“45 yılda çok yol kat ettik”

banner37

Bir döneme damgalarını vuran siyaset ve hukuk dünyasının tanınmış isimleri, 20 Temmuz 1974 Barış Harekâtı’ndan günümüze kadar geçen süreyi değerlendirdi

“45 yılda çok yol kat ettik”
banner87

“ÜNİVERSİTELERİN KURULMASIYLA CANLANDIK” Sağlık, Maliye ve Eğitim bakanlıkları başta olmak üzere KKTC siyasetine bir dönem damgasını vuran eski siyasetçilerden Salih Coşar, 45 yılda KKTC’nin çok yol kat ettiğini belirtti ve özellikle üniversitelerin kurulmasıyla ülkenin canlandığına dikkat çekti. Gazimağusa’ya ilk üniversiteyi kendisinin kurduğunu söyleyen Coşar, o dönem yine Girne’de de üniversite yapılması için Türkiye ile temasa geçerek bu konuda da öncülük ettiğini belirtti.

“BU DEVLETİN GÖKTEN İNDİĞİNİ ZANNEDİYORLAR” Başbakanlık, Meclis Başkanlığı başta olmak üzere siyasi hayatta bir dönem aktif olarak yer alan Hakkı Atun, devletin ve bütün halkın 7’den 70’e çabasıyla, Türkiye’nin desteğiyle ve Türkiye’ye olan inançla gerçekleşen bağımsızlığın tarihi bir destan olduğunu söyledi ve kazanılan bu bağımsızlığın değerinin bilinmesi gerektiğine dikkat çekti.

“HERKES YARGIDA KUSUR ARAR HALE GELDİ” Kıbrıs’ta geçmişte uygulanan hukuk sisteminin halka güven verdiğini, yargıda kusur olsa bile bu gerçeği kimsenin kabul etmediğine dikkat çeken Yüksek Mahkeme eski Başkanlarından Taner Erginel, şimdiki zamanda herkesin yargıda kusur arar hale geldiğine vurgu yaptı. Erginel, bu duruma acilen bir çözüm bulunması gerektiğinin altını çizerek, dünyanın en adil yargısını oluşturma idealini benimsememiz ve bu yönde mücadele etmemiz gerektiğini vurguladı.

“ARTIK THALASSEMİALI ÇOCUK DOĞMUYOR”  Sağlık eski Bakanlarından Özel Tahsin, doktorların İngiltere’ye gönderilerek Thalassemia (Akdeniz Anemisi) alanında eğitildiğinin altını çizerek şu an gelinen noktayı o dönemki uğraşlara borçlu olduğumuzu vurguladı. Ülkeye bu konuda erken tanı sistemi getirerek çok yol kat edildiğinin altını çizen Tahsin, ada olarak Thalassemianın erken tanı tedavisinde geldiğimiz noktaya Türkiye’nin bile gelemediğine dikkat çekti.

Serap ŞAHİN

   Bir döneme damgalarını vuran siyaset ve hukuk dünyasının tanınmış isimleri, 20 Temmuz 1974 Barış Harekâtı’ndan günümüze kadar geçen süreyi değerlendirdi ve 45 yılda KKTC’nin çok yol kat ettiğini belirtti.

   Maliye, Sağlık, Eğitim bakanlığı gibi görevlerin yanı sıra siyaset dünyasında uzun süre aktif olarak görev yapan kıdemli siyasetçilerden Salih Coşar, 1974’ten bugüne özellikle eğitim alanında epeyi yol kat edildiğine dikkat çekerek bunun en büyük sebebinin üniversitelerin kurulmasıyla oluştuğunu söyledi.

   1974 sonrasında siyaset tarihinde aktif olarak uzun yıllar yer alan ve Başbakanlık, Meclis Başkanlığı gibi en üst görevlerde de bulunan deneyimli siyasetçilerden Hakkı Atun, Rum baskısından kurtulan bir ülke olarak bağımsızlık ve özgürlüğün eriştiğimiz en önemli değer olduğuna dikkat çekti.

   Yüksek Mahkeme emekli Başkanı Taner Erginel, eskiden daha farklı bir hukuk sistemi bulunduğunu ve gittikçe bozulduğuna dikkat çekerek, sebebinin araştırılıp düzeltme yoluna gidilmesi gerektiğinin altını çizdi.

   Bir dönemin Sağlık Bakanı olarak hizmet veren Özel Tahsin de,1974 yılından şimdiki zamanımıza çeşitli alanlarda önemli mesafeler kat edildiğini vurgulayarak bunlardan en önemlisinin bir Akdeniz anemisi olarak bilinen Thalassemia sorununun neredeyse tamamen önüne geçilmiş olması olduğunu vurguladı.

“Üniversitelerin kurulmasıyla canlandık”

   Kıdemli siyasetçi Salih Coşar,1974’ten bugüne eğitim alanında epeyi yol kat edildiğine dikkat çekerek bunun en büyük sebebinin üniversitelerin kurulması olduğunu söyledi.

   Yıllarca Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı görevini yürüten Coşar, adada kurulan üniversitelerle eğitim alanında geliştiğimize vurgu yaparak, üniversitelerin kurulmasıyla Kıbrıs’ın canlandığına dikkat çekti.

   İlk olarak Gazimağusa bölgesinde kurulan üniversiteyi kendisinin kurduğunu belirten Coşar, o dönem yine Girne’de de üniversite yapılması için Türkiye ile temasa geçerek bu konuda da öncülük ettiğini söyledi.

   Coşar, üniversitelerin büyüyüp çoğalmasıyla Kıbrıs’ın da eğitim alanında canlandığına dikkat çekerek bu ilerlemeye rağmen hataların olduğunun altını çizdi.

   Bir dönem Maliye Bakanlığı da yapan Coşar, 1974’ten bugüne mali konulardaki ilerlemeye de değindi.

   Coşar, eski yıllarda Türkiye’den heyetlerin sıklıkla adamızı ziyaret ettiğini ve karşılıklı fikir talep ederek maddi yardım alındığını ancak şu an öyle bir durumun söz konusu olmadığına dikkat çekti.

   Coşar “Para miktarlarına bakmak, yardım istemek yok. Mali konuda durma görüyorum. Bunun nedeni nedir? Şu an çok mu zenginiz, ondan mı acaba?” dedi.

“Bağımsızlık ve özgürlük eriştiğimiz en önemli değer”

   Yakın geçmişe kadar siyaset dünyasında aktif olarak yer alan ve Başbakanlık, Meclis Başkanlığı gibi siyasi hayatın en üst makamlarında da görev yapan kıdemli siyasetçi Hakkı Atun, 1974’ten bugüne kadar yaşananları gözler önüne sererek, Rum baskısından kurtulan bir ülke olarak bağımsızlık ve özgürlüğün eriştiğimiz en önemli değer olduğuna dikkat çekti.

   Atun, insanımızın özgür, bağımsız, kendi ülkesinde yaşama olanağıyla yaşamasının o dönem rüyalarda dahi görülemeyecek bir durum olduğunu, bu sebepten bağımsızlık ve özgürlüğün önemli bir olay olduğunun altını çizdi.

   Atun sözlerine şöyle devam etti:

   “Bu devletin gökten indiğini zannediyorlar. Bu devlet, bütün bu halkın 7’den 70’e çabasıyla ve Türkiye’nin desteğiyle, Türkiye’ye olan inancımızla gerçekleşti. Bizim gibi bir toplumun böyle bir şeyi başarması tarihi bir destandır, değerini bilmek lazım.

   Dünyada bağımsızlık ve egemenlikten daha değerli ne olabilir? Dünyada inim inim inleyen ülkeler var. Biz şanslıyız ki Rum’un zulmünden nefes alma şansını yakaladık.”

   1974’teki ekonomiyle şimdi gelinen aşamanın tüm sıkıntılara rağmen gerçekçi olarak düşünüldüğü zaman savunmamız ve canımız pahasına korumamız gereken bir olgu olduğuna vurgu yapan Atun, “Devletimiz o günden bugüne kültürel olarak, sosyo-ekonomik olarak Türkiye’nin himayesinde şanslı bir toplum olmamıza borçluyuz” dedi.

   Ülke olarak, Rum kesimine karşı hâlâ mücadele verildiğini çünkü başka çarenin olmadığına dikkat çeken Atun, sözlerine şöyle devam etti:

   “Türkiye’ye güvenip en iyi ilişkileri kuracağız ama sosyal ve kültürel yaşamımıza uygun olmayan durumları kabul etmek zorunda değiliz. Atatürk ilkelerine inanarak kendini geliştirmiş bir toplumuz. Bugün insanımızın mutlu olması ve bugünleri yaratmış olmanın gururunu yaşayarak devletimize sahip çıkılması gerekir.”

“Yargıya yönelik şikâyetler arttı”

   Kıbrıs Türk Mahkemelerinde önce avukat daha sonra yargıç olarak görev yapan ve Yüksek Mahkeme Başkanlığı’ndan emekli olan kıdemli hukukçulardan Taner Erginel, eski zamana göre yargıya yönelik şikâyetlerin arttığına dikkat çekti.

   Erginel, eskiden daha farklı bir hukuk sistemi bulunduğunu ve günümüzde bunun gittikçe bozulduğuna dikkat çekerek, sebebinin araştırılıp düzeltme yoluna gidilmesi gerektiğinin altını çizdi.

   Erginel,1977 yılında insanların yargıçlara saygı duyduğunu ve güvendiğinin altını çizerek sözlerine şöyle devam etti:

   “Son yıllarda yargıya yönelik şikâyetlerin her geçen gün arttığını basında okuyoruz. Bir başka davada halkın mahkeme önüne toplandığı ve mahkemeyi yuhaladıkları anlatılıyor. Geçmişte böyle bir olayın gerçekleşmesi söz konusu olamazdı.” 

   Hukukçuların okullarda öğrenemedikleri sistem ile ilgili bilgileri özel bir gayret ile öğrenmelerinin mümkün olabileceğine dikkat çeken Erginel, çalışıp para kazanmaya başlayan bir hukukçunun bunu yapacak vaktinin olmadığını belirtti.

   Erginel, KKTC sistemi öğrenme olanağı bulamayan hukukçuların çalıştığı bir yer olma tehlikesinde olduğuna vurgu yaparak, yargıya yönelik şikâyetlerin artmasının nedeninin bu olabileceğini belirtti.

   Kıbrıs’ta geçmişte uygulanan sistemin halka güven verdiğini, yargıda kusur olsa bile bu gerçeği kimse kabul etmediğine dikkat çeken Erginel, şimdiki zamanda herkesin yargıda kusur arar hale geldiğine dikkat çekti.

   Erginel, bu duruma bir çözüm bulunması gerektiğine vurgu yaparak, “Dünyanın en adil yargısını oluşturma idealini benimsememiz ve bu yönde mücadele etmemiz gerekiyor” dedi.

“Bugün mutluyuz ki artık Thalassemialı çocuk doğmuyor”  

   Bir dönemin Sağlık Bakanı olarak hizmet veren Özel Tahsin,1974 yılından şimdiki zamanımıza çeşitli alanlarda önemli mesafeler kat edildiğine dikkat çekerek bunlardan en önemlisinin bir Akdeniz anemisi olarak bilinen Thalassemia sorunu olduğunu vurguladı.

   Tahsin, doktorların İngiltere’ye gönderilerek Thalassemia hastalığında eğitildiğinin altını çizerek şu an gelinen noktayı o dönemki uğraşlara borçlu olduğumuzu vurguladı.

   Ülkeye bu konuda erken tanı sistemi getirerek çok yol kat edildiğinin altını çizen Tahsin, ada olarak Thalassemianın erken tanı tedavisinde gelinen noktaya Türkiye’nin bile gelemediğine dikkat çekti.

   Tahsin sözlerine şöyle devam etti:

   “Bugün mutluyuz ki artık Thalassemialı çocuk doğmuyor. Çağımızın değişen koşullarına göre gerek kaliteli doktor sayımız, gerekse alet adavat modernize edildi. Ama bunlara rağmen beklenen noktaya gelemediğimizi görüyoruz. Hâlâ belirli hastalıkların tedavisinin hastanemizde yapılamamış olması en önemli eksikliklerden biri. Örneğin başka ülke hastanelerine sevk oluyor. Tabiki bunlar da olacak ama bu sayıyı mümkün mertebe aşağı indirmek gerekiyor.

   Bir de hastaneye başvuran hastaların gerekli zaman ayrılmak suretiyle sağlık kontrollerinin yapılabilmesi önemli. Bu konuda da sıkışmalar var inşallah zamanla giderilir. Sağlık, insan hayatının en başta gelen temel unsurudur. Bu konuda bütçeden daha fazla pay ayırmak ve gelişen bilim ve teknolojiyle uygun sistemleri getirip halkımıza sunmamız gerekir.”

   45 yıl içinde önemli mesafeler kat edildiğinin altını çizen Tahsin, sağlık açısından gelinen noktanın yeterli düzeyde olmadığına dikkat çekti.

   Tahsin, sorunun bütçeden kaynaklandığının altını çizerek, doktor maaşlarının revize edildiğini belirtti.

   Sağlıklı, verimli ve kaliteli sağlık hizmeti sunmak için kaliteli doktorlara ihtiyaç olduğunu vurgulayan Tahsin, doktorların maddi yönden desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER