Basit bir Kıbrıs tarihi dersi

banner37

Güney'de İngilizce olarak günlük yayınlanan Cyprus Mail’in yazarı George Koumoullis, ENOSİS referandumuyla ilgili siyasi kargaşanın eğitime ve özellikle de tarih öğretimine çok büyük zarar verebileceğini yazdı. Koumoullis yazısında şu görüşlere yer verdi.

Basit bir Kıbrıs tarihi dersi
banner99

“Kilise, tarih öğretimi üzerindeki  kontrolünü elinde bulundurmak konusunda çok haklıdır, çünkü imajı gerçekler karşısında zedelenmiş olur.

Bugünlerde korku, kaygı, öfke ve hüzünle doluyum. Bunun nedeni, eğitim bakanının okullarda anılacak yıldönümleri  seçmesini öngören yasanın kabul edilmesi halinde, ENOSİS referandumuyla ilgili siyasi kargaşanın eğitime ve özellikle de tarih öğretimine çok büyük zarar verebileceğindendir.

Gerçekte eğitim süper bakanı olan başpiskopos öğütleri ve duaları ile zaten Yunanistan ve Kıbrıs tarihini berbat ediyor. Kilisenin başı matematik veya kimya öğrenimine herhangi bir önem vermeyebilir ancak konu tarih ve din söz konusu olduğunda, orkestradaki esas kemancı değil, orkestra şefi oluyor.

Kilisenin kendi günahkâr geçmişini gizlemek için  her tür çabayı göstermesinin ciddi nedenleri vardır. Aslında, kurumu ve daha da önemlisi mali gücünü zayıflatacağından dolayı imajına darbe indirmekten kaçınmak istiyor. Bu bağlamda tutumu haksız olsa da anlaşılabilirdir. İşte bu nedenle, tarih eğitimi komedi olmaya devam ediyor.

Osmanlı imparatorluğu döneminde başpiskoposlarımızın işbirlikçi oldukları ve vergileri koydukları ve bunları topladıkları, sultan’ın İstanbul’daki sarayına doğrudan ulaşabildikleri ve böylesi bir ayrıcalıktan çok az kişinin yararlanabildiğini lisedeyken kaçımız öğrenmiştir?

Kilisenin bu kadar mal varlığının olmasının başlıca sebeplerinden birinin bankalar kurulmadan önce kilisenin bu yönde öncü rol oynadığını kaçımız biliyor? Hitler Yunanistan’ı işgal ettiği zaman papazlardan bir bölümünün – Athos Dağı papazlarının – onu tebrik eden bir telgraf gönderdiklerini kaçımız biliyor?

Türklere karşı Yunan isyanının başlangıcından iki gün önce yani 23 Mart 1821 tarihinde Patrikliğin kilisesi tarafından bir genelge yayımlandığını ve isyan eden Yunanlıların aforoz edileceklerinin duyurulmuş olduğunu kaçımız biliyor? Bu çerçevede kilise Rigas Fereos, Ypsilantis ve diğer devrimci liderleri aforoz etmiş ve onları ‘Küstahlık, şan peşinde koşmak ve nafile bir çaba içinde olmakla’ suçlamıştır.

Gerçek bir ‘milliyetçi’ olan ve Yunan Cuntası’nın dışişleri bakanı olarak 1970 yılında vefat edinceye kadar hizmet veren  Panayiotis Pipinelis’in kitabında yer alan Yunanistan ve Kıbrıs’ta Türk egemenliği hakkında yazdıklarından bir alıntı yaparak kilisenin siyasi tarihi hakkında  kısa değerlendirmemi sonlandıracağım. ‘Siyasi Tarih’ başlıklı kitabının 42nci sayfasında yazar şöyle yazmış:

banner134
‘Tarımsal, feodal ve siyasi açıdan planlama yaparsak, ruhban sınıfı ulusal vicdandan uzaklaştı, ulusun yasına ve acısına yabancı kaldı ve Türk ve yerli oligarşinin doğal müttefiki haline geldi.’

Bu nedenle, Başpiskopos’un liderliğindeki eğitim bakanlığına öğrencilere Enosis referandumunun önemini (kilisenin düzenlediği) ve etkisini öğretme sorumluluğunu vermek komik geliyor. Büyük tarihsel ve ulusal olayların kutlanması, yalnızca tarih üzerine ışık tuttuğunda gerçek bir anlam kazanır. Kıbrıs’ta bunun tersi olur. Ve zaman geçtikçe, tarihin sahtekarlığı eğitim bakanlığını en büyük milliyetçilik yatağına yükseltti.

Futbol maçlarında öğrencilerin Yunan bayrakları sallaması ve ‘Kıbrıs Yunandır’ sloganları atması tesadüf mü? Veya öğrencilerin çoğunluğunun dogmatik olması ve farklı görüşleri olan biriyle sadece sözlü olarak taciz ederek baş etmesi bir rastlantı mı?

Kıbrıs, modern, demokratik ve laik bir devlet olsaydı, tarih nasıl öğretilebilirdi? Tarih öğretmeni çoklu versiyon yaklaşımını uygular ve Enosis referandumunun önemini şu genel hatlar ile bir kağıtla açıklardı:

1- 1950 referandumu, Enosis’in Kıbrıs Rumlarının şiddetli arzusu olduğunu gösterdi.

2-Birçok siyasi analiste ve politik lidere göre, Enosis’in amacı Kıbrıs’ı 1974’teki trajik olaylara götürdü. Maksimalist ulusal hedefin, ne kadar mükemmel olursa olsun, ulusal bir felakete neden olabileceğini vurguluyorlar ve yalnızca Enosis mücadelesini değil, aynı zamanda Küçük Asya’daki kampanyayı da belirtiyorlar (referanslar ve notlar).

3-1950’lerde Yunanistan Enosis için savaşacak konumda değildi ve bunu arzu etmiyordu. Yunan hükümetinin yaklaşımının göstergesi, Başkan Yardımcısı Yorgo Papandreu’nun yaptığı açıklamadır:  ‘Yunanistan bugün iki ciğeriyle nefes almaktadır (1950); biri İngiliz, diğeri Amerikalı. Kıbrıs sorunu nedeniyle oksijensiz kalmayı riske edemez. (referanslar ve notlar)

4-Diğer İngiliz sömürgelerinde olduğu gibi, 1948 konferansını reddetmeseydik, veto yetkileri ve ‘ana ülkeler’ olmadan gerçek bir bağımsızlığa kavuşulabilirdi. 1945-1951 yılları arasında iktidarda olan İşçi Partisi, seçim manifestosunda aşamalı dekolonizasyon taahhütü altına girdi. (Referanslar ve notlar)

5-Tarihçi Arnold Toynbee’ye göre, olgun insanlar tehlikelere hamile olan bir politikayı önceden (uygulamadan önce-ex ante)  ayırt ederler, olaydan sonra (ex post) değil. Bunun hakkında görüşleriniz neler? Bu, Kıbrıs tarihi veya başka bir ülke ile ilgili olabilir mi? Bir sonraki derste bu konudaki görüşlerinizi duymak istiyorum.”

 

Güncelleme Tarihi: 14 Mart 2017, 12:17
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75