'Ben vururuz demedim, gerekirse vurulur dedim'

banner37

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın kendisine yönelik eleştirilerine “Ayağımıza değil, beynimize kurşun sıkan, Kıbrıslı Türklerin beynine kurşun sıkan sizsiniz Sayın Cumhurbaşkanı…” ifadeleriyle yanıt verdi.

'Ben vururuz demedim, gerekirse vurulur dedim'
banner8

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, kendilerinin ortamı bozma sevdalısı olmadıklarını vurgulayarak, “Çözüm istediğimizi kanıtlayacağız diye her türlü kırmızı çizgimizi beyazlaştırma yoluna gitmek siyaset değil teslimiyettir” dedi. 

Ertuğruloğlu, siyasi misyon ve becerinin, Rum’un dediği gibi “‘sözde devlet”, “sözde hükümet” olunmadığını göstermek olduğuna vurgu yaparak, “Sözde devlet değil, özde devlet,  sözde hükümet değil özde hükümet olma misyonuyla çalışmamız gerekir. Bir duruşumuz olması gerekir, devletimize sahip çıkmamız gerekir” şeklinde konuştu.

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu bugün düzenlediği basın toplantısında, son günlerde yaptığı açıklamalar nedeniyle kendisine yönelik eleştirileri yanıtladı. 

Bakanlıkta yer alan basın toplantısında, Dışişleri Bakanlığı yetkilileri de hazır bulundu.

Ertuğruloğlu, “Biz Kıbrıs Türk halkına yıllardır yaşatılan belirsizliğin ortadan kaldırılmasına yönelik siyaset yapıyoruz” diyerek, “Beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz, doğru yolun bu olduğuna inandığımız için, kişilikli duruşun bu olduğuna inandığımız için, birilerine hoş görünme sevdasında olmadığımız ve kişiliksiz olmadığımız için bir duruş sergiliyoruz” ifadelerini kullandı.

Alışılan bir senaryoyla kendisini şaibelendirme, yıpratma, alay etme, hakaret etme, savunduğu tezleri anlamsız kılma adına çalışmalar yapıldığına işaret eden Ertuğruloğlu, New York ve Washington’da gerçekleştirilen son görüşmelerde söylediklerini, ilk defa söylemiş gibi bir hava yaratılmaya çalışılarak, fırtınalar koparıldığını kaydetti.

Bir süredir Kıbrıs konusunda sürdürülen görüşmelerin bir neticeye varamaması halinde, Kıbrıs Türk halkının önünde ne gibi seçenekler olduğu konusunu gündeme taşıdığını ifade eden Ertuğruloğlu, bu konuda 5-6 seçenek sıraladığını anımsattı. 

Bugün aylar öncesinde sıraladığı seçenekler arasında yer alan “özerk cumhuriyet ilişkisi” konusunun, sanki ilk defa dile getirilmiş gibi, bu seçeneğin tek bir seçenek olarak ortaya atılmış gibi çarpıtıldığını söyleyen Ertuğruloğlu, “Bizleri yıpratma amacıyla bir kampanya sürdürülüyor” dedi.

“Ben haddimi bilirim, ayaklarım yere basar”

Sıraladığı 5-6 seçenekten kendisinin tercihinin, KKTC’nin tanınması olduğunu vurgulayan Ertuğruloğlu, şöyle devam etti:

“Gerek KKTC’de, gerekse yabancı ülkelerde bu konuyu her gündeme getirdiğimde bunun yanlış algılanmaması gerektiğini, bu söylediklerimin hükümetin bir çalışması sonucu ortaya çıkan değerlendirmeler olmadığını, bunların tamamen benim kişisel görüşüm olduğunu hep söyledim. Bugün gündeme getirilen eleştirilerden bir tanesi, kendi kişisel görüşlerini sanki Kıbrıs Türk halkını bağlayıcıymış gibi satmaya çalıştığı yönünde görüşler var. Tümüyle reddederim. Kıbrıs Türk halkının ne tercih yapacağı, gün gele tahmin ederim bir referandumla ortaya zaten çıkacaktır. Ben haddimi bilirim, ayaklarım yere basar.” 

Bu konun tartışılması gerektiği görüşünü dile getiren Bakan Ertuğruloğlu, Rumlarla bir yeni ortaklığın Kıbrıs Türk halkının mecburiyetten tek seçeneği olmadığını her zaman dile getirdiğini, sadece bu seçeneğe yönelip kilitlenip kalmanın, Rum’un insafına terk edilmiş olma anlamına geleceğini görüşünü yineledi.

Crans-Montana’da çöken 50 yıllık Kıbrıs müzakere süreci hakkında Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın söylemlerini eleştiren Bakan Ertuğruloğlu, “Tek gidilecek yol, 50 yıllık başarısızlığı kanıtlanmış bir süreci canlı tutmakmış gibi siyaset güdenler, Kıbrıs Türkü’ne en büyük haksızlığı yapmaktadırlar, en büyük zararı vermektedirler” dedi.

“50 yıldır sürdürülen süreçle anlaşma sağlanması mümkün değildir”

Bu konuda Rum tarafından çıkan beyanatlara ve bazı siyasilerin müzakerelere dönülmesi söylemlerine değinen Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, “Hangi müzakerelere? Yeni bir şey mi var? 50 yıldır denenmiş bir süreç… Bu süreçten hiçbir beklentim olmadığını ben hiçbir zaman saklamadım. Yıllar öncesinden söyledim. 50 yıldır sürdürülen süreçle anlaşma sağlanması mümkün değildir.  İsteyen istediği kadar yalanı Kıbrıs Türkü’ne söyleyegelsin. Çok yaklaştıydık, az kaldıydı diye…” şeklinde konuştu.

“Rum bizi kendisine eşit bir halk olarak görüyor mu?” diye soran Bakan Ertuğruoğlu, Rum okullarında son dağıtılan belgelerde Kıbrıslı Türkleri 4 azınlıktan biri olarak gösterdiğini kaydetti.

“Kıbrıs Türkü’nü eşit kurucu ortak yapacak bir anlaşma sağlanması mümkün değil” 

Rum halkını yöneten liderlerin, siyasilerin, kilise ve askerin bu belgeleri dağıtan kişilerden farklı olup olmadığını soran Ertuğruloğlu, Rumlarla sürdürülen müzakere süreçleri sonunda asla ve asla Kıbrıs Türkü’nü eşit kurucu ortak yapacak bir anlaşma sağlanmasının mümkün olmadığı, bunun sürecin özüne ters olduğu görüşünü ifade etti.

Rum tarafının dünya tarafından zaten “sözde” Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tanındığına işaret eden Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, bu tanınma devam ettiği sürece Rum tarafının Kıbrıslı Türkleri ambargolar altında tutmaya devam ettiğini, Kıbrıslı Türklerin uluslararası arenada herhangi bir açılım sağlamaması için elinden geleni yaptığını, Türkiye’yi işgalci ülke diye suçlamaya devam ettiğini, istediğini elde etmiş olarak, Kıbrıs Cumhuriyeti denen devletin tamamen Rum devleti olduğunu gerçekleştirdiğini kaydetti.

Rum ve Maronitlere yapılan yardımlar

1 Ekim’den itibaren Rum ve Maronitlere güneyden BM konvoylarıyla gönderilen yardımlardan vergi alınması konusuna da açıklık getiren Bakan Tahsin Ertuğruloğlu, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın konuyla ilgili yaptığı açıklamaları eleştirdi.

Ertuğruloğlu şöyle devam etti: 

“Cumhurbaşkanı Akıncı, konuyu tamamen saptırarak, çok da samimiyetten yoksun bir şekilde ve hükümetin kendisini kaale almadığı türünden bir sitemle maalesef kamuoyunu yanıltmaya çalıştı. Siz Sayın Cumhurbaşkanı Cenevre’de Rum tarafına harita verirken hükümetinizi ne kadar saydınız. Bugün hâlâ KKTC hükümeti Sayın Cumhurbaşkanın verdiği haritayı bilmemektedir. Sayın Cumhurbaşkanı bu haritayı kimlere hazırlattı, devletin bürokratlarına hazırlattı ve devletin hükümetinin bunlardan haberi yok. Bizler de kendisine Cenevre’de ‘haritayı vermeyin’ diye talepte bulunmuş olmamıza rağmen. Bu onun karşılığı olan bir olay değildir ama Sayın Cumhurbaşkanın samimiyetsizliğini örneklemek adına bunu söylüyorum.”

Tahsin Ertuğruloğlu, 2003 yılında Kuzey ve Güney arasındaki sınır geçişlerinin serbest bırakıldığını anımsatarak, KKTC’nin ise 2003 yılından 2017 yılına kadar bu konvoyların gitmesine ses çıkarmadığını, nedenin ise devam eden müzakere süreçlerinde bu hareketin yanlış yorumlanacağı ve Türk tarafının müzakereleri sabote etmek gibi bir niyeti olduğu yönünde istismar edileceği düşüncesi olduğunu dile getirdi.

“Konu Bakanlar Kurulu’nda ele alındı” 

Crans-Montana’da süreç çöktükten sonra kendilerinin, 28 Temmuz tarihinde Bakanlıkta görüştükleri BM Genel Sekreterliği Kıbrıs Özel Temsilcisi Elizabeth Spehar’a bu konudaki kararlarını ilettiklerini anlatan Bakan Ertuğruloğlu, bunun öncesinde ise konunun Bakanlar Kurulu toplantısında ele alındığını, değerlendirildiğini kaydetti.

“Rumların ‘işgal’ edebiyatına katkı koyan bir eylem”

Bu konvoyların hiçbir şekilde gereğinin kalmadığını, Rumların “işgal” edebiyatına katkı koyan bir eylem olduğunu, Rumların Kuzey’de yaşayan Rum halkını Kıbrıs Cumhuriyeti’nin işgal altındaki topraklarında yaşayan tutsaklar politikasını körüklemek adına istismar edildiğinin Bakanlar Kurulu’nda görüşüldüğünü ifade eden Dışişleri Bakanı Ertuğruoğlu, bunun sonlandırılması, sonlandırılmayacaksa da gelecek malzemelerden gümrük talep edilmesi kararı verildiğini söyledi.

Bunların şifahen alınan kararlar ve değerlendirmeler olduğunu vurgulayan Bakan Ertuğruloğlu, bunun akabinde BM yetkililerini bakanlığa çağırarak, kararlarını aktardıklarını; BM yetkililerinin de muhtemelen konuyu Cumhurbaşkanlığı yetkililerine aktardığını, çünkü Cumhurbaşkanlığı yetkililerinin Bakanlıktan bilgi istediğini bildirdi. 

“İyi niyet göstergesi olarak süreci 1 ay erteledik”

Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, bundan sonra gelişen süreci aktararak, 23 Ağustos tarihinde ilgili BM yetkilileriyle yemek yendiğini ve yemekte konun tekrar aktarıldığını, 1 Eylül’den itibaren uygulanacak kararı ise iyi niyet göstergesi olarak, New York görüşmelerinden sonrasına, 1 Ekim’e ertelediklerini belirtti. 

New York’ta 23 Eylül’de BM Genel Sekreteri’nin Barışı Koruma Faaliyetlerinden Sorumlu yetkilisiyle yaptıkları 1 saatlik görüşmede de konun ele alındığını anlatan Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruoğlu, Rum ve Maronitler’in KKTC’de özgür şekilde yaşadığının, hiçbir şekilde mağduriyetlerinin olmadığının, gönderilen yardımlara ihtiyaçları olmadığının aktarıldığını, yapılanın “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin işgal altındaki topraklarındaki tutsak vatandaşlarına, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin sahip çıkması yardım göndermesi” gibi bir propagandaya alet edilmelerinin mümkün olmadığını, bunu asla kabul etmediklerini, bu etkinliğin durdurulmaması halinde gümrük talep edileceğinin söylendiğini anlattı.

Bütün bu süreçte Cumhurbaşkanı Akıncı ve ekibinin, konunun bilincinde olduğunu vurgulayan Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, şöyle devam etti: 

“26 Eylül’de Bakanlık olarak nota gönderilerek bu uygulama yazılı olarak UNFICYP’e bildirildi. Uygulamaya girileceği günden bir gün önce Sayın Cumhurbaşkanı sanki konuyu yeni öğrenmiş gibi Bakanlar Kurulu toplantısındaki konuya gündeme müdahale etme niyetiyle bunun BM Genel Sekreter Yardımcısı’nın 18 Ekim’de başlayacağı söylenen adaya ziyareti esnasında yapacağı temaslar sonrasına bırakılmasını talep eden bir şekilde bir müdahalesi olmuştur. Kararın yürürlüğe gireceği günden bir gün önce. Bu arada Rum tarafından konuyla ilgili beyanatlar da gündeme geldi. Bir tanesi de hodri meydan çekti; ‘Kıbrıs Cumhuriyeti, BM asla böyle bir şey ödemez, sözde hükümetin ne kadar ciddi olduğunu çarşamba günü göreceğiz’ diye beyanat çıktı. Onun siyaset anlayışıyla, Kıbrıs Türk halkını, Rum’un alay konusu yapmayacağı bir yere gitmek mümkün değildir. Sayın Cumhurbaşkanı ya reel politik denen bir olayla hiçbir şekilde tanışmış değildir, reel politikanın ne olduğunu bilmiyor. Sağa sola, hoş görünme adına beyanatlar vermekle doğru bir iş yaptığını sanıyor.”

“Mağduriyet söz konusu ise, o insanlara sahip çıkılacak”

Kuzeyde yaşayan Rum ve Maronitler’in herhangi bir mağduriyetinden haberleri olmadığını, böyle bir mağduriyet olduğunu yönde bir bilginin kendilerine gelmediğini ifade eden Bakan Ertuğruloğlu, Bakanlar Kurulu’nun bu insanların herhangi bir mağduriyet söz konusu ise bu konuda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın devreye girmesi ve o insanlara sahip çıkması yönünde karar aldığını söyledi.

“Kıbrıs Türkü’nün beynine kurşun sıkan kendisi…”

Cumhurbaşkanı Akıncı’nın, “ayağımıza kurşun sıkıyoruz” ifadelerini de eleştiren Tahsin Ertuğruloğlu, şöyle konuştu:

“Esas Kıbrıs Türk halkını zora sokan ve belki de telafisi mümkün olamayan hatalar yapan kendisinden başkası değildir. Müzakere sürecinde Kıbrıs Türkü’nün ne kadar risk altına aldığından haberi yoktur. Çözümcü olacağım diye Kıbrıs Türkünü Rum’un insafına terk edecek noktalara gittiğinin herhalde farkında değildir. Farkındaysa da yapıyor daha da kötü. Bizi ayağımıza kurşun sıkan kararlar almakla suçlayan Sayın Cumhurbaşkanı, aslında Kıbrıs Türkü’nün beynine kurşun sıkan kişinin kendisi olduğunu bilmesi gerekir.”

Bakan Ertuğruloğlu, 2006 yılındaki parlamento seçimlerinde, seçmen olmak için Güney Kıbrıs’a başvuran 78 kişiden birinin de Cumhurbaşkanı Akıncı olduğunu belirterek, bu durumu eleştirdi.

“Bu ne demektir? ‘Ben KKTC’nin varlığına inanmıyorum.  Ben Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşıyım, oradaki seçimlerde oy kullanmak istiyorum’ demektir” şeklinde konuşan Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, “Güney Kıbrıs’taki seçimlerde seçmen olma niyeti olan birinin KKTC’ye sahip çıkma diye misyonu olabilir mi? İşte o yüzden müzakerelerde bizi olabildiğince zora sokan kararlar alıp Rum tarafına fazlasıyla tavizler veren ve buna rağmen yine Rumlara bir anlaşma sağlayamayan Sayın Akıncı, bana ayağınıza kurşun sıkan bakan diye hitap edebilir mi? Sen bizim beynimize kurşun sıkıyorsun Sayın Akıncı, Kıbrıs Türkü’nün beynine kurşun sıkıyorsun” dedi. 

Rumların sözde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşunu kutladıkları 1 Ekim’de Yunanistan’dan iki F-16  uçağının uçtuğunu, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın ise buna ses çıkarmadığını ifade eden Ertuğruloğlu, bu durumu  eleştirdi, KKTC’deki törenlerde Türk Yıldızları’nın bile tören alanından geçmesini istemeyenlerin, Güney Kıbrıs’taki F-16’lara sesini çıkarmadığını savundu.

“Ortamı bozmayalım diye diye Rum’un insafına terk edilme sürecine girdik kimse farkında değil” diyen Bakan Ertuğruloğlu, şöyle konuştu: 

“Biz ortamı bozma sevdalısı değiliz. Bugün yine bir siyasi partinin başkanı ‘çözüm istediğimizi ispatlamamız’ gerekir dedi. Zihniyet buysa ve bu tür beyanatları da Rum tarafı da duyuyorsa, Rum o zaman sizinle, Kıbrıs Türkü’nü de mutlu edecek bir anlaşmaya niye ihtiyaç duysun? Niye tek başına tek başına kullandığı avantajları bizimle kullanma ihtiyacı hissetesin? Tabi ki çözüm isteyen Türk tarafıdır. Niye kendimizi ispatlama mecburiyeti hissediyoruz. 1960 Cumhuriyeti’nin bozulmasından ve ortaklıktan atılan biziz. 1963’ten beridir haklarımız çalınan biziz, bütün haklarımız inkar edilen biziz, niye biz çözüm isteyen biziz diyen birilerine kendimizi kanıtlama gereği hissediyoruz. Çözüm istediğimizi kanıtlayacağız diye her türlü kırmızı çizgimizi beyazlaştırma yoluna gitmek siyaset değil teslimiyettir. Rum’un dediği gibi ‘sözde devlet, sözde hükümet’ olmadığımızı göstermektir siyasi misyon ve beceri. Sözde devlet değil, özde devlet, sözde hükümet değil özde hükümet olma misyonuyla çalışmamız gerekir. Bir duruşumuz olması gerekir, devletimize sahip çıkmamız gerekir. Hiçbir ihtiyacı olmayan üç beş tane Rum’a, onların KKTC aleyhine propaganda malzemesi olmasını engellemeye çalışmak ayağa kurşun sıkmak değildir.”

Cumhurbaşkanı Akıncı’nın Crans-Monta sonrasında söyledikleriyle şimdi söylediklerinin çeliştiği görüşünü dile getirerek eleştiren Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, müzakereler konusunda Rum tarafından çelişki mesajları geldiğini kaydetti.

“50 YILDIR SÜREN ‘MASKARALIK’ MÜZAKERELER…”

Ertuğruloğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

banner134
“Biz Kıbrıs Türk halkına yıllardır yaşatılan belirsizliğin ortadan kaldırılmasına yönelik siyaset yapıyoruz. Beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz, doğru yolun bu olduğuna inandığımız için, kişilikli duruşun bu olduğuna inandığımız için, birilerine hoş görünme sevdasında olmadığımız ve kişiliksiz olmadığımız için bir duruş sergiliyoruz. Ben dedim ki, bunlar benim tamamen kişisel görüşlerim, ne bakanlığımı ne hükümeti bağlıyor. Ama Rumlarla müzakere seçeneğinin dışında başka ne tür seçenekler var, Kıbrıs Türklerinin önünde, bu seçeneklerin ne olduğunu kişisel değerlendirmelerim sonucu sayıyorum. Bundan rahatsız olanların, rahatsız olmaya devam etmeleri kaçınılmazdır. Çünkü asla 50 yıldır süren ‘maskaralık’ müzakerelerin tekrar canlandırılması söz konu değildir. Bundan sonra yeni şeyler konuşmamız gerekir.”

“Ben vururuz demedim, gerekirse vurulur dedim. Kararlılığımızı göstermek zorundayız”

Geçtiğimiz günlerde “Vururuz” diye yaptığı açıklamalara da değinen Ertuğruloğlu, “Ben ‘vururuz’ diye bir ifade kullanmadım. Düşünce kuruluşundaki yuvarlak masa toplantısında Kıbrıs konusunun çeşitli boyutları tartışıldı ve enerji konusu da gündeme geldi. Rumlar adına araştırma yapan şirketler, ortaklıklar gündeme geldi. Ben de asla bunlara izin verilemeyeceğini, yıllardır haklarımızı çalıp, başını almış giden Rumların bu konunun yanlarına kalmayacağını, tek başlarına bu işi başlatıp, bitiremeyeceklerini, bu konudaki kararlılığımızı ifade ettim.”

Rum’un bu konudaki politikasının, bir anlaşma olursa, petrol ve doğal gaz kaynaklarından belli bir yüzdeliğin Türklere verilmesi yönünde olduğunu ifade eden Tahsin Ertuğruloğlu, şöyle devam etti:

“Ben de buna izin verilmeyeceğini söylemeye çalışıyorum ama konu nereye geliyor. Sayın Akıncı veya beni bu konuda eleştirenler, ben de onlara soruyorum, siz olsanız Rum’ izin vermeyeceksiniz, ama Rum dinlemiyor sizin itirazlarınız devam ediyor, ne yapacaksınız? Ben vururuz demedim, gerekirse vurulur dedim. Kararlılığımızı gösterme adına. Kararlılığımızı göstermek zorundayız, bu işin şakası yoktur. Reel politika algısı olmayan insanların Kıbrıs Türk halkının bu coğrafyadaki mücadelesinde Doğu Akdeniz’in bu köşesindeki mücadelesinde,  reel politikası algısı olmayan insanların söz sahibi olması kadar Kıbrıs Türkü’nün şanssızlığı yoktur.”  

“BM müzakerelere sağladığı zeminle süreci maskaralık haline getirdi”

Ertuğruloğlu, ilk önce Kıbrıs konusundaki soruları yanıtladı.

Kıbrıslı Türklerin bütün haklarını gasp eden Rumların, federasyonda ortak olmaya niyetliymiş gibi müzakere masasına geldiğini söyleyen ve “Zekamızla alay ediyorlar” diyen Ertuğruloğlu, “Onlar zaten istediklerini aldılar. Bizi eritmek, ortadan kaldırmak, Anavatanla aramızı mesafe koyma hedefindeler” şeklinde konuştu.

Bunları müzakerelere karşı olduğu için söylemediğini de belirten Dışişleri Bakanı, “Uluslararası camia Rum tarafını devlet, Türk tarafını toplum olarak nitelendirdiği sürece federasyon görüşmesine dönmek mümkün değil” dedi

Müzakere zeminini de eleştiren Ertuğruloğlu, “BM, müzakerelere sağladığı zeminle müzakereleri maskaralık haline getirdi. En ufak şekilde başarı yok ve bizimle alay eden bir süreç” ifadelerini kullandı.

“Kıbrıs Türkünü perişan eden bu belirsizliktir”

Kıbrıs Türkü’nün bulanık değil, net vizyona ihtiyacı olduğunu kaydeden Ertuğruloğlu, “Kıbrıs Türkü’nü perişan eden bu belirsizliktir. Bu belirsizliğe, KKTC hükümetlerinin şu veya bu yanlışları da eklenince insanımız iyice bunaldı. Bu da Rum’un işe geldi. ‘Müzakereleri biraz daha uzatalım, nasıl olsa bu Türkler çökecek, Türkiye’den kopacak, isteklerimizi kabul edecek’ politikasından başka bir şey değildir yaptıkları. Hep yalan” diye konuştu.

 “Uluslararası camia için kolay olan aynı masala devam etmek”

Bakan Ertuğruloğlu, şöyle devam etti:

“Uluslararası camiaya da ilettim. ‘Çözüm için yeni parametreleri sizinle belirlemek istiyoruz, buna açıksanız diyalog kuralım’ dedim. ‘50 yıllık parametrelere devam, aldatmacaya devam’ derseniz de yeni süreci tek taraflı olarak Anavatanla birlikte belirleyeceğiz’ dedim. Uluslararası camia için kolay olan aynı masala devam etmek. Çünkü onlar bedel ödemiyor. Rum da bedel ödemiyor. Bu durumdan zara gören Anavatan ve biziz.”

Bir soru üzerine Ertuğruloğlu, “Anavatandaki yetkililerle konuşacaklarımız varsa, bunu aile içinde konuşuruz. Biz Anavatanı yabancı ülke olarak görmüyoruz. Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun beyanatı bizimkinden farklı değil” diye konuştu.

“Çözüm karşıtı olmakla suçlanıyoruz”

Tahsin Ertuğruloğlu, şunları ekledi:

 “Çözüm karşıtı olmakla suçlanıyoruz. Oysa Rum tarafının tarif ettiği Kıbrıs sorunu ile bizim tarif ettiğimiz Kıbrıs sorunu farklıdır. Aynı sorunu çözmeye çalışmıyoruz. Biz, Rumların tarif ettiği çözüme karşıyız.”

“Sizlerden övgü gelmeye başlarsa üzüleceğim”

“Bazı çevreler Kıbrıs Türküne yıllardır eziyet çektiren, Kıbrıslı Türklerin ambargolar altında ezilmesine neden olan Rumlara el peçe divan” diyen Ertuğruloğlu, şöyle devam etti:

“İç siyaset yapacağız diye kendi kendimizi ayağımızdan vuran biziz. ‘Çözümcüyüz, çağdaş politikacıyız’ diyenlerden Kıbrıs Türk halkına ne fayda geldi? Ambargolar mı kalktı? Ne oldu?  Zararınızdan başka bir şeyiniz yok. Bana istediğiniz kadar hakaret edin, sövün. Demek ki ben doğru yoldayım. Sizlerden övgü gelmeye başlarsa üzüleceğim.”

“ELEŞTİRMEK VE HAKARET ETMEK ARASINDAKİ FARKI BİLMİYORLAR...”

Ertuğruloğlu, bazı çevrelerin eleştirmek ve hakaret etmek arasındaki farkı bilmediğini söyleyerek, “Siz KKTC’nin varlığını hazmedemeyebilirsiniz, bu sizin sorununuz. Bu size bize hakaret etme hakkı vermez” dedi.

KKTC’de ulusal çıkar ve menfaat kavramlarının henüz oluşmadığını da kaydeden Tahsin Ertuğruloğlu, “En büyük zaafımız bu. Rumlar müzakere masasında da uluslararası platformda da bunu tepe tepe kullandı. Bu yüzden birbirimizi hırpalamaktan vazgeçelim. Kıbrıslı Türkler, uzlaşı ortamında yaşamak istiyor” şeklinde konuştu.

“Sen kimsin?”

Konuşmasında, Güney Kıbrıs’ın BM Daimi Temsilcisinin BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e bir şikayet mektubu gönderdiğini söyleyen, bunu “terbiyesizlik” diye nitelendiren Ertuğruloğlu, “Bizim adımıza Anavatanı Genel Sekretere şikayet ediyor. Sen kimsin? Kıbrıs Türkü’nün çıkarını sen mi koruyacaksın? Bu kişi, haddini bilmiyor ama ona ses çıkaran yok. Biz ses çıkardığımızda ortalık karışıyor. Eleştiriler yağmur oluyor. Bravo, güzel, böyle devam edin” ifadelerini kullandı.

“Biz KKTC’de güllük gülistanlık yaşıyoruz da tek sorun Rumların ibadeti mi?”

Ayinlerle ilgili soruyu da yanıtlayan Bakan Ertuğruloğlu, 2015’te 128 ayin talebi geldiğini, 96’sının yapılığını, 32’sine olumsuz yanıt verildiğini, 20 yeni kilisede ilk kez ayin yapıldığını söyledi.

2016 yılıyla ilgili de bilgi veren Dışişleri Bakanı, 163 talebin, 109’una olumlu, 54’üne olumsuz yanıt verildiğini, 5 yeni kilisede ayin yapıldığını aktardı.

2017’de, bu güne kadar 107 talep geldiğini, taleplerden 68’ine olumlu, 39’una olumsuz yanıt verildiğini söyleyen Ertuğruloğlu, şöyle devam etti:

“Sanki, biz KKTC’de güllük gülistanlık yaşıyoruz da tek sorun Rumların ibadeti. Öyle bir ortam yaratıyorsunuz ki sanki ben bakan olmadan önce hiçbir talep reddedilmedi, ben bakan olunca reddedildi.  Bu doğru değil. Rum her istediği kilisede her istediği zaman ayin mi yapsın? Bizden istenen bu mu? Burası Rum devleti değil, burası KKTC’dir. Burada Kıbrıs Türk insanı, devleti ve hükümeti var. Kriterlerimiz var. İyi niyetle izin verebileceğimiz taleplere izin veriyoruz. 3 kilisede ayini serbest bıraktık. Daha ne istiyorsunuz? Bizim haklarımıza Güney’de böyle sahip çıkan bir devlet mi var?”

“Türkiye kimin arkasında?” Sorusu

“Türkiye kimin arkasında? Sizin mi, Sayın Akıncı’nın mı?” sorusu üzerine Ertuğruloğlu, şunu söyledi:

“Anavatan adamcılık yapmaz. ‘Şu kişinin arkasındayım, bu kişinin arkasındayım’ noktasına gelmez.  Biz anlaşmaya Anavatanla gideceğiz.”

“Eğer Kıbrıs Cumhuriyeti’ne inanıyorsanız, KKTC’nin Cumhurbaşkanlığına neden geldiniz?”

 “Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportları ve kimlik kartlarıyla” ilgili bir soru üzerine ise Bakan Ertuğruloğlu şöyle dedi:

“Kimlik ve pasaport alımı ‘şu yasaya aykırı’ diye bir iddiamız yok. 88 bin kişi kimlik ve pasaport aldı. Almaya da devam edecek. Bana yaptıkları gibi, her platformumda kimlik ve pasaport propagandası yapıyorlar. Anastasiadis’e de söyledim, ‘Kimlik ve pasaportları size olan bağlılıkları için değil, kişisel avantaj için yapıyorlar’ dedim.

Sayın Cumhurbaşkanına gelince.  Yıllar önce Rum tarafında seçmen olmak istemesi de siyasi dünyasının ne olduğunu gösteriyor. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin varlığına inanıyorsanız gidip orada seçmen olmak istiyorsanız, KKTC diye bir devlet olamaz. Yani hem KKTC hem Kıbrıs Cumhuriyeti olmaz. Benim üzeride durduğum nokta buydu. Eğer Kıbrıs Cumhuriyeti’ne inanıyorsanız, KKTC’nin Cumhurbaşkanlığına neden geldiniz?”

“Akıncı,  oyları siyasi vizyonu için almadı”

Ertuğruloğlu,  Akıncı’nın Cumhurbaşkanı seçilmesi konusuna da değinerek, “ ‘Sorunu çözeceğim’ sözünü vererek geldi. ‘Yüzde 60 oy aldım’ diyor. Bu oyları siyasi vizyonunu desteklemek adına verilen oylar değildi. Bunu herkes de kendi de biliyor. Oyları, başka nedenlerle aldığını biliyor. Bağlı bulunduğu siyasi parti hayatında böyle oranda oy almadı” ifadelerini kullandı.

“Bizim derdimiz gümrük parası almak değil”

Güney’den gelen erzaklara gümrük alınması konusundaki soruları da yanıtlayan Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, “Bu konuyu özünden uzaklaştırıyorlar.  Bizim derdimiz gümrük parası almak değil. Rumların ‘işgal altında yaşayan tutsak vatandaşlarımıza yardım ediyoruz’ politikasına son vermektir. Bu insanların, bu siyasi propagandaya alet edilmesine izin vermeyeceğiz” diye konuştu.

“Bizim bu kararımıza itiraz edenler, KKTC, Kıbrıs cumhuriyetinin işgal altındaki toprağı mı, çıksın, onu söylesin”

Ertuğruloğlu, buna propagandaya son vermeye çalıştıkları için kötü gösterildiklerini de kaydederek, şöyle devam etti:

“Bugün kuzeyde yaşayan Rumlar ve Maronitler serbestçe Güneye gidip geliyor. Kendi mallarında çalışıyor, gelirlerini kazanıyor. Akrabaları, arkadaşları Güneyden gelip onları ziyaret edebiliyor. Herhangi bir yardım malzemesine ihtiyaçları da yoktur. Eğer varsa da biz KKTC hükümeti olarak, onlara sahip çıkmaya varız. Bu kararlığı ortaya koyduk. ‘Yapacak başka işiniz mi kalmadı, sanki kendi insanınızdan vergi topluyorsanız da.... oradan gelecek 3-5 kuruşa mı ihtiyacınız var’ gibi eleştirilerle konuyu özünden uzaklaşıyorlar.”

Dışişleri Bakanı, “Bizim bu kararımıza itiraz edenler, KKTC, Kıbrıs Cumhuriyetinin işgal altındaki toprağı mı, çıksın, onu söylesin” diye konuştu.

“Ankara’dan bir makam ‘bu açıklamalardan vazgeç, ya da konuşmakla iyi ediyorsun’ diye bir görüş iletmedi”

Son günlerde ve basın toplantısında dillendirdiği görüşler konusunda Ankara ile istişaresi olup olmadığının sorulması üzerine Ertuğruloğlu, “Bir ülkenin Dışişleri Bakanı kendi keyfine göre mi konuşur? Rumlarla müzakerenin Kıbrıs Türklerin önünde tek seçenek olmadığı, alternatif çözümlerin gündeme gelmesi kişisel görüşüm. Çok merak ediyorsanız Ankara’dan bir makam ‘bu açıklamalardan vazgeç, ya da konuşmakla iyi ediyorsun’ diye bir görüş iletmedi. Ankara’yı rahatsız etmek en son yapmak istediğimiz şeydir” dedi.

Güncelleme Tarihi: 06 Ekim 2017, 16:32
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75