduğu gibi Mağusa’da da silahlı çatışmalar oldu. İlk çatışma saat 10.15 sıralarında Surlar dışındaki Baykal, Sakarya ve Karakol mahallerinde ve Surlar üstünde hafif şiddette başladı ve karşılıklı ateşler giderek şiddetlendi. Karşılıklı çatışmalar akşam saatlerinde RMMO’nun T-34 tankları, topçu ve havan atışları ile desteklenen yoğun bir taarruzuna dönüştü.

Mücahitlerin ihtiyaç duyulması halinde Surlar dışında yaşayan Türkleri Surlar içine tahliye etmek için gizlice kazdıkları bir hendek vardı. Bu hendek asfalt yolun altından geçerek Mağusa surlarına ulaşırdı. Bu hendek kullanılarak yanlarına sadece kişisel eşyalarını alan 6000 kişi Rumların haberi olmadan bir gecede Surlar içine taşındı. Surlar içindeki nüfusla birlikte 12,000 Türk tarihi Mağusa Surları içinde kuşatılmıştı. RMMO’nun çok yoğun topçu ve havan atışlarına ve sürekli tekrarlanan saldırılara rağmen Mağusa’yı savunan TMT Birlikleri ve Mağusa halkı RMMO’nun saldırılarına çok zor koşullar altında 26 gün direndiler.

Mağusa’nın kurtuluşu:

14 Ağustos günü akşam saatlerinde Gönendere – Paşaköy hattında ikmal faaliyetlerine imkân vermek için geçici olarak duran taarruzlar 15 Ağustos sabahı gün ışıması ile tekrar başladı. Kuzeyde taarruz eden 39. Piyade Tümeni birlikleri Trikomo bölgesindeki RMMO Boğaz Deniz Üssü’nü saat 12.00 sıralarında ele geçirdi.

Güneyden taarruz eden 28. Motorize Piyade Tümeni 61. Piyade Alayı öncü birlikleri Mağusa’yı kuşatan RMMO birliklerini dağıtarak saat 14.30 sıralarında Mağusa’yı savunan TMT Mağusa Sancağı ile birleşti ve kuşatma sona erdi.

Mağusa güneyinde bulunan Yukarı Derinya bölgesi de 15/16 Ağustos gecesi motorlu intikal ile bölgeye gelen Paraşüt Taburu tarafından ele geçirilmiş ve bu bölgedeki temas hattı tesis edilmişti.

İFESTOS 1974 Planı yürürlüğe giriyor:

44 YIL ÖNCE 20 TEMMUZ başlıklı yazı dizisinde, Başkan Makarios ve Rum Savunma Bakanı’nın bilgisi ve onayı ile hazırlanan İFESTOS (YANARDAĞ) 1974 PLANI adı verilen bir iç güvenlik harekât planından bahsedilmişti. Bu planı hazırlayanlar 1963 yılında yürürlüğe giren AKRİDAS PLANI’nda yapılan hatalardan ders aldıklarını ve savaşmak için acemi olan milis birliklerinin Türk direnişini kıramadığını ve bu sefer iyi hazırlanmış, planlanmış ve yeterli eğitimi almış muharip birliklerleTürk direnişini bitirmeyi amaçladıklarını ifade etmektedirler.

İFESTOS 1974 Planı’nda hangi Türk köy veya kasabasının hangi birlikler tarafından ele geçirileceği açıkça belirtilmektedir. Planda Türk kasaba ve köylerindeki direnişi kırmak için ortak metotlar uygulanması emredilmektedir. Örneğin bir Türk köyüne saldırmazdan önce suyunun ve elektriğinin kesilmesi gerektiği yazılmıştır.

İFESTOS 1974 Planı’nın Türkiye’nin askeri müdahalesinin başladığı 20 Temmuz 1974 gününden itibaren uygulanmaya başladığına dair en önemli kanıt, RMMO’nun Lefke’ye ve Lefke Sancağı’na bağlı Bağlıköy, Taşpınar, Doğancı ve Gaziveren’e yaptığı saldırılardır.

