Bahardan sonra çözüm zor

banner37

BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Danışmanı Eide, liderlerin masaya dönmeleri halinde "kazan-kazan" prensibiyle müzakereleri sonuca doğru götürme düşüncesinde olduklarını ancak fazla zaman bulunmadığını söyledi

Bahardan sonra çözüm zor
banner87

Osman KALFAOĞLU

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide, Kıbrıs sorununun çözümü için fazla zaman olmadığını belirterek "Tarihler konusunda genelde çok dikkatliyimdir ancak yaz gelmeden bunu sonuçlandırmamız gerekiyor. Bir son tarih yok ancak işleri daha da zorlaştıracak aşamaya geliyoruz" dedi.

Eide, süreçte son oyun (end game) içerisinde bulunulduğunu, liderlerin masaya dönmeye karar vermeleri halinde "ENOSİS kararı" ve ardından gelen tepkilerin oluşturduğu krizden ortaya çıkan uyarı nedeniyle elde ettikleri tecrübeleri kullanarak sonuca gitmelerine BM'nin yardımcı olabileceğini söyledi.

Sürecin başarıya ulaşması için farklı bir metodolojiye ihtiyaç olduğunu anlatan Eide, bunun Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı tarafından uzun bir süreden beri dillendirildiğini, Kıbrıslı Rum lider Nikos Anastasiadis'in de son demecinde aynı doğrultuda görüş bildirdiğini belirtti.

Espen Barth Eide, kullanılacak metodolojinin Kıbrıs Türk tarafında "al-ver" süreci olarak bilinen "kazan-kazan" aşamasına geçiş olduğunu, bunun da "tüm konular birbiriyle bağlantılı olarak ele alınacağı" prensibinin artık uygulamaya konulmasıyla gerçekleşeceğini anlattı.

Başlıkların bugüne kadar ayrı ayrı ele alındığını anlatan ve bu sayede ilerleme sağlandığını ifade eden Eide, "Kendimizi sistematik bir şekilde 'kazan kazan' aşamasına hazırlamalıyız. Esas konular üzerinde odaklanmalıyız. Ancak 'tamam mı devam mı?' dedirtecek çok az konu kaldı. Tarafların açıklığa kavuşturması gereken 3-5 konu var. Geriye kalanlar ise çalışma guruplarının ele alabileceği detaylardır" dedi.

Eide, müzakerelerde bir kaç tane yakınlaşma bulunduğunu ancak taraflar ilk adımı karşı taraftan beklediği için ilerleme sağlanamadığını ifade etti ve "Bu durumda bir şekilde bir pakete ihtiyaç var. Birkaç konuyu birlikte çözmek için bütünsel bir yaklaşım lazım ki bu olsa bile bir iki gün içinde çözüm getirecek bir durum değil. Ancak aylar sürecek bir zaman gerektirecek bir şey de değil" ifadelerini kullandı.

Çözüm bulunamazsa…

Eide, yaza kadar çözüm bulunamaması durumunda Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilerde yaşanan yavaş bozulma, enerji ve bölgesel gelişmelerin tetikleyeceği riskler bulunduğunu, sürecin çökmesi halinde bunun çok sert bir çöküş olacağı yönünde endişe taşıdığını anlattı.

Eide, "Süreç çökerse bir kaç yıl bekleyip, işler yoluna girer, BM yeniden gelir ve yeniden deneriz düşüncesi içerisinde olunamayacağı yönünde hislerim var. Bilmiyorum. Bu yüzden endişeliyim. Burada yaşıyor olsaydım daha da endişeli olurdum" dedi.

"Umarım yanılıyorum ancak yumuşak bir çıkış olmayacağı konusunda endişemi belirtmeliyim" diyen Eide, Mart 2017'ye gelindiğinde çözümün bulunmuş olacağını tahmin ettiğini ancak son yaşanan ciddi kriz nedeniyle zaman kaybedildiğine işaret ederek "Sürecin fazla sayıda krizi kaldırabileceğini düşünmüyorum. Şu anda yaşadığımız da en kötüsü" diye de konuştu.

Eide, liderler arasında yaşanan krizin toplumlara da yansıdığını, Akıncı ile Anastasiadis arasındaki ilişkinin, toplumlar arasında bozulan ilişkiyi düzeltmekten daha kolay olduğunu söyledi, liderlerin de bunun farkına varmaları gerektiğini söyledi.

Müzakerelerdeki krizin, ENOSİS Plebisiti’nin Kıbrıs Rum okullarında anılmasıyla ilgili Temsilciler Meclisi kararı ve ardından buna gösterilen tepkiden oluştuğunu söyleyen Eide, liderlerin yaptıkları açıklamalarla 2016 bitmeden bir çözüm olacağı beklentisi yarattığını belirterek Aralık'tan bu yana yaşananlarla ilgili şunları söyledi:

“Güvenlik ve garantilerde işleyebilir kavram oluşturma yolunda mesafe alındı”

"Süreçte pratikte hiç kriz yaşanmadı. Son tıkanıklık Mont Pelerin 2'den sonra yaşandı ve 9 gün sürdü. 1 Aralık'taki yemekle devam etti. Aralık başında ise Cenevre görüşmeleri ile ilgili karar alındı ve bu bize birkaç ay kazandırdı.

Cenevre'ye gidip her şeyin bir günde çözüleceğini kimse düşünmüyordu. Önemli olanın garantör güçler ve AB'yi sürece doğrudan müdahil etmekti.

Konferansın ikinci bölümünün ardından bir dizi görüşmeler yaptım... Güvenlik ve garantilerde, işleyebileceğini düşündüğüm bir kavram oluşturma konusunda çok mesafe alındı. Henüz taraflar tam olarak taahhüt vermese bile farklı pozisyonlarda buluşma noktaları mevcut.

Konferansa katılan tüm yabancı unsurlar tarafların adada yapmaları gereken çok iş olduğunu, uygun zamanda yeniden buluşabileceklerini belirttiler.

(...) Cenevre'den döndükten sonra burada bir dizi görüşme oldu ancak yeterince ilerleme olmadı. Bu iki tarafın da kabul ettiği bir durumdu. İşleri tam topraklayacakken bu kriz patlak verdi. ENOSİS kararı tarafından tetiklenen kriz."

“Her şey yolunda olsaydı, karar çabucak bertaraf edilebilirdi”

Eide, her iki toplumun da birbirlerini rahatsız eden tarihi olayları kutladığını ancak Temsilciler Meclisi tarafından atılan son adımın daha milliyetçi bir duruşa doğru gidişi sergilediğini söyledi.

Kararın Kıbrıs Rum tarafındaki çeşitli çevreler ve liderlik tarafından defalarca yanlış olduğunun dile getirildiğinden bahseden Norveçli diplomat, "İşler ideal bir şekilde yürüyor olsaydı ve her şey yolunda gidiyor olsaydı bu durum rahatsızlık verici olabilirdi. Veya çabucak bertaraf edilebilirdi. ENOSİS kararı gerçek bir problemdi ancak sinirlerin gergin olduğu bir anda geldiği için durumu daha da kötüleştirdi" ifadelerini kullandı.

Krizin bu kadar büyük olmasını son aşamaya geçilmiş olmasının verdiği bir tedirginliğe bağlayan Espen Barth Eide, bunun Kıbrıslılara özgün bir durum olmadığını söyledi.

Eide, ENOSİS kararına verilen tepkinin çok fazla şişirildiğini, buna Kıbrıs Rum tarafınca verilen tepkinin ise kararı önemsizleştirmek olduğunun, bu nedenle çıkan krizin çok iyi idare edilemediğini anlattı.

"Buna rağmen, liderler masaya dönmek isteyecek ve bunun bir yolunu bulacaklardır. Şu anda bu yöntemi nasıl bulacaklarını bilmiyorlar ancak bulacaklardır" diyen Eide, "Benim ekibime düşen de masaya dönüldüğü zaman, ezbere bildiğimiz konuları birbirleriyle bağlantılı olarak ele alacak bir metodoloji bulmaktır" diye konuştu.

"Liderler söylemlerini yumuşatma taraftarı"

Eide, "Liderler söylemlerini yumuşatma taraftarıdır. Taraflar söylemek istediklerini söyledi ve bu konudaki pozisyonlar bellidir. Şimdi biraz sakinlik ve perde gerisinde bu durumun sebep ve sonuçlarını bertaraf etmek için karşılıklı adım atmalı. Önümüzdeki haftalarda bu konuda bir şeyler olacağını bekliyorum. Ancak herhangi bir gayrı resmi yemek konusunda bir önerim olmadı. Bu kez bunun zamanı değil. Zamanı gelecek ancak öncelik o değil. Liderler arasındaki ilişki, 'odayı ilk kim terk etti' ile ilgili umutsuz tartışmayı devam ettirmekle düzelmeyecek. O görüşme duygusaldı ve söyleyeceğimi yeterince söyledim" ifadelerini kullandı.

Eide, müzakerelerde önemli konularda ilerleme sağlanamamasının "odayı kim terk etti"den 100 kat daha önemli olduğuna işaret etti.

Kuzeyin çözüme hazırlanmasının uygulama açısından önemi büyük

Müzakerelerde perde gerisinde çalışma grupları tarafından yürütülen teknik çalışmalara da değinen Eide, bunların durma aşamasına gelmesinin ciddi endişe yaratacağını ancak henüz öyle bir durumun baş göstermediğini söyledi. Eide, kuzeyin çözüme hazırlanması ve AB ile uyumlaştırılmasının AB'nin Kıbrıslı Türklere verdiği bir hediye değil, Ada'nın birleşmesine verdiği bir hediye olduğunu söyledi.

Çözümün uygulanmasına yönelik yapılan bu çalışmaların gecikmesi durumunda çözüm gerçekleşse bile tam anlamıyla bir birleşmeden söz edilemeyeceğini belirten Eide, tam olarak dillendirmese de liderlerin çalışma gruplarının toplantıları sürdürmesi ile ilgili herhangi bir engelleyici kararı bulunmadığını ima etti.

Uluslararası camiada yorgunluk belirtileri

Espen Barth Eide, uluslararası camiada Kıbrıs sorunuyla ilgili yorgunluk belirtileri gözlemlemeye başladığını, batı dünyasında ve AB içerisinde topluluk taraftarlarıyla münhasır milliyetçilik arasında bir çekişme yaşandığını, İngiltere'nin AB'den ayrılmasının da buna olumsuz yönde katkı sağladığını ifade etti.

ABD'nin de yeni yönetimle kendini bulmaya çalıştığını anlatan Eide, Kıbrıs sorununun çözümünün ABD Başkanı Donald Trump'ın öncelikleri arasında üst sıralarda olmadığını ancak Dışişleri Bakanı Rex Tillerson'un listesinin, geçmişi ve enerji sektörüyle ilişkisi nedeniyle, daha üst sıralarında olduğunu tahmin ettiğini söyledi. Eide, "ABD'nin çözüme verdiği destek, yoğunluğu azalmış bir şekilde devam ediyor demek doğru olur" dedi.

Güncelleme Tarihi: 06 Mart 2017, 10:29
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER