“Arkamdan konuşanları çok da önemsemek istemiyorum”

banner37

KIBRIS’a konuşan Başbakan ve UBP Genel Başkanı Ersin Tatar, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde UBP’den aday olmak isteyen kişilerin “hiçbirini hazmetmediğine” yönelik çıkan iddialara kulak asmadığını söyledi

banner87
“Arkamdan konuşanları çok  da önemsemek istemiyorum”
banner99

“BENDEN DAHA İYİSİ VARSA BUYURSUN GELSİN”…  Başbakan Ersin Tatar, Ulusal Birlik Partisi içerisinde kimsenin yüzüne karşı eleştiri yapmadığını belirterek, “Birinin bana söyleyeceği bir şey varsa gelir yüzüme söyler, arkamdan konuşmaz. Partimizle ilgili her dönem çalkantılar yaşandı. Ancak ben kendime güveniyorum. Benden daha iyisi varsa buyursun gelsin” dedi.

“HALKIN PARTİSİ’YLE UYUM İÇERİSİNDEYİZ”  Başbakan Tatar, Ulusal Birlik Partisi ile Halkın Partisi’nin arasında bazı farklılıkların olduğunu, ancak hükümetin büyük bir ölçüde uyum içerisinde çalıştığını söyledi. Tatar, hükümetin özellikle Kıbrıs sorununun çözümü konusunda aynı noktada olduğuna vurgu yaptı. Vatandaşlıklar konusuna değinen Tatar, hükümetin sadece hak edenleri vatandaş yaptığını, sanılan aksine Türkiye’nin bu konuda herhangi bir telkinde bulunmadığını belirtti.

“SEÇİM GÜNÜ OY PUSULASINDA ‘GÜNEŞ’ OLACAK”… Cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday olup olmayacağına yönelik sorulara yanıt veren Tatar, “Başbakan olarak büyük sorumluluklarım var. Şu anda bu makamdan Cumhurbaşkanlığı makamına doğru hamle yapmak sıkıntılar doğurabilir. Şu anda partide, adaylık konusuna istekli olan bazı arkadaşlarımız var. Bu konu ekim ayının sonuna kadar netleşecek. Ama günün sonunda, parti tabanına baktığımızda, seçim günü oy pusulasında bir ‘güneşin’ olacağını söyleyebilirim” dedi.

“KAYNAĞIN YILSONUNA GELMESİ BEKLENİYOR” Türkiye ile imzalanan Mali Protokol kapsamında beklenen kaynağın ne zaman geleceği sorusuna Başbakan Tatar, paranın yılsonuna kadar gelmesinin beklendiğini kaydetti. Tatar, kaynağın reel ekonomi ve yatırımlara doğru şekilde aktarılabilmesi için teknik görüşmelerin devam ettiğini dile getirdi.

 “TAZMİNATLAR BAŞIMIZI AĞRITACAK” Başbakan Tatar, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda yapılan müzakerelerin Rum tarafının Kıbrıslı Türklerle ne yönetimi, ne de zenginlikleri paylaşma niyetinde olmamasından dolayı kesintiye uğradığını, hatta Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın da bunun farkında olduğunu söyledi. Tatar, Kıbrıslı Rumların Kapalı Maraş konusunda Türkiye’yi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde sıkıştırmaya çalışacağına işaret ederek, “Kapalı Maraş konusunda tazminatlar başımızı ağrıtacak” dedi.

Ahmet KARAGÖZLÜ

   Başbakan ve Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Ersin Tatar, önümüzdeki yıl yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde UBP’den aday olmak isteyen kişilerin “hiçbirini hazmetmediğine” yönelik çıkan iddiaları, “Birinin bana söyleyeceği bir şey varsa gelir yüzüme söyler, arkamdan konuşmaz” dedi.

   Tatar, parti içerisinde yüzüne karşı eleştiri yapanın olmadığını belirterek, “Arkamdan konuşanları çok da önemsemek istemiyorum” şeklinde konuştu.

   Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olup olmayacağıyla ilgili Tatar, “Başbakan olarak büyük sorumluluklarım var. Şu anda bu makamdan Cumhurbaşkanlığı makamına doğru hamle yapmak sıkıntılar doğurabilir” dedi.

   Başbakan Tatar, Halkın Partisi (HP) ile büyük ölçüde uyum içerisinde çalıştıklarını, ancak her iki partinin yapısında kendine göre farklılıkların olduğunu belirtti.  UBP’nin Kıbrıs sorununun çözümü konusunda iki devletli bir modeli istediğini söyleyen Tatar, artık alternatif çözüm yöntemlerinin de müzakere masasında olması gerektiği ifade etti.

   Hükümetin Kıbrıs sorunu konusunda hiçbir sıkıntı yaşamadığına dikkat çeken Tatar, hatta bu konuda hemen hemen aynı noktada olduklarını dikkat çekti.

   Başbakan Tatar, müzakerelerin Rum tarafının Kıbrıslı Türklerle ne yönetimi, ne de zenginlikleri paylaşma niyetinde olmamasından dolayı kesintiye uğradığını belirterek, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın da bunun farkında olduğunu söyledi.

   Türkiye’yle imzalanan Mali Protokol kapsamında kaynağın reel ekonomi ve yatırımlara doğru şekilde aktarılabilmesi için teknik görüşmelerin devam ettiğini belirten Tatar, paranın yılsonuna kadar gelmesinin beklendiğini kaydetti.   

   Vatandaşlıklar konusuna da değinen Tatar, hükümetin sadece hak edenleri vatandaş yaptığını, sanılan aksine Türkiye’nin bu konuda herhangi bir telkinde bulunmadığını dile getirdi.

   Kıbrıslı Rumların Kapalı Maraş konusunda Türkiye’yi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) sıkıştırmaya çalışacağına işaret eden Tatar, “Kapalı Maraş konusunda tazminatlar başımızı ağrıtacak” dedi.

   Geçtiğimiz hafta en çok tartışılan ve büyük tepkiler alan sanatçı Yaşar Ersoy’un tiyatro oyununun yasaklanmasıyla ilgili Tatar,  “Ben hayatımda asla sansürcü olmadım. Ben kendi televizyonum kanalımda defalarca eleştirildim. Sansürcü olsam, bunu izin verir miydim?” yanıtını verdi.

   Başbakan Ersin Tatar, KIBRIS Gazetesi Köşe Yazarı Hasan Hastürer ile KIBRIS muhabiri Ahmet Karagözlü’nün sorularını yanıtladı.

SORU: Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili UBP içerisinde bizzat sizin isminizin de karıştığı bir takım çalkalanmaların olduğundan söz ediliyor. Neler söylemek istersiniz?

TATAR: Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde UBP’den aday olmak isteyen kişilerin hiçbirini hazmetmediğime yönelik çıkan dedikodular konusunda ben kendime güveniyorum. Bu konuda hiçbir tereddüdüm ve sıkıntım yok. Ben bu konuda muhalefeti de dinliyorum, ama çokta aldırmıyorum. Sonuçta her dönem böyle çalkantılar yaşandı, hatta çeşitli isimler de konuşuldu. Benden daha iyisi varsa buyursun gelsin.

   Katıldığım ve gittiğim birçok ortamda halk bana ‘Nerden buldun bu enerjiyi? Nasıl bu kadar çalışın? Nasıl her yerdesin?’ diyor. Bazı kararların alınmasında tabii ki hatalar olabilir ama önemli olan niyettir.

   Niyete baktığınızda bende kötü niyet olamaz. Herkes Ersin Tatar’ın en büyük özelliğinin dürüstlüğü, halkçılığı ve çalışkanlığının olduğunu söylüyor.

   Bütün bunlar göz önünde bulundurulduğunda herhalde partinin organları ve tabanları benim başta olmamı isteyecektir. Çünkü burada esas olan bu kadar çalışmanın ve örgütlenmenin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne inanmanın ışığında hizmet etmektir. Bu kadar süreçten geçip de buralara gelen bir adamın oluşturduğu ekipte herkesin başarılı olması için çalışması gerekiyor.

   Eğer farklı yönlerde farklı oyunlar veya hesaplar varsa, bunlar rağbet görmez ve bu konuda da söylediklerimin arkasındayım. Dolayısıyla kendime olan özgüvenim tamdır. Birinin bana söyleyeceği bir şey varsa gelir yüzüme söyler. Ama arkamdan konuşmaz. Benim arkamdan konuşanlara da o bakımdan saygım olmaz. Bir hata veya eksiklik varsa gelip yüzüme söylesinler”.

SORU: Partide yüzünüze karşı eleştiri yapanlar var mı?

TATAR: Hayır. Yüzüme karşı eleştiri yapan yok. Tabi arkamdan konuşanlar var. Bazı sesler arkamdan geliyor. Ancak ben onları çok da önemsemek istemiyorum. Benim için esas olan UBP’yi güçlü kılmaktır. Çünkü bu memleketteki siyasi yapıya baktığınız zaman bütün siyasi partilerin demokratik koşullar içerisinde yapacağı hizmetler ve söylemlerin olduğu görülüyor. Ancak günün sonunda halkımız doğruyu bulur. UBP en başından beri KKTC’ye inanan ve bu coğrafyada ayrı bir devlet yapısıyla yoluna devam etmesi gerektiğine inanan bir parti olduğu için ülkeye gereklidir.

   UBP şimdiye kadar da bu vizyonunda hep haklı çıktı. Geçmişe dönüp baktığımızda, 1950’lerden 60’lara ve 74’ten sonra devletin kuruluşuyla gelinen süreçte, bizim söylediklerimiz ve duruşumuz federal temelde bir anlaşmanın artık tükenmekte olduğudur.

SORU: UBP, Kıbrıs sorununun çözümünde ne istiyor?

TATAR: Kıbrıs sorununun çözümü konusunda bizim istediğimiz bellidir. Biz, Avrupa Birliği çatısı altına iki devletli bir çözüm istiyoruz. Bu konuyu bugüne kadar Türkiye’yle çok fazla tartışmadık. Ancak Türkiye’den gelen mesaj sadece federal temelde bir anlaşma değil, alternatif yöntemlerin de masada olması gerektiği yönündedir. Çünkü sadece federasyon temelinde bir görüşme sürecine başladığımız zaman Crans Montana’nın devamı niteliğinde olur. Türkiye’nin bu konuda ‘Crans Montana’da masa Rumların üstlerine devrildi, biz aynı masada niye tekrardan toplanalım’ gibi bir yaklaşımı oldu. Mevlüt Çavuşoğlu’nun daha önce bu yönde açıklamaları da oldu.

SORU: Derviş Eroğlu’ndan sonra UBP’de bir lider boşluğu var. Siz bu boşluğu doldurabileceğinize inanıyor musunuz?

TATAR: Öncelikle Derviş Bey’in zamanıyla bugünkü zaman arasında çok fark var. Yani o noktaya gelebilmek için bir süre daha bu işi yapmanız gerekiyor. Çünkü şu anda sizi hazmedemeyen veya benimsemeyen insanlar da olabilir. Dolayısıyla zamana ihtiyacımız var. Şu an parti tabanına baktığımda benimsendiğimi hissediyorum. Ayrıca halkın içinde de gerekli saygıyı ve güveni gördüğümü düşünüyorum.

SORU: Parti içerisinde birileri kendilerine göre partiyi yönlendirmeye çalışırsa ne yapacaksınız?

TATAR: Hayır bunu yapamayacaklar. Ben şu anda iddia ediyorum ki UBP MYK’sı ile Parti Meclisi’nin büyük bir çoğunluğu benimle birlikte hareket ediyor. Tabi hükümetin kurulması sırasında Bakanlar Kurulu belirlenirken parti içerisinde farklı beklentilerde olanlar da vardı. Yani kendinde hak görenler de oldu, kırılanlar da oldu. Öyle bir noktadayım ki birine ‘Bakarız’ dediğimde bu sanki de bir ‘Söz verme’ gibi algılandı.

“Seçim günü oy pusulasında ‘güneş’ olacak”

SORU: UBP, Cumhurbaşkanlığı seçiminde kendi adayını çıkaracak mı? Eğer çıkaracaksa bu görev sizin mi olacak yoksa başkasının mı?

TATAR: Ben şu anda başbakanım. Başbakan olarak da büyük sorumluluklarım vardır. Bu konuda partiye ve parti tabanına bakmak lazım. Şu anda partide, adaylık konusuna istekli olan bazı arkadaşlarımız var. Bu konu ekim ayının sonuna kadar netleşecek. Ama günün sonunda, parti tabanına baktığımızda, seçim günü oy pusulasında bir ‘güneşin’ olacağını söyleyebilirim. Ben şu anda başbakan olarak yoğun olarak çalışıyorum. Bu makamdan Cumhurbaşkanlığı makamına doğru hamle yapmak sıkıntılar doğurur. Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusuna Parti Meclisi veya üyeler karar verebilir.

SORU: Derviş Bey’in, kızıyla ilgili size bir kırgınlığının olduğu söyleniyor. Bu doğru mu?

TATAR: Bilmiyorum. Ben hiçbir zaman saygısızlık yapmadım, saygısızlık yapmak zaten doğru olmaz. Sonuçta Derviş Bey, bu partiye büyük hizmet veren bir kişidir. Dolayısıyla hükümet kurulurken böyle bir Bakanlar Kurulu ortaya çıktı. Ancak burada esas önemli olan Ulusal Birlik Partisi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’dir. Zaten Derviş Bey de bize her zaman böyle söylerdi. Biz sonuç olarak bu yolda buraya kadar beraber geldik, bundan sonra da beraber yürüyeceğiz.

“Türkiye, bana ve Ulusal Birlik Partisi’ne güveniyor”

SORU: Halkın Partisi’yle kimyanız uyuştu mu?

TATAR: Halkın Partisi’yle büyük ölçüde uyum içerisinde çalışıyoruz. Ama baktığımızda iki partinin yapısında farklılıkların olduğunu da görüyoruz. Sonuçta Halkın Partisi çok yeni kurulan bir partidir ve bu aşamada kendi kimliğini bulmaya çalışıyor. Partiler arasında farklılıklar elbette var. Ancak Kıbrıs politikası bağlamında hiçbir sıkıntımız yok, hatta hemen hemen aynı noktadayız.

SORU: Halkın Partisi’yle tek bir siyasi çatı altında buluşmak mümkün mü?

TATAR: Hayır. Halkın Partisi ile aynı siyasi çatıda olmamız mümkün değil. Çünkü Halkın Partisi’nin içerisinde bizimle yüzde 100 aynı görüşte olanlar da farklı görüşte olanlar da var.

SORU: Türkiye’nin Kudret Özersay’ın şahsına özel bir ilgisini gözlüyor musunuz?

TATAR: Kudret Bey’in Sayın Mevlüt Çavuşoğlu ile iyi ilişkilerinin olduğunu biliyorum. Çünkü geçmişten gelen ortak çalışmalar var. Yani Kudret Bey’in müzakere heyetinde bulunduğu zamanlardaki tecrübelerini Dışişleri Bakanlığı bünyesinde paylaşması bağlamında iyi ilişki kurduğunu görüyorum.

SORU: Türkiye sizin partinize ve şahsınıza güveniyor mu?

TATAR: Türkiye, bana ve Ulusal Birlik Partisi’ne güveniyor. Benim Maliye Bakanı olduğum dönemlerde de Türkiye’yle karşılıklı güven ortamımız ve iyi ilişkilerimiz vardı.

SORU: Kıbrıs konusunda Kudret Bey sizin önünüze geçmeye çalışıyor mu?

TATAR: Ben hiç öyle bir şey hissetmedim. Çünkü ben de sık sık Kıbrıs konusunda açıklamalar yapıyorum. O’nun açıklamaları benimkilere benzeyebilir ama yüzde 100 de örtüşmeyebilir.

SORU: Sizce müzakerelerin kesintiye uğramasının sebebi federasyon mu yoksa Rum tarafının çözüme hazır olmaması mı?

TATAR: Bunun nedeni; Rum tarafının Kıbrıslı Türklerle ne yönetimi, ne de zenginlikleri paylaşma niyeti içerisinde olmasıdır. Nitekim bunu Sayın Akıncı da kabul etmektedir. Sayın Akıncı ile yaptığımız sohbetlerde kendisi de bunu görmektedir. Ama Sayın Akıncı ‘Biz iki devletliliği savunamayız. Bir şans daha’ diyor. Peki, bu son şanstan sonra bu işin olmayacağı ortaya çıkınca ne yapacağız? İki devletli bir çözümü savunacak mıyız? Ben bu konuda UBP’nin yıllarca savunduğu tezin doğru olduğunu söylüyorum.  

SORU: Bu son hamlede bir şey çıkmazsa ne olacak?

TATAR: Zaten şu anda kuzeyde KKTC, güneyde ise Güney Kıbrıs Rum Yönetimi var. Yani günün sonunda yine iki devletli olacak.

“İnsanların KKTC devletine inancı var, 70 bin kişiye her ay maaş veriyoruz”

SORU: Sizce insanların KKTC devletine inancı var mı?

TATAR: Elbette var. Çünkü bu devlet 70 bin kişiye her ay çek ödüyor, maaş veriyor. Bu devlet hastasına veya sosyal yardım alana her türlü ve sürekli olarak hizmet veriyor. Devletimizin turizmden yükseköğrenime, sanayiden ticarete ve tarımsal faaliyetlerden daha nice birçok sektöre kadar insanlara hizmet, ekmek ve gelecek vaat etme yönündeki çalışmaları sürüyor.

SORU: Biz 1963’ten 1974’e kadar yokluğu çok kolay paylaşmıştık. Sizce 1974’ten sonra paylaşımı yeterince adil yapabildik mi?

TATAR: Hayır, yapamadık. Çünkü adaletsizlik dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de var. Bugün dünyanın ilk 100 zenginine baktığınızda, bu zenginler dünya servetinin yüzde 50’sine sahip. Adaletin boyutu buradan da anlaşılıyor.

SORU: Ülkemizde 50 kişi, KKTC’nin zenginliğinin yarısına sahip mi?

TATAR: Burada tam olarak rakamları ve hepsinin servetini bilmiyoruz. Ama günün sonunda orada muhakkak ki bir adaletsizlik vardır. Bizim bundan sonra yapmamız gereken, bu adaletsizliğin ortadan kalkması için çalışmalar yapmaktır. Çünkü toplumda bu konuda bir beklenti var. Bu nedenle de vergi yasaları yapma niyetindeyiz.

SORU: KKTC devleti zengin mi? Vatandaşın bir bölümü devletten daha zengin mi?

TATAR: KKTC devleti maalesef yeterince zengin değil ama KKTC’nin değeri parayla biçilemez. Çünkü bu devlet çok önemli bir coğrafyada ve stratejik bölgededir. Ayrıca petrol ve doğalgaz zenginliklerinin yanı sıra doğasıyla, iklimiyle, kültürüyle, tarihiyle ve denizleriyle biz adeta çok güzel bir yerde yaşıyoruz. Dolayısıyla da bu güzelliği parayla ölçemeyiz.

SORU: Sizce Kıbrıslı Rumlar, bizden daha çok mu zengin?

TATAR: Kişi başına düşen milli rakamlar öyle olduğunu gösteriyor. Bize ortalama yılda 2 veya 3 geceliğine yaklaşık 1 milyon turist gelirken onlara yılda 7 ile 10 gece arasında yaklaşık 4 milyon turist gidiyor. Kıbrıslı Rumların en büyük gelir kaynağı turizm, gemicilik ve finansal hizmetlerdir. Ayrıca Rum tarafında çok fazla Rus parası vardır. Rumlar, Avrupa Birliği’ne rağmen bu konuda bir takım başarılı işler yaptılar.

SORU: Kıbrıs Türk toplumunda genel anlamda bir memnuniyetsizlik var. Sizce bunun nedeni nedir?

TATAR: Bu memnuniyetsizlik sadece bizim ülkemizde değildir. İngiltere’ye baktığınızda orada da bir memnuniyetsizliğin olduğunu görebilirsiniz. Şu anda İngiltere’deki genç nüfusta yüzde 20’nin üzerinde bir işsizlik var. Bu gençlerin nereye gidecekleri de belli değil. İngiltere Avrupa Birliği’nden de çıkıyor. Yani İngiltere resmen darmadağın…

   Burada gelmek isteğim nokta, dünyanın çeşitli ülkelerinde büyük sıkıntıların olduğudur. Yani bizim ülkemizde de sıkıntıların olması normaldir. Ama en azından bu ülkede bir barış ve güvenlikli bir ortam var. Herkes de bu memlekete sahip çıkıyor; sağcısı da solcusu da bu memleketi çok seviyor.

   Peki, biz bu memleketi niye seviyoruz? Çünkü bizim burada güvenli bir yaşamımız var. Biz burada barış ve huzur içerisinde yaşıyoruz. Buradaki sıkıntı biraz da algı meselesidir. İnsanlar gerek maddi bakımdan, gerekse başka faktörlerde istedikleri hayat standardını yakalayamıyor.

   Ancak biz barış, istikrar ve güven ortamında yaşayabilmek için geçmişte çok fedakarlıklar yaptık. Eskiye nazaran şu anda gerçekten çok daha güzel bir ortamda yaşıyoruz.

SORU: Güneyde statüko var mı?

TATAR: Evet var ama güneydeki statüko kiliseyle birlikte var. Kıbrıslı Rumların içerisinde halen maalesef ‘Enosis’ duygusunu yaşayabilen, ancak bunu dünyaya göstermek istemeyen ve bunu bir coşku anında paylaşabilen bir kesim var.

SORU: Biz coştuğumuzda ne paylaşıyoruz?

TATAR: Biz coştuğumuzda Türkiye Cumhuriyeti ile olan maneviyattan bahsederiz. Ama son yıllarda bazı ifadelerde maalesef ki o noktada da sıkıntılar oluşmuştur. Bizim Türkiye’yle olan iyi ilişkilerimiz buranın hayrınadır. Çünkü buraya gelen turistin, öğrencinin ve ticaretin büyük bir kısmı Türkiye’ye yöneliktir. Dolayısıyla Türkiye ile olan ilişkilerimize fevkalade önem vermemiz gerekiyor.

SORU: Sizce herkes, karşıt görüşte de olsa kendi görüşlerini özgürce ifade edebiliyor mu?

TATAR: Evet edebiliyor.

SORU: Siz şahsen sansürcü müsünüz?

TATAR: Ben hayatımda asla sansürcü olmadım. Siz hiç kendi televizyonunda bu kadar eleştirilen bir adam duydunuz mu? Ben kendi televizyonum olan Kanal T’de defalarca eleştirildim. Sansürcü olsam, bunu izin verir miydim? Ben asla sansürcü olmadım.

   Sanatçı Yaşar Ersoy’un tiyatro meselesine gelince, o konuda öncelikle içeriğine bakmamız gerekiyor. Çünkü o eserin oynanacağı yer özgür bir tiyatro değil, devletin tiyatrosudur. Özgür bir tiyatro istediği oyunu istediği şekilde oynayabilir. Ancak burada bir devlet olayı var. Şu an tiyatro meselesinin içeriğini tam olarak bilmiyorum. Bu konuda talimat verdim, raporun gelmesini bekliyorum.

SORU: Sizce bu ülkede yaşayan vatandaşlar, bu toprakları yeterince benimsedi mi? Çünkü ülkede hâlâ Türk malı-Rum malı ayrımı yapılıyor.

TATAR: Bu saatten sonra bu ayrımın yapılmasının bir manasının olduğunu düşünmüyorum. Evet, birçok yerde Türk malı biraz daha pahalı olabilir ama artık olaylar öyle bir çabuk değişiyor ki artık bu ayrımın biraz anlamsız geldiğini düşünüyorum.

   Örneğin herhangi bir bölgede bir Rum malına ‘15 kat’ izni verildiğinde, o Rum malı hemen yanında bulunan Türk malının değerinden daha çok artıyor. Dolayısıyla, bir malın değeri artık ‘Rum malı-Türk malı’ kıyasına göre değil, başka kriterlere göre belirleniyor. Yani altyapı nerede daha değerliyse, orada fiyat artıyor. Bu saatten sonra zaten o ayrışmanın yapılmaması lazım. Çünkü sonuç olarak bu malların hepsi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti tapusundadır.

SORU: Sizce KKTC ile Türkiye arasındaki ithalat ve ihracat rakamlarında açık ara bir uçurum varken, Türkiye’nin Mali Protokol kapsamında bize daha cömert yardım yapması gerekmez mi?

TATAR: Öncelikle bu olaya iktisatçı olarak baktığımızda; evet açığımız var. Ancak bu açık, karşılığında bir mal veya hizmet aldığımızdan dolayı oluştu. Ülkemizin gelişebilmesi, halkın daha mutlu olabilmesi ve devletin kalıcı olabilmesi için bir takım yardımlara ihtiyacımız olduğu aşikardır. Özellikle de altyapı yardımlarına ihtiyacımız olduğu bir gerçek. Sonuç olarak Türkiye bize yardımcı oluyor. Tabi Türkiye’nin kendine göre burada menfaatleri var.

SORU: Musluk açıldı mı?

TATAR: Şu anda musluk daha açılmadı. Bu konuda teknik görüşmelerimiz de devam ediyor. Türkiye’den gelecek olan paranın reel ekonomi ve yatırımlara doğru bir şekilde aktarılsın diye bütün ayrıntılarıyla tartışılıyor. Bu konuda heyetler arası müzakereler de son hız devam ediyor. Türkiye’den gelecek olan 750 milyon TL’lik kaynağın yılsonuna kadar verileceği söz verildi. Tabi gelinen noktada Türk Lirası da değer kazandı. Yani döviz her geçen düştüğü için bu paranın değeri erimedi, aksine daha çok değerlendi.

SORU: Dövizin düşmesi ekonomiye nasıl yansıyacak?

TATAR: Dövizin düşüşü halkın alım gücünü artacak. Örneğin uçak biletleri dövize endeksli olduğu için ucuzlayacak. Ayrıca bu düşüş ithalat da akaryakıta da iyi oranda yansıyacak. Yani bu düşüş ülkedeki hayat pahalılığına yansıyacak. Dövizin düşüşü bu şekilde devam ederse hayat pahalılığı da eksi çıkabilir.

SORU: Türkiye bize balık vermeyi mi, balık tutmayı mı öğretmeye çalışıyor?

TATAR: Türkiye son yıllarda her zaman bize balık tutmayı öğretmeye çalıştığını söylüyor. Özellikle de Sayın Fuat Oktay birçok konuşmasında bunu sıkça dile getiriyor. Sayın Oktay, ‘Bizim vereceğimiz para bizim için çok önemli olmayabilir ama biz KKTC’de üretken bir yapının oluşmasını istiyoruz’ diyor. Bu yapının oluşabilmesi için de bize yardımcı olmaya çalışıyor. Ama günün sonunda anahtar bizim elimizdedir. Yani bizim girişimci, yaratıcı ve yatırım riski alabilen insanlara ihtiyacımız var. KKTC’nin gelişebilmesi buna bağlı”.

“Kıbrıslı Türkler, bazı işleri yapmayı kendine yakıştırmıyor”

SORU: Turizm sektöründe neden yeterince Kıbrıslı Türk çalışmıyor?

TATAR: Bu kendi insanımızın tercihidir. Demek ki bizim insanımız devlette işe alınmayı istiyor.

SORU: Kıbrıslı Türkler, İngiltere’de her türlü işi yapıyor ama burada yapmıyor. Sizce neden?

TATAR: İnsanlar kendi evinde, kendi yaşadığı bölgede herhalde bazı işleri yapmayı kendine yakıştırmadığı için yapmıyor olabilir.

SORU: Bu konuda insanların hak ettikleri maaşları alamadıklarını söyleyemez miyiz?

TATAR: Bence değil. Çünkü bugün bir aşçı otellerde veya restoranlarda 10 ile 15 bin TL arasında maaş alıyor. Ama birçok kişi bu maaşlara bile personel bulamıyor ve oradan buradan aşçı getirmek zorunda kalıyor.

SORU: Ülkede kişi başına düşen milli gelirde neyi hedefliyorsunuz? Şu andaki rakam nedir?

TATAR: Şu anda kişi başına düşen milli gelir yaklaşık 15 bin dolar civarındadır. Bizim arzumuz, bunun 25 bin dolara çıkmasıdır. Gayri safi hasılamız şu an 3 buçuk milyar dolar civarındadır. Bu rakamı 6 milyar dolar seviyelerine çıkarabilirsek, kişi başına düşen milli gelirimiz nüfus aynı kaldığı taktirde 15 bin dolardan 25 bin dolara çıkabilir.

SORU: Ülke nüfusumuz ne kadardır? Özellikle belediyeler, devletten aldıkları katkıların artması için resmi nüfus sayımını bekliyor. Yakın bir zamanda nüfus sayımı yapmayı planlıyor musunuz?

TATAR: Ülkemizde şu ada 350 bin civarında KKTC vatandaşı var. Buna öğrenci, turist ve çalışma izinliler de eklenince ülke nüfusunun tahmini olarak 500 bin olduğunu söyleyebiliriz.  

   Birleşmiş Milletler nezaretinde 2011 yılında bir nüfus sayımı gerçekleştirilmişti. Herkes o dönem nüfus sayımı yapılacak diye eve kapanmıştı. Bu devlet mutlaka nüfusu biliyor. Bu insanları tekrardan eve kapatmak doğru olur mu?

SORU: Vatandaş yapıyor musunuz? Türkiye’den bu konuda herhangi bir telkin var mı?

TATAR: Biz sadece hak edenleri vatandaş yapıyoruz. Her geleni vatandaş yapmıyoruz. Zaten Türkiye de bize ‘her geleni vatandaş yapın’ demiyor. Sadece ‘hak edenleri’ yapın diyor.

SORU: Kapalı Maraş konusunda atılan adımlar bize sıkıntı yaratabilir mi?

TATAR: Kapalı Maraş konusunda tazminatlar başımızı ağrıtacak. Çünkü orası kapalı olduğundan Rumlar, Türkiye’yi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde sıkıştırmaya çalışacaklar. 45 yıldır Maraş, olası bir anlaşma durumunda Rumlara verilecek diye kapalı duruyor. Dolayısıyla orada bir kaygı söz konusudur. Doğu Akdeniz’de yaşanan son olaylar ile Rumların hidrokarbonlar konusunda tek taraflı attığı adımların sonucunda Maraş’ı daha fazla kapalı tutmanın ne anlamı olurdu? Dolayısıyla biz de Kapalı Maraş’ın Türk yönetiminde açılmasını hedefledik.

SORU: Başka bölgelerde olduğu gibi Kapalı Maraş’ın eşdeğer veya diğer mevzuatlara uyarak tahsis etmek gündeminizde var mı?

TATAR: Hayır. Böyle bir düşüncemiz yok. Bizim bu konudaki görüşümüz eski sahiplerinin Taşınmaz Mal Komisyonu’na veya Vakıflar İdaresi’ne başvurmasından yanadır. Çünkü sonuç olarak Maraş, KKTC toprağıdır ve büyük bir bölümü de vakıf malıdır.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner96