banner6

Arada uçurum var

banner37

Bankaların mevduat faiz oranları yüzde 15’lerde iken kredi faiz oranları iki katından fazla

Arada uçurum var
banner99

Özel Haber - Cemre CEMALİ

“DAHA DÜŞÜK OLMASI BEKLENİR”…

Devlet Planlama Örgütü (DPÖ) eski Müsteşarı, Ekonomist Ödül Muhtaroğlu, mevduatını KKTC’de tutacak ve yüzde 15 faiz geliri elde edecek vatandaşın, yüzde 30-35 düzeylerinde tüketici kredisi borçlanmasının mantıklı olmadığı gibi piyasa kurallarına da uymadığını söyleyerek

“Mevduat faizlerinin yüzde 15 olduğu bir piyasada kredi faizlerinin daha düşük olması beklenir” vurgusu yaptı.

“1.6 MİLYAR TL’LİK İCRA KARARI VAR”…  

Lefke Avrupa Üniversitesi (LAÜ) Ekonomi Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Kaan Kutlay işletme, özel ve tüzel kişilerin ipotek göstererek aldığı kredilerin ödemesi yapılmadığı için tüm ticari bankaların alacağı 1.6 milyar TL’lik kesinleşmiş mahkeme kararı olduğunu ve haciz kararı verildiğini ifade ederek bankaların bu borcu tahsil etmesi halinde faizlerin düşeceğine işaret etti. Kutlay, “yıllardır alınan bir karar ama mahkemelerin ağır işleyişi ve bürokrasiden dolayı icra kararı çıkmasına rağmen satılamıyor” dedi.

   Ekonomik durumlarını idame ettirebilmek için vatandaşlar, özel ve tüzel kişiler çareyi bankalardan kredi çekmekte buluyor ancak kredi faizlerinin oranları, bankalardan alınan bu borçların ödenebilirliğini oldukça zora sokuyor. Ekonomi uzmanları, mevduat faizleri ile kredi faizleri arasında ciddi bir oran farkı olduğuna vurgu yaparak, sorunun kaynağının da burada olduğuna işaret ediyor.

   KIBRIS’a konuşan Devlet Planlama Örgütü (DPÖ) eski Müsteşarı, Ekonomist Ödül Muhtaroğlu, Türkiye’de uygulanan düşük faiz politikasının faiz kurlarını yükselttiğini ve TL’nin değer kaybına neden olarak aynı zamanda döviz rezervlerini de azalttığını ifade ederek enflasyon artışı ile birlikte gelen zamların satın alma gücünde düşüş yarattığı için hane halkını da olumsuz etkilediğini açıkladı.

   Lefke Avrupa Üniversitesi (LAÜ) Ekonomi Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Kaan Kutlay, işletme, özel ve tüzel kişilerin ipotek göstererek aldığı kredilerin ödemesi yapmadığı için tüm ticari bankaların alacağı 1.6 milyar TL’lik kesinleşmiş mahkeme kararı olduğunu ve haciz kararı verildiğini ifade ederek bankaların bu borcu tahsil etmesi halinde faizlerin düşeceğini söyledi.

Muhtaroğlu: Faiz oranları enflasyonun oldukça altında

   DPÖ eski Müsteşarı, Ekonomist Ödül Muhtaroğlu, mevduat faiz oranlarının TL’de yüzde 15’lerde, yıllık enflasyonun ise yüzde 94 buçuk düzeyinde olmasının TL’de mevduatı tercih etme oranlarını düşürdüğünü ifade ederek ülkemizde TL mevduatının yüzde 20 düzeylerinde, döviz mevduatının ise yüzde 80 düzeylerinde olduğuna dikkat çekti.

   Muhtaroğlu, faiz oranlarının enflasyonun oldukça altında olduğunu söyleyerek dolayısıyla birçok işletmenin yanı sıra vatandaşların da mevduatını dövizde tutmayı tercih ettiğini kaydetti.

   Normal şartlarda enflasyonun üzerinde faiz oranlarının konuşulması gerektiğine dikkat çeken Muhtaroğlu, “Türkiye’de en azından kur korumalı mevduat sistemi var, bu vatandaşların önemli bir kısmını TL mevduatında tutuyor” dedi.

   Muhtaroğlu, bu sistemle vatandaşların kurda yaşadığı kayıpların Maliye Bakanlığı tarafından karşılandığını belirterek ülkemizde kur korumalı mevduat sistemi uygulanmadığı için TL mevduatından büyük bir kaçış olduğunu ifade etti.

   Buna bağlı olarak döviz mevduatında faiz oranlarının çok daha düşük olmasına karşın, döviz mevduatına yöneliş olduğunun altını çizen Muhtaroğlu, çok fazla faiz geliri etmese de vatandaşların yaşanılan devalüasyon ve enflasyondan dolayı paralarını korudukları düşüncesi ile döviz mevduatını tercih ettiklerini vurguladı.

“TL mevduat hesapları yüzde 20’lerde kaldı”

   Muhtaroğlu, yüzde 94 buçuk enflasyonun olduğu bir ülkede yüzde 15 düzeylerinde mevduat faizlerinin olmaması gerektiğini işaret ederek “Türkiye’de toplam mevduatlar içerisinde yüzde 40-50’lerde olan TL mevduat hesapları bizde yüzde 20’lerde kaldı” dedi.

  Ülkemizde para politikası belirlenmediğini, para politikasının Türkiye Merkez Bankası tarafından belirlendiğini anımsatan Muhtaroğlu, Türkiye’de düşük faiz politikasının uygulanmaya başlandığı için politika faizlerinde uzun bir süredir indirime gidildiğini söyledi.

   Muhtaroğlu, politika faizlerinin Türkiye’de yüzde 9 seviyelerinde olduğunu ifade ederek “Bu uygulamaya rağmen piyasa merkez bankasının uyguladığı politika faizini pek tanımıyor. Kredi faizleri bizde olduğu gibi orada da yüzde 30’ları geçmiş durumda” vurgusu yaptı.

  Hem ülkemiz hem de Türkiye piyasasının politika faiz oranını kabul etmediğini ve uygulamadığını belirten Muhtaroğlu, “Mevduatını KKTC’de tutacak ve yüzde 15 faiz geliri elde edecek vatandaş, ondan sonra yüzde 30-35 düzeylerinde tüketici kredisi borçlanacak bu mantıklı olmadığı gibi piyasa kurallarına da çok fazla uymuyor. Mevduat faizlerinin yüzde 15 olduğu bir piyasada kredi faizlerinin daha düşük olması beklenir” şeklinde konuştu.

“Döviz kredileri alıp, borcunu ödeyemeyen insanlar oldu”

   Muhtaroğlu, ülkemizde faizlerini daha makul görüldüğü için uzun vadelerle döviz kredileri almayı tercih eden insanlar olduğunu söyleyerek bu süreç içerisinde yaşanılan devalüasyonlardan dolayı zararlı çıkıp borcunu ödeyemeyen insanlar olduğunu belirtti.

  Yaşanabilecek devalüasyonlardan dolayı dövizle borçlanmanın riskleri olduğunu belirten Muhtaroğlu, bundan dolayı birçok kişinin daha fazla faiz ödeme pahasına da olsa daha yüksek faizle TL kredileri ile borçlanmayı tercih ettiğini açıkladı.

   Muhtaroğlu, kredi borcunu ödeyebilme kabiliyetinin düşmesi ile bankaların da tahsili gecikmiş alacakları olduğuna işaret ederek şöyle devam etti:

   “Politika faizlerinin düşürülmesi ekonominin büyümesi ve yatırım yapılmasını amaçlansa da kredi faizileri beklenildiği kadar düşmediği ve piyasaya yansımadığı için ekonominin büyümesi ve yatırımların gerçekleşmesi istenilen düzeyde olmuyor. Politika faizleri yüzde 9’larda kredi faizleri yüzde 30‘larda neredeyse 3-4 katı fark olduğu için beklenen yatırımların gerçekleşmesi mümkün olmadığı gibi piyasa dinamikleri içerisinde düşük faiz politikası kurların da yükselmesine neden oluyor”

“Enflasyon bizde yüzde 30 daha fazla”

   Muhtaroğlu, dünya genelinde enflasyonu durdurmak için faizlerin yükseltildiğini ifade ederek Türkiye’de ise faiz indirimine gidildiği için TL’nin değer kaybı ile birlikte enflasyonun da enflasyonun düşürülemediğini söyledi.

