Ayyannililik ruhunu, yeni nesile de aşılamak istiyoruz

banner37

Ayyannililer (Aydın) Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Cemal Dermuş, doğup 12 yaşına kadar yaşadığı güneydeki Baf kazasına bağlı Ayyanni köyünün kültürünü yaşatmak için çalışıyor:

Ayyannililik ruhunu, yeni nesile de aşılamak istiyoruz
banner90
banner99

Aliye ÖZENCİ

ESKİ ADI AYYANNİ, YENİ ADI AYDIN… Kıbrıs’ta Türk köylerinin isimleri 1958’li yıllarda Türkçeleştirildiğine dikkat çeken Cemal Dermuş, Ayyanni köyünün isminin de 1952’de Mehmet Emin Uçar tarafından “Aydın” olarak değiştirildiğini söyledi

2 YILLIK BİR DERNEK…Cemal Dermuş, 19 Ocak 2019’da kurulan derneğin amacını şu sözlerle özetledi: “Ayyanni köyünün kültürünü, orada yaşayan insanlarını, köklerini araştırarak kayıt altına almak ve köyüler arası dayanışmayı sağlamak, Ayyannililik ruhunu yeni nesile de aşılamak”

Ayyanni, Türkçe adı, Aydın…

Ayyanni, Güney Kıbrıs Baf kazasına bağlı en kalabalık nüfusa sahip Türk köyüydü. Halkın geçim kaynağı genelde üzüm bağlarıydı…

Ayyannili olmanın gururunu yaşayan ve bu ismi ölümsüzleştirmek isteyen Cemal Dermuş, köyüyle ilgili dernek kurarak, tüm Ayyannilileri bir çatı altında toplamaya çalışıyor.

KIBRIS, bu konuda Dermuş’un anlattıklarına kulak verdi.

Aslen Ayyannili ve bugün Ayyannililer (Aydın) Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı olan Cemal Dermuş, “Ayyannililer kimdir? Sorusuna şöyle yanıt veriyor;

“1975’e kadar Güney Kıbrıs Baf kazasına bağlı yaşayan ama savaş dolayısıyla 1974’te yavaş yavaş göç ederek kuzeye gelmek zorunda kalan köylü halktır”.

Ayyannililerin bugün çoğunlukla Bostancı’ya yerleştiğini belirten Dermuş, “Dünyada hangi taşın altını kaldırırsanız altından bir Ayyannili çıkar” dedi.

Cemal Dermuş, 19 Ocak 2019’da “Ayyannililer (Aydın) Kültür ve Dayanışma Derneği”nin kurulması için büyük bir emek harcadı; derneğin amaçları ve hedeflerini şöyle sıraladı:

“ Ayyanni köyünün kültürünü, orada yaşayan insanlarını, köklerini araştırarak kayıt altına almak ve köyüler arası dayanışmayı sağlamak, Ayyannililik ruhunu yeni nesile de aşılamak, bu aşıyı ilelebet devam ettirmek...”

Dermuş’un en büyük hedefi ise Ayyanni kütüğünü oluşturabilmek…

Cemal Dermuş, bu kütüğün oluşturulabilmesi için devletin kendilerine arşiv ve kaynak konusunda yardımcı olmasını isteyerek, bu hayalin gerçeğe dönüşmesinin, gelecek nesillere bırakılan en güzel miras olacağını söyledi.

Ayyannililer (Aydın) Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Cemal Dermuş, KIBRIS Gazetesi’ni ziyaret ederek, daha 12 yaşında iken güneyden kuzeye göç ediş hikayesini, derneğin oluşum sürecini ve Ayyanni halkının özelliklerini anlattı.

“…Silah sesleri hiç susmadı!”

Cemal Dermuş ile sohbetimizde ilk olarak, daha 12 yaşındayken güneyden kuzeye göç ediş hikayesini konuştuk…

14 Ağustos 1974’de ikindi vaktinde Kıbrıs’ın en sıcak ayında, Rumların Ayyanni köyüne saldırdığını anlatan Dermuş, o günü, “Mahallede evimizin yanında keçileri otlatırken, silah seslerini duydum. Keçi sürüsünü hemen önüme alıp eve gittim. Annem ile birlikte keçileri mandıraya yerleştirirken, ikimizin arasından bir kurşunun geçtiğini daha dün gibi hatırlıyorum. Hayvanları kapatır kapatmaz biz de kendimizi eve kapattık” sözleriyle anlattı.

O yıllarda köyde elektrik olmadığını, bunun da Ayyanni’nin Türk köyü olmasından kaynaklandığını düşündüğünü ifade eden Dermuş, Rumların köye girişine izin verilmediğini kaydetti.

Cemal Dermuş, şöyle devam etti:

“Bir de hava karardı mı, göz gözü görmezdi!

Bizim evimiz köyün dışında olduğu için o gece bir akrabamızın yanına gittik. O gece silah sesleri hiç susmadı!

Ertesi gün yani 15 Ağustos 1974.  Köyün tepesinde halk, Rumlara mukavemet gösterirken, şehit ve yaralıların olduğu haberi köye yayıldı. Öğle saatlerinde de köy düştü.

Rumlar tüm halkı toplayıp, köyün okuluna götürdü…

Yine bir gün, Rum askerleri köy öğretmenini aramızdan alıp gittiler, daha sonra da geri getirdiler, bu birkaç kez tekrarlandı.

Öğretmeni son aldıklarında ise karşı mahalleye götürüp başına çuval geçirip vurdular. O sahne asla gözümün önünden gitmiyor.

Ne kadar zaman geçti bilmiyorum ama daha sonra Barış Gücü askerleri köye gelerek kamp kurdu ve köylüyü koruma altına aldı. Rumlar da köyden ayrıldı”.

Güneyden kuzeye yolculuk…

Dermuş, 15 Ağustos’ta köy düştükten kısa bir süre sonra, köyün ileri gelenlerinden mücahit komutanı Mehmet Arif ile birlikte 7 kişinin dağlardan yürüyerek Lefke’ye çıktıklarını söyledi.

Oradan da, güneyde bıraktıkları akrabalarına mesaj vermek için Lefkoşa’ya Bayrak Radyosu’na gittiklerini belirten Dermuş, “Köylünün 4 gözle beklediği mesaj gelmişti. Mesaj şifreli ve şöyleydi; ‘Ameliyatımız başarılı oldu’!... Bu mesaj, köylüye umut olmuştu. En azından dağ yolunu bilen insanların, köydeki gençleri ve yakınlarını kuzeye geçirebilecekti” şeklinde konuştu.

Ayyannililerin tahsile önem verdiğine dikkat çeken Dermuş, ailelerin savaş döneminde bile çocuklarını okutabilmek için ellerinden gelen çabayı gösterdiklerini söyledi.

Ailesinin de Lefkoşa’dan gelen şifreli mesajdan sonra abisi ve kendisini, tahsilini tamamlayabilmek amacıyla dağ yolundan kuzeye geçmeleri için yolcu ettiğini anlattı.

  “Nazım hocamızın önderliğinde 7-8 çocuk, toplamda 14 kişi dağlardan yürüyerek 26 saatte Lefke’ye çıktık” diyen Dermuş, çocuk gözüyle aklına kazınanları; “Benim için maceralı bir yolculuktu. Herhangi bir tehlikeyle karşılaşmadık. Ama gördüğüm yerler benim için enteresandı…” ifadeleriyle paylaştı. 

Dermuş, 1974’de Baf’ın birçok köyünden ve Limasol’dan insanların da Ayyanni köyüne gelerek rehberler eşliğinde azar azar kuzeye geçtiğini ifade etti.

Cemal Dermuş, 1974’te, güneyden kuzeye göç etmek zorunda kaldığı zaman, abisinin 15, kendisinin ise 12 yaşında olduğunu, bu göçten sonra da doğduğu köyün, neredeyse her gece rüyalarına girdiğini söyledi.

Gelir gelmez ilk olarak yurda dönüştürülen Atatürk İlkokulu’na yerleştirildiklerini, daha sonra da Bostancı’ya götürüldüklerini söyleyen Dermuş, “Burada abim ve bana bir ev verdiler. Çocuk halimizle hem okula gidiyor, hem de kendi ihtiyaçlarımızı karşılamaya çalışıyorduk. İlk olarak yanımıza babam geldi, 6 ay sonra da dağ yolundan gelen annemle kavuştuk” dedi.

“Doğduğumuz köy öksüz kaldı”

banner134
Nüfus mübadelesi anlaşmasından sonra 18 Ağustos 1975’te köyde yaşayan herkesin kuzeye geçtiğini söyleyen Dermuş “18 Ağustos 1975’ten itibaren doğduğumuz köy öksüz kaldı” ifadesini kullandı.

Bugün Lefkoşa’da yaşan Dermuş, “Ben ne Lefkoşalıyım, ne Bostancılıyım, ben Ayyanniliyim!” diyor.

Derneğin kuruluş serüveni…

Dermuş, kuzeye geçtikten sonra hayat mücadelesi ve gailesi yaşarken, doğup büyüdüğü Ayyanni köyünün de kalbinin, hatta aklının hep bir ucunda olduğunu söyledi.

BRTK’dan emekliye ayrıldıktan sonra 1974 savaşı ve 74 sonrası kuzeye geçiş hikayesini, hatıralarını kaleme almaya karar verdiğini dile getiren Dermuş, kolları sıvayarak, dört bölümden oluşan bir yazı dizisi hazırladığını anlattı.

Kızının çalıştığı internet gazetesinde yayımlanan yazıların, okuyucu ve özellikle Ayyannililer tarafından büyük ilgi gördüğüne değinen Dermuş, hatta bu yazı dizisinin bir tiyatrocu arkadaşı tarafından seslendirildiğini belirtti.

Yazdıklarının, hem köylüleri, hem de kendi jenerasyonunda bir kıvılcım etkisi yarattığını belirten Dermuş, “Bana ulaştılar ve kısa bir süre sonra da bir araya geldik. ‘Ayyanni’ köyü için neler yapılabiliriz, halkı bir araya nasıl getirebilir ve bunun için neler yapabiliriz diye düşünmeye başladık. Sonra ise köy ile ilgili bir araştırma yapmaya karar verdik” şeklinde konuştu.

Dermuş, ulaştıkları bilgileri gelecek nesille aktarmayı hedefleyerek çıktıkları bu yolda, karşılarına bazı engeller çıktığını belirterek, “Devlet makamlarından kişisel olarak ne yazık ki bilgi alınamıyor. Bu da araştırmalarımızın yarım kalmasına neden oldu” diyerek sitem etti.

Bu olaydan sonra dernek kurma fikrinin ilk tohumlarının atıldığını ifade eden Dermuş, Vretçalılar (Dağaşan) Dernek Başkanı Mustafa Cemal’dan aldığı aşıyla dernek kurma çalışmalarına başladığını söyledi. Çevresinden de gördüğü destekle 19 Ocak 2019’da ilk genel kurullarını yaparak “Ayyannililer (Aydın) Kültür ve Dayanışma Derneği’nin” kurulduğunu anımsattı.

Projeler ve etkinlikler

Dermuş, Ayyannililer (Aydın) Kültür ve Dayanışma Derneği’nin kurulmasındaki birinci amacın, köyün kültürünü, orada yaşayan insanların köklerini araştırarak kayıt altına almak ve köyüler arası dayanışmayı sağlamak olduğunu söyledi.

 Cemal Dermuş, “Ayyannililik ruhunu yeni nesile de aşılamak, bu aşıyı ilelebet devam ettirmek ve Ayyannililik ruhunu canlı tutmak esas amaçlarımızdan biridir” dedi. Derneğin amacının sadece araştırmak olmadığının altını çizerek, kuruldukları günden itibaren bazı proje ve etkinliklere de imza attıklarını anlattı.

Dermuş, şunları kaydetti:

“Ayyannililer için önemli olan ve içlerinde sızı olarak duran, demokrasi şehidi Özer Elmas için, BRT’de çalışan Cemal Yıldırım ile birlikte 2 bölümden oluşan bir belgesel hazırladık.

Daha sonra Vretçalılar Derneği ile ortak bir etkinlik düzenledik. Baf kazasına bağlı iki köy halkının bir araya geldiği bu etkinlikte tüm gelenek ve görenekler de hatırlanarak canlandırıldı. 