Lefke Sancağı’na bağlı köylere taarruz eden RMMO Birliklerinin Mirtu’da (bugünkü adı Çamlıbel) konuşlanmış RMMO Komutanlığı’na bağlı olduğu bilinmektedir. Bu birlikler 20 Temmuz günü saat 12.00 de T-34 tankları ile takviye edilerek taarruz etmeye başladılar. Lefke’ye taarruz eden piyade birlikleri ayrıca bir topçu bataryası ile de desteklenmekteydi. Zırhlı araçlar ve toplarla birlikte bu askeri birliklerin Türk Hava Kuvvetleri’nin hava hâkimiyetini temin ettiği 20 Temmuz 1974 günü güneş doğduktan sonra Mirtu’dan Lefke bölgesine intikal etmesi mümkün değildi. Bu birlikler Türk köylerine yapılacak saldırı hazırlığı için önceden bölgeye konuşlandırılmış olmalıydı.

Nitekim Taşpınar’a saldıran tanklarla takviyeli RMMO Bölüğü köyü ele geçirdikten sonra köyde altı 8 kişi öldürüldü. Bunlardan sadece ikisi silahlı mukavemet sırasında öldürüldü. Evinin kapısında av tüfeği ile Rum askere ateş eden yaşlı bir adam karısı ile birlikte öldürüldü.

21 Temmuz 1974 günü de köy halkının toplandığı köy ilkokulundan alınan iki kişi mezarlık yakınında bulunan bir evin mutfağında pala kullanılarak parçalandı ve evin yanındaki koyun gübrelerinin altına gömüldü.

Yine aynı gün evlerini terk etmeyen 4 kişilik bir aile evlerinde topluca öldürüldü ve evin bahçesine gömüldü.

Taşkent katliamı:

İkinci Harekât’ın başladığı 14 Ağustos günü saat 11.00 sıralarında Taşkent ve yöresindeki Terazi ve Tatlısu köylerindeki erkekler RMMO askerleri tarafından toplandı ve Taşkent’teki Rum İlkokulu’na götürüldü.

15 Ağustos günü toplanan Türkler iki otobüse bindirildi. Birinci otobüs saat 10.30 da ikincisi ise saat 14.00 te hareket etti. Otobüsteki Türklere “Savaş Esirleri Kampı’na” götürülecekleri söylendi. İki otobüste toplam 89 erkek vardı. Otobüsler açık bir araziye geldiği zaman Türklere otobüslerden çıkmaları emredildi. Saatleri ve kimlik kartları toplatıldı. Sigara içebilecekleri söylendi. Çoğu sigarasını yaktı. Birden hiçbir uyarı yapmadan ateş açtılar. Türklerin öldüğünden emin olmak için Rum askerler cesetleri teker teker kontrol ettiler ve bazılarının kafasına kurşun sıktılar.

Ölenlerin cesetleri arasında kalan bir mücahit birkaç yerinden yaralanmış olmasına rağmen ölmemişti. Üstünde ölüler olduğu için yakından kontrol edilememiş, üstündeki ölünün beyni ve kanları yüzüne ve başına aktığı için ölü zannedilmişti.

Yaralı mücahit Rum askerlerin bölgeden uzaklaştığından emin olduktan sonra cesetlerin altından çıktı. Bölgeden uzaklaşmak üzere iken inilti sesleri duydu ve iki kişinin daha ölmediği ve yaralı oldukların gördü. Onları da bölgeden uzaklaştırmak için yardım etmeye çalıştı. Ancak onlar kendilerinin durumunun ümitsiz olduğunu, yaralı mücahidin gitmesini ve katliamı haber vermesini istediler. Yaralı mücahit gündüz ağaçlık bir yerde saklandı.

Yaralı mücahit gece karanlığında bölgeden uzaklaştı. Ulaşabileceği en yakın Türk köyü olan Mutluyaka (güneydeki) köyünde muhtara katliamı anlattı ve katliamın duyurulması için muhtardan yardım istedi.

Muhtar Limasol’da bulunan Dr. Ayten Berkalp’e yazılı mesaj göndererek katliam yapıldığını söyleyen yaralı bir mücahidin köye sığındığını ve yaralının alınmasını istedi.

Dr. Ayten Berkalp’in girişimleri ile Taşkent katliamından kurtulan tek kişi olan Suat Kafadar, Uluslararası Kızıl Haç ekibi tarafından önce Ağrotur İngiliz Üssü’ne götürüldü. Otonom Türk Yönetimi Başkanı Denktaş’ın talebi ile bir Barış Gücü helikopteri ile Lefkoşa’ya getirildi. Bütün dünya yaralı mücahidin anlattıkları ile Taşkent katliamından haberdar oldu.

Muratağa, Sandallar ve Atlılar katliamı:

15 Ağustos 1974 günü Alaniçi – Mağusa yolu üzerindeki üç Türk köyünde de benzer olaylar yaşandı. Taşkent’te sadece erkekler katledilmişken burada öldürülenlerin çoğu kadın, çocuk ve yaşlı erkeklerdi.

RMMO askerleri önce Atlılar köyüne geldiler. Köyde buldukları erkek, kadın ve çocukları köyün dışına çıkararak üzerlerine ateş ettiler. Sonra büyük bir çukur kazdılar, cesetleri içine attılar ve dozerle üzerlerine toprak örttüler.

Muratağa ve Sandallar’da ise çukur kazmaya da gerek duymadılar. Arazide çöplerin boşaltıldığı büyükçe bir çukur vardı. Muratağa ve Sandallar’dan topladıkları erkek, kadın ve çocukları bu çukura koydular. Ateş ederek öldürdüler ve üzerlerini dozerlerle toprak ve çöple örttüler.

Buradaki katliam RMMO askerlerinin elinden kaçmayı başaran, katliam çukuru yakınındaki keçi mağaralarına girerek saklanan ve RMMO askerlerinin ısrarlı aramalarına rağmen bulunamayan kadın ve çocuklar tarafından haber verildi. Birleşmiş Milletler askerlerinin nezaretinde açılan katliam çukurlarından Atlılarda 37, Muratağa ve Sandallar’da ise 89 ceset çıkarılmıştır.

Lefke’de katliam hazırlığı:

İkinci Harekât sonunda KTBK Birlikleri Lefke’ye ulaştığında buldozerler tarafından açılmış 10 – 12 metre uzunluğunda ve 3 metre genişliğinde üç büyük hendek buldular. Lefke’de yaşayan Türkler bu çukurlar kazılırken Rumların “Sizi öldüreceğiz” diye bağırdıklarına tanıklık etmektedirler.

Lefkoşa – Mağusa hattında temas hattının tesis edilmesi:

Doğu istikametinde taarruz eden 28. Motorlu Piyade Tümeni’nin 230. Piyade Alayı 14 Ağustos günü MiaMilya (bugünkü Haspolat) ele geçirmiş, daha sonra taarruzlarına devam ederek Timbu (Ercan) Havaalanı’nı ve güneyindeki Margo Çiftliği ve Piroi’i (Gaziler) ele geçirmişti.

Tümenin 61. Piyade Alayı ise 15 Ağustos günü Güney Mesarya’da geniş bir Türk kantonu olan Dilekkaya – Kırıkkale – Erdemli- Yiğitler bölgesi ve İnönü – Turunçlu köyleri ve bu köylerdeki TMT Birlikleri ile birleşmişti. Bu Alay ayrıca Lisi (Akdoğan) ve Kondea’yı (Türkmenköy) ele geçirerek, Beyarmudu – Köprülü kantonu ile de birleşmeyi sağlamıştı.

28. Tümen Komutanı Tümgeneral Osman Fazıl Polat’ın ateşkes ilan edildikten sonra 17 Ağustos 1974 günü sabah erken saatlerde batıdan doğuya birlikleri ziyaret ettiği ve mahalli seviyedeki Bölük veya Takım Komutanları’na yakınlarında bulunan ilk tepeler hattını işaret ederek buraların ele geçirilmesini emrettiği rivayet edilir.

Bu rivayet doğruysa, ateşkes hattını kontrol etmek için 17 Ağustos 1974 günü Lefkoşa Uluslararası Havaalanı’ndan hareket eden Barış Gücü askerleri bölgeye gelmeden bu tepeler KTBK Birlikleri tarafından ele geçirilmiş ve Lefkoşa – Mağusa ateşkes hattı tesis edilmiş oldu.

Mağusa’ya Gazilik ünvanı verilmesi:

Mağusa halkının ve TMT Mağusa Sancağı’nın 20 Temmuz 1974’ten 15 Ağustos 1974 gününe kadar, büyük fedakârlıklar ve cesaretle Mağusa kasabasını savunmasından dolayı Otonom Kıbrıs Türk Yönetimi Meclisi kararı ile Mağusa’ya Gazilik unvanı verilmiştir. Bu unvanın verildiği tarihten itibaren adına Gazi unvanı ilave edilerek; adı Gazimağusa olarak değiştirilmiştir. Gazilik beratı 3 Ekim 1974 günü Namık Kemal Meydanı’na toplanan binlerce kişi önünde okunmuştur.

16 Ağustos 1974: Lefke’nin kurtuluşu

Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı (KTKA) 1960 Antlaşmalarından olan İttifak Antlaşması gereği Türkiye’nin 16 Ağustos 1960’dan beri Kıbrıs’ta konuşlandırdığı alaydır. Antlaşmalar gereği 650 asker personeli vardı. 1960 yılında Lefkoşa batısında Lefkoşa Uluslararası Havaalanı yakınlarındaki kampta konuşlanmıştı. 1963’de Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yıkılmasına neden olan toplumlararası çatışmalar başlaması üzerine büyük çoğunluğu ile Ortaköy’deki kışlaya çekilmişti.

Yunan Kontenjan Alayı (YKA) da aynı antlaşma gereği KTKA’nın yanındaki kışlaya konuşlanmıştı. Antlaşmalar gereği askeri personel mevcudun 950 kişi olması gerekirdi. Ancak istihbarat bilgileri Alayın 1974 yılındaki mevcudunun 2000 kişi kadar olduğunu göstermekteydi.

20 Temmuz 1974 günü başlayan Birinci Harekât sırasında tanklarla ve bazı RMMO piyade birlikleri ile takviye edilmiş YKA Gönyeli güneyinde mevzilenmiş KTKA saldırmış, Alay bu saldırıyı güçlükle durdurmuş ve hava kuvvetlerinin sağladığı destekle geri püskürtmüştü. Bu muharebe 44 YIL ÖNCE 20 TEMMUZ başlıklı yazı dişinde ayrıntılı olarak anlatılmıştı.

14 Ağustos’da başlayan İkinci Harekâttan önce KTKA’nın emrine (21 Temmuz 1974 günü emrine verilen bir Paraşüt Bölüğüne ilave olarak) 50. Piyade Alayı’nın bir Piyade Taburu verilmiş, ayrıca tanksavar silahları ve havanlarla takviye edilmişti.

İkinci Harekât başlayınca KTKA kuzeyde Ortaköy – Gönyeli güneyi hattında ve mahkûm (daha alçak) arazide, YKA’da güneyde Kilise Tepe - Kamp Bölgesi – Grammer School (Kolej Tepe) – Keşif Tepe hattında (Lefkoşa ile Lefkoşa Uluslararası Havaalanı arasında) ve hakim (daha yüksek) arazide mevzilenmiş durumdaydı.

14 ve 15 Ağustos günleri iki alay arasında karşılıklı ateş muharebesi yapılmış, KTKA’nın mahkûm araziden kurtulmak için başlattığı taarruzlar sonuçsuz kalmıştı.

KTKA’nın 16 Ağustos sabahından itibaren YKA imha etmek ve Kamp Bölgesini ele geçirmek amacıyla başlattığı taarruzlar başlangıçta gelişme göstermemiş, Türk Hava Kuvvetleri’nin yoğun bombardımanın sağladığı destekle saat 15.00 sıralarında Kamp Bölgesini ele geçirmişti.

Ancak Kampın hemen güneyindeki hakim araziler olan Grammer School – Keşif Tepe henüz ele geçirilmemişti. Bu tepelerin hemen kuzeyinden geçen Lefkoşa – Trodos yolu Yunan askerlerine uygun bir ateş alanı sağlıyor, yolu geçmek için yapılan her teşebbüs ağır zayiat ile sonuçlanıyordu.

Hava Kuvvetleri’nin her iki tepeye yaptığı yoğun bombardıman sonucunda Grammer School Binası’nın çatısı çökmüş ve saat 17.00 de YKA’nın son mukavemet noktaları da KTKA tarafından ele geçirilmişti. KTKA’nın YKA ile 16 Ağustos günü yaptığı muharebeler İkinci Harekât sırasında yaşanan en kanlı muharebeler olmuştur.

KTKA 16 Ağustos 1974 günü yaptığı muharebelerle YKA ile tarihi hesaplaşmasını kazanmış, YKA’nı imha etmiş ve YKA’nın Alay Sancağı’nı ele geçirmiştir. YKA Alay Sancağı halen İstanbul’daki Harbiye Askeri Müzesi’nde sergilenmektedir.

Komando Tugayı’na taarruz emri:

Komando Tugayı 15 Ağustos günü saat 13.30 de Kanlıköy – Yılmazköy istikametinde taarruza başladı. Bu taarruzun nasıl başladığı konusunda çelişkili açıklamalar vardır. Bazı kaynaklar 14 Ağustos günü saat 22.30 sıralarında Komando Tugayı’nın taarruza başlaması için Türk Kara Kuvvetleri 2. Ordu Komutanlığı’ndan emir geldiğini söyler. Bazı kaynaklar ise Komando Tugay Komutanı’nın doğu istikametindeki taarruzların başarıyla gelişmesi üzerine kendi inisiyatifiyle taarruz ettiğini iddia etmektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sabah güneşin doğuşu ile taarruza başlamak için sürekli eğitim yaptığı dikkate alındığında, ikinci seçeneğin de mümkün olabileceği değerlendirilmektedir.

Komando Tugayı’nın Taarruz Planı:

İkinci Harekâtın Planlanması safhasında 3. ve 4. Paraşüt Taburlar ve 28. Tank Taburu (bir bölüğü eksik) taarruz için Komando Tugayı’nın emrine verilmişti. Tugay Komutanlığı’nca hazırlanan taarruz planında, güneyden kuzeye 3. Komando Taburu, 4. Paraşüt Taburu, 28. Tank Taburu, 3. Paraşüt Taburu ve en kuzeyde 2. Komando Taburu birinci kademede taarruz edecek, Omorfo’nun (Güzelyurt) ele geçirilmesini müteakip İhtiyat 1. Komando Taburu Lefke’yi ele geçirecekti.

Komando Tugayı’nın taarruzu:

Tugayın taarruzu alışılmışın dışında öğle saatlerinde başladı. Taarruz başlangıçta Hava Kuvvetleri’nin desteği ile asıl taarruzun yapıldığı Yılmazköy istikametinde süratle gelişti. Ancak Gürpınar güneyine döşenmiş bir acele mayın tarlasında bir tankın imha olması üzerine Yılmazköy güneyindeki taarruzlar durdu. RMMO’nun yoğun topçu ve havan atışları mayın tarlasının temizlenmesine imkân vermedi.

Buna mukabil daha kuzeyde taarruz eden 3.Paraşüt Taburu ile 2.Komando Taburları’nın taarruzları gelişme gösterdi. 3. Paraşüt Taburu 15 Ağustos günü akşam saatlerinde Karpaşa Ormanı – Rigatos Manastırı Bölgesini ele geçirdi.

Tugay cephesinin en kuzeyinde tali taarruz icra eden 2. Komando Taburu Şirinevler – Alemdağ istikametinde taarruz etmiş ve Alemdağ – Kozanköy bölgesini ele geçirmiş ve bölgede tertiplenmişti.

Gürpınar güneyinde taarruzu duran 2. Komando Taburu 15/16 Ağustos gecesi motorlu olarak Yılmazköy – Kördemen (Kılıçarslan) yolunu kullanarak Rigatos Manastırı bölgesine intikal etti.

3. Paraşüt Taburu da yine aynı yolu kullanarak önce Rigostos Manastırı bölgesine ulaştı ve intikale devam ederek Mevlevi bölgesine vardı. Bu Tabur Mevlevi bölgesinden ileri harekâta devam ederek Yukarı Bostancı – Avgos(Serhatköy) Barajı bölgesinde savunma için tertiplendi.

3. Komando Taburu da 16 Ağustos sabahı Mevlevi kuzeyi – Güzelyurt istikametinde taarruza başladı. Tabur ciddi bir direnme ile karşılaşmadan saat 12.00’de Güzelyurt’a ulaştı ve Güzelyurt’u ele geçirdi. Aynı tabur saat 12.30’da Gaziveren’i ele geçirerek Tugay’ın birinci safha hedefine ulaşmış oldu.

Gürpınar bölgesindeki mayın tarlasının 16 Ağustos sabahı temizlenmesini müteakip 28. Tank Taburu Yılmazköy – Denya – Astromerit – Bostancı – Aydınköy yolunu kullanarak saat 14.45 de Gaziveren’e ulaştı ve 3. Komando Taburu ile birleşti.

Gaziveren’in ele geçirilmesi üzere planlandığı gibi ihtiyattaki 1. Komando Taburu toplanma bölgesinde bulunduğu Şirinevler bölgesinde motorlu araçlarla intikale başlamış, Yılmazköy – Serhatköy – Bostancı yolunu kullanarak intikal etmiş ve saat 15.45 de Gaziveren’e ulaşmıştı.

