banner6

'Altı tane engelli çocuğu olan aile var'

banner37

Zeytin Ağacı Eğitim ve Araştırma Derneği Başkan Vekili Özcömert, Onlar Anlatıyor’un konuğu oldu, ülkemizde görmezden geldiğimiz ya da farkına bile varamadığımız gerçeklere dikkat çekti

'Altı tane engelli çocuğu olan aile var'
banner99

ONLAR ANLATIYOR- Gizem ÖZGEÇ- Emine DAVUT YİTMEN

Zeytin Ağacı Eğitim ve Araştırma Derneği Rabia Özcömert, ülkemizin çeşitli bölgelerinde yardıma muhtaç durumda olan insanlara yardım etmek için “bilerleşip, güçlenelim” çağrısında bulundu.

Özcömert, bir avuç gönüllüye birlikte gece gündüz demeden yardıma koşuyor. 7 yıldır gönüllü olarak yardımseverlik yapan Özcömert, haziran ayından bu yana yardımları profesyonel olarak uygulamaya çalışıyor.

“Keşke bazı kademeler gerçekten görevlerini yapmış olsalardı ve biz de akşam rahat uyabilseydik” diyen Özcömert,  her gittikleri yerde farklı acılarla karşılaştıklarını anlatıyor.

Özcömert sadece gıda yardımı yapmadıklarını, kimine iş bulunduğunu, kiminin hastalık için tedavi ettirildiğini, fuhuş batağında olan kadın veya uyuşturucu batağında olan genç varsa yardımcı olduklarını, kadın sokakta kalmışsa ona destek verdiklerini söylüyor.

Tüm operatörlerden ABONE ZAYDER 20 yazıp 4271 gönderildiğinde her ay 20 TL’lik bağış yapılmış olunuyor.  Dernek yetkilerine ise 0548 837 23 27 ulaşabilir. Ayrıca Zeytin Ağacı Eğitim ve Yardımlaşma Derneği’nin facebook sayfasında da ihtiyaçlar yayınlanıyor. Dernek, tüm ikinci el eşyalara da talip.

“Kişiler bizimle bir olmalı”

SORU: Zeytin Ağacı Eğitim ve Araştırma Derneği, nasıl kuruldu? Siz kendinizi nasıl bu derneğin içerisinde buldunuz?

ÖZCÖMERT: Sosyal sorumluk olarak çocuklarımızla yaptığımız bir şeydi. Dernek Başkanımız Londra’da

Günay Veli. Vatanına hizmet aşkıyla yanan birisi.  Hep Afrika’ya yardım yapmışlar. Su kuyusu açmışlar,  çocuk esirgeme yurdu kurmuşlar, Suriye’ye ambulanslar göndermişler. Niçin ülkeme yardım yapmayım diye düşünmüş. Güney Bey, Londra’da yaşıyor. Benimle işe girişti. Bu işe başladığımızda pek bir şey bilmiyorduk. Eşi, dostu topladık. Her şey yasal olmak zorunda. Başvurumuzu  yaptık ve 6-7 ay derneğin kurulmasını bekledik. Dernek kurulduktan sonra toplu sünnet törenimiz oldu. 400 kadar aileye yardımcı olduk. Her aileye gıda verilmedi. Kimine iş bulundu, kimine bez verildi. Kimi hastalık için tedavi ettirildi. Kimi doğum yaptırıldı, kimi ameliyat edildi. Herkesin ihtiyacına destek verildi. Ancak yetersiz. Kimse para vermek istemiyor, kimse aç olduğuna inanmak istemiyor ama bir yerde de birilerine yardım etmemiz gerekiyor. Biz şeffaf çalışıyoruz. Biz yardım edilmesi gereken ailenin iletişim bilgilerini veriyoruz. Eğer yardım etmek isteyenler, yardımları götüremezlerse biz götürüyoruz. Bu şekilde çalışıyoruz. 22 bin üyeli bir facebook sayfamız var.  Yardımlar o sayfa vasıtasıyla geliyor. Kimsenin kapsına gidip bir şey istemedik. Zaten bir şey istediklerimiz de bizi yarı yolda bıraktı. Halkın bize destek vermesini istiyoruz. Hatta destekten ziyade, kişiler bizimle bir olmalı.

“Depomuz yok”

SORU: Haziran ayında kuruldunuz. Toplumun yardıma karşı davranışı nasıl?  Yardımsever bir toplum muyuz? Gözlemleriniz nelerdir? Daha çok mu yardım toplanmasını bekliyordunuz?

ÖZCÖMERT:13 yıldır Kıbrıs’tayım. Mağusa’da yaşadım. Lefkoşa’ya geldim. Mağusa’da tanıdığım Kıbrıslı aileler vardı. Çok yardımseverlerdi. Bu işe girdikten sonra bir baktım ki çevremde insanlar yardım etmek istiyor ancak korkuyor. Ya da aç olduğuna inanmak istemiyor. Kendini o şekilde avutuyor. Devlet mercilerinin hiçbirinden yardım alamadık. Depomuz yok. Biz de kendi imkânlarımızla proje üretmeye başladık.

“İnsanlar yardımdan kaçınıyor”

SORU: Vatandaş korkuyor dediniz. Neden korkuyor? Gayrı yasal olarak dışarıda gezen ve dernek diye yardım toplayanlar olduğunu biliyoruz.  O yüzden mi yardımı yapmaya güvenemiyorlar?

ÖZCÖMERT: İnsanlar hem güvenmiyorlar hem de Kıbrıs’ta 6 bin dernek var. Depo başvurusu için gittiğimde, hiç beklemediğiniz yerlerin depoları olduğunu gördüm. Ancak bu derneklerin ne yaptıkları belli değil. Bizim çalışma sisteminde her ailenin kimlik bilgilerinin yer aldığı dosyalar vardır. Vatandaş mı değil mi hepsi kayıtlı. Herkes gelip bizimle o dosya üzerinde çalışabilir. Ancak insanlar bunu yapmaktan da kaçıyorlar. Yani evden işe,  kulakları kapamış yürüyoruz.

“Üç tane ayakkabım varsa, neden birini vermeyim?”

SORU: Siz sosyal hizmet uzmansınız. Belki de çok daha kolay yerlerde iş yapabilirdiniz. Bu size ağır bir yük değil mi?

ÖZCÖMERT: Çok ağır bir yükün altına girdik. Aslında biz hamalız. İkinci el eşya taşıyoruz. İki evladınız var ve bu toplumun içinde yetişiyor. Benim oğlum, toplumda o görmek istemediğimiz çocuklarla aynı okulda. Bu çocuklar arasında belki hırsız olabilir, belki bonzai içen biri bulunabilir. Tüm bunların nedeni de toplumun standartlarını yükseltmemesidir. Bir şeylere yardımcı olmamız gerekiyor. Oğlum eve gelip “arkadaşımın ayakkabısının altı delik, su girmiş. Benim ayakkabılarımdan verebilir miyiz ?” diye soruyor. Tabii verebiliriz. İnsanız. Ben üç tane ayakkabı alabiliyorsam ve o bir taneyi giyemiyorsa o üç tane ayakkabı benim dolabımda boş yere duruyor. Bu yola girme nedenim buydu. Çok yüksek meblağlara iş de bulabilirdim ancak görmezden gelemiyorsunuz.

“Vahşi şekilde çocuk yetiştiriyoruz”

SORU:  Muhtaç durumda olduklarını söylemiyorlar dediniz… Niye böyle?

ÖZCÖMERT: Çok vahşi bir şeklide çocuk yetiştiriyoruz. Türkmenköy’de bir çocuğumuzun kolu yok. Futbola gidiyor. Çocuğu soyunma kabininde soymuşlar, dalga geçip bırakmışlar. Çocuk 13 yaşında ergenlik döneminde. Bu çocuk bunu kendisine yapanlardan birini bulup vuruyor. Bu vurulan çocuğun annesi gidiyor ve “sizi buradan göndertirim” diyor ve diğer velileri de topluyor. Öncelikle orada engelli bir birey var. Ne yaşadığını bilmiyoruz. Yoksulluk derecesinde yaşıyor. O aileye dernek yardım ediyor. Böyle davranarak, o aileyi hem teşhir ediyorsunuz hem de incitiyorsunuz. Çocuklarımıza paylaşmayı, engelli bireylerle nasıl yaşayacaklarını öğretmiyoruz.

“Altı tane engelli çocuğu olan aile var”

SORU: Engelli bireylerle de çalıştığınız biliyoruz. Nasıl örneklerle karşılaşıyorsunuz?

ÖZCÖMERT: 2-3 tane engelli bireyimiz var. Bilinçli anne ve bilinçsiz anne var. Çocuğundan utanan ailelerimiz var veya çocuğuna bakım veremeyecek durumda olanlar, yani çalışmak zorunda olduğu için çocuğunu eve kapatmak zorunda olan aile var. Bir de hiçbir bilgisi olmadığı halde, çocuğuna pamuk gibi bakanlar var ama maddi durumları sıkıntılı. Biz, üç aileye de çalışma yapıyoruz. YDÜ, UKÜ öğrencileri eylül aylarında bize gelip ne yapabiliriz diye soruyorlar. Eğitim verebileceklerini söyledik. Engelli bireylerin evlerine bu çocuklarımızı gönderiyoruz. Ailelere, çocuklarına nasıl davranabilecekleriyle ilgili engel düzeylerine göre araştırma yapıyorlar. Böylece profesyonelleşiyorlar. Aileleri de geliştiriyorlar. Altı tane engelli çocuğu olan bir aile var ki o aile kesinlikle koruma altına alınmalı.

“Zor durumdayız”

SORU: Yardımları nasıl sağlıyorsunuz? Size gelen maddi yardımlar yeterli mi?

ÖZCÖMERT: Yardımları yetersiz. Hatta çok zor durumdayız. Sınır altındayız. Sosyal medya üzerinden yardım alıyoruz. Girne, Mağusa, Lefkoşa ve Güzelyurt’tan yardım eden gönüllülerimiz var. Asker ailelerinden büyük destek alıyoruz. Artık maddiyata ihtiyacımız var. Bu da özellikle sağlık kontrolleri için gerekli. Bir annemiz ikinci bebeğini kaybetmek üzereydi ve çok kısa bir süre içinde bir tahlil yapılması lazımdı. 2 bin 500 TL’lik bir tahlile ihtiyaç vardı. Ailenin durumu çok kötü. Bu ihtiyaç sosyal medyada yayınladı. Fenerbahçeliler Derneği sahip çıktı. Aynı gün tahlil yapıldı. Bir gün gecikseydik o bebeğin hayati riski vardı. Bütçemizde biraz paramızın olması lazım. Şeffaf çalışıyoruz. Dileyen gelip kontrol edebilir. Yardımı yapan da yardımın ulaştığından emin olabiliyor.

“Bu ülkede fakir yok diyen” milletvekili

SORU: Ülkede ne kadar yoksulluk var? İnsanlarımız ne kadar zor durumda?

ÖZCÖMERT: Ziyamet’te spastik engelli bir kızımız var. Sosyal medyada bir fotoğraf paylaştık. Biz internette paylaştığımız çocuk fotoğraflarında yüzleri kapatırız ama aile kimse inanmıyor diye açık olarak yayınlanmasını istedi. Biz de ailenin izniyle yayınladık.  Bu paylaşımın üzerine de “gerçekten ihtiyaçlı ailelerimiz var” şeklinde bir yorum yazmıştım.   Bir milletvekilimiz bu paylaşımın altına “ bizde ihtiyaçlı aile varsa ancak arabasının kredisini ödüyordur ve yetişemiyordur” tarzında bir şeyler yazdı. Bu milletvekiline cevap vermedim. Ancak 1500 TL’den aşağı kiralık ev bulunmayan bir adada yaşıyoruz. 1500 TL maaşla çalışan insanlar var. Bu insanlar kira mı ödeyecek, çocuk mu okutacak, elektrik, su mu ödeyecek? Nasıl yaşayacak?

Yardım yaptıklarımızın yüzde 70’i KKTC vatandaşı

SORU: Sadece Türkiyeli ailelere yardım yapıyorsunuz gibi bir algı var. Kimlere yardım yapıyorsunuz?

ÖZCÖMERT: 400’ün üstünde aileye yardım ettik. Bunların yüzde 70’i KKTC kökenli ailedir. Dosyalarımızdan takip edilebilir. Yardım yaptıklarımızın yüzde 30 ise TC, Pakistan ve Ukrayna kökenli. Bizim çalışma alanımız sadece gıda alıp vermek değil. Fuhuş batağında olan kadın varsa ona yardımcı oluyoruz. Uyuşturucu batağında olan bir genç varsa ona da yardımcı oluyoruz. Kadın sokakta kalmışsa ona destek veriyoruz. Geçici olarak şu anda kullandığımız depomuza ihtiyaçlı kadınlar geliyor. Bu kadınlar, hem depoya gelen malzemeleri düzenliyorlar hem de çocuklarının ihtiyaçlarını alıyorlar. Kadınlara,  gelen gıdalardan veriyorum. Bu şekilde hem karşılığını almış hem de beni desteklemiş oluyorlar. Bandabuliya’da bir yer açıyoruz. İhtiyaçlı kadınların yapabilecekleri her şeyi pazarlama niyetimiz var. Orayı ikinci el gelinlik dükkânı olarak kullanacağız. Bindallı koyacağız. Eğer bizi desteklerlerse ihtiyaçlı ailelerin geliri olacak.

Sığınma evi yok, fuhuşa sürükleniyorlar”

SORU: Mağdur kadınlara ne gibi yardımlarda bulundunuz?

ÖZCÖMERT: Kadın sığınma evi bir anda kepenk kapattı. Buna çok sinirlendim. İki kadın sokakta kaldı. Yaşam şekilleri ne olursa olsun eğer o kişiler toplumumuzdaysa toparlayacağız. Eğer bize sığınmışsa bunun karşılığını vermek zorundayız. Karnı burnunda bir kadın yanında 3 yaşında çocuğu, diğer bir kadın 17 yaşında genç bir kızı ve dört yaşında bir oğlu var. Siz sığınma evini kapattınız ve bu aileyi fuhuşa sürüklersiniz. O gece Umut Derneği aradı ve durumu anlattı. Ne yapabiliriz diye konuştuk. Bu kadınlara kalacak yer ayarladık ve 1,5 ay misafir ettik. Umut derneği gıda yardımlarını yaptı ve sosyal yardım vasıtasıyla ailelere ev bulundu. Biz gıda ve bez veriyoruz. Bunlar hep giderdir. Diğer aile çocuğunu okutmaya çalışıyor. Örneğin bir ailemiz var. Adam alkolik. Mangal partilerinden geri kalmıyor ancak evde çocuklar aç. Anne aç. Komşu destek veriyor. Anne çalışmaya çalışıyor. Adam dövüyor. Çocuklar okula aç gidiyor. Bu aileye yardım ediyoruz. Yine bir kadın var. kızını tacizden kurtarmış, kocasından boşanmış. Kadın kuruyemiş satıyor. Kadını destekliyoruz. Kadın çalışıyor ve çocuklarının başında. Biz hiç kimseye gitmedik. Bizi belediyelerden, kaymakamlıklardan, sosyal hizmetlerden arıyorlar. Okullardan arıyorlar. Biz de araştırıyoruz. Bazen suiistimale uğramamak için farklı derneklerden de yardım alıyorlar mı diye araştırıyoruz. Evlerinde söyledikleri doğru mu diye bir tatbikat yapıyoruz. İş yerini arıyoruz. Elçilikten, sigortadan maaş alıyor mu, gelir gider tespiti yapıyoruz. Evde hastalık varsa kesinlikle yardımcı oluyoruz. Bez ve ilaçları sosyal medyada yayın yoluyla buluyoruz. Tüm bunlardan ziyade daha çok eğitim ağrılıklı çalışmak istiyoruz.

