44 yıl önce 20 TEMMUZ

Emekli Kurmay Albay Mehmet Erol Aktoprak’ın belgeler ışığında KIBRIS gazetesi için hazırlanan ve, gazetede dört gün yayınlanan yazı dizisinin tamamını yayınlıyoruz.

44 yıl önce 20 TEMMUZ
  • 24 Temmuz 2018, Salı 11:25

Kırk dört yıl önce Temmuz ayının sıcak günlerinde KIBRIS adasının kaderi yeniden belirlendi. Bu yazı dizisi 1974 yılında Türkiye tarafından gerçekleştirilen Kıbrıs Barış Harekâtının kısa bir öyküsüdür.

Bu yazı dizisinde yazılanlar Kıbrıs Barış Harekâtına katılanların veya izleyenlerin yazdığı çeşitli kitaplardan alınan bilgiler, harekâta katılanların anlattığı anılardan ve resmi dokümanlardan esinlenerek kaleme alınmıştır.

Anlatılan olaylar, elbette başka türlü de anlatılabilir.

Bu yazıda Barış Harekâtının her bir safhası veya muharebesi hakkında ayrıntılı bilgi vermekten ziyade askeri harekâtın toptan bir özeti sunulmaya çalışılmıştır.

Farklı düşüncede olanlar ile bu konuda değişik bilgi sahibi olanların, bildiklerini veya düşüncelerini yayınlamaları Kıbrıs Barış Harekâtının daha iyi anlaşılmasına zenginlik katacaktır.

 

20 TEMMUZ’A GİDEN YOL

Bilindiği gibi Kıbrıs Cumhuriyeti, Kıbrıslı Rumların ENOSİS için yaptığı eylemlere Kıbrıslı Türklerin direnmesi ile oluşan ortamda kurulmuştur. Tarafların temel tezlerini karşılamaktan uzak ve geçici bir uzlaşma niteliğindeki 1960 Antlaşmalarının kurduğu dengeyi değiştirmek için Kıbrıs’ta baskın güç olan Rumlar 21 Aralık 1963’de başlattıkları çatışmalar sonucunda Kıbrıs Cumhuriyeti makamlarını işgal ettiler.

Adanın % 3’de muhasara altına alındığı, her türlü temel ihtiyaçları ile temel hak ve özgürlüklerden mahrum bırakıldıkları bu dönemde Kıbrıslı Türkler direndiler ve kurtarıcıyı beklediler.

Kendini Kıbrıs Cumhuriyeti Hükümeti olarak dünyaya kabul ettiren Kıbrıslı Rumlar, Kıbrıslı Türklere karşı sürdürdüğü silahlı kampanyayı ülkenin bir iç sorunu olarak takdim ettiler. Dönemin Cumhurbaşkanı ve Başpiskopos Makarios silahlı saldırılarla ortadan kaldıramadığı Türk Direnişini uyguladığı siyasi, ekonomik ve sosyal baskılarla kırmayı umut etti.

Makarios’un zamana yayarak sürdürdüğü Türkleri yok etme politikasının sonucunu beklemeye tahammülü olmayanlar vardı. 1967 yılında Yunanistan’da iktidarı ele geçiren Askeri Cuntanın varlığını sürdürebilmek için bir başarıya ihtiyacı vardı.

1967 Geçitkale – Boğaziçi muharebeleri sonunda Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahale etmesinin önüne geçmek için Kıbrıs’tan uzaklaştırılan EOKA Lideri Grivas 1970 yılında Kıbrıs’a gönderildi ve EOKA – B’yi kurdu. Bu tedhiş örgütünün hedefi öncelikle Makarios Yönetimiydi.

 

15 Temmuz Darbesi:

Makarios EOKA B’nin Rum Milli Muhafız Ordusu (RMMO) içindeki Yunan Subayları tarafından eğitildiğini ve yönetildiğini biliyordu.Bu konudaki rahatsızlığını çeşitli şekillerde Yunan Askeri Yönetimine iletmesine rağmen bir netice alamadı. 2 Temmuz 1974 tarihinde YunanistanCumhurbaşkanına bir mektup yazarak RMMO’daki Yunan Subayların geri çekilmesini talep etti.

Cevabını 15 Temmuz Pazartesi günü aldı. Sabah saat 08.00 sıralarında harekete geçen RMMO birlikleri Rum Başkanlık Sarayı ile Başpiskoposluk Sarayına saldırdılar. Rum radyosundan yayınlanan bildirilerde Makarios’un öldüğü ve Kıbrıs Helen Cumhuriyeti’nin ilan edildiği duyuruluyordu.

Makarios ölmemiş, kılık değiştirerek kaçmayı başarmıştı. Ertesi gün Baf’tan yayın yapan korsan bir radyoda konuşarak hayatta olduğunusöyledi ve darbecilere karşı Rum Halkını direnmeye davet etti. Makarios yanlıları, AKEL ve EDEK silahlı grupları darbecilere karşı silahlı direnişe geçtiler. RMMO adanın her tarafına direnişi bastırmak için yayıldı. Yer yer kanlı olaylar olduğu bilgisi alınıyordu. Kısacası Kıbrıslı Rumlar birbirini öldürüyordu.Neden?

Bu konuda ulvi nedenler ileri sürenler olabilir. Bana göre cevap çok basittir. “Kıbrıslı Türkleri nasıl yok edelim?” sorusuna farklı cevaplarıolduğu için. Bir taraf; “bırakın aldığımız siyasi sosyal ve ekonomik tedbirlerle onlara hayatı zindan ederekadadan göç ettirelim”, diyordu. Diğer taraf ise; “zaman harcamaya gerek yok, biz bu işi bir gecede silahla hallederiz” diyordu.

 

Makarios kaçtı ve konuştu:

Darbe karşıtlarının direnişinin başarıya ulaşamayacağını anlayan Makarios önce Ağrotur İngiliz Üssüne sığındı. Sonra da sırasıyla Malta’ya ve New York’ gitti. Kıbrıs’taki darbeyi görüşmek üzere toplanan BM Güvenlik Konseyinde 19 Temmuz günü Türkiye saati ile saat22.30 da yaptığı konuşmada;

“Yunan Cuntasının darbesi bir işgaldir ve sonuçlarından tüm Kıbrıs Halkı, Rumlar ve Türkler etkilenecektir.” ... “Dışarıdan yapılan açık bir saldırıdır.” “Kıbrıs Cumhuriyetinin bağımsızlık ve egemenliğinin kesin bir ihlalidir.”dedi.

 

 İFESTOS 1974 Planı:

Darbe sürecinde birbirini öldüren tarafların temel düşüncelerinin aynı olduğunu kanıtlayan ibret alınacak bir belge var. RMMO Karargâhı (Yunanlı Subaylar) tarafından hazırlanan bu belge Savunma Bakanı veBaşkan Makarios tarafından onaylanan IFESTOS (Yanardağ) 1974 Planıdır. Sözüm ona bir İç Güvenlik Planı olarak hazırlanan bu plan, Kıbrıslı Türklerin silahlı bir kalkışmaya başvurmaları halinde alınacak tedbirleri içeriyordu. Bu Plan Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında uygulanma fırsatı bulacaktı.

Denktaş’ın çabaları ve Ecevit Hükümeti:

15 Temmuz darbesinin öğrenilmesinin hemen akabinde, o dönemde Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Muavini ve Kıbrıs Türk Yönetimi Başkanı olan Rauf R. Denktaş kamuoyuna yaptığı açıklamalar ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine yazdığı mektuplar ile tehlikenin büyüklüğüne ve ENOSİS’in gerçekleşmek üzere olduğuna dikkat çekmekteydi.

Başbakan Bülent Ecevit Başkanlığındaki Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti de bir taraftan olası bir askeri harekât için gereken tedbirleri alırken, bir taraftan da uluslararası diplomasiyi harekete geçirmiş ve Kıbrıs’taki durumun ciddiyetini uluslararası topluma anlatmaya çalışıyordu.

1960 Antlaşmalarından biri olan Garanti Antlaşması, Garantör ülkeler olan Türkiye, Yunanistan  ve İngiltere’ye, birlikte veya gerektiğinde tek başına müdahale hakkı veriyordu. Kıbrıs’taki düzeni bozan ve Makarios’un deyimi ile “Kıbrıs’ı işgal eden” Yunanistan olduğuna göre, müşterek müdahale diğer Garantör ülkeler olan Türkiye ve İngiltere tarafından yapılabilirdi.

Başbakan Ecevit bu düşünceyle 18 Temmuz günü İngiltere’ye giderek İngiliz Başbakanı Callahan’a birlikte müdahale etmeyi önerdi. Türkiye’nin önerisine göre İngiliz ve Türk kuvvetleri İngiliz Üslerinden birlikte harekete geçerek darbecileri yönetimden uzaklaştırabilirdi. Ama İngiliz Hükümeti bu öneriyi reddetti. Öneri kabul edilmiş olsaydı Türk Silahlı Kuvvetleri bir direnişle karşılaşmadan Kıbrıs’a çıkabilecekti.

Türkiye’nin önünde artık tek seçenek vardı. Garanti Antlaşmasının verdiği hakkı kullanarak tek başına müdahale etmek.1964 ve 1967 yıllarında müdahale edeceğini söyleyen ve çeşitli diplomatik girişimler sonucunda müdahale etmeyenTürkiye, bu defa müdahale etmekte kararlı görünüyordu. Kamuoyundaki heyecan ve askeri hareketlilik bunu gösteriyordu.

Amerika Birleşik Devletleri, her ikisi de NATO müttefiki olan ve NATO’nun Varşova Paktına karşı Güney Doğu Cephesini oluşturan Türkiye ve Yunanistan’ın bir savaşa girmesini istemiyordu. Türk – Yunan savaşının NATO’nun Güney Doğu Cephesini çökertmesinden endişeliydiler. Türkiye’nin askeri hazırlıklarını izliyorlar ve Türkiye’nin müdahalesinin an meselesi olduğunun farkındaydılar.

ABD Dışişleri Bakanı son bir gayretle Cuma akşamı Türkiye’ye geldi ve Kıbrıs’taki krizin önlenmesi için çeşitli önerilerde bulundu ama geç kalmıştı. Bakan Türkiye’den ayrıldığı saatlerde Türk Donanması Mersinden hareket etmişti.

 

Harekat Planı:

Harekat Planı çok basitti. Harekat iki safhada icra edilecekti.

Birinci Safhada; Çıkarma Birlikleri Girne kıyılarına çıkacak, Beşparmak Dağları ile Lefkoşa arasındaki bölgeye Hava İndirme Harekâtı ve UçarbirlikHarekatı ile indirilecek birlikler ile bir köprübaşı oluşturulacaktı. İndirilen birliklerden Hava İndirme Tugayı Lefkoşa ile Beşparmak Dağları arasındaki bölgenin emniyetini sağlayacak, Komando Tugayı ise taarruzla çıkan birliklerle birleşecekti.

İkinci Safhada; idari intikalle Girne sahillerine çıkarılacak birlikler çoğu Türkler tarafından iskân edilen bir    bölgeyi ele geçireceklerdi.

Türkiye’de heyecan fırtınası:

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bu harekâtı icra edecek birlikleri Bolu’da konuşlu Komando Tugayı, Kayseri’deki Hava İndirme Tugayı ve İzmir Foça’daki Çıkarma Filosu idi. Bu birliklerin karadan ve denizden intikal ederek Mersin’de toplanmaları, Türkiye’nin bu defa Kıbrıs’a çıkmakta kararlı olduğunu gösteriyordu.

İkinci safhada kullanılması planlanan 39. Piyade Tümeninin Karargâhı İskenderun’daydı. Bağlı Alayları da yakın çevredeki şehir ve kasabalardaydı. 28. Motorize Piyade Tümeni ise Ankara’daydı.

Özellikle kara birlikleri sivil otobüslerle sefer görev bölgelerine intikale başlarken yöre halkı büyük kalabalıklar ve coşkuyla Mehmetçikleri uğurladı. İntikali sırasında da, askerlere su vermek ve her türlü ihtiyacını karşılamak için halk heyecan içinde ve coşkuyla mola veren otobüslerin çevresinde toplanıyordu.

Ecevit Hükümeti bazı kara birliklerinin intikali için sivil otobüs işletmelerinden yardım istemişti. Dönemin popüler otobüs işletmeleri olan Varan, Ulusoy ve Kamil Koç vb. pek çok firma otobüs seferlerini iptal ederek ihtiyaç miktarı kadar otobüsleri Ordunun hizmetine gönüllü olarak verdiklerini açıklamışlardı.

Başbakan Ecevit’in açıklaması:

Başbakan Ecevit Kıbrıs Harekâtının başladığını duyuran açıklamasında şunları söylemişti:“Türk Silahlı Kuvvetlerinin Kıbrıs’a indirme ve çıkarma hareketi başlamış bulunuyor. Allah milletimize, bütün Kıbrıslılara ve insanlığa hayırlı etsin. Bu şekilde insanlığa ve barışa hizmette bulunmuş olacağımıza inanıyoruz. Öyle umarım ki Kuvvetlerimize ateş açılmaz ve kanlı bir çatışmaya yol açılmaz. Biz aslında savaş için değil barış için. Sadece Türklere değil Rumlara da  barış getirmek için Ada’ya gidiyoruz.”

 

20 TEMMUZ 1974 - GELDİLER

Denktaş’ın konuşması:

Kıbrıslı Türkler 20 Temmuz 1974 sabahı saat 05.00’de Liderleri Rauf Raif Denktaş’ın aşağıdaki konuşması ile harekâtın başladığını öğrendiler. Ben de 16 yaşını doldurmuş bir yedek mücahit olarak, geceyi geçirdiğimiz Takım Karargâhında görevli çavuşun “kalkın Denktaş konuşacak” ikazı ile uyanarak bu konuşmayı köydeki herkesle birlikte heyecan içinde dinledim.

Denktaş konuşmasında;

“Sevgili, cefakar,vefakar, fedakar ve kahraman Kıbrıs Türkü;

11 yıldır Kıbrıs’ta insan şeref ve haysiyeti ile yaşamak, can ve mal emniyetini koruduğunuza inandığınız antlaşmalarla meydana gelmiş olan bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti’nin varlığını korumak için her şeyinizi ortaya koydunuz. Tüm haklarınızın, bağımsızlığınızın koruyucusu ve garantörü Anavatan’ımıza güven ve inanç içinde tarihi ve şerefli bir mukavemet mücadelesi verdiniz. Bugün, bu anda kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri Kıbrıs’ın her yanında havadan ve denizden çıkarma yapmaktadır. Gazanız mutlu olsun ...” diyordu.

Bir gece önce Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçiliği Maslahatgüzarı harekâtın 20 Temmuz günü saat 05.00 de başlayacağını söylemişti. Saat 05.00 idi ama henüz ortada hiçbir şey yoktu veya Kıbrıs’ta yaşayanlar henüz bir şey görememişti.

Harekât saat 05.00 de Türkiye’nin muhtelif havaalanlarından kalkan keşif uçaklarının havalanması ile başlamıştı. Hava kuvvetlerinin saat 06.30 sıralarında Kıbrıs’ta ilk vurduğu hedefler, Kantara, Alevkayası ve Lapta bölgelerindeki radarlardı. Bu hedeflerin vurulması ile Kıbrıs’ta harekât fiilen başlamış oldu.

Anlatım kolaylığı olması için sırasıyla Hava İndirme Harekâtı, UçarbirlikHarekâtı ve Çıkarma Harekâtıayrı ayrı izah edilecektir. TMT Birliklerinin harekâtı ise dördüncü gün topluca sunulacaktır.

 

Hava İndirme Harekatı:

Hava İndirme Harekâtında yakın emniyeti ve yer kılavuzluğu yapacak olan Kabul Ekibinin saat 04.30 Pınarbaşı bölgesine sabit kanatlı bir uçakla indirileceği bildirilmişti. Bu ekibi karşılamak için bir Mücahit Birliği Pınarbaşı Havaalanı bölgesinde saat 03.00 den itibaren tertibat almıştı. Saat 03.30 da bir uçak sesi işitilmiş ama saat 04.30 sıralarında yere inen olmamıştı. Sonradan Türkiye ile Kıbrıs arasında saat farkı olduğu için uçağın bir saat erken geldiği anlaşıldı. Bu uçak ve kabul ekibi saat 06.30 sıralarında aynı bölgeye indi.

Saat 07.45’de 1. Paraşüt Taburunu taşıyan C130/C160 uçakları Pınarbaşı bölgesine, 2. Paraşüt Taburunu taşıyan C47uçakları ise Gönyeli kuzeyi bölgesineparaşütçüleri atılmaya başladı. Böylece askeri harekâtla Kıbrıs’a gelen ilk birlikler adaya inmiş oldu.

Hava indirme harekâtının ikinci kademesini oluşturan 3. ve 4. Paraşüt Taburları saat 12.55 den itibaren yine Gönyeli kuzeyi vePınarbaşıbölgelerine atılmaya başlandı.

Hava indirme harekâtı ile indirilen birliklerden

1. Paraşüt Taburu indirme bölgesinin batı tarafının emniyetini sağlamakla görevlendirilmiş ve bu tabur süratle Kanlıköy ve kuzeyi hattında savunma mevzii işgal etmişti.

2. Paraşüt Taburuna Darboğaz bölgesine intikal etmesi ve Ozanköy istikametinde taarruz etmesi emredildi.

3. Paraşüt Taburu ise Türk Bozdağ’ına çıkacak ve doğusundaki Rum Bozdağ’ı istikametinde taarruz edecekti.

4. Paraşüt Tugayı ise Gönyeli kuzeyi bölgesinde toparlanacak ve Kolordu ihtiyatını teşkil edecekti.

 

Uçarbirlik harekâtı:

Komando Tugayı da kafileler halinde helikopterlerle Pınarbaşı – Gönyeli – Hamitköy bölgesine taşındı.

Bunlardan 1. Komando Taburu 09.20’de Pınarbaşıbölgesine inişini tamamladı ve saat 10.00’dan itibaren Lefkoşa – Girne Boğazının en hakim arazisi olan Doğruyol Tepe istikametinde yaya olarak intikale başladı.

2. Komando Taburu da saat 12.45’de aynı bölgeye indi ve TMT Birliklerinin temin ettiği otobüslerle St. Hilarion Kalesi bölgesindeki atış alanına taşındı.

3. Komando Taburu saat 16.45’de Gönyeli kuzeyine indirildi. Komando Tugayı emrine verilen Nevşehir Jandarma Komando Taburu ise saat 17.00 sıralarında Hamitköy bölgesine indirildi ve bu tabur Hava İndirme Tugayı emrine verildi.

 

Kolordu Komutanının intikali ve plan değişikliği:

Havadan indirilen birliklere ve çıkarma birliklerine komuta etmek üzere saat 11.00 sıralarında 6. Kolordu Komutanı Korg. Nurettin Ersin ve karargâhı helikopterlerle Pınarbaşı bölgesine inmiş, Boğazköy’deki Boğaz Sancağı Karargâhında (bugünkü Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı Karargâhı) Komuta Merkezini tesis etmiş ve komutayı devralmıştı.

Korg. Nurettin Ersin komutayı devraldıktan sonra Hava İndirme Tugay Komutanı ile Komando Tugay Komutanı ile birlikte bir durum değerlendirmesi yaparak bir kısmını yukarda izah ettiğimiz tedbirleri almış, Ankara’da hazırlanan harekât planında kısmi düzeltmeler yapılmıştı. Bunlardan en önemlisi 2. ve 3. Paraşüt Taburlarına ve Jandarma Komando Taburuna taarruz görevleri verilmesiydi.

