Bir vekil seçmek için tüm halkı sandığa götürmek doğru olmaz

banner37

Ersin Tatar’ın Cumhurbaşkanı seçilmesiyle Cumhuriyet Meclisi’nde boşalan bir koltuğun doldurulması için  yasal süre iyice daraldı. UBP Genel Sekreteri Oğuzhan Hasipoğlu, konuyla ilgili KIBRIS’a konuştu:

Bir vekil seçmek için tüm halkı  sandığa götürmek doğru olmaz
banner90
banner8

Ceren ÖZBİL

“ARA SEÇİMİN MALİYETİ 10 MİLYON TL ”… UBP Genel Sekreteri Oğuzhan Hasipoğlu, milletvekilliği ara seçimine gitmek yerine erken genel seçime gitmenin daha doğru olacağını, tek bir vekil için ara seçime gitmenin 10 milyon TL civarında maliyet yaratacağını belirtti. Hasipoğlu, “Ada genelinde tek bir vekil seçilecek. Bu, şu an yaşadığımız süreçte çok sağlıklı değildir. Demokrasi ve yasalar, bizim için önemlidir ancak pandemiden dolayı Cumhurbaşkanlığı Seçimi’ni bile ertelemiştik. Bu nedenle tek bir vekil seçmek için bütün adayı sandığa toplayacağımıza, bizim düşüncemiz, oturalım mecliste, erken seçim tarihini belirleyelim” dedi

banner134
“FEDERASYON ARTIK TÜKETİLMİŞ BİR SÜREÇ”… Oğuzhan Hasipoğlu, Kıbrıs sorunuyla ilgili Cenevre’de yapılacak gayriresmi 5+1 konferansa da değinerek, yıllarca süren Kıbrıs müzakerelerinde hep federasyon görüşüldüğüne dikkat çekti ve 1977-1979 doruk anlaşmalarından itibaren, Annan Planı öncesi ve sonrası görüşmelerde de hep federasyon konuşulduğunu ifade etti. Hasipoğlu, federasyonun artık tüketilmiş bir süreç olduğunu düşündüklerini belirtti

Ulusal Birlik Partisi’nin (UBP) cumartesi gerçekleştirilen kurultayında genel sekreter seçilen Oğuzhan Hasipoğlu, Ersin Tatar’ın Cumhurbaşkanı seçilmesiyle Cumhuriyet Meclisi’nde boşalan bir koltuğun doldurulması için ara seçime gitmek yerine erken seçime gitmenin daha doğru olacağını söyledi.

KIBRIS’a konuşan Hasipoğlu, “UBP Kurultayı ne zaman yapılacak”, “Erken seçim mi, ara seçim mi” ve “Cenevre’de yapılacak Kıbrıs görüşmeleri” konularında değerlendirmelerde bulundu. 

Hasipoğlu, Seçim ve Halk Oylaması Yasası’na göre UBP’nin en geç ekim ayı içerisinde olağan kurultayını yapması gerektiğini söyledi ve net tarihi, partinin en yetkili organı olan parti meclisinin kararlaştıracağını ifade etti.

Oğuzhan Hasipoğlu ayrıca, Cumhuriyet Meclisi’nden Ersin Tatar’ın Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından boşalan koltuğa yeni bir vekil gelmesi için ara seçim yapmak yerine erken genel seçime gidilmesini daha doğru bulduğunu söyledi ve tek bir vekil seçmek için gidilecek ara seçimin 10 milyon TL civarında maliyeti olacağını kaydetti.

“En geç ekim ayında

kurultayı yapmamız lazım”

UBP Genel Sekreteri Oğuzhan Hasipoğlu, kurultay yapılmasının şart olduğuna işaret ederek,  yapılacak kurultayın da olağan kurultay olduğunun altını çizdi; şöyle konuştu:

“Kurultay yapmamız kaçınılmazdır.

Seçim ve Halk Oylaması Yasası, bize, bunu emreder. Bu nedenle de en geç ekim ayı, bizim için nihai bir tarihtir.

