Bağımlılar kadar aileler de tedavinin parçası olmalı

banner37

Başbakanlık Uyuşturucuyla Mücadele Komisyonu Başkanı Hasan Karaokçu, uyuşturucu bağımlılığının bireylerde birçok soruna yol açtığını belirterek, komisyon olarak bu sorunlarının önüne geçilebilmesi için çeşitli projeler geliştirdiklerini vurguladı:

Bağımlılar kadar aileler de tedavinin parçası olmalı
banner90
banner8

Ahmet UÇAR

“BİRLEŞİK TEDAVİ UYGULANMALI”… Karaokçu, uyuşturucu bağımlısı bireylerin psikolojik sıkıntılar, aile bireyleriyle iletişim problemleri, sosyal yaşamda uyum sorunları yaşadığını belirterek, uyuşturucu bağımlılığı tedavisinde hem ilaç tedavisi hem de psikoterapinin birlikte yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Uyuşturucu bağımlılığı tedavisinde ailelerin önemine de vurgu yapan Karaokçu, ailelerin de uyuşturucu bağımlılığı tedavi programlarına katılması gerektiğine dikkat çekti. Ailelerin, desteğinin bağımlı bireyler için motivasyon sağlayacağını ifade eden Karaokçu, böylece bağımlılıkla mücadelenin daha güçlü olabileceğini söyledi.

“PROJELER GELİŞTİRİLİYOR”… Karaokçu, komisyon olarak oluşturdukları bilimsel çerçevede hareket eden Psikososyal Destek Programı’yla birçok bağımlının bu süreçten çok güçlü bir şekilde çıktığını, Denetimli Serbestlik Yasası’yla serbest kalan kişilere Pembe Köşk’te tedavi uygulandığını, Mahalle Anneleri projesiyle ailelere eğitim verildiğini, öğretmenlere ve ailelere sanal dünyanın tehlikelerinin anlatıldığını, uyuşturucu suçundan dolayı cezaevine düşen kişileri topluma kazandırmak için projeler geliştirildiğini, ayrıca kan ve idrar tahlillerinin ülkemizde yapılması için çalışmalar başlatıldığını vurguladı.

  Uyuşturucu bağımlılığı tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de büyük bir sorun olarak kendini göstermeye devam ediyor.

   Uyuşturucu bağımlılığı nedeniyle kriz geçirip hayatını kaybeden kişilerin yanı sıra, uyuşturucu bağımlıları da Koronavirüs sürecinin yaşanmasına rağmen bu sorunun önüne geçemiyor.

   Ülkemizdeki mahkemelerde görüşülen davalara bakıldığında ise bu davaların çoğunluğu uyuşturucu madde meselelerinden oluşuyor.

   KIBRIS, ülkemizde uyuşturucu kullanım durumu, uyuşturucu bağımlılığı tedavisinde izlenen yöntemler, uyuşturucu bağımlısı bireylerin ailelerin sergilemesi gerek duruş, denetimli serbestlikle serbest kalan uyuşturucu bağımlılarının durumu ve Başbakanlık Uyuşturucuyla Mücadele Komisyonu’nun projeleri konularında Başbakanlık Uyuşturucuyla Mücadele Komisyonu Başkanı Hasan Karaokçu’nun görüşlerine başvurdu.

   Karaokçu, uyuşturucu bağımlısı bireylerin psikolojik sıkıntılar, aile bireyleriyle iletişim problemleri, sosyal yaşamda uyum sorunları yaşadığını belirterek, uyuşturucu bağımlılığı tedavisinde hem ilaç tedavisi hem de psikoterapinin birlikte yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

   Karaokçu, uyuşturucu bağımlılığında ailelerin öneminin büyük olduğunu dile getirerek, ailelerin de uyuşturucu madde tedavi programlarına katılması gerektiğini ifade etti.

   Sağlık Bakanlığı ile Pembe Köşk Psikiyatri Hastanesi arasında imzalanan protokolle denetimli serbestlikle serbest kalan uyuşturucu bağımlılarının tedavi görebildiğine işaret eden Karaokçu, Başbakanlık Uyuşturucuyla Mücade Komisyonu’nun ise birçok projeye imza attığını, tedavinin ilk dönemlerinde madde kullanmaya geri dönen kişilere ön yargıyla yaklaşmadığını, birçok bağımlının bu projelerle olumlu sonuç elde ettiğini vurguladı.

   Karaokçu, kan ve idrar tahlilinin ülkemizde yapılması için adımlar atıldığını, denetimli serbestlikle dışarı çıkan uyuşturucu bağımlılarına eğitimler sunulduğunu da söyleyerek, uyuşturucu bağımlılığından kurtulmak, tedavi olmak isteyen bireylere seslenip Komisyon’a başvurmaları çağrısında bulundu.

“Uyuşturucu kullanımında küçük bir düşüş var”

 Başbakanlık Uyuşturucu İle Mücadele Komisyonu Başkanı Hasan Karaokçu, madde bağımlılığı sorununun tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ciddi bir sıkıntı olduğunu belirterek, oranların Avrupa, dünya ve Güney Kıbrıs’a göre daha düşük seviyede olmasına rağmen Komisyon olarak bunu bir avuntu olarak görmediklerini kaydetti.

   Karaokçu, “Bir çocuğumuz bile zarar görse bu bizim yüreğimizi dağlar. O nedenle oranlara takılmadan çok daha fazla mücadele etmemiz gerekir” düşüncesi ile hareket ettiklerini dile getirerek, son yaptıkları bilimsel araştırmalarda uyuşturucu kullanımında ortaokul ve liselerde katlanarak artış yerine yatay bir seyre geçildiğinin, üniversitelerde ise geçmişe göre çok az bir düşüş ortaya çıktığının gözlemlendiğini vurguladı.

   Komisyon olarak tüm dünyada olduğu gibi bu konuda da sürekli bilimsel araştırmalar yaptıklarını ve bu veriler ışığında çalışmalar planladıklarını ifade eden Karaokçu, şu anda devletin içerisinde bilimsel alt yapı olarak en güçlü birim olduklarını söyledi.

“İlaç tedavisi ve psikoterapi birlikte yürütülmeli”

  Karaokçu, bir madde bağımlısının polis tarafından kullandığı madde ile tespit edilip mahkeme huzuruna çıkma durumundan bağımsız olarak, madde bağımlılığının kişinin yaşamını birçok alanında işlevsellik olarak etkilediğine işaret etti.

   Karaokçu, uyuşturucu madde bağımlısı kişilerin psikolojik sıkıntılar, aile bireyleriyle iletişim problemleri, sosyal yaşamda uyum sorunları yaşadığının altını çizerek, sorumluluklarını da yerine getirememe gibi durumlar yaşadığının altını çizdi.

   Madde bağımlılığı tedavisinde en etkin ve en yararlı yaklaşımın birleşik tedavi uygulaması olduğunu belirten Karaokçu, tedavi sürecinde psikofarmakoterapi (ilaç tedavisi) ile psikoterapinin birlikte yürütülmesi gerektiğini kaydetti.

   Karaokçu, madde bağımlılığının kendisi için bir problem olduğunu kişinin kendisinin fark etmesinin önemli olduğunu dile getirerek, bu farkındalığın ayrıca uyuşturucu kullanımını bırakma motivasyonu olduğunu ifade etti.

   Karaokçu, “Bu motivasyon kişiyi tedavi arayışına götürür. Bağımlılık gibi ruhsal sıkıntısı olan bireyler birleşik tedaviye ihtiyaçları olduğunu bilmeli. Klinik psikologlar ve psikiyatristler tarafından değerlendirildikten sonra tedavi planlaması yapılır. İlaç tedavisi yatılı veya ayaktan takip şeklinde başlanabilir” şeklinde konuştu.

“Aileler madde bağımlılığı

tedavi programına katılmalı”

  Bu alanda çalışan uzmanların “bağımlılık bir aile hastalığıdır” sözünü sürekli olarak kullandığına işaret eden Karaokçu, uyuşturucu bağımlılığının yarattığı rahatsızlıktan yalnız madde kullanan bireyler değil, aynı zamanda bireyin ailesinin de olumsuz etkilendiğini anlattı.

   Karaokçu, bu süreçte madde bağımlısı birey ile aile bireyleri arasındaki ilişkilerin yıprandığını, iletişim problemleri yaşandığını söyleyerek, ayrıca aile fertlerinin bu stresli ortamda psikopatolojiler (duygu düşünce ve davranış bozukluklar, bunalım) geliştirebileceğine dikkat çekti.

   Karaokçu, “Aile hem bu yönüyle hem de bağımlı bireyin en güçlü sosyal desteği olarak değerlendirilmesinden dolayı madde bağımlılığı tedavi programına katılmalıdır. Aile ile tedavi programında özellikle bağımlılık ve iletişim gibi konular çalışılır. Tedavideki uzun süreli uyumun olması ile tedavi başarısı arasında doğrusal bir ilişki vardır. Hem madde bağımlısını hem de ailesini desteklemek ve güçlendirmek tedavi seyrini olumlu olarak artıran çok önemli bir faktördür.

   Başarılı bir tedavi programının en önemli detayı, bağımlısı olduğu maddeyi bırakmak için motivasyon sağlamış, sonrasında kendi kişisel gelişimine odaklanmış, kendini ve yaşamını değiştirmek ve geliştirmek için çaba sarf eden, bunun için mücadele eden azimli kişinin ta kendisidir” dedi.

“Birçok bağımlı bu süreçten güçlü şekilde çıktı”

 Karaokçu, Başbakanlık Uyuşturucu ile Mücadele Komisyonu olarak oluşturdukları Psikososyal Destek Programı’nda bu bilimsel çerçevede hareket edildiğine dikkat çekerek, yasal süreci olsun veya olmasın tedavi veya destek için Komisyona başvuran her bireyin bağımlılık seviyesinin belirlendiğini ve kişiye özel bir program planlandığını açıkladı.

  Kişinin madde bağımlılığı ileri derecede ise medikal değerlendirme için hastaneye sevk edildiğini belirten Karaokçu, daha sonra ise psikiyatristin başlattığı tedavi ile bütünsel olarak bireye ve ailesine yönelik psikososyal destek programı yürüttüklerini kaydetti.

   Komisyonun Psikososyal Destek Programı’na başvuran ve tedavi ve rehabilitasyon ihtiyacı bulunan her bireye ihtiyaçları doğrultusunda gerekli destek verildiğini ve takipleri de düzenli şekilde sürdürüldüğünü dile getiren Karaokçu, medikal tedavi ve komisyonun Psikososyal Destek Programı’na başvurup öngörülen programa uyan ve aile desteği de güçlendirilen birçok bağımlının bu süreçten çok güçlü şekilde çıktıklarını vurguladı.

“Bağımlılara kapılarımız açık”

  Karaokçu, tedavinin ilk dönemlerinde genellikle yeniden maddeye dönüş yaşanabildiğini dile getirerek, ancak bu durumun tüm bağımlılıklarda görülen normal bir süreç olduğunun altını çizdi.

   Karaokçu, “Komisyon olarak hiçbir zaman hiçbir bağımlıya geri dönüş yaptığı için desteğimizi ve sevgimizi esirgemedik. Böyle durumlarda ihtiyaçları olduğunu bildiğimiz için kapılarımızı her zaman açık tuttuk” dedi.

   Madde bağımlılığı sürecinde planladıkları hedefler hakkında da bilgi veren Karaokçu, bu hedefleri madde kullanan kişinin kullandığı maddeyi tamamen bırakmasını ya da azaltmasını sağlamak; alkol ya da madde kullanan kişinin ruhsal ve fiziksel yönden düzelmesini sağlamak, kişinin sosyal yönden düzelmesini, ekonomik yönden avantajlı duruma gelmesini sağlamak, herhangi bir madde kullanmadan yaşamanın tadını hissetmesini sağlamak, alkol ya da madde kullanımı ile ortaya çıkan yasal olmayan etkinliklerden uzaklaşmasını sağlamak, kendisine ve topluma zarar veren davranışların azalmasını sağlamak olarak sıraladı.

banner134
   Uyuşturucu bağımlılığı bulunan çocuk ve gençlerin komisyona mutlaka başvurmaları çağrısında bulunan Karaokçu, “Şu anda devletin Pembe Köşk Psikiyatri Hastanesi ile yaptığı hizmet alımı anlaşması nedeniyle tedavi ve rehabilitasyon ayağımız da çok güçlenmiş durumdadır. ‘Keşke’ler bazen bağımlılıklarda birey ve aileleri tahmin edilemeyecek kadar olumsuzluklara sürükleyebilir. O nedenle yasal süreci olsun veya olmasın, bağımlılığı ne derece olursa olsun ben ve ekibim olarak bu kişilere ve ailelerine kucak açmaya hazırız.

   Başbakanlık Uyuşturucu ile Mücadele Komisyonu’nun bağımlılar için her zaman “Umut Işığı” olduğu mesajını da vermek istiyoruz.

   Karaokçu, Komisyon olarak ülkedeki bağımlılık tedavi ve rehabilitasyon kapasitesinin güçlendirilmesinin hep öncelikleri olduğunu anlatarak, “Geçtiğimiz yıl düzenlediğimiz ‘Tedavide Yeni Umutlar Yeni Yaklaşımlar’ başlıklı ‘Ulusal Bağımlılık Kongremize’ bu alanda 133 bilimsel çalışma sunulmuştur. Bu da bizim bu yöndeki strateji ve eylem planlarımızın ileriye bilimsel gerçekler ışığında taşınmasında çok büyük motivasyon sağlamıştır” şeklinde konuştu.

“Denetimli serbestlikten yararlananlar tedavi görebiliyor”

28/2016 sayılı “Uyuşturucu Madde Bağımlıları ve Kullanıcıları Hakkında Denetimli Serbestlik Yasası” ile tasarrufunda küçük miktarda madde bulundurmaktan yakalanan kişilere, tüm çağdaş ülkelerde olduğu gibi cezaevi yerine tedavi seçeneği sunulduğuna vurgu yapan Karaokçu, zorunlu tedavi yükümlülüğünün getirilmiş olması nedeniyle, en büyük sıkıntı olan bağımlı bireylerin “tedaviye karşı” direncinin kırılmasına katkı sağladığını savundu.

   Karaokçu, Denetimli Serbestlik Süreci’ni başarı ile tamamlayan kişilere, ceza uygulanmayarak sicili temiz olarak yeniden yaşama sarılma şansı verildiğine işaret ederek, yakalanıp cezaevine daha sonra da toplum dışına itilen gençlerin ve ergen bireylerin uyuşturucu satışlarında kullanılmasının önüne ciddi oranda geçildiğini kaydetti.

   Yasanın öngördüğü tedavi ve rehabilitasyon süreci konusunda, yıllar içerisinde yaşanan eksikliklerin son bir yıl içerisinde büyük oranda giderildiğini dile getiren Karaokçu, özellikle devlet düzeyindeki Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezi (AMATEM) olmamasından kaynaklanan sıkıntının giderilmesi konusunda komisyonun yıllardır verdiği mücadele çerçevesinde önemli mesafeler kat edildiğini bildirdi.

   Karaokçu, 2019 yılı sonunda Sağlık Bakanlığı’nın Pembe Köşk Psikiyatri Hastanesi ile imzaladığı hizmet alımı sözleşmesinin uyuşturucu bağımlılığıyla mücadele kapsamında atılan en güçlü adım olduğunu söyleyerek, “Bu hem denetimli serbestlik sürecinde olan ağır bağımlıların gerçek anlamda bir tedavi ve rehabilitasyon sürecine girme olanağı yarattığı gibi, yasal süreçleri olmayan KKTC vatandaşı bağımlıların da tedavi ve rehabilitasyon imkanı yakalamalarını sağlamıştır.

   İmzalanan hizmet alımı sözleşmesi çerçevesinde Sağlık Bakanlığı’na bağlı Barış Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Kurulu tarafından sevk edilen birçok bağımlı gittikleri Pembe Köşk Psikiyatri Hastanesi’nde başarılı bir tedavi ve rehabilitasyon süreci geçirmişlerdir. Hizmet alımı sözleşmesinin Başbakanımız Hamza Ersan Saner Hükümeti göreve gelir gelmez 1 yıl daha uzatılmasını çok olumlu bir adım olarak değerlendirmekteyiz” dedi.

   Sağlık eski Bakanı Ali Pilli’nin duyarlılığı neticesinde devlet düzeyinde de bir AMATEM kurulması konusunda adım atıldığını kaydeden Karaokçu, Barış ve Ruh Hastalıkları Hastanesi’nin arka tarafından bulunan arazide temelleri atılan ve birinci etabı tamamlanan AMATEM binasının ikinci etap ihalesine çıkılarak kısa sürede tamamlanmasının hedeflendiğini bildirdi.

“Kan ve idrar tahlilleri için adımlar atıldı”

  Karaokçu, Devlet Laboratuvarı’nın yanması nedeniyle denetimli serbestlik sürecinde olan ve tedavi için hastaneye giden bireylere kan ve idrar tahlili yapılamaması nedeniyle yaşanan eksikliğin giderilmesi yönünde de adım atıldığını dile getirerek, Barış Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne gerekli cihaz ve donanımların alınıp kan ve idrar tahlillerine kısa süre içerisinde başlanacağını açıkladı.

   Karaokçu, tahlillerin başlaması ile denetimli serbestlik yükümlülerinin “nasıl olsa tahlil yapılmıyor” düşüncesi ile madde kullanımını sürdürmelerinin önüne ciddi oranda geçileceğine inandıklarını söyledi.

“Denetimli serbestlikten yararlanan bireylere eğitimler verilecek”

Madde bağımlılığının önlenmesine ilişkin eğitimlerin verilmemesinin Denetimli Serbestlik Yasası’nın çalışmayan bir diğer ayağı olduğunu anımsatan Karaokçu, Başbakanlık Uyuşturucu ile Mücadele Komisyonu olarak dar bir kadroya sahip olmalarına rağmen denetimli serbestlik yükümlülerine verilecek eğitim programını tamamlayıp Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı’ndan da gerekli onayı aldıklarını ifade etti.

   Karaokçu, “Bünyemizde bulunan 4 uzmanımıza bu konuda gerekli eğitim verilmiştir. Geçtiğimiz hafta Başbakanlık Müsteşarı ve Denetimli Serbestlik Kurulu Başkanı Hüseyin Amcaoğlu başkanlığında yapılan toplantıda, denetimli serbestlik eğitimlerinin komisyonumuz uzmanları tarafından verilmesi onaylanmıştır.

Komisyonumuz üstlendiği bu önemli görev çerçevesinde hem denetimli serbestlik yükümlülerini, hem de ailelerini Psikosoyal Destek Programı’na da alacaktır. Böylelikle yükümlülere belirlenecek ihtiyaçları çerçevesinde bağımlılıklarla ilgili eğitim dışında, takip, tedavi ve rehabilitasyon süreçlerinde de gerekli destek verilmiş olacaktır.

   Bunun bireylere hem denetimli serbestlik süreçlerinde, hem de daha sonraki dönemlerde yeniden maddeye dönmemeleri adına önemli bir destek olacağı inancındayız. Bugüne kadar denetimli serbestlik süreci olsun veya olmasın komisyonumuzun Psikosoyal Destek Programı’na başvuran birçok bağımlının bu süreci başarı ile götürdüğünü rahatlıkla söyleyebilirim. Ben burada büyük bir özveri koyarak Psikosoyal Destek Programı’nı yürüten ve bu eğitimlerin verilmesi görevini üstlenen tüm personelime sonsuz teşekkürlerimi sunmak istiyorum” dedi.

“Mahalle Anneleri Projesi”yle annelere eğitim veriliyor

   Ailelerin madde bağımlılığın tedavi sürecinin en güçlü ayaklarından bir tanesi olduğunu belirten Karaokçu,

Başbakanlık Uyuşturucu ile Mücadele Komisyonu olarak, bilimsel çerçevede aileleri bilinçlendirmek adına çok güçlü adımlar attıklarını kaydetti.

   Karaokçu, uyuşturucu ile mücadelede her evin kapısını çalma adına geliştirilen “Manne Projesi”nin (Mahalle Anneleri) Değirmenlik ve İskele Belediyesi işbirliğinde uygulamaya konulduğunu hatırlatarak, bu projenin büyük bir başarı ile sürdürüldüğünü dile getirdi.

   Belirlenen gönüllü annelerin eğitimden geçirildiğini ifade eden Karaokçu, “Bu anneler daha sonra ellerindeki tabletlerle birlikte mahallelerindeki anneleri eğitmektedirler. Bu yıl 4 ya da 5 belediyemiz daha bu projenin kapsamına girecektir” şeklinde konuştu.

“3P Anne Baba Eğitimi Programı” uygulanıyor

Karaokçu, dünyanın en önemli olumlu anne babalık programı olan, risk etkenlerini azaltan, koruyucu etkenleri destekleyen, multidisipliner (birden çok branşın bulunduğu yaklaşım) yaklaşıma sahip, kanıt standartları yüksek bir eğitim programı olan “3P Anne Baba Eğitimi Programı”nın uzmanlar eşliğinde 3 yıldır devam ettiğini anlattı.

“Sanal dünyaya karşı da proje geliştirildi”

 Geçtiğimiz yıldan itibaren ise Milli Eğitim ve Kültür Dairesi Eğitim Ortak Hizmetler Dairesi ve Yakın Doğu Üniversitesi ile işbirliğinde özellikle pandemi sürecinde artan ve risk haline gelen internet bağımlılığı konusunda çocukları, aileleri ve öğretmenleri bilinçlendirmek adına “Çocuklarımızı Sanal Düşmandan Koruyoruz Projesi”ni hayata geçirdiklerine işaret eden Karaokçu, bunun dışında aile ve öğretmenlerin bilinç ve farkındalık seviyelerini güçlendirmek adına yine Milli Eğitim ve Kültür Dairesi Eğitim Ortak Hizmetler Dairesi ve Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi ile işbirliğinde “Öznel İyi Oluş” ve “Mutluluk Sanatı” Projelerini hayata geçirdiklerini kaydetti.

   Karaokçu, yüzlerce öğretmen ve aileye ulaşılan bu eğitimlerle ilgili olarak hazırlanacak olan bilimsel raporları önümüzdeki günlerde kamuoyu ile paylaşacaklarını da söyledi.

“Topluma kazandırmak için projeler hazırlıyoruz”

 İçişleri Bakanlığı’na bağlı Merkezi Cezaevi Müdürlüğü ile işbirliğinde “Uyuşturucu Suçundan Dolayı Cezaevinde Bulunan Bireylerin Topluma Yeniden Kazandırılması Hizmet Modeli”ni geliştirdiklerine dikkat çeken Karaokçu, uygulamaya konulan, birebir yapılan görüşme ve eğitimleri kapsayan bu projenin birinci ayağı ile ilgili bilimsel raporun hazır bulunduğunu bildirdi.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75