 

Çıkarma Plajı, Çıkarma Birliği ve Çıkarma Planı

Genelkurmay Başkanlığı çıkarma harekâtının Girne kıyılarına yapılmasına karar vermiş, ancak çıkarmanın hangi plaja yapılacağı eldeki en son istihbarat bilgilerine göre karar verilmişti. Çıkarmaya müsait olan Doğuda Çatalköy plajı ile batıdaki Lapta- Karşıyaka plajları hem RMMO tarafından betonarme mevziler ile tahkim edilmiş hem de hemen yakınlarında birlik konuşlandırılmıştı.

Bugün Yavuz Çıkarma Plajı olarak kullanılan Pladini Plajı ise; daha dar ve hemen gerisinde dik bir sırt olmasına rağmen, tahkimat ve hemen yanında çıkan birliklere müdahale edecek birlik olmadığı tespit edildiğinden çıkarma plajı olarak belirlenmişti.

Çıkarma Birlikleri bir gün önce Mersin Limanında Çıkarma gemilerine bindirildi. Bu esnasında devrin Diyanet İşleri Başkanı Lütfi Doğan askerlerle birlikte dua etti.

Çıkarma Harekâtını yapmakla görevlendirilen Çakmak Özel Görev Kuvveti, Deniz Piyade Alayı ve 50. Piyade Alayı Muharebe Grubundan oluşturulmuştu.

Bunlardan Deniz Piyade Alayı iki Taburlu idi.

50. Piyade Alayı Muharebe Grubunda ise kuruluşunda bulunan üç Piyade Taburu yanında,  bir Topçu Taburu, bir Mekanize Piyade Bl.,bir Tank Bl., bir Savaş İstihkam Bölüğü ve lojistik birliklerden oluşturulmuştu.

Plana göre ön harekâtla plaj temizlendikten sonra; önce Deniz Piyade Taburları beş dalga halinde kıyıya çıkacak, 50. Piyade Alayı birlikleri bunların üzerinden aşarak, batıda Karaoğlanoğu – Zeytinlik bölgesini ele geçirecekti.

 

Çıkarma Harekatı:

On kişilik Su Altı Tahrip Timi, bir Jandarma botu ile kıyıya yanaşmış, deniz altından sahile yanaşmış ve saat 06.00 da sahilin temiz olduğunu Çakmak Görev Kuvveti Komutanına bildirmişti.

İlk Çıkarma aracı saat 08.50’de kapak atarak askerlerin karaya çıkmasını sağlamıştır. Rumlar ilk müdahaleyi saat 10.00 sıralarında yapabilmişler, ancak çıkan birliklere hiç zayiat verdirememişlerdi. Çıkarma saat 12.00 de tamamlanmış, beklendiği gibi tam bir baskın gerçekleştirilmişti. Hava kuvvetleri de havadan çıkan birliklere koruma sağlamış, yaptığı etkili atışlarla Rum birliklerinin çıkarma bölgesine yaklaşmasını engellemiştir.

Çıkarmayı müteakip çıkarma gemileri Mersine gitmek üzere geri dönmüşlerdi.

Kıyıya ilk çıkan Deniz Piyade Taburları hiçbir mukavemetle karşılaşmadan ilk hâkim sırtları ele geçirmiş ve Piyade Taburlarının kıyıda tertiplenmesine imkân ve zaman kazandırmıştır. Çıkarma sahilinin genişliğinin ve derinliğinin az olması, başlangıçta sahilde bir yığılmanın ve karmaşanın yaşanmasına sebep oldu.   Ancak Piyade Taburları taarruz hazırlıklarını tamamlayıp Deniz Piyadelerinin üzerinden aşma harekâtını yapınca bu dağınıklık ortadan kalktı.

50. Piyade Alayı birliklerinin doğuda Karaoğlanoğlu, güneyde Edremit ve batıda Alsancak istikametindeki ileri hareketleri RMMO’nun saat 13.30 sıralarında batıdan ve doğudan kuşatıcı taarruzları sonucu durdu. Çıkarma yapan birlikler inen birlikler kadar şanslı değildi. Çünkü çıkarma bölgesinin güneyinde Beşparmak dağları bir duvar gibi yükseldiğinden Rumlara gözetleme ve ateş için avantaj sağlıyordu.

Saat 15.00’de 50. P.A. Tabur Komutanlarına henüz ele geçirilmemiş kıyıbaşı hedeflerinin ele geçirmeleri emri verildi. Ancak Rum birliklerinin özellikle ateşle direnmeleri sonucu bu birliklerin taarruzu etkili olamadı.

 

RMMO’nun karşı taarruzları

İncelenen bütün kaynaklarda ve dokümanlarda RMMO’nun inen ve çıkan birliklere karşı ilk ateşi saat 10.00 sıralarında yaptığı belirtiliyor. Pek çok görgü tanığı tarafından doğrulanan bu tespit, Türkiye’nin müdahalesi karşısında RMMO’nuntam bir baskına uğradığını göstermektedir. Bu konu yazının son bölümünde ayrıca incelenecektir.

Hava İndirme Harekâtı ile inen Paraşüt birlikleri çıkan birliklere göre daha şanslıydı. Paraşütçüler TMT Birliklerinin ve KTKA koruduğu bölgelere inmişlerdi. Gerçi ilk kafile ile inen birlikler ciddi bir ateşe maruz kalmamıştı ama saat 10.00’dan sonra inenlere çeşitli silahlarla özellikle uçaksavar makineli tüfekleri, topçu ve havanlarla yoğun ateş açılmış, pek çok paraşütçü daha havada iken şehit olmuştu. Bu etkili ateş bazı paraşüt bölüklerinin zamanında toparlanamamasına ve verilen görev yerlerine gidememelerine neden olmuştu.

Uçarbirlik harekatı ile gelen Komando Taburları bu bakımdan en şanslı olanlardı. İlk iki tabur inerken nerede ise hiç müdahaleye maruz kalmadığı emniyetli bir bölgeye indi.Saat 10.00 da Doğruyol Tepenin güney yamaçlarından dağa tırmanmaya başlayan 1. Komando Taburu saat 10.30 sıralarında Yunan savaş uçaklarının saldırısına uğradı. Bu saldırıda birlik ciddi bir zayiat vermedi ama intikali bir süre gecikti. Bu hava saldırısının Türk Genelkurmay Başkanlığında yarattığı endişe Kocetepe firkateyninin batırılması trajedisine neden oldu. 

Öğleden sonra Gönyeli kuzeyine ve Hamitköy’e inen Komando birlikleri de yoğun ateşe maruz kaldılar.

 

 

20/21 TEMMUZ 1974 KADER GECESİ

 

20 Temmuz akşamı durum:

20 Temuz günü güneş batarken durum; Güney’de TMT’nin Lefkoşa Sancağı ile KTKA harekât başladığından beri olduğu gibi Lefkoşa – Ortaköy – Gönyeli güneyi hattında mevzilerinde savunmada, batı yanda 1. Paraşüt Tb ile TMT Boğaz sancağının bölükleri Kanlıköy – Dağyolu (Fota) – Göçeri hattında savunmada, kuzeyde TMT Yaman Tb. üç bölüğü ile Atak T. – Doğruyol T. – Türk Bozdağı hattında savunmada, doğu tarafında TMT Levent Tb. ile Nevşehir J. Tb. ise Boğazköy doğusu- Koçero Tepeleri- Hamitköy hattında savunmada idi.

Çıkarma Birlikleri ise henüz kıyıbaşı hattına ulaşamamış, çok dar bir kıyı şeridinde savunmada idi.

Hava İndirme Tugayı’nın Ozanköy istikametinde taarruzla görevlendirilen 2. Paraşüt Taburu henüz Darboğaz bölgesine ulaşamamış, 3. Paraşüt Taburu Türk Bozdağı’nda taarruz için tertibat almak üzereydi. KTKA ihtiyatı olarak görevlendirilen 4. Paraşüt Tb. ise Gönyeli kuzeyinde toplanma bölgesinde idi ama henüz Alay K.lığı ile irtibat kuramamıştı.

Komando Tugayı’nın 1. ve 2. Komando Taburları gece yarısı saat 12.00’de St. Hilarion Kalesi – Edremit – Pladini Plajı istikametine taarruz için görevlendirilmiş, kalenin doğusundaki atış alanında istirahat ediyordu. 3. Komando Tb. Pınarbaşı doğusunda toplanma bölgesinde Kolordu ihtiyatını teşkil etmişti.

 

RMMO’gece taarruzu:

RMMO K.lığı baskının verdiği şaşkınlığı üzerinden attıktan sonra saat 08.00 sıralarında genel alarm ilan etmiş, Paraşüt ve Komando birlikleri ile çıkarma birliklerini saat 10.00’dan itibaren etkili ve yoğun şekilde ateş altına almaya ve zayiat verdirmeye başlamıştı. Manevra birliklerini Türk birliklerine karşı hemen harekete geçirememişti. Bunun üç sebebi olduğu değerlendiriliyor.

Birincisi; her seviyede uğradıkları baskın nedeniyle, birlikleri önceden hazırlanmış karşı taarruz planlarının öngördüğü yerlerde değildi.

İkincisi; birlikleri 15 Temmuz darbesi karşıtlarının direnişini bastırmak için adanın her tarafına dağılmış durumdaydı. Ayrıca Kıbrıs’ın her tarafına dağılmış durumdaki TMT Birlikleri’nin hareketleri onların bulundukları yerden ayrılmalarına ciddi bir engeldi.

Üçüncüsü; RMMO birliklerden indirme ve çıkarma bölgelerine doğru yönlendirilenler ise Kıbrıs hava sahasında hava üstünlüğünü sağlamış olan Türk Hava Kuvvetleri tarafından engelleniyordu. Örneğin Türk Çıkarma Birlikleri’nin Girne sahillerine yaklaşmakta olduğu görülünce, Girne Limanı’nda demirli olan Hücumbota müdahale emri verilmiş, bu hücumbot limanın birkaç mil açığında Türk Jetleri tarafından batırılmıştır. Aynı şekilde Çamlıbel bölgesinden hareket ederek İndirilen kuvvetlere müdahale etmek isteyen bir motorlu birlik de Kılıçarslan yakınlarında Türk uçakları tarafından imha edilmişti.

Bu gerçeklerin farkında olan RMMO K.lığı Türk Hava Kuvvetleri’nin etkin olmadığı gece karanlığında birliklerine yer değiştirerek taarruz hazırlığı yapmış ve gece yarısına doğru taarruza başlamıştır.

Özellikle Boğazköy – Gönyeli –Hamitköy üçgeninde kuşatılmış durumda olan inen birliklere yönelik konsantrik (farklı istikametlerden belli bir merkeze yönelmiş) taarruzlar başlattılar. Bu taarruzlar şunlardı;

Yunan Kontenjan Alayı (YKA)’nın Gönyeli istikametine taarruzu, Piyade Birlikleri’nin Beşparmak Dağları’nın güneyinde hem batıdan hem de doğudan Boğazköy istikametindeki taarruzları,

RMMO Komando Birlikleri’nin Darboğaz’ın her iki tarafına yaptığı baskın taarruzlar.

 

YKA’nın Gönyeli’ye taarruzu:

YKA RMMO’dan Piyade Birlikleri ve bir Tank Bölüğü’nü emrine alarak, KTKA ile kesin bir hesaplaşmaya girmek üzere gece yarısına doğru taarruza başladı. Gündüz saatlerine de taarruza yeltenmişler ancak Türk uçakları bu taarruzu durdurmuştu. Yeterli takviyeler alındıktan sonra başlatılan gece taarruzu tankların etkin kullanımı ile Gönyeli’nin dış mahallesine kadar ulaşmış, Lefkoşa – Boğazköy yolunun kesilmesi tehlikesi ortaya çıkmıştı. Gönyeli’de sivil ve askerler arasında büyük bir paniğe yol açan bu taarruzu önlemek için KTKA’nın yetersiz olduğu açıktı. Alay Komutanı Alb. Mustafa Katırcıoğlu, Boğazköy’deki Komuta Merkezi’nde durumu Kolordu Komutanı ile görüşmüş ve durum Genelkurmay Başkanlığı Müşterek Harekât Merkezi’ne “acil tedbir gereklidir” mesajı ile bildirilmişti.

Genelkurmay Müşterek Harekât Merkezi’nde durum bütün yönleri ile ele alınmış, çeşitli öneriler tartışılmış ve sonunda Kolordu Komutanı’na karşı taarruz için tertibat alınması, eldeki tanksavar silahlarının taarruz bölgesinde mevzilendirilmesi emredilmişti. KTKA Komutanı emrine bulunabilen Mücahit birlikleri ve paraşüt birlikleri verilerek cepheye gönderilmiş Gnkur. Başkanlığı’nın emrettiği tertibatı alması emredilmişti.

Genelkurmay Müşterek Harekât Merkezi’nde yapılan tartışmalarda uçaklarla taarruz önerilmiş ancak Türk uçaklarının o dönemde geceleyin muharebe yeteneği olmadığından kabul görmemişti. Ancak bu öneri başka bir uygulamanın yapılabileceğine ışık tutmuştu. Bunun için kara birlikleri ile uçakların koordineli hareketi şarttı.

Genelkurmay Başkanlığı’nın emrettiği koordine edilmiş saat olan 21 Temmuz saat 03.00’de Türk jetleri Rum tankları üstünde aydınlatma mermisi atarak görüş imkânı sağlamış, bu saatten ve aydınlatmadan haberdar olan tanksavar nişancıları da Rum tanklarını vurmuştu. Bu koordineli tanksavar ateşi ile YKA’nın taarruzu durdurulmuş, 05.00’da 2. Paraşüt Taburu ile takviye edilmiş KTKA, karşı taarruzla YKA’yı geri çekilmeye mecbur etmiştir. Ele geçirilen Rum tankları, Karaoğlanoğlu Şehitliği yanındaki Açık Hava Müzesi’nde sergilenmektedir.

 

Boğazköy’e taarruz:

Boğazköy hem adadaki tüm Türk Birliklerinin Komuta Merkezi olması hem de Girne Dağları’nın aşılmasına imkân veren Girne Boğazı’nın girişinde olması bakımından stratejik öneme sahipti. Boğazköy’le birlikte Girne Boğazı’nın ele geçirilmesi halinde inen kuvvetlerle çıkan kuvvetlerin birleşmesi önlenecek, önemli sayıda Türk Birliği imha edilecek ve Komuta Merkezi ele geçirilerek psikolojik üstünlük sağlanacaktı.

Bu düşünce ile RMMO piyade birlikleri ile batıda Şirinevler – Göçeri – Boğazköy istikameti ve doğudan Dikmen (Dikomo) – Boğazköy istikametinde taarruza başlamışlar, yoğun topçu ve havan ateşi ile desteklenen bu taarruzlar da Boğazköy paniğe yol açmıştı. Bu taarruz batıdaki TMT birliklerinin Komando Bölüğü ile doğudaki TMT Birlikleri ise bir Paraşüt bölüğü ile takviye edilmesi ile güçlükle durdurulabilmişti.

 

Rum Komando Taburları’nın taarruzu ve Doğruyol Tepe’de katliam:

Rum Komando Birlikleri’nin 20/21 Temmuz gecesi yaptığı taarruz ile ilgili farklı görüşler vardır. Ben sizlere TMT Karargâhı olan Bayraktarlık Genel Karargâhı ile TMT Boğaz Sancağı’nda bilinen bilgilere uygun olarak bu gecenin öyküsünü aktaracağım.

RMMO’nun 1974 yılında birisi Yunan Komando Taburu olmak üzere üç Komando taburu olduğu bilinmekteydi. Harekât esnasında bu üç Komando Taburu’nun da Beylerbeyi bölgesinde toplandığı tahmin edilmektedir.

Bu Komando Taburları’ndan Yunan Komando Taburu Rum Bozdağı’ndan Türk Bozdağı istikametinde taarruza başlamış, bu taarruz kısmen ilerleme kaydetmesine rağmen, Türk Bozdağı’ndaki TMT Bölüğü ve aynı gece bu bölgeden taarruz etmekle görevlendirilen 3. Paraşüt Taburu tarafından durdurulmuştur.

RMMO’nun bir Komando Taburu ise Ciklos Bölgesine sızarak bugün Yaman Kışlası olarak bilinen bölgenin doğusundaki Yaman Taburu İkinci Bölüğü’ne taarruz etmişti. Bu taarruz ilerleme kaydetmiş ve bugün kışla olarak kullanılan bölge ele geçirilmiş, İkinci Bölük Beyaz Ev Askeri Gazinosu’nun olduğu bölgeye çekilmek zorunda kalmıştı.

Bu gecenin ve Birinci Barış Kıbrıs Barış Harekâtı’nın en trajik olayı Doğruyol Tepe’de yaşanmıştır. RMMO’nun diğer Komando Taburu da; Darboğaz’ın bir km. kadar kuzeyinde savunma için tertiplenmiş TMT Takımı’nın kendi emniyetini düşünerek Darboğaz mevkiine çekilmesi sonucunda oluşan boşluktan da istifade ederek Doğruyol Tepesi’nin doğu yamaçlarından, bugün Şehit Üsteğmen Mustafa Orhan Koruluğu olarak bilinen bölgeden Doğruyol Tepedeki TMT Bölüğü’nün gerisine sızmıştır.

Gelen Rum komandolar Türkçe konuşarak Mücahitleri aldatmış, sabahtan beri Türk askerinin Kıbrıs’a indiğini duyan mücahitler de bu aldatmaya kolayca inanmışlar, gelenleri adaya gelen Türk askerleri zannetmişler ve onlara mukavemet etmemişlerdir. Bu zafiyetten istifade eden Rum komandolar da sadece mevzilerdeki mücahitleri değil koğuşlarda uyuyanları bile katletmişlerdir. KTKA’nın Genelkurmay Başkanlığı ile irtibatını sağlayan role istasyonundaki Muhabereci Askerleri de işkence ile öldürmüşlerdir.

Doğruyol Tepesi’nin Rum birliklerin kontrolünde kalması, İndirme Bölgesi ile Çıkarma Bölgesini birbirinden ayıracağı gibi, Pladini Plajı istikametinde yapılacak bir taarruzu imkânsız kılmaktaydı. Üstelik bu tepenin ikiyüz metre altında iki tabur asker uyku halindeydi. Tehlike büyüktü ve Kolordu Karargâhı ile Boğaz Sancağı’nın bu durumdan haberi yoktu.

 

Türk Komando Taburu’nun karşı taarruzu:

Bu olay katliamdan kurtulan bir Mücahidin St. Hilarion Kalesi’ndeki Yaman Taburu Nöbetçi Amiri’ne durumu bildirmesi ile açığa çıkmış ve Nöbetçi Amiri hemen durumu koşarak Atış Alanı Bölgesindeki Komando Tabur Komutanları’na bildirmiştir.

Komando Tabur Komutanları, Komando Tugay Karargâhı ve Kolordu Karargâhı ile irtibat kuramadıklarından kendi aralarında durum muhakemesi yaparak, taarruz planını iptal etmişlerdir. 2. Komando Taburu bölgede savunma için tertiplenirken, 1. Komando Tb. da bir bölüğü geri emniyetinde iki bölüğü ise taarruz kademesinde olmak üzere saat 03.30 sıralarında Doğruyol T. istikametinde taarruza başlamış ve saat 08.00 kadar Doğruyol T. Bölgesi tekrar ele geçirilmiştir. Bu taarruz başlarken askerlerine motivasyon vermek için en önde giden 1. Bölük Komutanı Üsteğmen Oğuz Yener düşmanın ilk açtığı ateş sonucunda şehit olmuştur.