Projeleri var

SORU: Ne gibi projeleriniz var?

ÖZCÖMERT: Derneklerin tüzüklerinde yurtlar, kadın sığınma evleri, huzurevleri olur. Geriye giden proje paraları varmış. Biz de bu paralar geriye gitmesin, bir proje türetelim dedik. Belki huzurevi olur, belki kadın sığınma evi olur. Şu anda konuşma aşamasındayız.

“Yardım paketi götürüyoruz”

SORU: Bu kadar koşuşturuyorsunuz, kendinizden çok şey veriyorsunuz. Ancak devlet, bu işin neresinde?

ÖZÖMERT: Bir sosyal yardım paketi gördüm 4 tane bolibif, iki tane ton balığı bir paket makarna. Biz de yardım paketi götürüyoruz. Bizdeki pakette yağ, salça un, şeker, makarna kuru bakliyatların hepsi var. Devletin hastalığı olanı, eğitim eksiği olanı bilmesi gerekiyor.  Ne kadar aile sosyal yardımdan hangi oranda yardım alıyor, ne kadar aile vakıflardan destek alıyor, ne kadar aile sağlık bakanlığından, sigortadan yardım alıyor tüm bunlar iyice bilinmeli.

Yedi ay boyunca yıkanmayan yaşlı adam

SORU: Ülkemizde tam teşekküllü huzurevi eksiği var… Rehabilitasyon merkezlerinin düzgün olması lazım…

ÖZCÖMERT: Ben yaşlıların tam vaktinde kullanılmasından yanayım. İki yaşlı karı koca var. Yaşlı adamı 7 ay boyunca yıkanamadı. Erkek diye kimse yıkmak için yardım etmedi. ESKAD’ı aradık ve bu adamı yıkayabilecek öğrenci var mı diye sorduk. Sonra bir baktık ki ESKAD Başkanı Recep Bey gelip, yaşlı adamı yıkadı. Yaşlı adam ardından Bülent Ecevit Rehabilitasyon’a götürüldü. Ben insanları huzurevlerinde bir odaya kapatılmasına da karşıyım. Onlara yaşam alanları yaratılmalı. Bahçe düzenlesinler, sebze eksinler. Yetiştirme yurdundan çocuklar gelip kitap okusunlar. Kıbrıs’ta 2-3 huzurevi gördüm. İdrar kokusundan içeri giremiyorsunuz. Belediyeye şikâyet ettiğimiz bir huzurevi var sadece pislik için 7 TL cezası yazıldı.

“Biraz düşünün”

SORU: Bu kadar mı duyarsız kaldık? Duymuyoruz, görmüyoruz… Umarız yaptığınız bu çalışmalar göz açıcı olur. Böyle hayatların görülmesi toplumda duyarlılığın artmasına yardımcı olur…

ÖZCÖMERT: Bazen insanlara kırılıyorum. 500 TL’ye saç yaptırabiliyoruz, 1500 TL’ye pantolon alabiliyoruz. 3 bin TL’ye tatile gidebiliyoruz. Ancak 10 TL’ye bir çocuğa süt parası veremiyoruz, 5 TL’ye çorap alamıyoruz. Bu kadar köreldiysek bir yerde ateşlemek lazım. Ben çevremde yavaş yavaş bu kıvılcım ateşini başlattığımıza inanıyorum. Her şeyden önce bu yardımlar, bizim şahsıma girmiyor. Başka insanlar için çalışıyoruz. Bu başka insanlar size zarar verebilecek kapasitede insanlar olabilir. Siz yardım ederek, toplumunuzu, kendi çocuklarınızın geleceğini kurtarıyorsunuz. Bunu düşünün.

Güncelleme Tarihi: 04 Aralık 2016, 11:43
YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner110

banner104