Ali Erel: Türkiye-AB ilişkilerindeki değişiklikler bize yansımaz

banner37

Kıbrıs AB Derneği Denetleme Kurulu Üyesi Erel, “Türkiye- AB ilişkilerinde yaşanacak değişiklikler, bize hukuken ve müktesebat olarak yansımaz, sadece yavaşlatabilir” dedi.

Ali Erel: Türkiye-AB ilişkilerindeki değişiklikler bize yansımaz
banner99

Emine DAVUT YİTMEN

Kıbrıs AB Derneği Denetleme Kurulu Üyesi, eski Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Ali Erel, Kuzey Kıbrıs’ın Avrupa Birliği (AB) ilişkisinin, Türkiye’nin AB süreci ile bağlantılı olmadığını, ancak siyaseten etkilerinin hissedilebileceğini söyledi.

Erel, Kuzey Kıbrıs’ın AB ilişkisinin tamamen Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yürüttüğü müzakereler neticesinde ortaya çıkan üyeliği nedeniyle olduğunu belirterek, “Türkiye- AB ilişkilerinde yaşanacak değişiklikler, bize hukuken ve müktesebat olarak yansımaz” dedi.

Buna rağmen, Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’taki yetkilileri etki altına alıp, siyaseten Kuzey Kıbrıs’ın AB uyum sürecinin yavaşlatılabileceği düşüncesini paylaşan Erel, “Türkiye’nin, siyaseten dönem dönem değişen hükümetleri etkilemesi neticesinde, Kuzey Kıbrıs’ın uyum çalışmaları bazen artırılır, bazen yavaşlatılır. Siyaseten yavaşlatılabilir ancak resmi olarak ‘vazgeçtik, ayrıldık, Türkiye’nin ilişkisi şöyle oldu, bizim de böyle oldu’ deme hakkımız yok” diye konuştu.

“Çözümü engelleyen dinamikler, GYÖ yöntemiyle çözümün empoze edilmesine izin vermez

Erel, Güven Yaratıcı Önemler (GYÖ) ile Maraş’a karşılık Ercan ve Mağusa Limanı’nın açılması yönünde paketlerin hatırlatılması üzerine, bu tarz paketlerin, adanın her iki tarafında da kabul görmeyeceğini söyledi.

GYÖ’lerin mutlaka denenmesi gerektiği ifade eden Erel, “Ancak çözümü engelleyen dinamikler, GYÖ yöntemiyle çözümün empoze edilmesine izin vermez. Dolayısıyla GYÖ’ler çözümü tetikleyecek, ya da süratlendirecek şeyler olamaz. Taraflar buna razı değil. Ancak aklımızda olan çok şey var. Örneğin bankaların karşılıklı çalışabilmesi. Şu anda mümkün değil. Telefonlar arasında bağlantı, elektriğin ortak havuzdan kullanılması gibi birçok şey yapılabilir” ifadesini kullandı.

banner134

Erel, 2004’teki referandum sonrasında, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AB’ye girerken alınmış olan konsey kararını anımsatarak, şöyle devam etti:

“İki toplumu yakınlaştırmak yönetimiyle karşılıklı bağımlılık yaratacağız ve bunun üzerinden çözüme gideceğiz gibi bir vizyon vardı. Bunun için 259 milyon Euro verilmişti. Bu çalıştırılmadı. Türk ve Rum politikaları bunu engelledi. ‘Siyaseten karar vermeden, karşılıklı bağımlık yaratarak bunu bize empoze edemezsin’ dendi. Siyasiler kendi kontrolleri dışında olacak bir çözüm baskısını görmek istemezler. Dolayısıyla GYÖ’lere de izin vermezler. Derinya kapısı, Lefke kapısı da bu nedenle açılmaz. Bir gün açılır mı? Tercihen çok uzun zamana yayarak, çözüm yerine ivme kazanmamasına dikkat gösterirler. Halbuki sivil toplum örgütleri, tam tersi olsun diye GYÖ ister.”

“AB, ekonomi ve AB ile ilişikler konularında söz söyleyebilir”

Erel, güvenlik ve garantiler üzerinden davet edilen garantörlerin bulunduğu toplantının, Kıbrıs Konferansı olmadığını belirterek, “O sadece Garanti Anlaşması Konferansı’ydı. Öte yandan Garanti Anlaşması üzerinde garantörler anlaşamadı. Türkiye askerini çekme konusunda yani Garanti Anlaşması dışında, 1974’te gelen askerin geri dönmesi konusunda da uzlaşılmadı. Garanti Anlaşması’nın içerisinde tek taraflı müdahale hakkı askeri mi, değil mi, devam edecek mi, etmeyecek mi konusunda uzlaşılamadı. Çöken süreç, Garanti Anlaşması ve askerin burada bulunmasıyla ilgilidir” dedi.

Erel, bu noktada AB’nin söyleyecek bir sözü bulunmadığını dile getirerek, ekonomi, AB ile ilişikler konularında söz söyleyebileceğinin altını çizdi.

“Çözümsüzlüğün nedeni Garanti Anlaşması ve güvenlik meselesi”

Erel, Kıbrıs sorunun çözümsüzlüğünün dönüşümlü başkanlık, mülkiyet ve toprak olmadığını, bunun tamamıyla Garanti Anlaşması ve güvenlik meselesi olduğunu söyledi.

“Tarafların kaygısı, toplumların güvenliği ise idi, o sorun zaten masada çözülmüştü” diyen Erel,  çözümlenmeyenin Garanti Anlaşması olduğunu belirtti.

Garanti Anlaşması’yla ilgili tarafların pozisyonlarını değerlendirmesi gerektiğine işaret eden Erel,  görüşmelerin yeniden başlamasının Güney Kıbrıs’taki seçimlerden sonra olabileceğini, yine BM parametreleri ve Güvenlik Konseyi karaları çerçevesinde, yeni yöntemle ve vizyon değişikliği ile yapılabileceğini kaydetti.

İç siyasetlerin izin verdiği en kısa sürede yeniden bir araya gelineceğini dile getiren Erel, “Kaldıkları noktadan devam edecekler. Kaldıkları nokta, Garanti Anlaşması olduğu için Kıbrıslıların karar vereceği bir şey değil, buna Kıbrıs dışında karar verilmesi lazım” şeklinde konuştu.

 

Güncelleme Tarihi: 18 Temmuz 2017, 09:47
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75