 

21 – 22 TEMMUZ 1974: BİRLEŞME

 

20/21 Temmuz gecesi yapılan muharebelerde taarruz gücünü yitiren RMMO 21 Temmuz günü daha çok topçu ve havan atışları ile İndirme Bölgesindeki Türk birliklerine zayiat verdirmeye çalıştı. Türk birlikleri ise uykusuz geçen gecelerin ve geceki muharebelerin yorgunluğu ile 21 Temmuz günü yapılan muharebelerde pek bir gelişme sağlayamadı.

Çıkarma Bölgesinde ise RMMO Türk Hava Kuvvetleri tehdidinin olmadığı gece karanlığından istifade ederek bölgeye birlik kaydırmayı başarmıştı. Sabahın erken saatlerinden itibaren topçu ve havan atışları ile çıkarma birlikleri üzerinde etkili olmaya başladı ve çıkarma birlikler tahkimat yaparak savunma için hazırlık yapmak zorunda kaldı.

RMMO saat 13.30 sırasında Çıkarma Bölgesine yapabildiği en etkili karşı taarruzunu yapmaya başladı. Doğudan Girne istikametinden ve batıdan Alsancak istikametinden tank ve piyade birlikleri ile taarruz ediyorlardı. Ancak bölge ağaçlık olduğu için tankların hareketi yola bağlı kalıyor ve piyadelerin desteğinden yoksun ilerliyorlardı. Çıkarma Birliklerinin Alsancak istikametinde ciddi bir ilerleme sağlamamış olmasından istifade ederek Çıkarma Plajına 200 metre batısına kadar yaklaşabilmişlerdi. Bu karşı taarruz Çıkarma Birliklerini şiddetli top ve havan ateşleri ve yoğun tanksavar silahları atışları ile güçlükle durdurulabildi.

RMMO akşam saatlerine tekrar karşı taarruza kalkmış, bu karşı taarruz da güçlükle de olsa durdurulmuştu. Bu taarruz esnasında Komuta Merkezi olarak kullandığı binaya roket mermisi isabet eden 50. Piyade Alay Komutanı Albay İbrahim Karaoğlanoğlu şehit oldu.

 

22 Temmuz:

İndirme Bölgesinde; yine ciddi bir gelişme meydana gelmemişti. KTKA’nın 4. Paraşüt Taburunu emrine almasını müteakip, 21/22 Temmuz gecesi bölgenin güneyinde Lefkoşa Uluslararası Havaalanı istikametinde yaptığı taarruz başlangıçta gelişme göstermesine rağmen sonradan geri çekilmek zorunda kalmıştı. Sabahtan itibaren tekrarlanan taarruzlarla Lefkoşa – Alayköy yolu kesildi.

TMT Lefkoşa Sancağı da KTKA’nın bir Bölüğü ile birlikte yaptığı taarruz sonucunda Küçük Kaymaklı bölgesini ele geçirdi

 

Birleşme Harekatı:

Komando Taburlarının Çıkarma Birlikleri birleşmek için 21 Temmuz ve 22 Temmuz tarihlerinde yaptığı taarruz girişimleri kısmi gelişme göstermesine rağmen başarılı olamadı. Bunda zorlu arazi koşulları yanında RMMO Birliklerinin ciddi mukavemetinin de etkisi vardır.

20 Temmuz günü Çıkarma Harekâtının tamamlanması ile Mersine dönen Çıkarma Filosu, 22 Temmuz günü saat 10.30’da yeni birliklerle geri döndü. Bir Mekanize Piyade Taburu ve bir Tank Taburundan oluşmuş Bora Görev Kuvveti, düşman ateşi altında ikinci bir çıkarma harekâtı ile karaya çıktı.

Bora Özel Görev Kuvveti Alb. Hakkı Borataş komutasında karadaki tertiplenmesini süratle tamamlayarak Girne istikametinde taarruza geçti. İki koldan ilerleyen bu kuvvet, saat 17.00’de Şehit Üsteğmen Mustafa Orhan Koruluğu kuzeyinde TMT Birlikleri ve İndirme Bölgesindeki Birliklerle birleşti.

 

TMT Birliklerinin muharebeleri:

Genelkurmay Başkanlığı harekâtın birinci safhasında (Çıkarma, Hava İndirme ve Uçarbirlik Harekatları); TMT’ye Lefkoşa ve Boğaz Sancakları ile (KTKA ile birlikte) Hava İndirme veUçarbirlik Harekatı’nın yer emniyetinin sağlanması ve kılavuzluk yapmakla görevlendirilmişti. Yine Genelkurmay Başkanlığı emrinde diğer TMT Birliklerinin bulunduğu yerlerde, RMMO Birliklerini ateşle taciz ve tespit, yanıltıcı taarruz ve savunma yaparak bulundukları yerde kalarak Çıkarma veya Hava İndirme Bölgesine intikal etmelerini önleme görevi vermişti.

Denktaş’ın konuşması ile adanın her tarafından Türk askerinin çıkacağı beklentisini yükselten ve moral bulan bu birlikler, özellikle Lefkoşa, Mağusa, Larnaka, Limasol ve Baf Sancakları bölgelerinde ateş muharebesi ile bu görevi başarı ile icra etmişlerdir. RMMO karşılaştığı tehlikenin büyüklüğünü idrak ettikten sonra özellikle İndirme Bölgesinin uzağındaki TMT Birliklerine taarruzu şiddetlendirerek bu birliklerin savunduğu bölgeleri ele geçirmiş veya teslim olmaya zorlamıştır.

Genelkurmay Başkanlığı kayıtlarına göre İndirme ve Çıkarma Harekâtlarının yapıldığı sırada TMT Birlikleri RMMO’nun kuvvetlerinin yaklaşık üçte ikisini (2/3) bulundukları bölgeden ayrılmalarını engellemiş ve görevini başarıyla yapmıştır.

 

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME:

1. Harekâtın Birinci Safhasının başarıya ulaşmasının en önemli sebebi Rumların baskına uğramalarıdır. Kendine “Kıbrıs Cumhuriyeti” adını veren ve darbeyle “Kıbrıs Helen Cumhuriyeti” adını alan Rumlar üç seviyede baskına uğradılar.

