Ayşen Atabey yazdı: Kıbrıs'ta kapılar

banner37

​Bugüne kadar “kapı” denince akla sayısız şey gelir… kapı kelimesi çok şey ifade eder aslında… hatta kapılarla ilgili birçok özlü söz bile söylenmiştir atalarımız…

banner87
Ayşen Atabey yazdı: Kıbrıs'ta kapılar
banner90
banner99

Ayşen ATABEY
Mimar & İç Mimar
atabeyaysen@gmail.com

Bugüne kadar “kapı” denince akla sayısız şey gelir… kapı kelimesi çok şey ifade eder aslında… hatta kapılarla ilgili birçok özlü söz bile söylenmiştir atalarımız… Kapıların mistik bir kıvamı vardır.“Kapalı kapılar arkasında” yapılan işler kuşku uyandırır. Şeffaflık bu nedenle rağbettedir herhalde… “Kapım sana açıktır”ifadesi bir dostluğun, kardeşliğin ifadesidir. “Devlet kapısı” büyük bir beklentiye işaret eder. Her kapının arkasında, tek göz de olsa, bir yuva vardır. Kapı bu yuvanın güvenliğini, yuvanın sahibine ait olduğunu simgeler. “El Kapısı” yabancıyı, “Dost Kapısı” güvenilir bir dostu anımsatır. Ve kapılar, duvarlar gibi nice sırları saklar...

Kapılarla, duvarların dilleri olsa bu güzel Dünya herhalde gerçek bir cehenneme dönerdi. Onlar, dilsiz halleriyle nelerin şahitleri olmuşlardır diye düşünürüm ve ürperirim…

Kıbrıs Adası, tarih öncesi çağlardan günümüze kadar pek çok uygarlığın izlerini bıraktığı bir yerdir. Lefkoşa, Gazimağusa, Girne gibi kentlerimizden herhangi birini, özellikle surlar içini şöyle bir solukta dolaşmaya kalksak bile, çağların birbiri ile kaynaştığını derhal farkeder, içimizden “Buralarda kimler yaşadı” dite geçiririz. Ayrı dinlerin, inançların, insanların yarattığı mabetler ve evlerin karşılıklı ne derece birbirine saygı iççinde olduğunu düşünür, bunları bir huşu içinde dolaşmak, görmek isteriz. Hele kapalı kapılar karşısında giderek merakımız daha da artar, bu evlerde kimlerin yaşadığını, ne derece mutlu ve mutsuz olduğunu düşünürüz.

Kapılar her zaman zenginliğin, gücün sembolü olmuştur. Bunların büyüklüğü, ekonomik gücü sembolize ederken, süslemeleri ise sahiplerinin zevkleri yanında dinsel inançlarını yansıtmaktadır. Bu nedenledir ki, Mezopotamya uygarlıkları veya Anadolu’da özellikle Hititler döneminde pek çok anıtsal kapılar yapılmış, Mısır tapınaklarının girişleri, “pilon” denilen süslemeli anıtsal girişlerle taçlandırılmıştır.Türkler’in kurdukları uygarlıklarda da kapılar gücün sembolü olmuştur. Halk yararına yapılan camilerde, medreselerde, imaretlerde ve kümbet ile türbelerde, Selçuklular anıtsal taç kapılar yapmışlar, bunlarla hem ahşap hem de taç işçiliğinin üstün sanat eserlerini meydana getirmişlerdir. Evlere ait kapılar ise, ev sahibinin ekonomik ve sosyal konumunu yansıtmışlar, aile müessesinin mahremiyetini koruyan semboller olmuşlardı.

Kapılar denince belki de ilk akla gelen şehir kapılarıdır. Lefkoşa kentinin Venedik, Osmanlı ve İngiliz döneminin ilk yıllarında kente girişler üç kapıdan yapılırdı. Venedikli mühendis GuilioSavorgnano tarafından 1567 yılında yapılan Lefkoşa Kalesi’ne 3 kapıdan girilirdi. Bunlardan biri her gün şehre girerken yanından geçtiğimiz Girne Kapısı, diğer iki kapı ise bugün Rum tarafında kalan Baf ve Mağusa kapılarıdır. Özellikle Pantheon’u andıran üstü açık kubbeli salonu ile Mağusa kapısı sanat yönünden önemlidir.

Kent kapıları yanında savunma amacı ile yapılan kalelerin kapıları da kısmen günümüze gelebilmiş örnekler sunmaktadır. Shaekspear’in oyununa ilham vermiş olan Othello Kalesi’nin günümüze kadar gelmiş kapısı bunlardan biridir.

Kent kapıları yanında develere ait saray, kale ya da dini yapıların kapılarının ihtişamlı, heybetli olması da o devletin gücünün sembolüdür. Kıbrıs’ta da her döneme ait ihtişamlı saraylar, yapılar her zaman bulunmuştur.

1571 yılında Kıbrıs’ın Osmanlı İmparatorluğu tarafından fethedilmesinden sonra ada Türk aileler tarafından iskan edilmiş, ve her türlü ihtiyacı karşılayacak sosyal ve dini yapılarla donatılmıştır. Türklerin genellikle surlar içinde yaşamayı tercih etmeleri, kentlerde daha küçük ebatta yapıların çoğalmasına neden olmuştur.

Orijinal olarak günümüze kadar gelebilmiş bir diğer değeri yüksek Osmanlı dönemi kapısı ise Gazimağusa’da Türkler tarafından yeniden inşa edilen Akkule burcundaki AkkuleMescidi’nin kapısıdır. Bu kapı, aynalı baklava motifinde olup çivilerle süslenmiştir.

Günümüze kadar gelebilmiş eski kapılar gözlemlendiği zaman şöyle bir perspektif çizmek mümkündür. Luzinyan ve Venedik dönemlerine ait evlerin kapıları gotik kemer ile çerçevelenmiş olup, genellikle iki kanatlı olurdu. Kapı tokmakları dönemlere göre değişmiş, bunların şekli bina sahibinin ekonomik durumuna göre farklılıklar göstermiştir.

Her biri ayrı sanat eseri sayılan bu kapıların hangi ustalar tarafından yapıldığını kesin bilemiyoruz. Ancak günümüzde hayatta olanların yanı sıra, bunları anımsayan büyüklerimiz olabildiğini de burada belirtmek isteriz. Tarihi kentlerimizde kültür mirasımızı oluşturan yapıların emniyetlerini sağlayan ve bize tarihsel bir süreci yaşatan bu kapıların gelecek nesillere de aktarılması, günümüzde yapılan eserlerin de biraz olsun bu eserlerden örnek alarak estetik değerler taşıması, yenilikler getirmesi en büyük dileğimizdir.

Güncelleme Tarihi: 29 Ocak 2017, 10:49
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107

banner75