  Türkiye ile KKTC arasında yüzde 30’luk bir enflasyon farkı oluştuğunu belirten Muhtaroğlu, “Enflasyon bizde yüzde 30 daha fazla, döviz kullanımı ve piyasadaki ithalat oranının yüksel olması da bu bağlamda ülkemizdeki enflasyonu Türkiye’ye nazaran daha fazla arttırıyor” vurgusu yaptı.

Kutlay: Aradaki makasın kapatılması gerekiyor

   LAÜ Ekonomi Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Kaan Kutlay, yaşanılan ekonomik krizde borçlu durumda olan halkın ve üretim yapan insanların işlerini döndürebilmek için mecburen kredilere başvurduğunu söyleyerek kredi faiz oranlarının yüksek olmasının bu noktada maliyetlerini arttırdığını ifade etti.

   Kutlay, kredi faiz oranlarının uygun olmadığını belirterek kredi faizlerinin düşürülerek aradaki makasın kapatılması gerektiğini vurguladı.

   “Buradaki temel sorun enflasyon beklentisinin yüksek olmasıdır. Kredi faiz oranlarının düşürülmesi zamanla olacak bir şey bunun için önce enflasyonun düşmesi gerekiyor” vurgusu yapan Kutlay, enflasyonu yüzde 90 olan bir yerde hem kredi hem de mevduat faiz oranlarının çok düşük olduğunu belirtti.

   Kutlay, insanların daha çok dövize doğru kaydığını bu bağlamda mevduatların yüzde 80 civarının döviz olduğunu söyleyerek “kredi faizleri ile mevduat faizleri arasındaki makası kapatmak devletin müdahalesi ile olmaz çünkü serbest piyasaya müdahale edilmez bu zamanla olacak bir şeydir” dedi.

“Ülkemizde negatif reel faiz var”

   Türkiye’deki şube bankalarının yurtdışından uygun krediye erişim şansı varken, ülkemizdeki yerel bankaların kaynağa tek erişiminin halktan ve işletmelerden topladığı mevduatlar olduğunu vurgulayan Kutlay, diğer bir faktörün de Türkiye bankalarının ülkemizdeki yerel bankalara karşı rekabet avantajı olduğunu belirtti.

   Kutlay, dünya genelinde uygulanan Ortodoks politikalarının ‘Faiz sonuçtur’ şeklinde olduğunu ifade ederek ülkemizde ise negatif reel faiz olduğunu söyledi.

   “Bu politika enflasyon arttığında faizin arttığını söylüyor. Ben de Ortodoks politikalarının doğru olduğunu düşünüyorum sonuçta faiz bir sonuçtur” diyen Kutlay şöyle devam etti:

   “Ülkemizde Kalkınma Bankası yıllardır kalkınmayı değil siyaseti finanse ediyor, iş insanlarına verilen kredinin yarısı geri dönmüyor. Ticari bankaların yasa ile Kalkınma bankası tahvili alma zorunluluğu var bu bağlamda Ticari bankalar yüzde 9’luk gibi düşük bir faizle yılda yaklaşık 1 milyar TL bu tahvillerden alıyor, Ben mevduat yatırdığımda benden yüzde 15-16’dan satın aldığı parayı Kalkınma Bankasına yüzde 9’a veriyor. Bu da ticari bankalara ekstra bir yük olduğu gibi faizleri yüzde 1-2 etkileyen bir faktördür”

“1.6 milyar TL’lik icra kararı var”

   Kutlay, işletme, özel ve tüzel kişilerin ipotek göstererek aldığı kredilerin ödemesi yapmadığı için tüm ticari bankaların alacağı 1.6 milyar TL’lik kesinleşmiş mahkeme kararı olduğunu ve haciz kararı verildiğini ifade ederek borcun 1.2 milyar TL’sinin 100 kişiye ait olduğunu açıkladı.

   Bankaların bu borcu tahsil etmesi halinde faizlerin düşeceğini işaret eden Kutlay, “yıllardır alınan bir karar ama mahkemelerin ağır işleyişi ve bürokrasiden dolayı icra kararı çıkmasına rağmen satılamıyor” dedi.

Güncelleme Tarihi: 21 Ocak 2023, 10:52
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner104