Alım gücü zayıfladıkça, piyasa ekonomisi durağanlaşır

banner37

Yeni asgari ücret, brüt 3 bin 400 TL, net 2 bin 958 TL oldu. Ekonomistler, asgari ücret belirlenirken ülkenin ekonomik yapısıyla uyumlu olmasını gerektiğine dikkat çekerek şimdiki rakamın da arzu edilen refah düzeyiyle örtüşmediğini vurguladı ve uyardı:

banner87
Alım gücü zayıfladıkça, piyasa ekonomisi durağanlaşır
banner90
banner8

SAYDAM: DEVLET, YÜKSEK VERGİ ORANLARINDAN FERAGAT ETMELİ… Ekonomist Göksel Saydam, asgari ücrete yapılan artışların ekonomik rekabette güçlük yaratacağını ve üretimi azaltma potansiyeli taşıdığına işaret etti. Saydam, gerekli önlemler alınmazsa bunun işsizliğe yol açacağını belirtti. Alım gücünün zayıflamasının ise piyasada ekonomik durgunluk oluşturduğuna dikkat çeken Saydam, bunun kamu kurumlarının vergi, resim ve harç gelirlerinin de azalmasına neden olduğunu belirtti. Saydam, halkın alım gücünün zayıflamasını önlemek için devletin yüksek vergi oranlarından feragat etmesi gerektiğini vurguladı.

ŞAFAKLI: TALİMATLA EKONOMİ ÜRETİLMEZ… Ekonomist Okan Veli Şafaklı, işveren, asgari ücretin altında çalışmaya razı olacak işçi bulamaması gerektiğini belirten gelişmiş ülke ekonomilerinde çarkın böyle döndüğünü söyledi. “Ekonomide kağıt üstünde ücret belirlemek, ekonomiyi gerçekleştirmede problem yaşatır ve kayıt dışı istihdama kapı açar. Ülkemizde milli gelir eşitsizliği var. Ekonomide bir kural vardır; ürettiğin kadar harcayabilirsin. Talimatla ekonomi üretilmez. Haksız rekabet, batmış kamu maliyesine daha fazla yük getiriyor. Kamu maliyesinin baskısı nedeniyle de piyasadaki denge, asgari ücretin altında gerçekleşiyor” dedi.


Serap ŞAHİN

Ekonomi, birbirini tetikleyen domino taşına benziyor. Çalışan ne kadar çok para kazanırsa, tüketimi de o derece fazla oluyor. Bu piyasa ekonomisinde hareketliliği sağlıyor.


Bunun tam tersi durumda ise, domino taşları bir yere geldiğinde duruyor çünkü işçi, geçim derdine düşdüğünden, tüketimini azaltıyor, bütçesini kısıyor.


Yeni asgari ücret yine işçi kesimini memnun etmedi. Ekonomistler de aynı fikirde. 1 Ağustos’tan itibaren geçerli olan brüt 3 bin 400 TL, net 2 bin 958 TL olan asgari ücretin arzu edilen refah düzeyiyle örtüşmediğini ifade eden ekonomistler, asgari ücret belirlenirken işveren ile işçi arasında iki değişkenin uzlaştırılmasının ülke sosyo-ekonomisi bakımından çok önemli olduğunu vurguluyor.


Ekonomistler, alım gücünün zayıflamasının piyasada ekonomik durgunluk oluşturduğuna dikkat çekerek bunun kamu kurumlarının vergi, resmi ve harç gelirlerinin de azalmasına neden olduğunu belirtiyor.

Saydam: İşveren ile işçi arasındaki uzlaşma

ülke sosyo-ekonomisi açısından önemli


Ekonomist Göksel Saydam, asgari ücretin hesaplanırken ekonominin diğer aktörlerinin durumunun da dikkate alınması gerektiğini belirterek asgari ücret belirlenirken işveren ile işçi arasında, iki değişkenin uzlaştırılmasının ülke sosyo-ekonomisi bakımından çok önemli olduğunu vurguladı.


Saydam, “Çalışanların yaşam standartlarının iyileştirilmesi ile ihtiyaçlarının karşılanmasına ilişkin sosyal talepler ve üretimde verimlilik, rekabet edebilme potansiyeli ve istihdam durumuna bakılmalı” dedi.


Asgari ücret düzenlemesinin ülke ekonomisi üzerindeki önemli etkilerinden bahseden Saydam, asgari ücrete yapılan artışların ekonomik rekabette güçlük yaratacağını ve üretimi azaltma potansiyeli taşıdığına işaret etti.


 


Saydam, gerekli önlemler alınmadığı takdirde bir miktar çalışanın işten çıkarılmasına yani işsizliğe yol açacağına dikkat çekti. Artış dolayısıyla meydana gelen maliyet artışının fiyatlara yansıdığından satışlarda azalmaya neden olacağını ifade eden Saydam, bu artışı fiyatlarına yansıtmayanların da zarar etmekten kurtulamadıkları için işletmelerini kapatmak zorunda kalacağının altını çizdi.


Saydam, birçok ülkede genellikle asgari ücretin vergiden muhaf tutulduğunu ifade ederek bu amaçla yapılan artışların, hükümetlerin vergi kayıplarına neden oluşturduğuna, ek vergi uygulamalarına ihtiyaç duyulduğuna ve bundan dolayı mal ve hizmetlerin pahalılaşmasına neden olduğuna dikkat çekti.


Asgari ücret artışlarının kısa, orta ve uzun dönemde olmak üzere iki etkisi olduğuna işaret eden Saydam, kısa dönem etkisinin maliyet artışına, üretim düşüşüne, işsizlik ile mal ve hizmet ihracında düşüşe neden olacağını ve bunlardan dolayı işletmelerin kayıt dışılığının artmasına neden olabileceğini vurguladı.


Orta ve uzun dönemde ise ülkenin genel sosyo-ekonomisinin büyük ölçüde kötüleşeceğine işaret eden Saydam, “Asgari ücret hesaplanırken göz ardı edilmemesi gereken önemli bir diğer husus da bu ücretin özelde işçiye net gelirinin, işverene de brüt toplam maliyetinin, genelde ise ülke ekonomisine etkisinin ne olacağıdır” dedi.

“Alım gücünün zayıflaması piyasada ekonomik durgunluğa neden oluyor”


KKTC’nin kırılgan bir ekonomiye sahip olduğunu belirten Saydam, her türlü olumsuz gelişmelerden kolayca etkilendiğimizi söyledi. Saydam, şöyle devam etti:


“Döviz karşısında Türk Lirası’nın değer kaybının piyasada yarattığı pahalılık. İlaç, akaryakıt, temizlik malzemeleri gibi temel tüketim mallarının çok büyük bir kısmının ithalatla sağlanması.


KKTC’deki üretimin gerekli düzeyde olmaması, girdi maliyetlerinin yarattığı maliyet artışlarının piyasadaki malların pahalı olmasına neden oluşturmakta dolayısıyla asgari ücretlilerin ve dar gelirlilerin alım gücünü zayıflatmaktadır”.


Alım gücünün zayıflamasının piyasada ekonomik durgunluk oluşturduğuna dikkat çeken Saydam, genel ekonominin olumsuz yönde etkilenmesinin yanında devlet ve kamu kurumlarının vergi, resim ve harç gelirlerinin de azalmasına neden olduğunu belirtti.

“Devlet, yüksek vergi oranlarından feragat etmeli”


Kısır döngünün etkilerini kısmen de olsa ortadan kaldırmak suretiyle dar gelirlilerin alım gücünü takviye etmek için sadece asgari ücret artışının yeterli olmadığına işaret eden Göksel Saydam, halkın alım gücünün zayıflamasını önlemek için devletin yüksek vergi oranlarından feragat etmesi gerektiğini, tüketim mallarındaki veya zorunlu fiyat artışlarının önlenmesi için ilgili düzenlemeleri yürürlüğe koymasının ve buna karşı lüks tüketim mallarının vergilerini artırmak suretiyle dengeyi sağlaması gereğine vurgu yaptı.


Saydam, devletin halka sunmakla yükümlü olduğu sağlık ve eğitim hizmetlerindeki yetersizliğin yarattığı zorunlu harcamalar dikkate alındığında, eş ve 2 çocuk sahibi bir işçinin geçimine asgari ücretin yeterli olmadığına dikkat çekti. Saydam, bu durumda eşin de çalışarak aile bütçesine katkıda bulunması veya ek gelir kaynağı yaratılmasının kaçınılmaz olduğunu söyledi.


Asgari ücret konusunda daha objektif ve ülkenin ekonomik yapısıyla uyumlu, işçinin verimliliği, mesleki kıdemi ile çalışılan sektörün özellikleri dikkate alınarak düzenleme yapılması gerektiğini ifade eden Saydam, yapılacak yasal düzenlemelerde sadece işçinin gelir düzeyinin artırılması için değil, ülkenin genel sosyo-ekonomisinin de her zaman göz önünde bulundurulmasının bir gerçek olduğunu vurguladı.

Şafaklı: Ekonomik refah ancak verimli ve üretken yapıyla sağlanabilir


Ekonomist ve akademisyen Okan Veli Şafaklı, mevcut asgari ücretin insanca yaşam için yeterli olmadığına, arzu edilen refah düzeyiyle örtüşmediğine dikkat çekerek ekonomik refahın da verimli ve üretken bir yapıyla sağlanabileceğini söyledi.


İş talep edenler ile iş arz edenler arasında ekonomide bir denge sağlanması gerektiğine dikkat çeken Şafaklı, ülkemizde mevcut asgari ücretin altında çalışan insanlar da bulunduğundan sorunların yaşandığını belirtti.
 


Şafaklı, ekonominin altında bir ücret belirlendiği taktirde kayıt dışı çalışmanın artacağını ifade ederek sözlerine şöyle devam etti:


“Ekonominin dinamikleri, üretkenlik ve çalışanın durumu üzerinden şekillenir. İşveren, asgarinin de altında çalışmaya razı olacak işçi bulamamalı. Gelişmiş ülke ekonomilerinde çarklar böyle işler.


Devletimiz, ne yazık ki mali açıdan iflas etmiş durumda. Ekonomide kağıt üstünde bir ücret belirlemek, ekonomiyi gerçekleştirmede problem yaşatır ve kayıt dışı istihdama kapı açar. İşsizlik de artar. İnsanların arzu ettiği bir yaşam kalitesi var ancak bir de ekonominin izin verdiği koşullar söz konusu.


Ülkemizde milli gelir eşitsizliği var. Ekonomide bir kural vardır; ürettiğin kadar harcayabilirsin. Milli gelirle de ekonomiyi üretken kılmak, katma değer yükseltmek, daha fazla üretip daha fazla verimli olmak gerekir. Talimatla ekonomi üretilmez. Haksız rekabet, batmış kamu maliyesine daha fazla yük getiriyor. Kamu maliyesinin baskısı nedeniyle de piyasadaki denge, asgari ücretin altında gerçekleşiyor”.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75