Ancak hangi tarihte yapılacağına parti meclisi karar verecek. Partinin en üst karar organı parti meclisidir.

Bu nedenle kısa bir süre içerisinde parti meclisini toplayıp, kurultay tarihini belirlemeliyiz.

Çünkü yapılacak kurultay, olağan kurultaydır. Olağan kurultay olduğu için de öncesinde yapmamız gereken çalışmalar olacaktır, örgüt seçimleri olacaktır.

Yani yönetim organlarını belirleyip, ilçe başkanlarını seçmemiz gerekecek. En son seçeceğimiz ise parti genel başkanı ve parti meclisi olacak. 

Bütün bunları organize edecek olan genel sekreterdir.

Benim önümde tanımlanmış, süreci de belli olan bir takvim var.

Bunun organizasyonunu yapacağız”.

“Net bir tarih yok”

Kurultay için henüz netleşmiş bir tarih olmadığını söyleyen Hasiopoğlu, ancak en geç ekim ayında kurultayı yapmaları gerektiğini yineledi ve bu konudaki kararı da parti meclisinin vereceğini kaydetti.

Hasipoğlu, “Bu, erken seçim tarihinin ne zaman olacağıyla da bağlantılıdır. Örneğin koalisyon programında erken seçim tarihi ekim yazmaktadır. Bu gerçekleşecek mi, yoksa, daha sonraya mı alınacak, bu önemlidir. Buna da hükümet ortakları karar verecektir” dedi. 

“Tek bir vekil için seçime

gitmenin maliyeti 10 milyon TL”

Tek bir vekil için seçim yapılmasının pandemi döneminde güç olduğunu ve bu seçimin de en az 10 milyon TL’lik bir maliyeti olacağından söz eden Hasipoğlu, şöyle devam etti:

“Ada genelinde tek bir vekil seçilecek.

Bu, şu an yaşadığımız süreçte çok sağlıklı değildir.

Tabi ki demokrasi ve yasalar bizim için önemlidir ancak, biz, pandemiden dolayı Cumhurbaşkanlığı Seçimi’ni bile ertelemiştik.

Bu nedenle tek bir vekil seçmek için bütün adayı sandığa toplayacağımıza, bizim düşüncemiz, oturalım mecliste, erken seçim tarihini belirleyelim ve Seçim ve Halk Oylaması Yasası’nda yapmak istediğimiz değişiklikleri yapalım”.

“Kıbrıs Rum tarafı ne kadar

egemense, biz de o kadar egemeniz ve eşitiz”

Cenevre’de yapılacak 5+1 konferansa da değinen Hasipoğlu, bu görüşmenin çok önemli olduğunu söyledi ve şunları kaydetti:

“27-29 Nisan’da Cenevre’ye gidiliyor.

Bu gayriresmi, 5+1 şeklinde bir toplantıdır ve Guterres’in bize gönderdiği davet mektubunda, her iki taraf esnek olsun, yapıcı olsun ve yeni şeyler söylesin var. Yani bu sefer farklı olmalı diyor.

Bu sefer farklı olmalı ifadesi, bizim için önemlidir, çünkü biz, farklı şeyleri söyleyeceğiz.

Federasyon görüşmelerine kaldığı yerden devam etmek için gitmiyoruz.

Görüşmelere, Crans Montana’da kaldığı yerden devam edeceğiz. 

Burada esas bizim üzerinde durduğumuz nokta, Kıbrıs Türk halkının ada üzerindeki egemenliğidir.

Kıbrıs Rum tarafı ne kadar egemense, biz de o kadar egemeniz.

Bu, Kıbrıs meselesinin özünde olan bir hakkımızdır.

İngiliz, bu adayı devrederken, sadece Kıbrıslı Rumlara devretmedi. 1960 Ortaklık Cumhuriyeti bu şekilde kuruldu.

Dolayısıyla Kıbrıs Rum tarafı ne kadar egemense, biz de o kadar egemeniz ve eşitiz.

Federasyonun olmamasının nedeni ise Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin bu adanın yönetimini ve ada etrafındaki zenginliği bizimle paylaşmamasıdır.

Federasyon yönetim biçimleri paylaşım üzerinedir. Paylaşım üzerine olan bir yönetimde, bir paylaşma sıkıntısı varsa, o zaman biz de “iki ayrı devlet temelinde bu müzakerelere başlayalım, işbirliğimizi nasıl geliştirebiliriz buna bakalım, daha sonra süreç içerisinde her şey yolunda giderse, daha farklı yönetim biçimlerini tabi ki konuşabiliriz” diyoruz.

Şu aşamada başlangıç noktamız, egemen eşitlik temelinde, uluslararası statüde bir müzakere anlayışıdır.

Bunun her iki tarafa da faydası olacağı düşüncesindeyiz.

Güney Kıbrıs Rum Yönetim için de, bizim için de kazanım olur.

Yıllardır çözülmemiş bir Kıbrıs meselesinin iki tarafa da bir faydası yoktur.

Rum tarafı bu statükodan memnundur. Ancak biz bundan memnun değiliz. Şu anki statükonun kabul edilebilir olduğunu düşünmüyoruz. Ama şu andaki statükoda, iki taraf müzakere masasında toplum lideri olarak algılanıyor, daha sonra müzakere masasından kalkılınca biri tanınmış devlet başkanı, diğeri toplum lideri olarak kalması doğru bir müzakere zemini değildir.

Yıllarca Rum Yönetimi bu statükodan beslendi ve menfaat sağladı ama gelin görün ki bu çözüme olan ihtiyacı onların da hissetmesi gerekir.

Bu çözüme ihtiyacı onların da görmesi gerekir ve bu onların da faydasına olacaktır.

Doğu Akdeniz’deki gerilim ve kriz ortadan kalkacaktır.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, 80 milyonluk Türkiye pazarına açılmış olacak. Yani bizim açımızdan faydaları olacağı gibi onlar açısından da faydaları var.

Dünyada federasyon anlamında tek bir ülke yoktur anayasasında tek egemenlik yazsın. Yani tek egemenlik diye ifade edilen federasyon anlayışı zaten olmamıştır. Biz bu şekilde tek egemenliği kabul etmiyoruz.Gerçekten adada var olan iki egemenliği biz kabul ediyoruz, bunun eşit olması gerektiğini düşünüyoruz”.

“Federasyon artık tüketilmiş bir süreç”

Yıllarca süren Kıbrıs müzakerelerinde hep federasyon görüşüldüğüne dikkat çeken Oğuzhan Hasipoğlu, 1977-1979 doruk anlaşmalarından itibaren, Annan Planı öncesi, sonrası, daha sonra Talat-Hristofyas görüşmelerinde,  Eroğlu-Hristofyas görüşmelerinde, Eroğlu-Anastasiadis görüşmelerinde ve daha sonrada Akıncı-Anastasiadis görüşmelerinde de hep federasyon konuşulduğunu ifade etti.

Hasipoğlu, bunun, yani federasyonun artık tüketilmiş bir süreç olduğunu düşündüklerini ifade ederek, şöyle dedi:

“Bu da Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin federasyonun genel felsefesi olan paylaşım ve iki tarafın eşitliği ilkesi noktasında sıkıntısı olmasından kaynaklanıyor.

Biz de o zaman “yan yana yaşayan iki devlet temelinden ortaya çıkalım” diyoruz.

Belki de Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin yıllardır bize söyleyemediği herkesin kendi topraklarında egemen olacağı bir model üzerinden görüşmelere başlarsak daha sağlık bir zemin teşkil edeceği noktasında bir düşüncemiz var.

Yıllarca görüştük, federasyon olmadı. Şimdi aynı şeyleri görüşüp de aynı hayal kırıklıklarını halkımıza yaşatmak istemiyoruz”.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75