banner6

Alım gücü düştü, ilaca erişim zorlaştı

banner37

Alım gücü düştü, ilaca erişim zorlaştı
banner150 banner151 banner143

Ahmet UÇAR

Ülkemizde alım gücü düşen vatandaş, ilaç almakta büyük zorluk yaşıyor. Akaryakıt, elektrik, sıvı yağ, ekmek gibi temel ihtiyaç olan alanlara gelen zamlarla birlikte ilaca da şubat ayında gelen yüzde 37,43 oranındaki zam ve ilaçlara uygulanan KDV sıfırlaması uygulamasının sona ermesi hastaların ilaca erişimine darbe vuruyor.

   Geçmiş dönemlerde ilaç eksikliğinden dolayı tedavisini devam ettiremeyen hastalar, şu an ilaca ulaşsa da bu sefer de eczaneye gitmek için aracına benzin bile koyamıyor.

   İlaçlarını sigortaya yazdırarak devlet desteğiyle ilaç alan hasta sayısında artış yaşanırken, yaşanan hayat pahalılığında maddi açıdan zorluk yaşayan hastalar ilaçlarını almayı erteleyebiliyor.

   İlaca ulaşamayan hastalarda tedavi süreci uzarken, sağlık sorunları da kendini gösterebiliyor.

   KIBRIS’a konuşan Kıbrıs Türk Eczacılar Birliği (KTEB) Başkanı Umut Öksüz, Şubat’ın 14’ünde ilaçlara yüzde 37 civarında zam geldiğini, ilaçlara uygulanan KDV sıfırlamasının sona erdiğini, bunun yanında birçok alanda zamlar yapıldığını belirterek,  toplumun alım gücünün düştüğünü kaydetti.

   Öksüz, hastaların ilaca ulaşmak zorunda olduğuna, hayat pahalılığı nedeniyle sigortaya ilaçlarını yazdıran hasta sayısının artış gösterdiğine dikkat çekerek, KTEB olarak sigortaya yazılabilen ilaç kalemi sayısını artırmaya çalıştıklarının altını çizdi.

   Öksüz, hastanın bir tedavi sürecinin bulunduğuna ve ilacını bir hafta geç alması durumunda tedavi sürecinin uzayacağına dikkat çekerek, tedavi sürecinin uzamasının ise hastasının iyileşme süresinin uzaması anlamına geldiğinin altını çizdi. Öksüz, bireyin iyileşmesinin geciktiği durumda iyileşmesinin kesin olamayacağını anlattı.      

    Evrensel Hasta Hakları Derneği Başkanı Emete İmge, önceki dönemlerde insanların tabağındaki zeytinin azaldığını söylediğini anımsatarak, şu an ise tabağında zeytin kalmadığını kaydetti.

   İmge, tüp gaza, benzine ve bunun gibi birçok şeye yapılan zamlarla halkın yoksullaştığını dile getirerek, bu nedenle hem ilaca hem diğer sağlık hizmetlerine ulaşmakta sorun yaşandığını vurguladı.

   İmge, hayat pahalılığı sonucunda hastaların ilaç alımını geciktirebileceğine ve başka masraflarını düşünebileceğine dikkat çekti.              

Öksüz: alım gücü düştü, sigortaya

ilaç yazdıran hasta sayısı arttı

   Kıbrıs Türk Eczacılar Birliği Başkanı Umut Öksüz,  Şubat’ın 14’ünde ilaçlara yüzde 37 civarında zam geldiğini, ilaçlara uygulanan KDV sıfırlamasının da mart ayından itibaren sona erdiğini belirterek, özel eczanelerde ilaç eksikliğinin eskisi gibi yaşanmadığını ancak bazı ilaçlarda ihracat yasağının devam ettiğini kaydetti.

   Türkiye’deki ilaç firmalarının beklediği gibi bir zammın olmadığını dile getiren Öksüz, ilaçların kısıtlı olarak verildiğini,  ülkemize kısıtlı olarak gelmesinin ne kadar süreceğinin soru işareti olduğunu ifade etti.

   Öksüz, insanların 2-3 aylık süreçte ilaçlarını bulmakta sıkıntı yaşadığına, şu an ilaçlarını almak zorunda olduğuna işaret ederek, ilaçların yanı sıra diğer ürünlere de gelen zamlardan dolayı insanların alım gücünün düştüğünü vurguladı.

   Hayat pahalılığı nedeniyle sigortaya ilaçlarını yazdıran hasta sayısının artış gösterdiğine dikkat çeken Öksüz, KTEB olarak sigortaya yazılabilen ilaç kalemi sayısını artırmaya çalıştıklarının altını çizdi.

   Öksüz, ilaç pahalılığının önüne geçilebilmesi için ülkedeki ilaç sanayisine destekte bulunulması gerektiği üzerinde durarak, ülkenin kendi kendine yetecek ilaç üretimi kapasitesinin artırılması gerektiğini söyledi.

   Bu adımların atılabilmesi için devlet politikalarının hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Öksüz, “İlaçta bile Türkiye’ye bağlıysak, kendi sağlığımız kendi elimizde değildir. Bunun önüne geçebilmek için tek yol ülkede ilaç sanayisinin önünün açılması” şeklinde konuştu.

   Öksüz, benzin, elektrik gibi birçok noktaya zam gelmesiyle birlikte ilaçların da her sene olduğu gibi zamlanması sonucu insanların alım gücünün düştüğünü dile getirerek, ilaç üretiminin ülkeye yetecek şekilde olması durumunda maliyetin azalacağını ve insanların ilaçları doğru zamanda ve doğru şekilde kullanabileceğini vurguladı.

   İlaçların olmamasının ekonomik sıkıntının yanı sıra sağlık sorunlarına da yol açtığına işaret eden Öksüz, ilacın bir tedavi olduğunu, tedavinin ilaç olmadığı durumda tamamlanamayacağını söyledi.

   Öksüz, hastanın bir tedavi sürecinin bulunduğuna ve ilacını bir hafta geç alması durumunda tedavi sürecinin uzayacağına dikkat çekerek, tedavi sürecinin uzamasının ise hastasının iyileşme süresinin uzaması anlamına geldiğinin altını çizdi. Öksüz, bireyin iyileşmesinin geciktiği durumda iyileşmesinin kesin olamayacağını anlattı.

   İlaca erişimin zorlaşmasının insanları yalnızca maddi yönüyle değil sağlık yönüyle de olumsuz etkileyebileceğini belirten Öksüz, “Çünkü ilaca erişimin zorlaşması sonucu bireylerin tedavisi de engellenir, en önemli konu bu” dedi.

   Öksüz, zamların tüm toplumu etkilediğini ancak kişilerin parası olsa bile ilaca erişimde sorun yaşayabildiğini dile getirerek, bu nedenle yerli ilaç üretimine önem verilmesi gerektiğini, geçici önlemlerle hiçbir şeyin düzelmeyeceğini ifade etti.

    

İmge: Hayat pahalılığı ilaca ve sağlık

hizmetlerine ulaşımda sorun yaratıyor

   Evrensel Hasta Hakları Derneği Başkanı Emete İmge, önceki dönemlerde insanların tabağındaki zeytinin azaldığını söylediğini anımsatarak, şu an ise tabağında zeytin kalmadığını kaydetti.

   İmge, tüp gaza, benzine ve bunun gibi birçok şeye yapılan zamlarla halkın yoksullaştığını dile getirerek, bu nedenle hem ilaca hem diğer sağlık hizmetlerine ulaşmakta sorun yaşandığını vurguladı.

   İnsanların ilaç almaya gidecek benzininin kalmadığına işaret eden İmge, ilaç fiyatlarının yanı sıra diğer alanlarda da pahalılığın söz konusu olduğunu söyledi.

   İmge, kamu sağlığı hizmetlerine eskisine göre daha çok ihtiyaç olduğuna dikkat çekerek, ancak bu hizmetlerin içinin boşaltılmış durumda olduğunu anlattı.

   Kamu sağlık hizmetlerinin üç bacağının bulunduğunu söyleyen İmge, birincisinin toplum sağlığı açısından kişilerin hasta olmasını önlemek için gerekli olan koruyucu sağlık hizmetleri, ikincisinin tedavi edici hizmetler ve üçüncüsünün ise rehabilite edici hizmetler olduğunu bildirdi.

   İmge, devletin koruyucu hekimlik hizmetini ciddi anlamda sağlamadığı değerlendirmesinde bulunarak, devletin ödevlerine yerine getiremediğini, denetlemeler yapmadığını bu nedenle toplum sağlığının risk altında olduğunu vurguladı. İmge, “Örnek vermek gerekirse pandemi döneminde elimizde aşı olmasına rağmen aşı politikası etkin bir şekilde yürütülemedi” dedi.

   Devletin rehabilite edici sağlık hizmetlerine de yatırım yapmadığını belirten İmge, ruh sağlığı, engellilere, yaşlılara hizmet konusunda gereken adımlar atılmadığını, yaşlı bakımevlerindeki sorunların patladığını kaydetti.

   İmge, tedavi edici kamu sağlık hizmetlerinde de sorunlar yaşandığını dile getirerek, hemşire, doktor, cihaz ve ilaç gibi konularda eksiklik yaşandığını ifade etti.

   Hasta bakım hizmetlerinin de gereken nitelikte olmadığına işaret eden İmge, hastaların sağlık sistemi içerisinde hasta bakımında deneyimli olmayan ve başka ülkelerden gelen kişilere emanet edildiğini söyledi.

   İmge, hasta bakım ücretlerinin elverişli olmadığını, Pandemi Hastanesi’ne yatmış bir hasta için günde bin TL istendiğini, 8 gün yatması durumunda 8 bin TL talep edildiğini anlatarak, hayat pahalıyken, dünyada savaş varken ve insanlar önünü göremezken kamu sağlığı hizmetlerinin ulaşılabilir olması gerektiğini vurguladı.

   İlaç eksikliğinin bazı kalemlerde hâlâ yaşanmakta olduğunu belirten İmge, “Hastalar ilaçlarını eczanelerden alsın, ücretinin de sigorta karşılasın veya hastalar ilaca az miktarda para harcasın. Hastaneye gidip zaman harcayıp ilaç bulamamak ve daha sonra eczacıda ilaç varsa da para ödeyemeyip almamak kadar kötü  bir şey olamaz. Bu, siz düzgün bir vatandaşsanız, yıllarca vergilerinizi vermiş ve hukuka uymuşsanız çok acı bir gerçektir” şeklinde konuştu.

   İmge, ülkemizdeki ilaç sektörünün Türkiye’ye bağlı olması nedeniyle Türkiye’de stokçuluk yaparak ilaçlarını saklayan ve zam olacağı zaman ilaçları ortaya çıkaran kişilerin olduğunu öne sürerek, ülkemizde de ilaçlarını gümrükten çekmeyen ve stokunda yokmuş gibi gösteren kişilerin olduğunu duyduklarını bildirdi.

   İmge, sağlık derneklerinin üyeleri olan hastalara ilaç konusunda ciddi yardımlar yaptığını belirterek, devletin görevlerini yerine getirmediği noktalarda halktan topladıkları bağışlarla hastalara yardımlarda bulunduğunu ancak bunun sürdürülebilir olmadığını anlattı.

   Ülkede bir yandan ilaç bulmakta sıkıntı yaşanırken, diğer yandan ise ilaç israfı yapıldığı üzerinde duran İmge, akılcı ilaç sistemi kurma konusunu gelen tüm hükümetlerin uzun yıllardır vaat ettiğini ancak bu konuda hiçbir şey yapılmadığını vurguladı.  

   İmge, hayat pahalılığı sonucunda hastaların ilaç alımını geciktirebileceğine ve başka masraflarını düşünebileceğine dikkat çekti.   

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110