“BM Güvenlik Konseyi işbirliği vurgusunu genişletmiştir”

banner37

banner87
“BM Güvenlik Konseyi işbirliği vurgusunu genişletmiştir”
banner90
banner99

Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararının Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumlar arasında işbirliğinin geliştirilmesi adına çok önemli bir irade ortay koyduğunu vurguladı
                    
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin Kıbrıs’taki Barış Gücünün görev süresinin uzatılmasıyla ilgili dün aldığı karar hakkında Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan değerlendirmede,“BM Güvenlik Konseyi bugün (Perşembe) aldığı kararla, Kıbrıs Rum liderliğinin tüm çabalarına rağmen, adada taraflar arasında işbirliğinin geliştirilmesi yönünde çok önemli bir irade ortaya koymuştur” denildi.

Açıklamada, Bakanlığın etkin ve proaktif diplomasi yoluyla yaptığı girişimler sonucunda, Ocak 2019 tarihinden itibaren tüm rapor ve kararlara giren “taraflar arası işbirliği çağrısı”, BM Güvenlik Konseyi’nin dün  aldığı kararla detaylandırıldığı ve bu çağrılara, diğer alanlar yanında, ekonomik ve ticari işbirliğinin de dahil edildiği belirtildi.

“ÇALIŞMAYA HAZIRIZ”

İçinde bulunulan konjonktürde Doğu Akdeniz Bölgesi’ndeki gelişmeler de göz önüne alındığında, karşılıklı bağımlılık ilkesiyle oluşturulacak ekonomik ve ticari işbirliğinin, iki tarafa olumlu katkılar sağlayacağı belirtilen açıklamada, “İki halk arasındaki güveni artıracak, bölge istikrarına da katkıda bulunacaktır. Bugün alınan kararla yapılan bu çağrının bir an önce hayata geçirilmesine yönelik olarak atılacak adımlar konusunda fikir geliştirmeye ve çalışmaya hazır olduğumuzu bu vesileyle duyurmak isteriz” denildi.

“TANINMA/TANINMAMA GİBİ SİYASİ POZİSYONLARIN ENGEL TEŞKİL ETMEMELİ”

BM Genel Sekreteri’nin raporu ve BM Güvenlik Konseyi’nin kararında, adanın tümünü ilgilendiren sivil, askeri, suça ilişkin ve çevrenin korunması konularında mekanizmalar aracılığıyla işbirliği çağrısı bulunduğu kaydedilen açıklamada, “Bu bağlamda, BM Güvenlik Konseyi kararıyla da onaylanan BM Genel Sekreteri’nin raporunda, bu işbirliklerinin hayata geçirilmesinde tanınma/tanınmama gibi siyasi pozisyonların engel teşkil etmemesi gerektiği bir kez daha kayda geçirilmiştir” denildi.

Açıklamada şöyle denildi: 

“Genel Sekreter ve Güvenlik Konseyi, son üç rapor ve kararda, çok önemli bir irade ortaya koyarak, 50 yılı aşkın süredir devam eden kabul edilemez statükonun ancak iki tarafın doğrudan, etkin iletişim ve işbirliği yapmalarıyla değiştirilebileceğinin de altını çizmektedir” 

“TEKLİF HALEN MASADA”

BM kararında, Güvenlik Konseyi, iki taraf ve ilgili kesimlere ada etrafında bulunan hidrokarbon kaynakları konusunda gerginlik yaratıcı, yani tek taraflı faaliyetlerden imtina etmelerine yönelik çağrı yapıldığı, esasen tarafların işbirliği yapmaları gerektiğine işaret ettiği kaydedilen açıklamada, “Bu bağlamda, halen masada olan (hidrokarborn kaynaklarıyla ilgili) Kıbrıs Türk tarafının Temmuz 2019 önerisi bahse konu çağrıyla tam uyumludur.” denildi.

“ULUSLARARASI TOPLUM CİDDİYSE RUM TARAFINI MASAYA OTURMAYA TEŞVİK ETMELİ”

İki tarafa da ait olduğu uluslararası toplum tarafından kabul edilen ada etrafındaki hidrokarbon kaynaklarına ilişkin Kıbrıs Rum liderliğinin tek yanlı ve provokatif faaliyetleri neticesinde ortaya çıkan gerilimin azaltılması ihtiyacının çok aşikar olduğu ve çözümden sonraya bırakılamayacağı kaydedilen açıklamada, “Uluslararası toplum bu konunun çözümünde samimiyse, bir an önce Kıbrıs Rum tarafını masaya oturmaya, yani diplomasi ve işbirliğine teşvik etmelidir” denildi.

“RUM TARAFININ İNSAN HAKLARI İHLALLERİ GİZLENMİŞTİR”

Son rapor döneminin, Rum tarafının, Kıbrıs Türk Halkının sesini duyurma, sanat, spor, eğitim, kültür ve benzeri alanlardaki tüm faaliyetlerini engelleme çabalarını yoğunlaştırdığı bir dönem olduğu kaydedilen açıklamada, “Uluslararası bir sınavda dünya birincisi gelmiş bir öğrencimizin ödülünü almasına izin vermeyecek kadar insan haklarını hiçe sayan bir hale bürünmüştür. Böylesine önemli bir durumu ve Rum tarafının benzeri engelleyici faaliyetlerini rapor etmeyen BM Barış Gücü, Güvenlik Konseyi’ni de bilgilendirmeyerek konunun karara da yansımasını engellemiştir. Bu tutum BM Barış Gücü’ne olan güvenimizi sarsmaktadır” ifadeleri kullanıldı.

Kararda, adadaki BM Barış Gücü’nün hareket özgürlüğüne dair paragrafta gerçeği yansıtmayan unsurların bulunduğu da kaydedilen açıklamada, “Anlaşılmaktadır ki, BM Güvenlik Konseyi ilgili unsurlar konusunda yanlış yönlendirilmiştir. Bu konuda, sahadaki gerçekler ile rapor ve kararın diğer bazı noktalarıyla ilgili itirazlarımız hem New York Temsilciliğimiz hem de Bakanlığımız aracılığıyla BM Güvenlik Konseyi de dahil ilgili tüm taraflara iletilmektedir” denildi.

“MÜZAKERELER…SÜREÇ İLERİYE DEĞİL GERİYE GİTTİ”

Kararda müzakerelere dair yer alan paragraflarda, 2015’te başlayan sürecin 2017 yılında başarısızlığa uğradığı, 2017 Temmuz ayından sonra gerçekleşen değerlendirme sürecinde ve ortak vizyon bulma çabalarında herhangi bir ilerleme olmadığı, yapılan temasların gayriresmi düzeyde gerçekleştiği ve en son atıfta bulunulan yine gayriresmi Berlin görüşmesinde de halihazırda kabul edilmiş unsurların tekrardan taraflarca kabul edildiğinin teyit edildiğinin ifade edildiği kaydedilen açıklamada, “Buradan çıkan sonuç, bu sürecin ileriye değil, geriye gittiğidir ve 2008 yılında başlayan süreçlerde kabul edilenlerin tekrar tekrar teyidinden öteye geçemediğinin açık şekilde ortaya konmasıdır” ifadeleri kullanıldı.

“MEVCUT ŞARTLARA UYGUN BİR ÇÖZÜM MODELİ KONUŞULACAKTIR”

Açıklamada, “Gelinen aşamada defaten ifade ettiğimiz üzere, müzakere edilerek bulunacak bir çözüm için ya mevcut şartlar değişecek, ya da mevcut şartlara uygun bir çözüm modeli konuşulacaktır. ‘Aynı egzersizleri yaparak farklı sonuç bekleme’ süreci statükonun muhafazası demektir. Kıbrıs Türk Halkı statükoya mahkum edilemez” denildi.

“BİRLEŞMİŞ MİLLETLER KENDİ İLKELERİYLE ÇELİŞMEKTEDİR”

“Birleşmiş Milletler’in tüm barışı koruma operasyonlarında olmazsa olmaz temel ilkelerini kayda geçiren, bu operasyonların talimatnamesinde yer alan ve BM Güvenlik Konseyi tarafından da bir kararla bu kurallara uyulması emredilen ilkeler Kıbrıs’ta yerine getirilmemektedir” ifadeleri kullanılan açıklamada, “Bu ilke, barış gücü misyonunun bir coğrafyada tesis edilebilmesi için, ihtilafın taraflarının ayrı ayrı rızasının alınmasının şart olduğu, bunun aksi durumunda ise ilgili misyonun tarafsızlığının sorgulanır hale geleceğini çok açık ifadelerle ortaya koymaktadır. Kıbrıs Türk tarafının rızasının alınması çağrısının sürekli olarak yanıtsız bırakılması kabul edilemez” denildi.

Açıklamanın son bölümünde şu ifadeler yer verildi: 
“Önümüzdeki dönemde KKTC’nin iyi niyetiyle ve hoşgörüsüyle ülkemizde faaliyetlerde bulunabilen BM Barış Gücü’nün bu tutumunda ısrarcı olmaya devam etmesi durumda iyi niyetli yaklaşımımızı gözden geçirmemiz gerekecektir.Beklentimiz, bu temel ilkenin yerine getirilmesine yönelik adımların atılması hedefiyle BM Barış Gücü’nün tarafımızla bir an önce çalışmaya başlamasıdır.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75