Atıkların çevreye zararı çok büyük

banner37

Ülkemizde çevreye gelişi güzel atılan plastik, metal ambalaj, kırık cam ve pil gibi atıkların doğada kaybolması yüzyılları bulurken, bu atıkların ayrıştırılarak geri dönüşümle ekonomiye kazandırılması şart

Atıkların çevreye zararı çok büyük
banner90
banner99

Eniz ORAKCIOĞLU

“ATIKLARIN YOK OLMASI 100 YILI BULABİLİR”… Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Nilden Bektaş Erhürman, plastik, metal ambalaj, kırık cam gibi atıkların doğaya, denizlere, yeraltı kaynaklarına ve canlı yaşamına zarar verdiğini belirterek, kırık cam parçalarının güneş ışığını yansıtarak orman yangınlarına sebep olduğunu vurguladı. Erhürman, pil atıklarının ise tehlikeli atık sınıfına girdiğini ve çevreye çok büyük zarar verdiğini ifade ederek, tüm bu atıkların kâğıt, karton hariç doğada yok olma sürelerinin yüzlerce yılı bulabildiğini kaydetti.

Ülkemizde sürekli gördüğümüz çöp manzaraları sadece çevreye değil, denizlere, yeraltı kaynaklarına ve canlı yaşamına zarar veriyor. Avrupa’nın gelişmiş ülkeleri birçok katı atığı ayrıştırıp geri dönüştürürken, ülkemiz bu konuda hayli geri kaldı.

KKTC’de sadece bazı özel şirketler atık ayrıştırma ve geri dönüşümle ilgili çalışmalar yaparken, halk, bu konuda yeterince bilinçli değil. Öte yandan tek başına atık toplayan bu şirketlerin çöp ayrıştırmayla ilgili belediyelerin desteğine de ihtiyacı var.

Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Nilden Bektaş Erhürman, karton, plastik ve cam gibi atıkların en büyük zararının da çöp hacmini artırması olduğunu söyledi. Erhürman, geri dönüşüme veya yeniden kullanıma uygun olan tüm atıkların ekonomiye kazandırılması mümkünken, çöpe atılan bu atıkların çöp alanlarının hızlı dolmasına neden olduğuna işaret etti.

Bunu “büyük bir israf” olarak değerlendiren Erhürman, atıkların tek zararının çöp alanlarının dolması olmadığını kaydetti. “Plastikler son derece kullanışlı olsa da çoğu zaman tek kullanımlık oldukları için çöpe gidiyor. Atılan plastikler ise doğaya, denizlere ve canlı yaşamına zarar veriyor” örneğini veren Erhürman, camlar ve kâğıt kartonlarında aynı şekilde zararlı olduğunu, hatta kırık cam parçalarının güneş ışığını yansıtarak orman yangınlarına sebebiyet verdiğini vurguladı.

Erhürman, metal ambalaj atıkların ise daha da tehlikeli olduğunun altını çizerek, bu atıkların maddenin cinsine göre değiştiğini ancak genel olarak bu atıkların yeraltı sularını kirlettiğini, hava kalitesini bile etkilediğini belirtti.

“Atıkların doğada yok olma süreleri yüzlerce yılı bulabilir”

“Pil atıklarında durum çok daha vahimdir” diyen Erhürman, tehlikeli atık sınıfına giren pillerin insan sağlığına ve çevreye çok büyük zararlar verebileceğine dikkat çekti.

Erhürman, pillerin cıva, kadmiyum, kurşun, çinko gibi ağır metallerden üretildikleri için gelişigüzel çöplere atılmasının doğrudan veya dolaylı olarak alıcı ortama verilmesinin çevre açısından büyük tehlikeler yarattığını söyleyerek, atılan pillerin toprağa ve oradan da yeraltı sularına karışabildiğini, zaman içerisinde bu etkilerin insanlar üzerinde de görülebildiğini ifade etti.

Atık pillerin sebep olduğu hastalıkların başında, nörolojik bozukluklar, merkezi sinir sistemi hastalıkları, kanser, böbrek ve karaciğer hastalıklarının geldiğini söyleyen Erhürman, “Özellikle pillerin kontrollü bir şekilde düzenli olarak toplanması gerekmektedir. Tüm bu atıkların kâğıt, karton hariç, doğada yok olma süreleri yüzlerce yılı bulabiliyor” dedi.

“Ambalaj atıklarının kaynağında toplanabilmesi çok önemlidir”

Ülkemizde şu anda atık kâğıt-karton, plastik toplama, atık yağ ve atık lastikler ile ilgili bazı tesislerin ve çalışmaların olduğuna dikkat çeken Erhürman, Yeşil Barış Hareketi’nin yürüttüğü Teneke Çocuk Projesi ile metal ambalaj atıklarının toplanması noktasında çalışmalar yürütüldüğünü belirtti.

Erhürman, ülkemizdeki atık pillerin ise Çevre Bakanlığı’ndan temin edilen pil toplama kutularında toplandığını ve Güngör Katı Atık Depolama Sahası’nda tehlikeli atık depolama noktalarında geçici olarak depolandığını kaydetti. Erhürman, bu uygulamanın daha çok tanıtılması ve yaygınlaşması gerektiğine vurgu yaptı.

Ambalaj atıklarının toplanmasında geçmiş yıllara oranla büyük gelişme kaydedildiğini fakat istenilen düzeyde olmadığını anlatan Erhürman, “Ambalaj atıklarının kaynağında toplanabilmesi çok önemlidir ancak yeteri kadar tanıtım ve bilgilendirme yapılmadığından, bu atıklar zaman zaman toplatılamamakta, dolayısıyla değerlendirilememektedir. Belediyeler ile işbirliği içinde bu atıkların toplanması sağlanmalı, diğer geri kazanılabilir atıklar için de çalışmalar yapılmalıdır” şeklinde konuştu.

Erhürman, ülkede yapılan bir diğer çalışmanın da ambalaj atıklarının geri dönüşümde kullanılabilmesi için işbirliği çalışması olduğunu söyleyerek, sanayi ve ticaret odaları öncülüğünde yetkilendirilmiş kâr gütmeyen bir kuruluşun oluşturulması, piyasadaki tüm ambalaj atıklarının toplatılması konusunda çalışma yürütüldüğünü belirtti.

Erhürman, çalışmanın hayata geçmesi durumunda bu atıkların ülkeye getirilme ve ülkede üretilme noktasında üreticilerin sorumluluk üstlenmesinin sağlanmış olacağını kaydederek, kendilerinin de oda olarak yıllardır üzerinde durduğu “atığı üreten sorumludur” ilkesinin bu noktada hayata geçmiş olacağını vurguladı.

“Entegre katı atık yönetim planı ile hedefler büyük”

banner134
1 Ekim 2020 tarihinde, E.T.(K-I)1244-2020 sayılı karar ile Bakanlar Kurulu’ndan entegre katı atık yönetim planının hayata geçtiğini hatırlatan Erhürman, planın genel amacının, atık yönetimi hizmetlerinin kalite ve etkinliğini artırarak çevre kalitesini korumak ve geliştirmek olduğunu aktardı.

Erhürman, entegre katı atık yönetim planı içerisinde birçok hedefin belirlendiğini söyleyerek, şöyle devam etti:

“2025 yılına kadar ambalaj atıklarının atık ağırlığının en az yüzde 50’sinin geri kazanılması ve 2022 yılına kadar yerel yönetimlerin yüzde 100’ünün bölgesel atık yönetimi sistemine bağlanması, mevcut çöplüklerin kullanımının durması ve çöplüklerin kapatılması, rehabilitasyonu hedefleri belirlenmiştir.”

Bu hedeflerin büyük beklenti uyandıran, yüksek hedefler olduğunu ifade eden Erhürman, “Umuyor ve diliyoruz ki bu hedeflere ulaşılması için birçok çalışma yürütülmeye bugünden başlanır. Odamız bu noktada konunun takipçisi olurken, her türlü katkıya da hazır olduğunu hatırlatmak isterim” dedi.

Erhürman, günümüzde gelişmiş birçok ülkede katı atıkların geri kazanımı ile ilgili ileri teknolojiler kullanıldığına işaret ederek, atık değerlendirilmesi prensiplerinin kaynakta azaltma, geri kullanım, geri dönüşüm ve geri dönüşen ürünleri alma ilkeleri üzerine geliştiğini söyledi.

Erhürman, kaynakta azaltmanın meydana gelen atıkları azaltma için kullanılan teknolojileri, geri kullanımın ürünün hiçbir işleme tabi tutulmadan tekrar tekrar kullanılmasını, geri dönüşüm ise ikinci bir hammadde oluşturulması için ürünün çeşitli işlemlerden geçirilmesini tanımladığını kaydetti.

“Gelişmiş ülkelerde katı atıkların tekrar kullanılması ya da atık azaltma sistemlerinin çok iyi bir şekilde uygulandığını ve çöp alanlarının olmazsa olmazları arasında gelmektedir” diyen Erhürman, ekonomiye olan katkısı da göz önüne alındığında katı atıkların yönetiminde ne kadar önemli bir yere sahip olduğunun net olarak görüldüğünü ifade etti.

“Yerel yönetimler daha fazla inisiyatif üstelenmeli”

Ülkemizde tek katı atık depolama sahasının Güngör çöp alanı olduğuna dikkat çeken Erhürman, “Çöp alanı planlanırken atık ayrıştırma ve geri dönüşüm tesisi için mutlak suretle finans ayrılmalıydı. Ancak ne yazık ki çöpü sadece atık olarak gördüğümüzden dolayı böyle bir tesis için hiçbir finans ayrılmadı. Ve böyle bir tesis yapılmadı” şeklinde konuştu.

Erhürman, ilerleyen zaman içerisinde ağırlıklı olarak özel şirketler tarafından geri dönüşüm tesislerinin kurulduğunu belirterek, bu tesislerin seçtikleri atığı rahatça toplayabilmesi için daha fazla bilinçlendirme çalışmalar yapılması ve bu tesislerin desteklenmesi gerektiğine vurgu yaptı.

Yerel yönetimlerin de bu noktada daha fazla inisiyatif üstelenmesi gerektiğini kaydeden Erhürman, iki yıl önce yürürlüğe giren "Ambalaj ve Ambalaj Atıklarının Yönetimi Tüzüğü"nü hatırlattı.

Erhürman, tüzüğün başlıca amacının ambalaj atıklarının belirli bir yönetim sistemi içinde kaynağında ayrı biriktirilmesi, toplanması, taşınması, ayrılması ve geri dönüşümüne ilişkin teknik ve idari standartların oluşturulmasına yönelik prensip, politika ve programlar ile hukuki, idari ve teknik esasların belirlendiğini anlatarak, tüzüğün eksiksiz uygulanmasının çok önemli olduğuna dikkat çekti.

Oda olarak ülkedeki birçok konu gibi bu konuyla ilgili de çalışmalar yaparak kamuoyunu bilgilendirme yönünde seminer ve konferanslar düzenlediklerine işaret eden Erhürman, “Bu konuda bilgi birikimimizi en doğru şekilde aktarmaya hazır olduğumuzu bir kez daha belirtmek isterim” dedi.

“Yerlere çöp atmayın demek komik geliyor”

“Yerlere çöp atmayın demek, yaşadığımız yüzyılda artık bana komik geliyor” diyen Erhürman, çevreye bakıldığında halen bu anlayışın yerleşmediğini görmenin son derece üzücü bir tablo oluşturduğundan bahsetti.

Erhürman, bunun önüne geçmek için önümüzde iki seçeneğin olduğunu söyleyerek, birincisinin çok ciddi denetimler uygulayarak cezalar kesmek, ikincisinin ise topluma bilinç kazandırmak için çalışma yapmak olduğunu aktardı.

Ülkemizde ikisinin de uygulanmadığını ifade eden Erhürman, halen ilkokullarda çevre eğitiminin zorunlu ders olarak okutulmadığını, fakat ağaç yaşken eğilir gerçeğini artık benimsemek gerektiğini belirtti.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75