 

Stratejik (siyasi) baskın:

Türkiye 1964 ve 1967 yıllarında da Kıbrıs’a müdahale edeceğini açıklamış, hatta Türk Donanmasını Kıbrıs açıklarına göndermiş, Türk uçakları Kıbrıs semalarında uçmuş (Erenköy hariç) bir müdahalede bulunmamıştı. Darbe sırasında Rum Temsilciler Meclisi Başkanı olan Glafkos Klerides “İFADEM” adını verdiği hatıralarında “20 Temmuz günü saat 10.00 sıralarında evimin balkonundan Lefkoşa’nın kuzeyinde inen paraşütçüler gördüm ve RMMO Genelkurmayına telefon açarak <Bizimkiler Tatbikat mı yapıyor?> diye sordum” diye yazdı. Devletin 2. Adamı bile Türk Askeri adaya çıktığı halde Türkiye’nin müdahale edebileceğine inanmıyordu.

 

Operatif Baskın (Aldatma Harekatı):

RMMO Komutanlığı elde ettiği istihbarat sonucunda bir çıkarma yapılacaksa bunun Mağusa Körfezinden yapılacağına inanıyordu. Bu nedenle çıkarmaya müdahale edecek asıl kuvvetlerini bu bölgede konuşlandırmıştı. Bunu bilen Türk Genelkurmay Başkanlığı ticaret gemilerinden oluşturduğu bir gemi konvoyunu 19/20 Temmuz gecesi Karpaz burnu bölgesine göndermiş, bu gemiler sabaha kadar karadaki TMT Birlikleri ile ışıldaklarla sahte haberleşme yapmıştır. Bu hareketler RMMO Komutanlığının hareketsiz kalmasına neden olmuştur.

 

Taktik Baskın:

Hava İndirme Harekatı ve Çıkarma Harekatı Kıbrıs adasında daha müsait yerler varken arazi koşulları bakımında uygun olmayan yerlere yapılmıştır. Hava İndirme Harekatı genellikle düz arazi kesimlerinde (ovalarda) yapılır. Kıbrıs’ta buna en uygun yer Mesarya ovasıdır. Hava İndirme Harekâtının yapıldığı Pınarbaşı – Gönyeli – Hamitköy üçgeni ise dalgalı ve tepelik arazi yapısı ile hava indirme harekâtı için birinci öncelikli bir yer değildir.

Çıkarma harekâtı ise geniş ve kıyıdan itibaren çıkan birliklerin tertiplenmesine imkân veren yeterli derinliği olan kıyılara yapılması beklenir. Kıbrıs’ta buna en uygun yer Mağusa kıyılarıdır. Girne kıyıları hemen güneyinde Beşparmak dağları yükseldiği için çıkarma birliklerin dağılmasına, tertiplenmesine pek uygun değildir. Bu mahzurlarına rağmen Girne kıyılarında çıkarma yapmak için en uygun kıyı kesimleri ise Çatalköy ve Lapta plajlarıdır.

RMMO Türkiye’nin muhtemel bir çıkarma harekâtını arazi bakımından en uygun yer olan Mağusa kıyılarından yapılmasını beklediğini daha önce belirtilmişti. Mağusa kıyıları Mesarya ovası da çıkarma harekâtı ile koordineli yapılacak hava indirme harekâtı için Kıbrıs’taki en uygun arazi kesimidir. Arazi ile ilgili bu düşünceler ve elde edilen istihbarat RMMO Komutanlığının çıkarma ve hava indirme harekâtlarının kesinlikle bu bölgeden yapılacağı düşüncesini benimsemesine yol açmış ve Türk müdahalesine karşı koyacak asıl kuvvetleri bu bölgede tutmalarına sebep olmuştur.

 

2. Kıbrıs’a yapılacak bir askeri harekat için çıkarma gemilerine, çıkarma birliklerine, uçarbirlik harekatı yapabilmek için helikopterlere, hava indirme harekatı yapabilmek için de paraşütlere ve paraşütle muharebe atlayışı yapabilecek eğitimli askerlere ihtiyaç vardır. Bilinen bu gerçeği yazmamın sebebi 1965 – 1971 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olan Sayın Süleyman Demirel’in hakkını teslim etmek içindir.

Başbakan Demirel 1967 krizi sırasında Kıbrıs’a niçin müdahale edilemediğini sorduğunda dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Cemal Tural yukardaki cevabı vermiş ve bu birliklerin ve imkanların Türk Silahlı Kuvvetlerinde olmadığını söylemişti. Demirel de “bunun için ne gerekiyorsa yapın” direktifini vermişti. Bu direktifle 1968 yılından itibaren Türk silahlı kuvvetleri çıkarma gemileri ve helikopter tedarikine ve paraşüt alımına başlamış, paraşüt ve komando birlikleri teşkil ederek eğitmeye başlamıştı.

Kıbrıs’a çıkan birlikler çok uzun bir süredir olası bir görev için eğitilmekteydi. Ayrıca NATO’nun olası bir kısıtlamasına maruz kalmamak için de bu birlikler NATO’ya deklere edilmemişti. Ecevit Hükümeti müdahale kararını bu sayede verebilmiştir.

 

3. Türkiye’nin müdahalesine imkân veren 1960 Garanti Antlaşması; Başbakan Adnan Menderes ve Dişileri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’nun siyasi dirayeti ile Yunanistan’a kabul ettirilmişti. Geçici bir mahkemenin kararı ile idam edilen ve bugün Demokrasi Şehidi olarak anılan bu iki devlet adamının yaptığı hizmeti unutmamak Kıbrıslı Türklerin vefa borcudur.

 

4. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin ateşkes çağrısı üzerine savaşan taraflar 22 Temmuz saat 17.00’den itibaren ateşkes çağrısına uymuşlardı. Üç gün süren muharebeler sonucunda, Girne kıyısından itibaren 15 km genişliğinde 25 km derinliğinde bir arazi Türk Silahlı Kuvvetlerinin kontrolüne geçmişti. Bu arazi kesimi dar olmasına rağmen harekâtın ikinci safhası için ihtiyaç duyulan birliklerin idari intikalle getirilmesi için yeterliydi.

 

5. Birinci Barış Harekatı; Yunanistan’a ve Kıbrıslı Rumlara demokrasiyi geri getirmiştir. Yunan Askeri Cuntası ve Kıbrıs’ta darbecilerin Cumhurbaşkanı olarak atadığı Nikos Samson hükümetleri görevden uzaklaştırılmış ve sivil hükümetlerin kurulmasını mümkün kılmıştır.

Beğendim 7 Muhteşem 1 Haha 1 İnanılmaz 0 Üzgün 1 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık