banner6

AB'nin yapısı değişime uğrarken, Türkiye'ye yer var mı?

banner37

Avrupa’da mülteci krizi, artan yabancı düşmanlığı, terör tehdidi ve ırkçılık son dönemlerde aşırı sağ partilerin başarı grafiğini yükseltiyor. Bu tehlikeli tırmanış, Avrupa Birliği’nin (AB) yapısında krizleri de beraberinde getiriyor.

AB'nin yapısı değişime uğrarken, Türkiye'ye yer var mı?
banner8

ANALİZ - Emine DAVUT YİTMEN

Avrupa’da yaşanan krizin ilk belirtileri İngiltere’de Brexit’le ortaya çıktı. İngiltere’nin AB’den çıkma kararında mülteciler konusu, en önemli etkendi. Brexit’le birlikte, AB yapısının daha çekirdek bir konuma dönüşmesi tartışmaları da hız kazandı.

Uluslararası İlişkiler Uzmanı İsmail Kemal, aşırı sağ, yabancı düşmanlığı ve popülist hareketlerin birbirlerini beslediklerini dile getirerek, Brexit kararının Donald Trump’ı güçlendirdiğini, Trump’ın seçim başarısının Hollanda ve Fransa’daki aşırı sağı cesaretlendirdiğinin söylüyor.

Kemal, Hollanda’da geçtiğimiz ay yapılan seçimlerde Avrupa’da İslam ve Müslüman düşmanlığının en önemli ismi olan aşırı sağcı Geert Wilders’in başarılı olması halinde, Fransa’da Marie Le Pen’nin bundan yararlanacağını ve Avrupa’nın, aşırı sağın yükselişini durduramazsa bu ülkelerde yaşayan yabancılar ve özellikle Müslümanlar’ın zor durumda kalacaklarına dikkat çekmişti. Kemal, aşırı sağın, AB’nin geleceğini de tehdit ettiği öngörüsünde bulunmuştu.

Wilders seçimi kaybetti ama onu başkanlık koltuğuna yaklaştıran şey, mülteci sorunu ve terör saldırıları olmuştu. Şimdi sırada Fransa var. Fransızlar, ilk turda aşırı sağın lideri Marine Le Pen ve genç reformist politikacı Emmanuel Macron arasında 7 Mayıs’ta seçim yapacak. Her ne kadar siyasi uzmanlar Le Pen’in ikinci turda şansı olmadığını yorumunda bulunsalar da Fransız halkının AB karşıtı Le Pen’i iktidara taşıma olasılığı bulunuyor.

Almanya AB’de reforma gidilerek, Avrupa’nın rekabet gücünü artırmak istiyor. Almanya Başbakanı Angela Merkel, AB’nin İngiltere dışında geriye kalan üye ülkelerinde daha etkili bir Avrupa için üç alan belirlemiş ve bunları “rekabet gücü, işgücü piyasası ve büyüme”, “iç ve dış güvenlik, terörle mücadele, AB'nin dış sınırların korunması” ve “gençlere sunulan imkânların iyileştirilmesi” olarak açıklamıştı.

İngiltere’nin Brexit kararının ardından, diğer AB ülkelerinin de benzer yöneteme başvurma ihtimali bulunuyor. Danimarka, İsveç ve bazı Orta Avrupa ülke vatandaşlarının, AB’de umduklarını bulamamanın yarattığı hayal kırıklığı nedeniyle referandumlarda AB’den ayrılma kararlarını verebilecekleri ihtimali, şu anda AB’yi korkutuyor.

Çok halkalı yapı

AB’nin Avrupa’daki gelişmeler ışığında çok halkalı bir yapıya dönüşebileceği tartışmaları bir müddettir devam ediyor.

TÜSİAD Uluslararası Koordinatörü ve Avrupa Birliği Temsilcisi Bahadır Kaleağası, geçtiğimiz dönemlerde AB’nin“çok çemberli esnek bir yapıya” dönüşmeye başladığı ve Türkiye’nin demokrasisini ve sosyo-ekonomik kalkınma politikalarını toparlaması halinde, iki çemberden merkezdeki Euro bölgesine hemen olmasa da geniş çember olan AB’ye üye olabileceği yönünde inanç taşıyordu.

