Açık manav arabalarından savrulan koku, hâlâ burnumda

banner37

Arasta’da 46 yıldır esnaflık yapan Derviş Yağcıoğlu, Barış Harekatı’ndan sonra çarşıya hayat geldiğini belirterek eski günleri anlattı:

Açık manav arabalarından  savrulan koku, hâlâ burnumda
banner90
banner99

“LEFKOŞA ESKİDEN KÜÇÜKTÜ”… Derviş Yağcıoğlu, tuhafiye üzerine faaliyet gösteren dükkanının 1955 yılında rahmetli babası tarafından açıldığını belirterek, daha önceki zamanlarda ise tahin helvası işi yaptıklarını kaydetti. Geçmişi yad eden Yağcıoğlu, “Açık manav arabalarının kokuları hâlâ burnumda. Esnaflar o zamanlar çarşıda tavla oynardı, dükkanlar, yollar sıcak havalarda sulanırdı. Lefkoşa eskiden küçüktü, Lefkoşa sadece buralardı. Ancak artık her şey değişti, büyüdü” dedi.

Ahmet UÇAR

   Arasta bölgesinde rahmetli babasının işlettiği tuhafiye dükkânında 46 senedir esnaflık yapan Derviş Yağcıoğlu, çarşının dününü ve bugününü anlattı.

   1974 Barış Harekatı’nın ardından Arasta bölgesinin canlandığını belirten Yağcıoğlu, “Açık manav arabalarından etrafa yayılan mis koku hâlâ burnumda” dedi.

   Esnaflar arasındaki dostluğa dikkat çeken Yağcıoğlu, zar seslerinin hiç susmadığı, sohbetlerin bitmediği günleri anımsattı.

Dükkan 1955’te faaliyete başladı

   Derviş Yağcıoğlu, tuhafiye üzerine faaliyet gösteren dükkanının 1955 yılında rahmetli babası tarafından açıldığını belirterek, daha önceki zamanlarda ise tahin helvası işi yaptıklarını kaydetti.

   Belediye pazarının arkasının güney tarafındaki ara bölgede kaldığını dile getiren Yağcıoğlu, “Bu yüzden babam Rum arkadaşı olan Zako ve Ermeni arkadaşı Giran’dan dolayı 1955’te Arasta’da bu işe başladı. Dükkan esas olarak düğme, tuhafiye üzerine başladı. Dikiş malzemesi, yün satışları da yapılırdı” dedi.

   Yağcıoğlu, 5 yaşından beri dükkanda olduğunu ifade ederek, “46 senedir bu dükkandayım. Okula giderken, tatillerde, okullardan sonra… Her zaman buralarda geçti hayatım. Arabahmet Mahallesi doğumluyum, yani Surlariçiliyim. Lefkoşa, bu yüzden beni kendine çekiyor. Surlariçi beni çok mutlu ediyor, burası olmadan yaşayamam” dedi.

“Arasta çarşısı, 1974

Harekatı’ndan sonra canlandı”

banner134

   Yağcıoğlu, 1974’e kadar güneyden kuzeye geçişin olmadığını anımsatarak, 74 Barış Harekatı’nın ardından Arasta bölgesinin şimdiki durumuna geldiğini ifade etti.

   O dönemlerde dükkanların yaz mevsimlerinde 1-4 arası kapalı olduğunu hatırlatan Yağcıoğlu, “Açık manav arabalarının kokuları hâlâ burnumda. Esnaflar o zamanlar çarşıda tavla oynardı, dükkanlar, yollar sıcak havalarda sulanırdı. Lefkoşa eskiden küçüktü, Lefkoşa sadece buralardı. Ancak artık her şey değişti, büyüdü” şeklinde konuştu.

   Yağcıoğlu, geçmiş dönemlerde insan ilişkilerinin daha güzel olduğunu belirterek, teknolojinin henüz gelişim göstermediği o dönemlerde komşuluk ilişkilerinin de daha samimi olduğunu söyledi.

“Sınır kapılarının açılması dönüm noktası oldu”

   23 Nisan 2003’te sınır kapılarının açılmasının Arasta bölgesi için dönüm noktası olduğunu dile getiren Yağcıoğlu, o tarihten önce bu bölgenin yıpranmış, yıkılmış, hurda halde olduğunu belirtti.

   Yağcıoğlu, kapıların açılmasının ardından hem Rumların hem turistlerin gelmesiyle bölgenin hareketlendiğini belirterek, pandemi süreci nedeniyle Arasta çarşısının o dönemlere geri döndüğünü anlattı.

“1980’li yıllara kadar valizcilik serüveni yaşandı”

   Yağcıoğlu, ülkede döviz, körfez, valiz krizlerinin yaşandığını anımsatarak, Türkiye’de o zamanlar Turgut Özal’dan önce ithalatın olmadığını, 80’li yıllara kadar Türkiye’ye battaniye, cam eşya, set şişler, iplik, tığ gibi birçok şeyin Kıbrıs’tan valizlerle götürüldüğünü hatırlattı.

   Turgut Özal döneminde Türkiye’deki ithalat yasağının kalkmasının ardından Kuzey Kıbrıs’ın ithalat özelliğini kaybettiğini ifade eden Yağcıoğlu, 2003 yılına kadar el sanatları az durumdayken, bu tarihten sonra el sanatları üzerine birçok dükkanın açıldığını kaydetti.

   Yağcıoğlu, “Bu dükkanlar özelikle Büyük Han’da açıldı. Burada çok sayıda el işi yapanlar, mağazalar vardı” diyerek köylerin de harekete geçtiğini, hafta sonları festivallerin yapıldığı eko-turizmin yaşandığını ve toplumun kaynaşmaya başladığını söyledi.

   Dükkanın 65 yıldır faaliyet gösterdiğini anlatan Yağcıoğlu, dükkanın kira olmadığını, maddi yönden çok manevi yöne odaklandığını ancak Surlariçi esnafının maddi durumunun geçmişe göre kötüleştiğini dile getirdi.  

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner75