banner6

Az kazanandan çok çok kazanandan az vergi alınacak

banner37

Hükümet, ‘gelir matrah dilimlerinin adaletsizlik yarattığı’ gerekçesiyle Gelir Vergisi (Değişiklik) Yasası’nda değişikliğe gidilmesi için çalışma başlattı. Ancak bu tasarıda ödediği vergi oranı en çok artırılması planlanan kesimse dar ve sabit gelirliler

Az kazanandan çok çok kazanandan az vergi alınacak
banner150 banner150 banner151 banner143

“YÜK ARTACAK”… Resmi Gazete’de yayımlanarak Cumhuriyet Meclisi’ne sevk edilen Gelir Vergisi (Değişiklik) Yasa Tasarısı’nın yasalaşması durumunda sabit ve dar gelirlileri kapsayan birinci dilimin vergi oranı yüzde 10’dan 20’ye, ikinci dilimin vergi oranı yüzde 20’den 25’e, üçüncü dilimin yüzde 25’ten 30’a, dördüncü dilimin vergi oranı yüzde 30’dan 35’e ve en üst dilimin vergi oranı ise yüzde 37’den 40’a çıkacak. Yani vergi yükü en çok artan kesim yine sabit ve dar gelirli olacak.

“SATIN ALMA GÜCÜ DÜŞECEK”…Vergi Dairesi eski Müdürlerinden Göksel Saydam, bu tasarının yasalaşması durumunda sabit ve dar gelirlilerin vergi yükünün iki kat artacağını söyledi ve “Yani sabit ve dar gelirlilerin vergi oranları artırıldı. Yüksek gelirlilerin vergi oranları çok düşük artırıldı. Başka ülkeler ilk oranı daha geniş tutar. Çünkü halkın çoğunluğu bordrolu kesimdir. Türkiye’de, Güney’de ve İngiltere’de de durum böyledir. İlk dilim daha geniş tutulur. Şimdi sadece kumbarayı doldurmaya bakılıyor. Ekonomik yansımasına bakılıyor. Ancak bunun ekonomide yaratacağı satın alma gücü zayıflaması piyasaya da yansıyacak” dedi.

“EKONOMİK TEORİNİN TAM TERSİ YAPILIYOR”…Ekonomist Okan Veli Şafaklı, bu durumun yüzde 10-15’lik ek bir vergi yükü oluşturabileceğini belirtti ve “Bu durum pandemi ve devalüasyon karşısında refahı düşen vatandaşın daha da fakirleşmesine neden olacak. Bu ekonomik akla uygun değildir. Eğer durgunluk varsa bir ekonomide ekonomiyi canlandırmak için milli geliri artırmak gerekir. Yani harcamaları artırmak gerekir. Harcamaları artırmak için de insanların gelirini artırmak gerekir. Bu durumda kişilerden, çalışandan daha az vergi alınması gerekir ki harcaması artsın, şirketler daha fazla istihdam yapsın. Şimdi yapılan ekonomik teorinin de tersinedir” diye konuştu.

BAKANLIK AÇIKLAMA YAPTI… Maliye Bakanlığı, yapılan Gelir Vergisi düzenlemesinde, asgari ücretin vergilendirilmesinin söz konusu olmadığını vurgulayarak, yapılan düzenlemede düşük gelirlilerden ve düşük ücretlilerden daha az vergi alınmasının öngörüldüğünü duyurdu. Maliye Bakanlığı, Gelir Vergisi düzenlemelerine ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, son günlerde yazılı ve görsel medyada yayınlanan Gelir Vergisi düzenlemelerine ilişkin açıklamaların tamamen yanıltıcı ve/veya eksik bilgiden kaynaklandığını belirterek, yapılan düzenlemeler hakkında kamuoyunu bilgilendirdi.
 

Ceren ÖZBİL


Gerek kamuda gerekse de özel sektörde maaşlı yani bordrolu olarak çalışanların maaşlarından kesilen vergi oranının iki katına çıkarılması için kollar sıvandı.


Bu konuda hazırlanan Gelir Vergisi (Değişiklik) Yasa Tasarısı Resmi Gazete’de yayımlanarak Cumhuriyet Meclisi’ne sevk edildi.


Resmi Gazete’de yayımlanarak Cumhuriyet Meclisi’ne sevk edilen Gelir Vergisi (Değişiklik) Yasa Tasarısı’nın yasalaşması durumunda sabit ve dar gelirlileri kapsayan birinci dilimin vergi oranı yüzde 10’dan 20’ye, ikinci dilimin vergi oranı yüzde 20’den 25’e, üçüncü dilimin yüzde 25’ten 30’a, dördüncü dilim vergi oranı yüzde 30’dan 35’e ve en üst dilimin vergi oranı ise yüzde 37’den 40’a çıkacak. Yani vergi yükü en çok artan kesim yine sabit ve dar gelirli olacak. Ayrıca yine aynı kesime uygulanan indirimler de kaldırılacak.


Bunlara ek olarak söz konusu bu yasa tasarısının 1 Ocak 2022 itibarıyla geçerli olması planlanıyor. Bu durum ise dar gelirliyi uçurumun kenarına daha da yaklaştıracak.


Konuyla ilgili KIBRIS Gazetesi’ne konuşan Vergi Dairesi eski Müdürlerinden Göksel Saydam ve Ekonomist Okan Veli Şafaklı bu yasa tasarısının yaratacağı hakkında bilgi verdi.


Ayrıca Maliye Bakanlığı da konuyla ilgili yazılı bir açıklama yaptı ve yapılan Gelir Vergisi düzenlemesinde, asgari ücretin vergilendirilmesinin söz konusu olmadığını vurgulayarak, yapılan düzenlemede düşük gelirlilerden ve düşük ücretlilerden daha az vergi alınmasının öngörüldüğünü duyurdu.

Saydam: Dar ve sabit gelirlinin vergi yükü iki kat artacak


Vergi Dairesi eski Müdürlerinden Göksel Saydam, bu tasarının yasalaşması durumunda sabit ve dar gelirlilerin vergi yükü iki kat artacağını söyledi ve şu şekilde konuştu:


“Olay yine yüksek gelirlileri kurtarma yönündedir. Cetvele bakıldığında birinci dilim yüzde 10’du, 20 yapıldı. İkinci dilim yüzde 20’idi, 25 yapıldı. Üçüncü dilim yüzde 25’ti, 30 yapıldı. Dördüncü dilim yüzde 30’du 35 yapıldı. En üst dilim yani sınırsız dilim yüzde 37’ydi 40 yapıldı. Düşük gelirliyi korumak için tam tersi yapılmalıydı. İlk dilim yüzde 10 artırıldı, diğerleri yüzde 5 artırıldı. Yani sabit ve dar gelirleri vergi oranları artırıldı. Yüksek gelirlilerin vergi oranları çok düşük artırıldı. Başka ülkeler ilk oranı daha geniş tutar. Çünkü halkın çoğunluğu bordrolu kesimdir. Türkiye’de, Güney’de ve İngiltere’de de durum böyledir. İlk dilim daha geniş tutulur. Şimdi sadece kumbarayı doldurmaya bakılıyor. Ekonomik yansımasına bakılıyor. Şu an örneğin 50 TL alayıma bakılıyor. Ancak bunun ekonomide yaratacağı satın alma gücü zayıflaması piyasaya da yansıyacak.”

“Ücretli çalışanların vergi yükü artacak”


Saydam, söz konusu yasa tasarısının yasallaşması durumunda bordro mahkumu diye tabir edilen belli bir ücrete çalışanların vergi yükünü artıracağını söyledi ve şu şekilde konuştu:


“Yahudi’nin parası kalmayınca veresiye defteri karıştırır derler. Yani başarısız olan iş insanları dahil herkes veresiye defterini karıştırır. Bunlar karıştırdı, karıştırdı aklılarına bordro mahkumları (bir işverene bağlı olarak çalışıp maaşları bordro ile ödenenler yani belli dönemlerde ücret alan zümre) geldi. Bordro mahkumlarının özelliği işveren bu kesime maaşını ödemeden bu kişilerin maaşından vergi kesmesidir. Yani bu kesim maaşını almadan maaşından vergi kesintisi öder. İşveren sorumlu tutulur ve maaşlardan vergi kesilir ve ödeme sonra yapılır. Diğer bir anlatımla bunu yerine getirmeyen işverenden bu para cezalı olarak istenir. Bu sistem devletin en ucuz vergi tahsilat yöntemidir. Çünkü tahsilat göndermez, sadece para yattığında tüm o listedekilere makbuz keser.”

“Kişisel indirim 1900’lü yıllardan beri uygulanıyor”


Göksel Saydam, asgari ücretin üzerinden maaş alan bir kişinin bazı indirimleri olduğunu söyledi ve bu indirimlerin de çocuk indirimi ve asgari ücret indiriminden sonra bir de yüzde 10 kişisel indirim olduğundan söz etti.


Şu an da yapılmak istenenin kişisel indirimi kaldırmak olduğundan söz eden Saydam, ancak bu indirimin çalışana yemek, kılık kıyafet ve benzeri giderleri için verildiğini ifade etti. Göksel Saydam şu şekilde konuştu:


“Kişisel indirimi kaldırmak istiyorlar. Kişisel indirim 1900’lü yıllardan beri ilk Vergi Yasası yürürlüğe konulduğundan beri vardır. Bütün yasalarda bu vardır. Kıbrıs Cumhuriyeti’nden sonra KKTC’ye de intikal etti. Bunun amacı da bir kişi gelir elde ederken, eğer şahsi işletmesi varsa bütün masraflarını gider olarak düşmesi ancak bordrolular için böyle bir uygulama söz konusu olmamasıdır. Yani ücretliler işe gidip gelmek için, kendine gerekli olan giyimi yemek ve benzeri şeyler için bazı harcamalar yapar. Devlet de bunun için yüzde 10 vergi indirimi yapar. Yani bu yüzde 10’unu kişisel masraflar için kullandığını kabul eder. Bu da sosyal devlet anlayışından kaynaklanır. Bu da Anayasa’dan geliyor. Dolayısıyla bugüne kadar bu yüzde 10 indirim vergi yükümlülerine uygulanırdı. Şimdi bir değişiklik yasa tasarısı hazırladılar ve gerekçe olarak da diyorlar ki “değişen günümüz koşullarınca gelir matrah birimlerinin yarattığı adaletsiz dağılımı değiştireceğiz”… Peki ne ilgisi vardır yüzde 10 ile adaletsiz vergi matrahı dilimlerinin… Vergi matrahı dilimleri işçinin tüm hak ettiği indirimlerdir. Yani evlilik indirimi, çocuk indirimi, sosyal sigorta indirimi ve bu yüzde 10 indirimden sonra kalan miktara matrah denir. Matrah verginin hesaplandığı miktardır. Örneğin bir kişi 5 bin TL brüt maaş alıyor. Bu 5 bin TL’den yüzde 10 kişisel indirimden düşer, erkek ve evliysen bir miktar daha evlilik indiriminden düşer, çocuğun varsa gittiği okula göre indirim verilir. Bütün bu indirimlerin yekûnu 2 bin TL tuttu. Asgari ücret de diyelim ki 4 bin TL. 4 bin artı 2 bin eşittir 6 bin TL’dir. Bu kişinin maaşı 5 bin olduğu için vergiden muaftır. Ancak bu indirimden sonra kalan bir miktar varsa buna matrah denir. Yani verginin hesaplanacağı miktar. Vergi Dairesi ya da uygulamalarında brüt kazançtan vergi alınmaz. Sosyal sorumluluklara göre, bazı sorumluluklara göre bazı indirimler verilir ve indirimler düşürüldükten sonra kalan miktara matrah denir. Onun üstünden devlet vergi alır. Çok kazanandan çok az kazanandan az alınması için de tek bir oran kullanılmıyor, gelir yükseldik sonra da vergi oranı da yükseliyor.”

“Peşin ödeyene daha çok indirim mantıklıydı”


Üç yıl öncesine kadar maaşlılara yani ücretlilere kişisel indirimin yüzde 17 olarak uygulandığından söz eden Göksel Saydam, maaşlı olmayanlara ise yüzde 10 olarak uygulandığını ifade etti.


Vergilerini yıl sonundan yıl sonuna yani sene bittikten sonra en geç 9 ay sonra taksitli ödeyenlere yüzde 10 indirim hakkı verildiğini kaydeden Saydam,“Halbuki her ay devlete maaşı ile peşin ödeyenlere bir nevi teşvik için 7 puan fazla indirilirdi. Gerekçesi çok makul ve mantıklıydı. Bu gerekçede bordro mahkumlarının vergilerini peşin ödemesi, diğerlerinin ise taksitle ödemesiydi. Ancak 3 yıl önce ücretlilerden daha fazla gelir alınsın diye bu yüzde 17’yi iptal edip, hepsini 10’a çektiler. Gerekçe olarak ise eşitlik dediler. Bunu yutturdular. Sendikalar da bunu yuttu. Hiç tepki koymadılar. Ama burada esas adalet peşin ödeyene daha fazla indirimdi” dedi.

Şafaklı: Hayat pahalılığını geri almak istiyorlar


Ekonomist Okan Veli Şafaklı, iflas durumunda bir KKTC bütçesi olduğunu belirtti ve şu anda hükümetin ocak sonunda vermesi gereken yüzde 15 civarında bir hayat pahalılığı olduğunu ifade etti.


Şafaklı hayat pahalılığını kaldırma girişiminin de Anayasa Mahkemesi’nden geri döndüğünü kaydetti ve şu şekilde konuştu:


“Türkiye’den kaynak alınamıyor. Bu nedenle de ne yapılabileceği düşünüldü. Bu nedenle hayat pahalılığı ile verilecek olanın vergi yolu ile geri alınması için böyle bir uygulama yapılması ortaya atıldı. Ancak bu sadece kamu çalışanını değil, özel sektör çalışanını da kapsıyor. Çalışanın vergi avantajını sağlayan özel indirim de kaldırılacak. Zaten çalışanın avantajını sağlayan bu indirimdi. Özel indirim sıfırlanıyor. Daha önce 10 bin TL’den başlayan oran şimdi 7 bin TL’den başlıyor. Her türlü vergideki oranda artıyor. Artık her matrahta olan daha fazla vergi verecek. Neticede kişilerin verdiği vergi yükünü artırarak hayat pahalılığını geri almayı hedefliyorlar.”

“Yüzde 10-15’lik vergi yükü getirir”


Şafaklı, bu durumun yüzde 10-15’lik ek bir vergi yükü oluşturabileceğini belirtti ve şu şekilde konuştu:


“İşin özü enflasyon, pandemi ve devalüasyon karşısında refahı düşen vatandaşın daha da fakirleşmesine neden olunacak. Bu ekonomik akla uygun değildir. Eğer durgunluk varsa bir ekonomide ekonomiyi canlandırmak için milli geliri artırmak gerekir. Yani harcamaları artırmak gerekir. Harcamaları artırmak için de insanların gelirini artırmak gerekir. Bu durumda kişilerden çalışandan daha az vergi alınması gerekir ki, harcaması artsın ki şirketler daha fazla istihdam yapsın. Şimdi yapılan ekonomik teorinin de tersinedir. Ayrıca UBP gibi köklü bir partinin seçime ramak kala yapmaması gereken bir hatadır. Ayağına kurşun sıkmadır. Bence bu bir yanıltmadır. UBPde bu noktada yanıltılmıştır. UBP gibi bir parti böyle bir hata yapmaz. Bu tasarının meclisten de geçeceğini sanmam.”

Maliye Bakanlığı yazılı açıklama yaptı

 


Maliye Bakanlığı, yapılan Gelir Vergisi düzenlemesinde, asgari ücretin vergilendirilmesinin söz konusu olmadığını vurgulayarak, yapılan düzenlemede düşük gelirlilerden ve düşük ücretlilerden daha az vergi alınmasının öngörüldüğünü duyurdu.

Maliye Bakanlığı, Gelir Vergisi düzenlemelerine ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, son günlerde yazılı ve görsel medyada yayınlanan Gelir Vergisi düzenlemelerine ilişkin açıklamaların tamamen yanıltıcı ve/veya eksik bilgiden kaynaklandığını belirterek, yapılan düzenlemeler hakkında kamuoyunu bilgilendirdi.

 

“Asgari ücret vergilendirilmeyecek”



Yapılan açıklamalarda asgari ücretten vergi alınacağı söylenerek algı yaratılmaya çalışıldığına dikkat çekilen Maliye Bakanlığı açıklamasında, şu ifadelere yer verildi:

“Gelir Vergisi Yasası’nın 12. maddesi ile vergilendirme dönemi başında yürürlükte bulunan asgari yıllık ücretin vergilendirilmeyeceği düzenlenmiştir. Bu konuda hiç kimsenin ve/veya hiçbir kuruluşun ve/veya sendikanın kamuoyuna yanlış ve/veya gerçeklerle bağdaşmayan açıklama yapma hakkı yoktur. Asgari ücretin vergilendirilmemesi yasa gereğidir.”

 

“Düşük gelirlilerden ve düşük ücretlilerden daha az vergi alınacak”
 


Yasa tasarısı ile en son 2018 yılında güncellenen ve 2018 yılından sonra güncellenmeyen vergi dilimleri genişletilerek özellikle düşük ücretlinin ve çalışanların daha yüksek oranda artış almasının düzenlendiğine dikkat çekilen açıklamada, düşük gelirlilerden ve düşük ücretlilerden daha az vergi alınacağı belirtildi.
Hazırlanan Gelir Vergisi Yasa Tasarısı’nın KKTC Meclisi’nin gündemine sunulduğu ifade edilen açıklamada, yasa tasarısının KKTC Meclisi’nde görüşüldükten sonra onaylanması halinde yasallaşıp yürürlüğe gireceği kaydedildi.
Açıklamada, hazırlanan tasarı ile özetle; kamu ve özel sektörde çalışan düşük maaşlılardan daha az oranlarda vergi alınması, Gelir Vergisi’ne tabi ücret geliri dışında gelir elde edenlerden 2021 ve önceki yıllara göre daha düşük oranlarda vergi alınmasının sağlandığı belirtildi.

Gelir Vergisi Yasası gereği sene başında yürürlükte bulunan asgari ücretin vergiden muaf olacağı vurgulanan açıklamada, “Gelir Vergisi düzenlemelerine ilişkin yapılan açıklamaların eksik yetersiz ve/veya yanıltıcı açıklamalar olduğunu görülen lüzum üzerine kamuoyuyla paylaşma gereğini duyuyoruz” ifadelerine yer verildi.

 

banner343
YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110