Kaleağası, “İsveç, Danimarka, Polonya gibi AB içinde ama Euro bölgesi dışında ülkeler var. Bulgaristan, Romanya gibi AB üyesi ama Euro’ya hazır olamayan ülkeler var. Tüm bunlar birkaç çemberde bir AB sistemi oluşturuyor, genişlemesi daha kolay ve kamuoyu tepkisine daha az açık. Türkiye için fırsat olabilir” görüşündeydi.

Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr Ahmet Sözen de Kaleağası gibi benzer bir düşünceye sahip. Sözen, Brexit ve Avrupa içinde yükselen popülizm ve milliyetçilikle birlikte üye ülkelerin bazı alanlarda egemenliklerini AB içinden çekmeleri halinde, AB’nin çok halkalı bir yapıya bürünebileceğini ifade ediyor.

Sözen, hem ekonomik entegrasyonun sağlam olduğu hem de siyasi konularda ortak kararlar üretebilen bir çekirdek Avrupa’nın olabileceğini söylüyor. Bunun etrafında da AB ile daha az bütünleşmiş bir grup ülkeden, üçüncü halkanın eklenmesiyle daha muğlak şekilde bütünleşmiş ülkeler grubundan söz ediyor. Sözen, bu grupta olağanüstü halin kaldırıldığı ve daha fazla demokratikleşmiş Türkiye’nin yeri olduğunu düşünüyor.

İmtiyazlı ortaklık yerine, ekonomik alanda güçlü işbirliği

AB’nin bir zamanlar teklif ettiği ancak Türkiye tarafından kabul görmeyen “imtiyazlık ortaklık” statüsü artık tartışmaya açık durumda değil. Türkiye’deki bazı siyasi uzmanlar son yıllarda ülkenin imtiyazlı ortaklık statüsünün konuşulabileceğini söylüyordu ancak AB yetkilileri şu anda bunu mümkün görmüyor. Türkiye’de olağanüstü halin devam ettiği bir dönemde imtiyazlı ortaklık tartışması, demokratik değerler ve hukukun üstünlük ilkesiyle çelişiyor.

banner134

Türkiye ile ilgili farklı öneriler gündeme gelmeye başladı. Gümrük Birliği Anlaşması’nın yenilenerek, ekonomik alanda işbirliğinin geliştirilmesi önerisi gündemde bulunuyor. Bu konuda son açıklama AB Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Johannes Hahn’dan geldi.

Hahn, Türkiye ile ilişkilerin temelden gözden geçirilmesi için üye ülkeleri harekete geçmeye çağırarak, Brüksel - Ankara ilişkilerini yeniden düzenleyecek bir sürecin başlaması önerisinde bulundu. Bu durum, Türkiye’nin AB üyelik sürecinin sonlandırılması ve yerini güncellenmiş bir Gümrük Birliği Anlaşması aldığı şeklinde yorumlanıyor.

Böylece ekonomik alanlarda işbirliğine gidilmesiyle taraflar arasında üyelik müzakereleri nedeniyle yaşanan gerginliğin de azaltılması hedefleniyor.

Hahn’ın önerisinin, AB’nin geleceğinin tartışıldığı senaryolarla bağlantısı var. Avrupa Komisyonu, geçtiğimiz ay birliğin geleceğine ilişkin 5 senaryoyu içeren bir belge yayınladı. Bu belgede, “AB federasyonundan” “sadece ortak pazara” uzanan çizgide senaryolara yer verildi.

Bu senaryolar arasında ortak pazarın güçlendirilmesi ve üçüncü ülkelerle yeni ticaret anlaşmaları yapılması da yer alıyor. Türkiye ile Gümrük Birliği’nin yenilerek, geliştirilmesi bu senaryolar kapsamında değerlendiriliyor.

Güncelleme Tarihi: 28 Nisan 2017, 09:24
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88