Adanın ilk kadın sendika başkanı

banner37

Gülev Sıdal… 9 yıl BES’in başkanlığını yaptı. Sendika başkanıyken Avrupa ülkelerinde katıldığı birçok toplantıda isimliğe adının önüne İngilizcede erkek isimlerinin önüne gelen “Mr” kısaltması yazıldı, “ben kadından emir almam” diyenlerle de karşılaştı. Ancak tüm bu olumsuzluklara rağmen inandığı yolda yürümeye devam etti

banner87
Adanın ilk kadın sendika başkanı
banner90
banner99

ADINI “MR. GÜLEV SIDAL OLARAK” YAZDILAR… Adanın ilk kadın sendika başkanı olan Gülev Sıdal, Belediye Emekçileri Sendikası’nın 9 yıl başkanlığını yaptı. Bu dönemde “ben kadından emir almam” diyeler de gördü, Avrupa’da katıldığı toplantıda isimliğe, adının önüne İngilizcede erkek isimlerinin önüne gelen “Mr” kısaltması kullanılarak yazıldığına da şahit oldu.

Ceren ÖZBİL


Adanın ilk kadın sendika başkanı olan Gülev Sıdal, Belediye Emekçileri Sendikası’nın (BES) 9 yıl başkanlığını yaptı. Sendika başkanı olmanın getirdiği zorlukların yanında, o dönemde kadın sendika başkanına toplumun, hatta toplumların alışkın olmamasıyla birleşince çok farklı olaylar yaşamasına da neden oldu.


Sıdal’ın sendika başkanıyken Avrupa ülkelerinde katıldığı birçok toplantıda isimliğe adı, İngilizcede erkek isimlerinin önüne gelen “Mr” kullanılarak yazıldı… Bu yetmedi Sıdal “ben kadından emir almam” diyenlerle de karşılaştı.


Ancak bunların hiç biri Sıdal’ı çıktığı yoldan geri döndürmedi. Bu süre zarfından birçok anı biriktiren Sıdal, bu anıları KIBRIS Gazetesi ile paylaştı.


KIBRIS: Kendinizi tanıtır mısınız?


SIDAL: Ben 20 Temmuz 1955 doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimimi Lefkoşa’da tamamladım. Sonra Ankara’da idarecilik ve işletme üzerine lisans eğitimi aldım. Sendikacı olduğum dönemde de yüksek lisans yaptım. Belediyeye ilk girdiğimde santralde, arşivde ve maliyede 3 kadın çalışıyordu. Belediyelerde çalışıp, ilk denetim yapan kadın olarak göreve başladım. Mustafa Akıncı’nın belediye başkanı olduğu dönemde Lefkoşa Türk Belediyesi’nde çalıştım. Akıncı, ilk seçimle başa gelen belediye başkanıdır. Daha önce belediye başkanları atama ile göreve başlıyordu. O dönemde birçok ilke imza attık. Zabıtalık görevi de yaptım. Yine ilk kadın zabıta olarak görev yaptım.


KIBRIS: Sizce bir sendikacı nasıl olmalı?


SIDAL: Sendikacı olmak için çalışanların size güvenmesi gerekir, kitlenin sizi benimsemesi gerekir, birikiminiz olması gerekir ve bir de toplumsal konularda bilginiz olması gerekir. Bunlar bir anda olacak birikimler değil, uzun yıllar gerektirir. Ben 1978’de girdim, 1993’te sendika başkanı oldum. Bunlar olmazsa sizi lider olarak göremezler. Tabi ki çok da özveri gerektiren bir çalışmadır.

“Ben kadından emir almam” diyenlerle karşılaştı


KIBRIS: İnsanların kadın sendika başkanı görmeye alışkın olmadığı bir dönemde sendika başkanı oldunuz. Aldığınız tepkiler nasıldı?


SIDAL: Çok zor oldu. Ben 2015 yılında yaş haddinden emekli oldum. 3-5 sene öncesine kadar belediyedeki erkek emekçilerin “ben kadından emir almam” deyip odadan çıktığına şahit oldum. Ben bunları da yaşadım. Mesela Avrupa Uluslararası sendika toplantılarına gittiğimde adımın başına “Mr.” yazdılar. Bunun için defalarca özür dilediler. En azından saygılı ve kibar davranış özür dilemek… Ancak bizde tepki kapıyı vurmaya kadar gitti. Ancak size güvenen, sizi seven, size değer veren çalışanlar çoğunlukta olduğu için bu yeri doldurursunuz.
 


KIBRIS: Sendika başkanlığına aday olmaya nasıl karar verdiniz?


SIDAL: Aslında hedefim değildi. Bir önceki sendika başkanına tepkiler vardı. Liste oluşmuştu ve bir başka arkadaştı başkan adayı, ben de genel sekreterlik görevini üstlenecektim. Son iki gün içinde çalışanların diğer şahsı benimsemediğini gördük ve bana kitle baskısı yapıldı. Bu şekilde başkan oldum. İlk başlarda konuşurken çok yavaş konuşan, sakin bir kişiliğe sahip, herkesten rica ile bir şeyler isteyen ve çalışanların sorunu olduğu zaman yanında olan biriydim. Belki de bu yapım kitlenin beni istemesine neden oldu. Ancak bu nedenle de ilk yıllarda kitleye hitap ederken çok zorlandım. Yıllar itibariyle de bu değişti.


Nisan sonu sendika başkanı oldum. 10 kusur belediye bize bağlıydı. Ben “sendikayı ekonomik olarak güçlendirme”, “örgütlü belediye sayısını artırma” ve “yeni bina yapma” hedeflerini koymuştum. 


KIBRIS: Sendika başkanı olmanıza aileniz nasıl tepki göstermişti?


SIDAL: Sendika başkanı olacağım akşam, eşim öğrendi ve tepki gösterdi. Mücadele ederken ve kabul gördükten sonra desteklemeye başladı. Tabi ki hem evdeki sorumluluk hem sendika başkanı olmak zordur. İki kızım var. Hem onlarla ilgilendim, hem de sendikal görevimi yaptım. Yemeği ocağın üzerine koyup, saati ayarladığım ve sendikaya gittiğim günler oldu. O dönemde şimdiki gibi hazır yemek de yoktu.


Safra ameliyatı geçirdim. Onu da hemen bayrama denk gelecek şekilde ayarladım. Çok fazla izin kullanmak istemedim. Ancak bu kadar özverili olmak doğru mu bilemiyorum. Acaba daha dengeli mi yapsaydım diye sorarım.

İngiltere’ye gitmesine izin verilmedi


KIBRIS: Kuzey-Güney geçiş kapıları bile henüz açılmamıştı. Siz bu dönemde güneye geçiyordunuz. Hem burada hem orada tepkiler nasıldı?


SIDAL: Bir kere İngiltere’ye gidişim yasaklandı. Bir proje üzerinde çalışılıyorduk ve 25 Türk, 25 de Rum kadın İngiltere’ye gidecekti. Ancak benim çıkışıma izin verilmedi. Ben gidip geldikten sonra bize ceza verilmesini bekliyordum, ancak öncesinde çıkışıma izin verilmedi. Biz bunu mahkemeye taşıdık, davayı kazandık ancak gidemedik. Bu süreç bizi yıprattı. Bazıları “siz de gitmeseydiniz” dedi, bazıları destek verdi.


Rumlar kuzeye geçtiğinde sivil polis eşliğinde onları gezdiriyorduk. Onlara da sivil polislerin orada kendi güvenlikleri için olduğunu anlatmıştım. Bu nedenle de ayrılırken polislere teşekkür ederek ayrılıyorlardı.


Bir gün güneyden gelen bir ekip vardı. Onları Girne’ye götürecektik. Ancak Girne’ye götürmemiz yasaklandı. Ben de Gençlik Merkezi’ne götürdüm. Bir tanesi çok mutlu oldu. Bana nikâhının kıyıldığı yer olduğunu söyledi.
 Sağ sendikadan biri geldi bana “Türk tarafını çok gelişmiş buldum” dedi. Bu da ilişkilerin ne kadar düzeyli ve samimiyete dayandığını gösteriyor.


KIBRIS: Sendikal hayatınızda unutamadığınız bir anınız var mı?


SIDAL: 7 Temmuz 1993’tü sanırım, güneyden bir davet aldık. Orada konuşma yapmak için hazırlığım olması gerekirdi. Eşimden yardım istedim. Öyle bir durumdayım ki sol görüşlü biriyim, o yıllarda bunu söylesen sana “vatan haini” diyorlardı. Hatta Rum tarafına her gittiğimde arabamı çiziyorlardı. Ama bunları söylerseniz herkes korkacak diye dile getirmiyordum. Eşime birkaç soru sordum “ne yapmam lazım” diye, o da bana birkaç soru sordu ve “oturup kendin yazacaksın” dedi. Fakat düşünmem gereken şeyler konusunda yönlendirme yaptı. Ben sabah saat 05.00’e kadar dosyaları okuyup, yazdım. Zaten eski sendika başkanlarının neler konuştuğunu içeren bir dosyayı eve götürüp, okumuştum. Görüşlerimden taviz vermeden ve vatan haini de ilan edilmeden bir yazı yazmam gerekiyordu. Biliyordum, “kadınım, ilgi olacak ve herkes dinleyecek”…  Hatırlıyorum, gittim konuşma yaptım, eve geldiğimde başım ağrıyordu.


Bir başka anımı daha paylaşmak istiyorum… Sendika her yılbaşı üyeye hediye verir ve biz de 2000 yılına giriyorduk. Her yıl içki hediye ediliyordu. Ben bir kadın başkan olarak içki hediye vermek istemedim ve daha kalıcı olsun diye üzerinde “ Sevgi, barış ve hoşgörü dileğiyle” yazısı olan bir plaket hazırlattık. Ancak bazı üyeler “böyle hediye mi olur” diyerek bunu kırdı.


Onun dışında bir platformda ne yapacağız diye konuşulurken, atılıp “şok eylem yapacağız” dedim. O “şok eylem” tabiri de bu şekilde ortaya çıktı, benim sözümdür.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75