Bizi hedeflere götürecek olan yegane unsur bilimdir

banner37

Ülkedeki ‘Bilim Merkezi’ eksikliğine dikkat çekmek ve farkındalık oluşturmak için sosyal medya üzerinden girişim başlatan Yrd. Doç. Dr. İlker İpekdal, merkezin önemine işaret etti

banner87
Bizi hedeflere götürecek olan yegane unsur bilimdir
banner90
banner99

“TOPLUMLARIN İMDADINA KOŞAR”… Ülkemiz gençlerinin, kendi becerilerinin farkında olsalar bile, ürüne çevirme sıkıntısı yaşadıklarını vurgulayan İpekdal, ‘Bilim Merkezleri’nin bu anlamda, toplumların imdadına koşan merkezler olduğunu kaydetti. İpekdal, bu merkezlerin bünyelerinde kurulmuş bilimsel sergilerle ve materyallerle, buraları gezenlerin akıllarında soru işaretleri uyandırıp, gençlerin sebep sonuç ilişkilerini deneylerle, örneklerle bire bir görme şansı yakalamalarını sağladığının altını çizdi.

“ÜLKEMİZDE YOLUNU ŞAŞIRMIŞ GENÇLERİMİZ ÇOK FAZLA”… İpekdal, “Körle yatan şaşı kalkar demiş atalarımız. Bilim ile yatıp kalkan bir gençlik, yolunu şaşırmaz. Ülkemizde, yolunu şaşırmış gençlerimiz maalesef çok fazla. Sigara, alkol ile tanışarak, madde kullanımına başlayarak, aykırılığın doğal bir unsuru gibi gösterilen kötü alışkanlıkları, neredeyse uluorta sergileyecek hale geliyorlar ve getiriliyorlar. Taze, üretken, pırıl pırıl beyinler, kendilerinin, ülkemizin, toplumumuzun geleceğine yatırım için değil, mafyanın, baronların, tacirlerin sofralarına ucuz katıklar haline getiriliyorlar. Bu yüzden gençlerimizi, bilim kalkanı ile korumaya almamız şarttır” dedi.

Erol KANLIADA

Ülkedeki ‘Bilim Merkezi’ eksikliğine dikkat çekmek ve bu konuda farkındalık oluşturmak için girişim başlatan ve bu yöndeki ilk adım olarak sosyal medya üzerinden gurup oluşturan Yrd. Doç. Dr. İlker İpekdal, ‘Bilim Merkezleri’nin ülkeler ve toplumlar için önemini anlattı.


Yrd. Doç. Dr. İlker İpekdal, KIBRIS Gazetesi’ne konuşarak, “bilim konusuna hangi öğreti ve bakış açısıyla bakarsak bakalım, toplumun adeta nefes borusu bilimdir” dedi.


Modern çağın yol göstericisinin bilim olduğunu ifade eden İpekdal, ülkemizde bilime gereken önemin verilmediğini ve bir doktor olarak hayal kırıklığı yaşadığını söyledi.


İpekdal, bilimin her ne kadar her yaş grubuna hitap etse de, konu toplumun ve ülkenin geleceğini şekillendirmek ise, bunun ancak aydın düşünen, hayal güçlerini kullanan çocuk ve gençlerimizle mümkün olabileceğini söyledi.


İpekdal, “Buradan bu vesileyle, ülkemize bilim merkezi kazandırma konusu ilgisini çeken devlet yetkililerini, iş insanlarını, girişimcileri, bir çatı altında organize olmaya davet ediyorum” dedi.


Toplumun bilime kısmen aşina olduğunu belirten İpekdal, günümüz modern teknolojisinin bizlere sundukları olanaklardan ülkemizde de yeterince yararlanabilmek, bilim ile ilgili konuları hallettiğimiz anlamına gelmediğini vurguladı.

“Toplum olarak hep beklenti içerisindeyiz”


Toplum olarak hep beklenti içerisinde bulunduğumuzu, birilerinin bir şeyler yapıp bizlere bir şey sunmasını beklediğimizi ifade eden İpekdal, bunun tam tersi olarak, kimsenin beklemeden bir şeyler yapması, üretmesi ve ülkeye katkıda bulunması gerektiğini söyledi.


Ülkemiz gençlerinin üretimden uzak olduğuna dikkat çeken İpekdal, gençlerin ayrıntılı ve alternatif düşünme sisteminden uzak olduğunu, kendi becerilerinin farkında olsalar bile, ürüne çevirme sıkıntısı yaşadıklarını belirtti.


İpekdal, Bilim Merkezleri’nin bu anlamda, toplumların imdadına koşan merkezler olduğunu, bünyelerinde kurulmuş bilimsel sergilerle ve materyallerle, buraları gezenlerin akıllarında soru işaretleri uyandırıp, gençlerin sebep sonuç ilişkilerini deneylerle, örneklerle bire bir görme şansı yakaladığının altını çizdi.


İpekdal, “Bilimsel atölyelerde, bilim konusunun izleyeni değil, bire bir yapanı olup, cesaretleniyorlar. Sonrasında bazı gençlerde bilimin gelişmesine ben de katkıda bulunabilirim fikri uyanıyor. Kimilerinin ise, adeta sinir projeler akıllarına geliyor” dedi.


İpekdal sözlerine şöyle devam etti:


“Gizli cevherler, bu şekilde keşfedilebiliyor. İşte bütün bunları düşünen, kafa patlatan bir kişinin kötü alışkanlıklarla tanışma riski de oldukça azalır. Körle yatan şaşı kalkar demiş atalarımız. Bilim ile yatıp kalkan bir gençlik, yolunu şaşırmaz.


Ülkemizde, yolunu şaşırmış gençlerimiz maalesef çok fazla. Sigara, alkol ile tanışarak, madde kullanımına başlayarak, aykırılığın doğal bir unsuru gibi gösterilen kötü alışkanlıkları, neredeyse uluorta sergileyecek hale geliyorlar ve getiriliyorlar.


Taze, üretken, pırıl pırıl beyinler, kendilerinin, ülkemizin, toplumumuzun geleceğine yatırım için değil, mafyanın, baronların, tacirlerin sofralarına ucuz katıklar haline getiriliyorlar. Bu yüzden gençlerimizi, bilim kalkanı ile korumaya almamız şarttır.”

“Bilim merkezi kurulması hem zor, hem de kolay”


Ülkemize bilim merkezi kazandırmanın ve kurmanın hem zor hem de kolay bir konu olduğunu belirten İpekdal, temelde, bir arazi, bina ve içerisini dolduracak bilimsel materyallere ihtiyaç olduğunu söyledi.


Bugün bunların hepsini temin etmenin kolay olduğunu vurgulayan İpekdal, merkezin gerçek organizmasının, bilim merkezinin personelinin olması gerektiğini vurguladı.


İpekdal, bilim merkezi personelinin yetiştirilmesinin zor olmadığını, ülkemizde bu konuda gizli cevherlerin bulunduğunu, fakat bu cevherlerin, organizasyon eksikliğinden ve ülkemizin gerçeklerinden dolayı, başka işlerde çalışmak zorunda kaldıklarının altını çizdi.


İpekdal, “Yakınımızdaki Türkiye’ye bakacak olduğumuzda, bugün sayıları 10’u geçti, en büyükleri Konya’dakidir ve TÜBİTAK, bilim merkezi yapımında yirmi milyon TL’ye kadar hibe veriyor” dedi.


Konya’da bulunan bilim merkezine, mimar ve teknik desteğin ücretsiz sağlandığına dikkat çeken İpekdal, Türkiye’deki bilim merkezlerinin ya belediyeler ya da üniversiteler sorumluluğunda faaliyet gösterdiğini söyledi.


İpekdal, ülkemizdeki üniversite sayısına baktığımız zaman bir tane bile bilim merkezinin olmadığına dikkat çekerek, aynı şekilde güneyde de bilim merkezinin bulunmadığını belirtti.


Kendisinin bu konuda güneyle iletişime geçtiğini ve bilim merkezlerinin kuruluş aşamasında olduğunu öğrendiğini kaydeden İpekdal, “Ancak her nedense Avrupa Birliği fonundan maddi destek bekledikleri için henüz hayata geçirilemedi” dedi.


İpekdal, ülkemize bilim merkezi kurulmasını istediğimiz takdirde, bunun finansmanı için farklı yöntemler denenebileceğini ve bu konuda sürpriz şirketlerden, kurumlardan, sürpriz isimlerden destekler yağabileceğini söyledi.


İpekdal sözlerine şöyle devam etti:


“Bana göre bu konu, tüm hükümetlerin programında yer almalı ve hangi hükümet gelirse gelsin, diğer partiler de buna tam destek vermelidir. Hatta bir bilim merkezi fonu kurularak finansman konusu halledilebilir.


TÜBİTAK yetkilileriyle konuştuğumda, ‘siz yeri ve binayı bulun, bizi çağırın, ücretsiz her türlü teknik desteği veririz’ dediler. Mali konuda ise, yine destek verebileceklerini, ancak, bu konunun ilk defa karşılarına getirilmesi nedeniyle, resmi yazışmalara ihtiyaç duyacaklarını belirttiler.


Özeti, yeter ki devletin, belediye ya da üniversitelerden birinin niyeti olsun, çünkü iş yola çıkmaya bakıyor.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107

banner75

banner108