Gaziveren’e ulaşmış olan 1. Komando Taburu, 28.Tank Taburu’nu da emrine alarak saat 17.30’da Gaziveren – Gemikonağı istikametinde taarruza başladı. Gemikonağı’nda CMC Bakır Madeni tesisleri bölgesinde kısa süreli bir direnme dışında mukavemetle karşılaşmadan süratle ilerledi ve saat 18.45 detanklarla birlikte Lefke Karadağ mahallesindeki Zafer Stadyumu’na ulaştı ve Lefke de kurtarıldı.

Komando Tugayı’nın sıklet merkezindeki Taburlar 16 Ağustos günü Tugay hedefini ele geçirirken, tali taarruz bölgesindeki 2. Komando Taburu da taarruza devam ederek saat 11.40’da Mirtu (Çamlıbel) ve Karpaşa Köyleri’ni ele geçirdi. Tabur ileri harekâta devam ederek, saat 24.00 de Akdeniz Köyü ile Kormacit’e ulaştı.

Komando Tugayı’nın 15 Ağustos öğle saatlerinde başlattığı taarruzlar sonucunda Lefkoşa – Lefke hattı ile bu hattın kuzeyinde kalan arazinin tamamını ele geçirmiştir.

16 Ağıstos 1974 günü saat 19.00’dan itibaren savaşan taraflar Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin “ateşkes” çağrısına uyacaklarını bildirmiş ve 20 Temmuz 1974 günü başlayan muharebeler fiilen sona ermiştir.

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

1. Cenevre Konferansları sırasında Türk Heyeti’nin Türk Yönetimi’ne bırakılmasını önerdiği Lefke – Lefkoşa – Mağusa hattı ve kuzeyinde kalan arazi kesimleri ele geçirilerek, askeri harekât ile sivil siyasi hedefler gerçekleştirilmiştir.

2. Kıbrıs’ın kuzeyinin Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından ele geçirilmesi, hem Kıbrıs sorununa iki bölgeli bir çözüm bulunmasının coğrafi zeminini temin etmiş, hem de Kıbrıslı Türklerin güvenli bir bölgede bir araya gelmelerine imkân vermiştir.

3. 1975 yılında gerçekleşen Viyana Mutabakatı sonucunda Kıbrıslı Türkler güvenlik içinde kendi devletlerini oluşturma fırsatını bulmuş, önce Kıbrıs Türk Federe Devleti’ni kurmuş, Federe Devletin Kıbrıslı Rumları eşitlik temelinde bir federasyon kurmaya ikna etmediğinin anlaşılması üzerine de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilan edilmesini sağlamıştır.

4. Bugün Kıbrıs Barış Harekâtı olarak isimlendirilen 20 Temmuz 1974 günü başlayarak 16 Ağustos 1974 günü sona eren muharebeler sırasında Türkiye Cumhuriyeti’nin sivil ve askeri makamları arasında mükemmel bir işbirliği gerçekleşmiştir. Bir emekli general hatıralarında Genelkurmay Başkanlığı’ndaki bir koltuğu göstererek Başbakan Bülent Ecevit’in askeri harekâtın kritik dönemlerinde bu koltukta uyuduğundan bahsetmektedir.

Beğendim 0 Muhteşem 1 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 9 8 1 0 18 25
2 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 9 7 1 1 12 22
3 BAF ÜLKÜ YURDU 9 5 3 1 12 18
4 CİHANGİR GSK 9 5 2 2 3 17
5 TÜRK OCAĞI LİMASOL 9 5 1 3 11 16
6 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 9 5 0 4 7 15
7 GÖNYELİ SK 9 4 1 4 1 13
8 ÇETİNKAYA TSK 9 3 3 3 -5 12
9 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 9 3 2 4 -3 11
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 9 2 5 2 -7 11
11 BİNATLI YSK 9 3 1 5 -6 10
12 GENÇLİK GÜCÜ TSK 9 2 3 4 -3 9
13 LEFKE TSK 9 2 3 4 -5 9
14 GİRNE HALK EVİ 9 2 0 7 -7 6
15 ESENTEPE KKSK 9 1 1 7 -14 4
16 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 9 0 3 6 -14 3
yukarı çık