“Artan ırkçı ve yabancı düşmanlığına karşı mücadele için çaba gösterilmelidir”

banner37

banner87
“Artan ırkçı ve yabancı düşmanlığına karşı mücadele için çaba gösterilmelidir”
banner90
banner8

Kuzey Kıbrıs’taki bazı sivil toplum örgütleri, ülkede salgın ile birlikte daha da zorlaşan koşullarda yaşayan yaklaşık 100 mülteci ve sığınmacı bulunduğuna dikkat çekerek, mültecilerin insan haklarının korunmasının önemine  işaret etti. 
Ortak açıklama, Avrupa Akdeniz Sanat Derneği (EMAA), Devrimci İşçi Sendikaları Federasyonu (DEV-İŞ), Doğu Akdeniz Üniversitesi Akademik Personel Sendikası (DAÜ-SEN), Evrensel Hasta Hakları Derneği (EHHD), Kıbrıs Türk Barolar Birliği (KTBB), Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği (KTGB), Kıbrıslı Türk İnsan Hakları Vakfı (KTIHV), Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS), Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS), Kuir Kıbrıs Derneği, Mülteci Hakları Derneği (MHD), Mesarya Kadınları İnisiyatifi, VOIS (Uluslararası Öğrencilerin Sesleri) Kıbrıs, SOS Çocukköyü Derneği, Tarihsel Diyalog ve Araştırma Derneği (AHDR) tarafından yapıldı.
15 Sivil toplum örgütünün, 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü nedeniyle yaptığı basın açıklamasında, insan haklarının herkes için olduğu vurgulanarak,  karşılaşılan güçlükler arasında uluslararası standartlara uygun yasal düzenleme ve politikaları olmadığından mültecilerin haklarının sistematik olarak ihlal edilmesi ve hiç denecek kadar az uyum imkanlarının bulunduğu savunuldu.   
Geçtiğimiz aylarda günlük yaşamın, tıpkı dünyadaki birçok insan için olduğu gibi, toplumdaki insanlar için de durma noktasına geldiği ve akabinde öngörülmedik şekilde değiştiğine dikkat çekilen açıklamada, bununla birlikte, özellikle de 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü'nde, savaşların ve zulmün durmadığını hatırlamanın önemli olduğu belirtildi. 
İnsanların savaşlardan ve zulümden korunma arayışı içerisinde zorunlu olarak evlerini terk etmeye devam ettiklerine dikkat çekilen açıklamada, hala devam eden tüm zorluklarıyla krizin, tüm dünyanın karşılıklı bağlılık ve bağımlılığı bir kez daha ortaya koyduğu belirtildi. 

Sivil toplum örgütlerinin açıklamasında şu ifadelere yer verildi: 
“İnsanlar olarak gücümüzün birlikteliğimizde yattığını gözler önüne serdi. Herkes güvende olana kadar kimse güvende değildir. Kriz, ayrıca, her birimizin üstlenebileceği bir rolü olduğunu ve fırsat tanınırsa herkesin fark yaratabileceğini açıkça ortaya koydu.”

Dünya Mülteciler Günü vesilesiyle, imzacı örgütler olarak, mültecilerin yanında oldukları vurgulanan açıklamada şöyle denildi: 
“Mülteciler, yaşamlarının ve özgürlüklerinin risk altında olduğu ülkelere geri gönderilmemelidirler. Sığınma talebinde bulunma ve sığınma olanaklarından yararlanma temel bir haktır. Sığınmacıların ve mültecilerin ülkeye girişine izin verilmeli ve uluslararası koruma ihtiyaçları değerlendirilmelidir.
Sığınma talebinde bulunmak suç değildir. Savaş ve zulümden kaçanlar söz konusu olduğunda, belgesiz düzensiz bir şekilde bir ülkeye girmek, evrensel bir hak olan sığınma talebinde bulunma ve yararlanma hakkını hükümsüz kılmaz.
Kişinin özgürlük ve güvenlik hakları temel insan haklarıdır. Sığınma talebinde bulunmak yasadışı bir eylem olmadığından, sığınmacıların alıkonulmasından kaçınılmalı ve bu başvurulacak en son önlem olmalıdır. Çocukların alıkonması ise, bu hiçbir zaman çocuğun yüksek yararına olmadığından, hiçbir şekilde gerçekleşmemelidir.
COVID-19 bağlamında, halk sağlığını güvence altına almak ve mültecileri koruma birbirinin karşıtı ve birbirini dışlayan eylemler değildir. Çatışma ve zulümden kaçmak zorunda kalan insanlar, salgın mazeretiyle güvenlik ve korumadan mahrum bırakılmamalıdır. Sağlık kontrolü ve karantina uygulamaları keyfi alıkoymaya tekabül etmediği şartıyla kabul edilebilirdir. Özellikle de COVID-19 bulaşması halinde doğurabileceği ölümcül koşullar göz önüne alındığında, mültecilerin ve göçmenlerin sıkışık ve temel hijyen koşullarının yetersiz olduğu mekanlarda alıkonulması endişe vericidir.                                                

“ARTAN IRKÇI VE YABANCI DÜŞMANLIĞINA KARŞI MÜCADELE İÇİN ÇABA GÖSTERİLMELİDİR”

Kıbrıs'ın kuzey kesimi de dahil olmak üzere, maalesef tüm dünyada artan ırkçı ve yabancı düşmanlığına karşı mücadele için çaba gösterilmelidir. Bu salgın, hepimizin birbirine bağlı olduğunu ve hepimiz güvende olana kadar hiçbirimizin güvende olmadığını gün ışığına çıkarmıştır. Bu küresel sorunu çözmek için güçlü ve cesur adımlar atılmalıdır.
Yapılan çalışmalar, mültecilerin uyumunun hem mülteciler hem de içerisinde yaşadıkları toplumlar için karşılıklı kazan-kazan durumu olduğunu göstermektedir. Mülteciler bir toplumun parçası olduklarını hissettiklerinde, onlara ev sahipliği yapan topluma katkıda bulunacaktır. Bu nedenle, Kıbrıs'ın kuzey kesiminde yaşayan mültecilerin daimi ikamet hakları ve meslek alanları, dil ve mesleki eğitim programları da dahil olmak üzere istihdama anlamlı erişimleri olması son derece önemlidir. Mülteciler bir sorun değildir ve fırsat verilirse çözümün bir parçası haline gelebilirler. COVID-19 krizinin de gösterdiği gibi, mülteciler salgınla mücadelede ve toplumların zor zamanları atlatmasında tıp doktorları, temizlik görevlileri, temel ihtiyaçların ulaşımını sağlayanlar, süpermarketlerde çalışanları olarak ön saflarda yer alabilirler. Bu sebeple, yerel yetkilileri mültecilerin topluma uyumları ve katkıda bulunmalarına yardımcı olma çabalarını hızlandırmaya çağırıyoruz.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75