Ağır iş yükü, sağlık çalışanlarını tüketti

banner37

Sağlığa ayrılan bütçenin açıklanmasının ardından tartışmalar sürerken, bir hekimin daha istifa sinyali vermesi, gözleri ‘bir kez daha’ kamudaki sağlık hizmetine çevirdi. Sağlıkta örgütlü sendikalar, yaşadıkları eksiklik ve sıkıntılara dikkat çekti

banner87
Ağır iş yükü, sağlık çalışanlarını tüketti
banner90
banner99

“ÇALIŞMA ŞARTLARI ÇAĞIN GERİSİNDE”… Kıbrıs Türk Hekimler Sendikası (Tıp-İş) Başkanı Ahmet Varış, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, bir hekimin aynı gün içerisinde ilgilenmesi gereken hasta sayısında optimum rakamın 10-20 bandında olduğu bilgisini verirken, “Tepkisini dile getiren o arkadaşımızın günde 30-40 hastaya baktığını biliyoruz, ki ülkemizdeki polikliniklerde bu sayı 80-100’ü bile bulabiliyor. Buna acil servisteki hizmet ve sağlık kurulu raporları gibi ‘ekstralar’ dahil değil” şeklinde konuşarak, hekim-hasta sayısı bazında uluslararası standartların çok uzağında olduğumuzu söyledi

“KAÇ BİN KİŞİDEN BAHSEDİYORUZ”… Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği (KTTB) Başkanı Özlem Gürkut, gelişmiş ülkelerin, sağlık hizmeti veren personel sayısını ‘hasta sayısına bağlı olmak üzere’ standardize ettiği bilgisini vererek, “Her bin kişiye düşen hemşire, hasta bakıcı, dahiliye uzmanı, çocuk doktoru sayısı bellidir, fakat bizim nüfusumuz bile belli değil. ‘Kaç bin kişiye’ hizmet vereceğimize dair hiçbir bilgimiz yok. Sadece, resmî rakamlardan yapılan ‘300 bin küsur nüfusumuz var’ iddiasının, sağlığa ayrılan bütçelerin yıl sonunu hiçbir zaman görememesi nedeniyle gerçekleri yansıtmadığında hemfikiriz” şeklinde konuştu

Ali ÇATAL

Karşılamaya hazırlandığımız 2020 yılı öncesinde mevcut hükümet tarafından açıklanan ‘sağlığa ayrılan bütçe’nin bu alandaki yeterliliği sorgulanırken; kamuda görevli hekimlerden birisinden daha sosyal medya üzerinden gelen istifa sinyali, ülkemizdeki kamusal sağlık hizmetinin niteliği tartışmalarını da hortlattı.


Kıbrıs Türk Hekimler Sendikası (Tıp-İş) Başkanı Ahmet Varış, 07 Aralık’ta yaptıkları açıklamanın konusunu teşkil eden ‘Karpaz’a gitmek istemeyen kalp hekimi’ örneği üzerinden, kamuda çalışan hekimleri çalışma koşullarının kötülüğü ve özlük haklarının yetersizliği vurgusunu yaparken; Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği (KTTB) Başkanı Özlem Gürkut ise sağlığa ayrılan payın, 2020 itibarıyla daha da azaltıldığını ve zaten ‘kör topal’ yürüyen sağlık hizmetlerinin, yeniş yılda ‘daha da aksak’ hale geleceğini savunurken; “Nüfus da talep de artıyor ama yatırım azalıyor ve bu da açığı her geçen gün biraz daha büyütüyor. Fakat hükümet, yatırım yapmak yerine ‘acil durumdaki hastaların özele yönlendirilmesi ve bunun karşılığında da özel kurumlara ücret verilmesi’ gibi bir uygulama icat ederek zaten sınırlı olan bütçesini özele aktarıyor” ifadelerini kullandı.


Sendika başkanları, sağlıkta yaşanan sonu gelmeyen ve çözüm bulunmayan sorunlar nedeniyle sağlık personelinin artık tükenmişlik sendromu yaşadığının altını çizdi.

Varış: Çalışma şartları düzelmezse hekim eksiği bitmez

Tıp-İş Başkanı Ahmet Varış, 2020’ye yönelik açıklanan sağlık bütçesine karşı yaptıkları son açıklamada, daha ziyade sağlık kurumlarının fiziki yapılarının eksikliklerinin yanı sıra ilaç ve malzeme yetersizliğine vurgu yaptıklarını açıklarken; “Ne yazık ki sorun sadece maddi değil. 07 Aralık’ta yaptığımız bir açıklamada da ‘Karpaz’a gitmek istemeyen kalp hekimi’ tartışmalarına açıklık getirmiş ve çalışma koşulları ile özlük haklarındaki yetersizliğe dikkat çemiştik, ki bu ikisi düzelmezse, bu ülkenin hekim eksikliği de asla bitmez” şeklinde konuştu ve kamuda görevli hekimlerin birincil şikayetinin ‘genel kanının aksine’ maddi olmadığını aktardı.


İş huzuru, iş barışı ve çalışma şartları gibi unsurların, hekimler için maddiyattan çok önce geldiğini de belirten Varış, “Basın sektöründen örnek verelim. Bilgisayarınızın yerine eski bir daktilo konulsa ve sizden, her biri için en az bir saat gereken 10 haberi 10 dakika içerisinde bu daktiloda yazmanız istense ve bütün bunlar için de size ısıtma ve soğutma sistemi çağ dışı kalmış köhne bir bina tahsis edilse, tavrınız nasıl olur?” ifadelerini kullandı ve KKTC sağlık sektörünün ‘kangren haline gelmiş’ bir yarasına parmak bastı.

“Standardın çok uzağındayız”


Varış, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, bir hekimin aynı gün içerisinde ilgilenmesi gereken hasta sayısında optimum rakamın 10-20 bandında olduğu bilgisini de verirken, “Tepkisini dile getiren o arkadaşımızın günde 30-40 hastaya baktığını biliyoruz, ki ülkemizdeki polikliniklerde bu sayı 80-100’ü bile bulabiliyor. Buna acil servisteki hizmet ve sağlık kurulu raporları gibi ‘ekstralar’ dahil değil” şeklinde konuşarak, hekim-hasta sayısı bazında uluslararası standartların çok uzağında olduğumuzu söyledi.


“Ülkemizde kamu sağlığında çalışma şartları kötü, özlük hakları da yetersiz. Bir sağlık kuruluşundaki söz gelimi beş doktor, birkaç ay içerisinde üçe düşüyor ve bu da iş yükünü arttırıyor. Bu kısır döngüyü kıramadık gitti” ifadelerini kullanan Varış, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde çocuk doktoru olarak görev yapan hekimlerden yarısının yakın geçmişte ayrılarak Türkiye’ye gittiğini veya özel sektörde çalışmaya başladığını, fakat toplumsal huzuru düşünerek bu konuyu medyayla paylaşmadıklarını da aktardı.

“Hekimlik mi yapacağız, başka şey mi?”


Hekimler olarak, iş yükünün yanı sıra ‘başka türden’ baskılara da maruz kaldıklarını belirten Varış, “Standartlara göre, HIV hastalarının her üç ayda bir rutin kontrollerinin yapılması ve kendilerine ilaç verilmesi gerekiyor fakat bizde ilaçlar ‘haftalık’ geliyor ve ‘üç ay boyunca her hafta’ ilaç talep eden hastayla muhatap olup, onu sakinleştirmeye çalışıyoruz. Keza, görev yaptığım kulak, burun, boğaz servisindeki ameliyat mikroskobu bozulunca, beyin cerrahisinin mikroskobunu ödünç aldık ve rutin işleyişi bozamayacağımızdan, kendi ameliyatlarımızı hafta sonlarında yaptık. Çünkü çocuğunun kulağı duymayan bir anneye ‘mikroskop bozuk, tamir edilmesini bekliyoruz’ deme lüksüm yok. Hekimlik mi yapacağız, başka şey mi?” açıklamasını yaptı ve kamudan ayrılarak Türkiye’ye ve özel sektöre giden meslektaşları nedeniyle ortaya çıkan iş yüküne, bir de ‘hekimler harici’ sorunların eklendiği bilgisini paylaştı.


Varış, gelen her hükümete bu sorunları aktarmaktan yorulduklarını da söylerken, “Yeni her bakana ve müsteşara ihtiyaçlarımız listelenir. Üç ay sonra bir daha listelenir. Sonra ‘bir daha’ listelenir ve şayet şanslıysak, ‘hükümet değişmeden’ istediğimiz 10 şeyden bir tanesi yapılır” ifadeleriyle, siyasi istikrarsızlığın da bu sorunları değiştiren faktörlerden olduğu gerçeğine parmak bastı.

“Nüfus bilinmeden ihtiyaç bilinemez”


Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nin, 1970’lerin başında, yani Kıbrıs Türkünün çok zor dönemlerden geçtiği bir dönemde ve yardımlarla meydana getirildiğini fakat şu an fiziki yapısı itibarıyla mevcut ihtiyaçları karşılamanın ‘çok uzağında’ kaldığını söyleyen Varış, “200 binlik bir nüfus için açılmış bir hastaneden bahsediyoruz. Lakin bugünkü nüfusumuz 800 bin ile 1 milyonun arasında. Dolayısıyla, yatak sayısı bazında korkunç bir eksiklik söz konusu. Koğuş sistemi de dünyada artık kalmadı. Sağlıklı bir kurum ve sağlık sistemi için her hasta en fazla iki kişilik odalarda kalmalı” bilgisini verdi ve sağlık hizmetlerinin, artan nüfusa yetişemediğini kaydetti.


Ülkenin sağlık sektöründeki bütün branşlarda ‘doktor eksiği’ olduğunu da söyleyen Varış, “Bu işi, aslında eğitim sektöründeki duruma benzetebiliriz, zira nüfusumuz bilinmediğinden, hangi branşta ne kadar öğretmen açığı olduğu da bilinmiyor ama her branşta öğretmene ihtiyaç olduğu kesin. Kamu sağlığı hizmeti için de aynı durum geçerli. Her şeyden önce ‘gerçek’ nüfusumuz bilinmeli” şeklinde konuştu ve nüfus sayısı tespit edilmeden atılacak hiçbir adımın ‘sorun çözer’ mahiyette olamayacağını savundu.

Gürkut: Teknolojide çağın çok gerisindeyiz


KTTB Başkanı Özlem Gürkut ise Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nin 50 yılı aşkındır hizmet vererek ciddi anlamda yıprandığını ve ‘yeni’ addedilebilecek tek sağlık kurumumuz görünen Mağusa’daki hastanenin de geçen yılki yağışlar nedeniyle ameliyathanesinin altı ay boyunca kullanılmadığını hatırlattığı konuşmasında, “Altyapı sorunları çok ciddi. 6-8 kişilik koğuşlarda, çok önemli ameliyatlar geçirmiş kişileri yan yana, enfeksiyon riski içerisinde ve insan haklarına da aykırı şekilde tedavi etmeye çalışıyoruz” şeklinde görüş belirtti.


Sağlık sektörünün, teknolojiye de son derece bağlı olduğunu vurgulayan Gürkut, bu alandaki güncel gelişmeleri ülkemize taşımak bir yana; teknolojik cihaz ve teknik donanım bazında da çağı yakalamanın çok uzağında olduğumuzu aktardı.


Teknolojik geri kalmışlığın yanında, ilaç ve personel eksikliğinin de yakıcılığını koruduğunu belirten Gürkut, altyapı, teknoloji ve personel yetersizliği nedeniyle ‘sıranın kendilerine gelmesi için’ aylarca kuyrukta bekleyen insanlar olduğu bilgisini verdi.

“Talep artıyor, yatırım azalıyor, açık büyüyor”


Gürkut, yakın geçmişte yaşanan ve yıkıcı etkileri halen hissedilen ekonomik kriz nedeniyle kamusal sağlık hizmetine talebin de arttığını kaydederken; “Nüfus da talep de artıyor ama yatırım azalıyor ve bu da açığı her geçen gün biraz daha büyütüyor fakat hükümet, yatırım yapmak yerine ‘acil durumdaki hastaların özele yönlendirilmesi ve bunun karşılığında da özel kurumlara ücret verilmesi’ gibi bir uygulama icat ederek zaten sınırlı olan bütçesini özele aktarıyor” ifadelerini kullandı.


2020 bütçesinde sağlığa ayrılan payın azaltılmasını da eleştiren Gürkut, sağlık çalışanlarının üzerine düşen iş yükünün de ilaç ve tıbbî malzeme ihtiyacının da nüfustaki artışa bağlı sürekli arttığını ve bu nedenle 2019’un son çeyreğinin sağlıkta ‘ek bütçe’ kullanılarak geçirildiğini de belirtirken; “Yeni yılın çok daha kötü olacağını ve zor geçeceğini görmek için kâhin olmaya gerek yok. Çünkü sağlığa ayrılan pay, artması gereken yerde daha da azaltıldı. Öyle görünüyor ki, 2020’deki sağlık bütçesi, yılın ortası gelmeden tükenecek” şeklinde konuştu.

“Nüfusumuz bile belli değil”


“Bütün bu zorluklar altında hizmetler aksadıkça, sağlık personeli de kendisini yetersiz hissetmeye başlıyor ve sonunda ‘tükenmişlik sendromu’ dediğimiz durum yaşanıyor” diyen Gürkut, Girne Dr. Akçiçek Hastanesi’nde görevli bir hekimin, kendisine ait sosyal medya hesabından verdiği istifa sinyalinin de bu sendrom dahilinde yaşanan ‘kaçışı çözüm görme’ bazında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.


Gürkut, gelişmiş ülkelerin, sağlık hizmeti veren personel sayısını ‘hasta sayısına bağlı olmak üzere’ standardize ettiği bilgisini de verirken, “Her bin kişiye düşen hemşire, hasta bakıcı, dahiliye uzmanı, çocuk doktoru sayısı bellidir fakat bizim nüfusumuz bile belli değil. ‘Kaç bin kişiye’ hizmet vereceğimize dair hiçbir bilgimiz yok. Sadece, resmî rakamlardan yapılan ‘300 bin küsur nüfusumuz var’ iddiasının, sağlığa ayrılan bütçelerin yıl sonunu hiçbir zaman görememesi nedeniyle gerçekleri yansıtmadığında hemfikiriz, ki Sayın Cumhurbaşkanı dahi geçtiğimiz yıldaki Tıp Haftası’nda yaptığı konuşmada bizlerle aynı fikirde olduğunu açıkladı” ifadeleriyle, sağlık politikalarını ve buna bağlı olan sağlık bütçesini belirlerken, her şeyden önce ‘gerçek nüfusun’ bilinmesi gerektiği gerçeğine vurgu yaptı.

“Birlik olarak hazırız”


Gürkut, ülkedeki ‘gerçek’ nüfusun açıklanması durumunda, söz gelimi 10 yıl sonra hangi branşta ne kadar doktora ihtiyacımız olacağını açıklamaya birlik olarak hazır olduklarını da kaydederken, “20 sağlık merkezimin ve büyük beş hastanemiz, an itibarıyla hizmette fakat bunların niteliğini yukarıya çekebilecek hiçbir adım da yok. Bu konuda da desteği hiçbir hükümetten esirgemeyiz” şeklinde konuştu.


Gürkut, ülkede var olan altı tıp ve yedi diş hekimliği fakültesinin ‘hangi ihtiyaca binaen’ açıldığına dair herhangi bir bilginin de kamuoyuyla paylaşılmaması bir yana, bu fakültelerin eğitim kalitelerine yönelik çalışmalara da ciddi anlamda ihtiyaç duyulduğu notunu da düştü.

GUNLUKLER/2019/ARALIK/281219/SAGLIK

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ergün Parlan
Ergün Parlan - 3 ay Önce

Bence sorun sadece hekim eksiğinde değil, hekimlerin efektif kullanılmaması da tüketiyor sağlık çalışanlarını. Mağusa bölgesinde devletin beş tane çocuk doktoru vardır. Mağusa Devlet hastanesinde çocuk doktoru nöbetleri dönmezken ve on call hizmet verilirken,10 dk uzağındaki iskele sağlık merkezinde iki çocuk doktoru Kapı nöbeti tutmakta ve yatması gereken hastaları da nöbet tutulmayan mağusa devlet hastanesine göndermektedirler. Sendika dahil olmak üzere tüm yetkililer bu durumu bildikleri halde görmezden gelmektedirler... bu gibi durumlar düzeltilirse emin olun sorunların yarısı çözülür...

SIRADAKİ HABER

banner107

banner75

banner108