banner6

Ayşen Atabey yazdı: Türk Mimarisi'nde kapılar

banner37

Kapılar, Türk Mimarisi’nin önemli unsurlarından biridir. Türk Kapıları iki çeşittir. Biri yalnız giriş vazifesini gören basit ve “küçük kapılar”, diğeri ise anıtsal binalarda cephelerin en süslü kısmını meydana getiren ve “taç kapı” adı verilen büyük ve gösterişli kapılardır. Bunlara başkapı anlamında serder veya önkapı anlamına pistak adı da verilir.

Ayşen Atabey yazdı: Türk Mimarisi'nde kapılar
banner99

Osmanlı ve Selçuklu devleti dünyaya hükmetmiş iki büyük devlettir. Feth ettikleri yerlere adaleti, ilmi, sanatı da götürürlerdi. Feth ettikleri tüm yerlere kervansaraylar, camiler, mescidler, kaleler, medreseler, hamamlar, şifaneler, köprüler, çeşmeler ve su kemerleri yaptırmışlardır.

banner134

Onların yansıtmak istedikleri Türk Mimarisi’nin önemli unsurlarında birisi de kapılardır.

Selçuklu mimarisinde taçkapılara büyük önem verildiği görülür. Selçuk devrinde taçkapılar hemen hemen binanın en süslü kısmını meydana getiriyordu, ön Asya’nın bütün İslâm-Türk binalarında Selçuklu, Osmanlı devri binalarında kapı en önemli kısımdır. Bunun örneğini Hindistan’da ve Mısır’daki Türk binalarında görmek mümkündür. Selçuk taç-kapıları iki kalın ve yüksek kâgir ayak ortasına yapılmış bir sivri kemerden ve bunun içerisine yerleştirilen daha içerlek ikinci kapıdan ibarettir. Bu ikinci kapının kemeri daha basıktır. Alt kapının üzerinde genellikle bir kitabe bulunur. Hemen hemen binanın kubbesi seviyesine kadar yükselen kapılar bütün cephenin en süslü kısmını meydana getirir. Türklerin en görkemli binalarında, göze ilk çarpan kısım olan kapılara Selçuk mimarları büyük önem vermiş ve bütün süslemeyi kapılar üzerinde toplamışlardır.

 

Kapılar genellikle ahşaptandı . “Ahşap”, doğada kolaylıkla bulunabilmesi ve kolay işlenilebilen bir malzeme olması nedeniyle, mimari yapı elemanlarında özellikle de kapı ve pencerelerdeyüzyıllar boyu kullanılmıştır. Türk–İslam Sanatı’nın vazgeçilmez malzemelerinden biri olan ahşabın en iyi örneklerini mihrap, minber, rahle, kapı ve pencere gibi dini yapıların mimari elemanlarında görmek mümkündür. Anadolu'da ahşap sanatı, Büyük Selçuklulardan gelen ve Anadolu Selçukluları döneminde geliştirilen orijinal bir üslûp halini almıştır. Ahşap sanatının önemli örnekleri 12. ve 13. yüzyıllarda Selçuklular döneminde ortaya çıkmıştır. Bu dönemde yapılmış olan kapı örneklerinde; oyma, işleme, süsleme ve kündekâri teknikleri kullanılmıştır.

Türk Mimarisi’nde“taç kapılar” çok önemlidir. Taçkapıların cephesindeki büyük kemerin etrafı silme ve pervazlarla çevrelenmiş, taştan oyma bezemeler, kabaralarla süslenmiştir. Bu süslemeler halı veya kumaş bezemelerini andırır. Halkın girmesine ayrılan büyük kapılara Osmanlılar cümle kapısı adını verirler. Cümle kapısı aynı zamanda bir taçkapı anlamında olabilir.

Osmanlı taç-kapıları Selçuklu kapıları kadar gösterişli ve süslü değildir. Selçuklularda olduğu gibi sivri kemerli olan bu kapıların altlarındaki daha küçük ve basık kemerli içerlek kapı arasındaki duvar kalınlığı da iki taraflı duvar hücreleriyle süslenerek geniş bir geçit meydana getirir, iç kemerle dış büyük kemer arasındaki tavan kısmı da kar-naslarla bağlanarak kapıya plastik bir kütle bütünlüğü verilir. Osmanlılarda kapıların binaya oranla küçük yapılmasının başlıca sebebi dışarıdaki sıcak veya soğuk havanın içeriye girmesini önlemektir. Hatta kapılara meşin perde asılarak içerisi hava akımından kurtarılmış olur. Ev ve medrese odaları gibi oturmaya yarayan meskenlerin kapıları da bu sebepten küçük yapılır. Oda kapıları kâgir binalarda basık veya daire kavsi kemerlidir. Taçkapılarda genellikle yandaki iki ayağın giriş tarafına gelen köşelerine yuvarlak ve zarif başlıklı sütunlar veya silindir şeklinde silmeler konur. Bundan amaç kapıdan geçenlerin duvarın sivri köşelerine çarpmamaları ve sürtünmelerle bu köşelerin aşınmamasıdır. Köşelere konulan sütunlar kum saatine benzediğinden, bunlara kum saati adı verilir.

Güncelleme Tarihi: 26 Aralık 2016, 09:15
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88