Ayyanni’den göç eden insanları köylerine götürmek için tur düzenledik. Düzenlediğimiz geziye 30 profesyonel fotoğrafçıyı da dahil ettik. Buradaki amacımız, köyün fotoğraflarını, onların bakış açısı ile çekip arşive almaktı.

Dernek olarak önce fotoğrafçılar arasında bir yarışma düzenledik. Ödül ve sergileme alan fotoğraflar da Atatürk Kültür Merkezi’nde açılan sergide ziyaretçilere sunuldu.

Aynı sergi daha sonra Güzelyurt’taki halkla buluştu”.

Şehitlerimizi anacak resmi bir gün olmasını istiyoruz

Pademi dolayısıyla bazı proje ve çalışmaların yarım kaldığını da dile getiren Dermuş, “Pandeminin azalmasıyla birlikte, bundan daha fazlasını yapabileceğimize inanıyorum” dedi.

Dermuş, en büyük hedefinin ise Ayyanni kütüğünü oluşturmak olduğunu söyleyerek, devletin kendilerine arşiv ve kaynak konusunda yardımcı olması durumunda, bu hayalinin gerçeğe dönüşerek gelecek nesillere en güzel mirasın bırakabileceği vurgusunu yaptı.

Bugün bu çalışmayı yaparken yazılı bir belge bulmakta zorluk çektiğine vurgu yapan Dermuş, “Yaşadığım bu eksikliği gelecek kuşakların yaşamaması için bu çalışmaları yapıyorum” ifadelerine yer verdi.

Araştırmaları sırasında Ayyanni köyünde 1960’dan 1978’e kadar 18 şehit olduğu bilgisine ulaştıklarını belirten Dermuş, şöyle konuştu:

“Elbette bütün köylerin şehitleri var ve her köy, kendi şehidini anmak ister. Biz de dernek olarak ve Adviye Dermuş’un yardımıyla, onlar için bir kitap hazırlıyoruz. Kitabın yüzde 90’ı tamamlandı. Pandeminin hafiflemesiyle eksiklikleri tamamlanıp baskıya verilmesini planlıyorum.

Ama esas meselemiz, şehitlerimizi anacağımız resmi bir gün olmasını istiyoruz. Gerekli mercilere bu konuda başvurularımızı yaptık ama hala bir yanıt alamadık”.

Gelenek görenek…

Ayyannililerin çalışkan ve azimli olmalarının en büyük özellikleri olduğuna dikkat çeken Dermuş, “Halk, bugün orada yaşamaya devam etse, dağa- taşa bile üzüm bağları ekerdi. Çünkü geçimlerini topraktan sağlıyorlardı” dedi.

Kıbrıs’ta Türk köylerinin isimlerinin 1958’li yıllarda Türkçeleştirildiğine işaret eden Dermuş, Ayyanni köyünün isminin ise 1952’de Mehmet Emin Uçar tarafından “Aydın” olarak değiştirildiğini söyledi.

Cemal Dermuş, BRT’de görev yaptığı yıllarda birçok köy gezdiğini ve farklı farklı adetler görüp öğrendiğini, Ayyannililerin örf ve adetleri arasında en çok dikkat çekenin, evlenecek gençlerin evini kız tarafının yapması olduğunu söyledi.

Araştırma çalışmaları devam ederken, o bölgedeki Rumların da böyle bir geleneği olduğunu öğrenen Dermuş, bunun sebebini; “Boşanma olursa kadın mahrum olmasın, başını sokacak bir evi olsun” sözleriyle özetledi.

Ayyannililelerin düğünlerinin de 3-4 gün sürdüğünü ve mutlaka düğünlerde herse yapıldığını söyleyen Dermuş, “Buğdaylar çeşmeye götürülüp davul zurna eşliğinde yıkanırdı. Sonra dibekle dövülür ve herse yapılırdı. Düğünler mutlaka yemeli içmeli olurdu. Ama en önemlisi her şey imece usulü yapılırdı” dedi.

Çalışmaya ve okumaya meraklı olan köylülerin, altına da düşkün olduğunu söyleyen Dermuş, köy halkının cimri olduğunu söylemeyi de ihmal etmedi.

Dermuş, halkın parasını lükse değil toprağa yatırım yapmasından dolayı Ayyannililerin adının “cimri”ye çıktığını de belirtti.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75