banner6

Battık, çıkamıyoruz

banner37

TL’nin döviz karşısındaki hızlı değer kaybı ve sağanak şeklinde yağan zamların altında adeta nefesi kesilen halk ne yapacağını bilemiyor. KIBRIS, sokağa inerek vatandaşın sesine kulak verdi:

Battık, çıkamıyoruz
banner151

“ÖNCELİĞİMİZ GEÇİM”… Dövizdeki artışa bağlı olarak ülkemizde birçok ürüne yapılan zamlar, vatandaşı ayakta duramayacak hale getirdi. Asgari ücretle çalışan vatandaşlar ay sonunu getiremediklerini, çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayabilmek için ikinci iş yapmak zorunda kaldıklarını haykırıyor. Yaklaşan yeni yıla işaret eden halk, yılbaşı kutlamalarının geçmişte kaldığını, şu anki önceliklerinin ailelerini geçindirmenin yolunu bulmak olduğunu söylüyor.

“SUÇ İŞLEMEYE BAŞLAYACAĞIZ”… KIBRIS’a konuşan vatandaşlar, “Bitmiş durumdayız. Nereye elimizi atsak ateş pahası. Önümüzü göremiyoruz. Biz bir yolunu bulur istediğimiz şeyleri almasak da yaşamaya devam ederiz, ama ya çocuklarımız? Döviz bir fırladı, inmek bilmiyor. Fakir daha da fakirleşirken, zengin daha da zenginleşmiş durumda. Eskiden yılbaşını heyecanla beklerdik. Yılbaşı gecelerinde mangalları yakar, ne güzel vakit geçirirdik, şimdi mutfağa hiçbir şey alamıyoruz. En son suç işlemeye başlayacağız” diye feryat ediyor.

Ahmet UÇAR

Cemre CEMALİ


TL’nin döviz karşısındaki hızlı değer kaybı ve ardı arkası kesilmeyen zamlar karşısında ailesinin karnını doyurup, zaruri ihtiyaçlarını giderip, faturalarını nasıl karşılayacağını bilemeyen halk, ne yaklaşan Erken Genel Seçimi ne de yılbaşını umursuyor.


“Ayın sonunu getiremiyoruz” diye feryat eden halk, tutunacak bir dal, düze çıkacak bir yol bulamamaktan yana dertli.


Çocuğuna süt alamayacak durumuna gelen vatandaş, ay sonunu getirebilmek için ikinci iş yapmak zorunda kaldığını haykırarak, yılbaşı akşamı için plan yapmayı bile düşünemediklerini, şu anki önceliklerinin ailelerinin geçimini sağlayabilmek olduğunu vurguluyor.


KIBRIS’a konuşan vatandaşlar, “Bitmiş durumdayız. Nereye elimizi atsak ateş pahası. Ekmek, süt, tüp, hellim ne alacak olsak hepsi pahalı. Önümüzü göremiyoruz. Biz bir yolunu bulur istediğimiz şeyleri almasak da yaşamaya devam ederiz, ama ya çocuklarımız? Döviz bir fırladı, inmek bilmiyor. Fakir daha da fakirleşirken, zengin daha da zenginleşmiş durumda. Eskiden yılbaşını heyecanla beklerdik. Yılbaşı gecelerinde mangalları yakar, ne güzel vakit geçirirdik, şimdi mutfağa hiçbir şey alamıyoruz. En son suç işlemeye başlayacağız” diyor.

Vatandaşlar ne dedi ?... Vatandaşlar ne dedi?... Vatandaşlar ne dedi ?...

Ali Ulu:


Domates, salatalık, iki ekmek, bir yoğurt aldım, yani temel şeyler ama 100 TL vererek çıktım. Yani sadece bir öğünde bu kadar para veriyorsam, 3 öğünde 300 TL, ayda 9 bin TL yapar. Asgari ücret 5 bin TL diyorlar, sosyal sigorta işlemlerini çıkarınca 4 bin 200 TL oluyor. Bu maaşla nasıl geçineceğiz? Ya ikinci bir iş yapacağız, ya çalacağız, ya dolandıracağız. Artık kredi almak da mümkün değil, çünkü kefil olacak kimse de bulamazsınız. Kuzey Kıbrıs’taki değil Türkiye’deki yönetimin hataları nedeniyle biz bu duruma düştük. İnsanlar Güney Kıbrıs’ta birim para olarak bin 200 Euro asgari ücret maaş alıyor, kasaba gittiğinde 3- 5 Euro’ya et alıyor, biz Kuzey Kıbrıs’ta 150 TL’ye et alıyoruz. Bir kilo et alacaksın 4 şiş çıkacak, bir öğünde bitti zaten. Aldığın da zaten yetmiyor.


Geliri iyi olan insanlar bu durumdan etkilenmedi. Bazılarının kendi malları var, kiraları sterlin üzerinden alıyor. Eski memurlar yüksek maaşlar alıyor, milletvekilleri oturduğu yerden, meclise de gitmeden büyük maaşlar alıyor. Ben şunu diyorum; milletvekilleri bizimle aynı maaşı alsın, bir baksın geçinebiliyorlar mı? Durumu bizim gözümüzden görsünler. Yılbaşında planımız, ailecek evde otururuz, yarım kilo kıyma alırız ve yalandan bir yemek yaparız. Dışarıya çıkmak zaten kişi başı 400 TL’ye mal oluyor. Girne ve Mağusa’ya gitmek istesen 200-300 TL benzine vereceksin. Çocuklarım da var. 4 kişi çıktığımızda 2 bin TL yılbaşına vereceğim, 3 bin TL de kiraya vereceğim, bana ne kalacak? Şu an seçim var, herkes seçim heyecanında. Benim oğlum 16 yaşında, iki sene sonra Güney’de çalışayım diyor.

Gülnaze Kalkan:


Hem çocukların dersanelerine, hem de diğer ihtiyaçlara zor yetişiyoruz. Sadece eşim çalışıyor, eve bir maaş giriyor. Sadece ben değil diğer arkadaşlarım da aynı durumda. Ne yapacağımızı şaşırdık. Kolay geçinemiyoruz. Kira, elektrik, su, yemek… Bir sürü ihtiyacımız var. Yılbaşı heyecanı artık yok. Bu durumda insanlar ailesini nasıl geçindirecek onu düşünüyor. Artık yağ alacak aile var, alamayacak aile var.

Aya Abdelaal:


Dolar 15 TL’ye çıktı. Her şey çok pahalı. Ben Yenişehir’de kalıyorum, bu pahalılık karşısında çok sarsılmış durumdayız. Ben burada öğrenciyim, pahalılık karşısında nasıl direneceğiz bilmiyorum.

Bahriye Yılmaz:


Bir paket hellim 102 TL. Bunu daha önce 45-50 TL’ye aldığımı biliyorum. Döviz artmıyor, TL değer kaybediyor. Alım gücümüz düştü. Millet bitti artık. Türkiye de bundan farklı değil. Eskiden 2 buçuk paket hellim alıyordum şimdi bir paket alıyorum. Bunlar gıda ürünleri, almak zorundasın. Başka şeyler de alacaktım vazgeçtim. Eskiden kahveleri paketiyle alırdık, ucuzdu; şimdi alamıyoruz. Yılbaşını eskiden heyecanla beklerdin, hediyeler alırdın, artık insanlar karnını doyuramıyor.

Rami Nasser:


Durumlar hiç iyi değil. Her şey çok pahalı. İnsanlar artık fakirleşiyor. Kesinlikle zor durumdayız. Ne yiyecek alabiliyoruz, ne de kıyafet. Aylık ihtiyaçlarımızı zor gideriyoruz.

Hasan Ceylanlı:


Ekonomik kriz herkese nasıl yansıdıysa bize de o şekilde yansıdı. Her gün yeni bir zamla karşılaşıyoruz, ne oluyor anlamıyoruz. Bugün aldığın bir şeyi yarın 2-3 TL hatta 10 TL üzerinde buluyorsun. Fiyatlar her gün değişiyor. Asgari ücretle yaşayan bir insan nasıl yaşar? Bugün eve 3 parça şey alıyorsam artık bir parça almaya başlayacağım, zaten yetmiyor. 10 bin TL alsan ne olacak? Bugün 10 bin TL kaç para ki! Eskiden yılbaşı geldiğinde insanlarda bir hareketlilik olurdu ama artık bunlar bitti. Artık insanlar geçim derdinde, yılbaşını düşünemiyor. Bozuk bir düzende yaşıyoruz, hiç kimse ilgilenmiyor, kimse de bir şey yapamıyor. Her şeye zam, mazota, ekmeğe, süte… Sadece mazota zam koyduğunda her şeye zam gelmiş demektir zaten.

Münevver Kar:


A’dan Z’ye her şeye zam geldi. Bugün aldığımız bir ürünü yarın aynı fiyata alamıyoruz. Az önce süt alacaktım dün zamlı fiyatıyla almıştım, bugün baktım yine zam gelmiş. Her şeyi bıraktık gaza, tüpe, benzine gelen zammı düşünmeye başladık. Ekmek 4 buçuk TL’ydi şimdi 5 TL oldu diyorlar. Belki 5’i de geçecek. Her şeye zam geliyor ama maaşlar aynı durumda. Ne asgari ücretliden bahsediyorlar ne de emekliden. Devlet memuru bu durumda herkesten daha şanslı. Olan asgari ücretliye oluyor. Tek maaşla çalışıp bir ev geçindiren için her şey daha da zor. Ev kirası, fatura, çocuk derken geçinemiyoruz. Eşim kalp hastası, güya sağlık güvencesi var ama depoda hiçbir ilaç yok. Hepsini eczaneden alıyoruz. Her ay 500-600 TL ilaç parası veriyoruz, yarın öbür gün bu ilaçlara da zam gelirse şaşmam. Artık en uyguna ne alabilirim diye düşünmeye başladık. Sebze reyonundan ayırıp kenara koydukları kötü durumdaki ürünleri daha uyguna almaya geldim. Üç çocuğum var. İkisi liseye, biri anaokuluna gidiyor. Özellikle liseye giden genç çocuklarım parasız evden çıkamaz. Anaokuluna giden çocuğuma da her gün bir süt, bir tane kek alsam 10 TL tutuyor. Her sene yeni yıl gecesi için tavuk alırdık bu sene herhalde onu da alamayacağız. Kuruyemişi geçtik zaten. Kös kös oturacağız. Yeni yıl geliyor ama ne bir heyecan ne bir hevesimiz var. Aybaşını nasıl getiririz derdi var.

Serap Çakırdağ:


Şimdi günlük alışverişimi yapıp çıktım, 190 TL tuttu. Günlük alışverişimin yanında eldiven, maske gibi hijyen malzemeleri de almam gerekiyor. Devletin en az yüzde 50 artış vermesi gerekiyor ki bu zamları karşılayabilelim. Etten süte kadar her şeye zam geldi. Benzin bile pahalı oldu. İnsanlar Covid-19’dan dolayı bir yere gitmeye çekinirken arabasıyla gezerdi, herhalde artık bunu da yapamayacağız. Benzin fiyatları çok yükseldi, her gün fiyatlarda artış oluyor. Gün geçmiyor ki artış olmasın. Her şey bu kadar zamlanırken insanlar neyi karşılayacak? Her şey çok zor. Eskiden ihtiyaçlarımızı fazla alır stok yapardık şimdi sadece günlük eksildiklerimizi alabiliyoruz. En ucuz temizlik malzemesi 18-20 TL oldu. Stokçuluk yapanlar var bunun önüne geçebilmek için marketlerde denetim olması lazım. Aynı ürün her markette farklı fiyata satılıyor, denetim olmazsa olmaz. Döviz yükseldiği zaman ürünlerin fiyatını yükselttikleri gibi döviz gerilediği zaman da ürün fiyatlarını düşürmeleri gerekiyor ama maalesef bizim ülkemizde bu olmuyor. Ekonomik kriz olunca yetkililer vatandaşa zam yapma yoluna gidiyor bu çok yanlış. İşçiden memura herkesin en az yüzde 50 zam alması gerekiyor ki vatandaş bu pahalılıkla baş edebilsin.

Celal Alkan:


Devletin gerekli tedbiri alması, vatandaşın da israfı bırakması gerekiyor. Bu kritik dönemi atlatana kadar sadece acil ihtiyaçlarımızı karşılamalıyız. Bu ekonomik krizde har vurup harman savurmak olmaz. Vatandaş önce kendi bütçesini sıkıp önlemini alacak, daha sonra devlet de vatandaşa gereken desteği vermek zorunda. Vatandaş, bir taraftan devletten yardım beklerken diğer taraftan israf yaparsa; pahalılıktan şikayet ederken hesapsız kitapsız harcamalar yaparsa bu işin sonu hayra çıkmaz. Yılbaşında yakılan mangallar artık yalan oldu. Yıllar önce Akbaba diye bir dergi çıkardı. Derginin bir sayısında karikatür vardı. Karikatürde bir baba çocuğuna vitrindeki eti gösterir ve “Bak kızım buna et derler, insanlar bir zamanlar bunu yerdi” şeklinde konuşur. Şimdi aynı duruma geldik.

Suzan Aytaç:


Şu an her şey çok pahalı. Geçenlerde 400 TL’lik alışveriş yaptım, bir sonraki hafta aynı alışveriş için 500 TL ödedim. Bu hafta da aynı alışverişe 628 TL ödedim. Zamlar durmuyor. Şimdilerde yağ ve unun KDV’si sıfırlandı, bu cebimizdeki yangını biraz olsun azaltacak diye düşünüyorum. Diğer ülkeler ekonomik krizle nasıl savaştıysa bizim de onları örnek almamız gerekiyor. Bahçemizde sebze yetiştirerek evdeki yangını giderebiliriz. Daha az enerji kullanıp tasarruf yaparak bir şekilde çözümünü bulmamız lazım. Mangalda et pişirmesek de belki tavuğu pişiririz, gerçi şimdi ikisi de aynı fiyat oldu. Gıdamızı azaltacağız, iki parça değil bir parça yiyeceğiz. 60 yıllık hayatımda bu dönemlerden çok geçtim. Çocukluğumda da, genç kızlığımda da, büyüyüp çocuk sahibi olduğumda da… Ama bu günler de geçecek. Biraz tasarruflu olup dişimizi sıkarsak daha iyi olacak. Paniğe kapılıp rahatsızlık geçirmeye gerek yok. Stokçuluk var, zaten zenginler öyle zengin oluyor. 1 TL olan ürün şimdi 10 TL oldu. Böyle giderse zenginler daha zengin olacak, bizim gibi orta halli insanlar da fakir olacak.

Sevil Zehirok:


Üçüncü kez borçlandık. Zaten marketlerde her şey çok pahalı. Ne yapacağımızı bilmiyorum. Bir şeyler yapılması lazım, marketlerde denetim yok. Bütün marketler farklı farklı fiyatlarda satış yapıyor. Bu zamlar konusunda söyleyecek bir şey bulamıyorum.

Kübra Pünük:


Kolay geçinemiyoruz. Döviz yüzünden geçimimiz daha da zorlaşıyor. 100 TL’yle düne kadar envai çeşitte ürün alabiliyorduk, şimdi sadece bir ürün alabiliyoruz, dolayısıyla geçim zorlaşıyor. Kreşlerin fiyatlarında da aynı şekilde yükselme oldu. Bira sütten daha ucuz, çocuklara ne içireceğiz, bilmiyorum. Çocukların aldığı şu çikolata bile şu an yüzde yüz zamlı bir şekilde satılıyor. Bir çikolata daha önce 50 kuruş iken şimdi 2 buçuk TL’den aşağıya çikolata yok. Ekmeğe de zam geldi. Sağlığımızı düşünmek için kepekli ekmek almak istesek 15 TL’den aşağı ekmek bulamayacağız. Ekmeksiz de yemek yenmiyor. Yılbaşı için hindiden vazgeçtik artık tavuğa bile bakamıyoruz. Alkoller bile pahalı bence.

Nurgül Ursavaş:


Yoksulluk sınırında yaşıyoruz. Balık, tavuk, et artık lükse giriyor, artık göremiyoruz. Yumurta da alamıyoruz. Kahvaltıda bir şey yiyemiyoruz. Neye elimizi atsak ateş pahası. Birisini buluyorsak diğerini bulamıyoruz. Pazarlar da artık çok pahalı. Pazarlar eskiden alım gücü daha düşük olan kişilerin uğradığı yerlerdi şimdi kimse istediği gibi Pazar alışverişi yapamıyor. Pazarda kıyafet almak bile imkansızlaştı. Çocuklarına alsan kendine alamayacaksın, kendine alsan çocukların öyle kalacak. Bu durumda yılbaşı kutlaması mümkün değil. Hiçbir şeye yetişemiyoruz, ekonomi sıfır.

Candan Öztürk:


Hayatın çok pahalı olduğunu ve alım gücünün çok düştüğünü söyleyebiliriz. Enflasyona yenik düştük. Vatandaşlarımızın büyük bir kısmı açlık oranının altında yaşıyor. İnsanların rahat bir şekilde geçinmesi mümkün değil. Bu nedenle düzenlemelerin en hızlı şekilde yapılması lazım. Pandemi, sadece ülkemizi değil, tüm dünyayı etkileyen bir durum. Bizler açlık sınırının altında yaşayan insanlar olarak sağlıklı beslenmeyi geçin, karnımızı doyurmakta zorluk yaşıyoruz. Yılbaşı kutlamalarının insanların tüketime teşvik edilmesi için yaratılmış kapitalizmin oyunları olduğunu düşünüyorum. İnsanlar karnını doyurmak, çocuklarının açığını kapatma derdinde.

Tayfur Sözer:


Allah sonumuzu hayır etsin. Her şeye zam gelmiş durumda. Aldığımız asgari ücretin yüzde 80’i gidiyor. Sigara, yemek, ekmek her şey zamlandı. Şu an en ucuz ekmek 4.5-5 TL. Bu adada işimiz artık çok zorlaştı. Dışarıdan bir dürüm yemeğe kalktığımız zaman 32-33 TL tutuyor, içinde de sadece biraz et, biraz marul koyuyorlar. Şimdi iş yerinden çıkıp yemek için bir şeyler almaya geldim çünkü dışarıdan hazır yemek alamıyorum. Bir ekmek, bir peynir, birkaç domates alsam yine 25-30 TL para tutacak. Bu alacaklarım sadece bir kişilik öğün için bu kadar tutacak. Ailesi olan ne yapacak siz düşünün. Ayçiçeği yağı çeyrek altın gibi bir şey oldu tavan yaptı. Zeytinyağı daha da pahalı. Aç kaldık yani.

Radiye Doratlı:


Ben emekli öğretmenim görüyorum ki ekonomimiz çok kötü durumda. Kasaya gidince gördüğümüz çok şey var. Vatandaşın kartları boş çıkıyor, hesabı ödeyeceği anda aldıklarının yarısını kasada bırakmak zorunda kalıyorlar. Kıbrıs Türk toplumu çok kötü durumda. Özellikle son yapılan zamlarda tüp gazın 180 TL’ye çıkması, süte zamlar yapılması insanları daha da zor duruma düşürdü. Bir aile yıkanmak için tüp gaz kullanıyorsa, tüp gaz 15-20 gün gideceği için 2 tane alması lazım, ısınmak için gaz sobası varsa 2 tane oraya, 1 tane de mutfak ocağına alması lazım. 5 tüp gaz eder. Bir ev 5 tüp gaz kullanıyorsa bu 1000 TL’ye eşittir. Asgari ücretin 1000 TL’ sini tüp gaza verdiğini düşünün. Artık çok şeyden kısmamız gerekecek. Özellikle özel okulda çocuk okutan aileler çok zorlanacak. Yeni yılda çekirdek ailemizle evlerimizde oturacağız. Hindi yerine tavuk alacak çok aile tanıyorum. Gerçi artık tavuğa da zam geldi, bir küçük tavuk 50 TL ediyor. Ne yazık ki evine et girmeyen çok aile var. Çocukları için temel gıda maddelerini alamayan ebeveynler var. Böyle olunca hastalık baş gösteriyor. Bu kez doktor parası veremiyorlar.

Görtap Çakır:


Alım gücümüz çok düştü, geçinmek gerçekten çok zor hale geldi. Bir an önce bir çözüm bulunması lazım. Trajikomik bir durumdayız. Kira vermiyorum ama sadece mutfağa çalışıyoruz. Giderlerimiz gelirlerimizden çok daha fazla, zaten çıkmaza girmemizin sebebi de bu. İster istemez her şeyden kısmak zorundayız. Sınırda bir yaşam yani ve bunu çocuklarımıza anlatmak daha zor. Eskiden toplu alışveriş yapardık şimdi listeyle çıkıp listeye bağlı kalmaya çalışıyoruz. En ucuz hangi marketteyse onu seçmeye çalışıyoruz. Sürekli kıyaslama yapıyoruz. İşverenlere, market sahiplerine de zor. Onlar da aldıkları ürünü daha pahalıya satmak zorunda ama bizler de ucuz olana yönelmek zorundayız. Yeni yıl heyecanımız bu yıl yok. Pandemiden dolayı son birkaç yıldır zaten böyle geçiyordu bu yıl daha da kötü. Özellikle bu dönemde yeni yıl havasını hiç hissetmiyoruz.

Sezgin Güçlü:


Hepimiz bu pahalılığa karşıyız, özellikle düşük maaşlılar, asgari ücretliler. Biz yine idare ediyoruz. Hükümet hiçbir adım atmıyor, her şey ortada, bu işin sonu ne olacak? Bir an önce düşük gelirli vatandaşlarımız için bir çare bulunması gerekiyor. Her şeyden vazgeçeriz de çocuklarımızın beyin ve bedensel gelişimi için gıdayı ihmal edemeyiz. Mutlaka iyi beslenmeleri lazım. Her şeyden kesip yeni yıl kutlaması planlayan oluyor ama eskisi kadar değil. Biz her şeyden elimizi ayağımızı kestik, gıdamıza dikkat ediyoruz. Büyük boyutlu mangallar, büyük boyutlu partiler çok zor artık. Artık sadece maaşımız ay sonuna kadar yetişsin diye uğraşıyoruz.

Ramazan Demirtaş:


Millet perişan, her şey darmadağın. Bir uyandık benzin 10 TL, diğer gün uyandık 11 TL. Bunu düzeltmek bir çözüm sunmak devletin işi, halk ne yapsın. Benim okula giden 3 çocuğum var. Her bir çocuğuma günlük 20 TL harçlık versem 60 TL para ediyor. Bunun yanında ekstralar da çıkıyor hiçbir şey yapmasak günlük 100 TL uçup gidiyor. Evin masrafları da var. Kira, faturaya girmiyorum bile. Eskiden insanlar izne ayrılıp on beş gün kafamı dinleyim derdi, şu anda bu bitti. Aksine ekstra iş arayışına girdik. Ailemize zaman ayıramıyoruz artık. Gözümüzü açıp işe gidiyoruz. Akşam gelip uyuyacağız, sabah uyanıp işe gideceğiz. Böyle yapmazsak ne yapacağız gidip hırsızlık mı yapalım? Mecbur çalışacağız, direneceğiz ki çoluk çocuğumuza bakalım. Yeni yıl hevesimiz kalmadı. Benim yeni yılda ailemle eğlenmeye gidecek durumum yok, bu bizim için imkansız.

Süleyman Taşker:


Zamlar Türkiye’ye göre oluyor. Biz de Türkiye’ye bağımlı olduğumuz için bizi de etkiliyor. Çocuklarım özel okula gidiyor. Okul masrafları, giyim masrafları derken çok zorlanıyoruz. Kolay değil. 2 gün önce tüp almaya gittim, tüp yoktu. Bugün almaya geldim 40 TL zamlı fiyatıyla satın aldım. Benzin de aynı. Stokçuluk var. Tüp satışı yapan yerler, 2-3 gün kapalı olur mu? Şimdi zamlı tarife geldi diyorlar. Bu doların zammı sadece benzine, tüpe mi geliyor? Tuhaf! Artık yeni yıl heyecanımız yok, alım gücümüz eridi, artık yaşamak için çabalıyoruz. İnsanların durumunu marketler bile gösteriyor. Artık önümüzü göremiyoruz, ne olacağı belli değil. Çocukların yaş günleri oluyor, yeni yıl hediyesi istiyorlar, biz değil de çocuklar isteyince mecbur alacağız. Bir pantolon almıştık geçenlerde 216 TL’ydi. Şimdi yine gidip alacağız yeni yıl hediyesi için. Şimdi her şey iki katına çıktı.

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner75

banner88

banner110