banner6

Bu bir ihbardır!

banner37

​​​​​​​Ormanları korumak için gerekli önlemlerin alınmamasını ve denetimin yapılmamasını fırsat bilen “doğa düşmanları” Salamis Ormanları’nı da çöplüğe dönüştürdü

Bu bir ihbardır!
banner151 banner143

Ceren ÖZBİL

Çevre Koruma Dairesi’nin, Orman Dairesi’nin, kaymakamlıkların ve belediyelerin “personel azlığı” ve “teknik donanım” eksikliğini neden göstererek ormanlarda yapmadığı denetimleri ve almadığı önlemleri fırsat bilen “doğa düşmanları” Salamis Ormanları’nı da çöplüğe çevirdi.

Ormanlarda yeterli denetim olmamasını fırsat bilen bu duyarsız kişiler, evlerindeki eski sandalye ile koltukları, tişörtleri, bavulları, bozuk klima parçalarını, eski tuvaletlerini ve birçok evsel atığı doğaya bırakıp kaçtı. Üstüne üstlük ormanlık alan içinde birçok yere de çimento dökülmesi dikkat çekti.

Konuyla ilgili KIBRIS Gazetesi’ne konuşan Yeşil Barış Hareketi Genel Sekreteri Doğan Sahir, ülkede çevreyi koruma adına yapılan denetimlerin sıfırın bile altında olduğunu söyledi ve bu durumda da artık ruh sağlığımızı bile korumakta zorlanır bir hale geldiğimizi ifade etti.

“Denetim yok”

Yeşil Barış Hareketi Genel Sekreteri Doğan Sahir, ülkede çevreyi koruma adına yapılan denetimlerin sıfırın bile altında olduğunu söyledi ve bu durumda da artık ruh sağlığımızı bile korumakta zorlanır bir hale geldiğimizi ifade etti.

Ülkenin başıboş bir ülke durumunda olduğundan söz eden Doğan Sahir, bunu fırsat bilen insanların da her yere her şeyi atma özgürlüğünü kendinde bulduğunu belirtti.

Sahir, denetim ve önlem yetersizliği nedeniyle insanların her yere her şeyi atabilmeye neredeyse teşvik edildiğini söyledi.

“İnşaat atıklarının nereye döküleceği belirtilmeli”

Doğan Sahir, beton mikserleri operatörlerinin çimentoyu ormanlara ya da yeşil alanlara boşalttığına dikkat çekti ve burada yapılması gerekenin hem denetim hem de bu alanda çalışan kişilerin eğitilmesi olduğunu ifade etti. Sahir, şu şekilde konuştu:

“Doğaya yapılan bütün müdahalelerde dozer, ekskavatör ve kamyon şoförleri hep en ön planda görünüyorlar ve çoğu zaman bu insanlar suç işlediklerinin farkında değiller. Bu noktada, bu işleri yapabilmeleri için, yaptıkları işin sorumluluklarını üstlenmelerini sağlayacak bir eğitim ve yetkilendirme sertifikası şarttır. Bu konuda ciddi bir bilgisizlik var. Yapılan faaliyetlerle ilgili olarak bu insanların nereden bir şey aldıkları ve onları nereye bırakacakları kayıt altında olmalıdır. Bir inşaattan bir atık çıkıyorsa, ilgili izinlendirme makamları neyin, nereye, ne zaman ve nasıl bırakılacağı konusunda onları bilgilendirmelidir. Ne var ki, bir inşaata izin veriliyor, ardından hiçbir şeye bakılmıyor, takip edilmiyor. Toprağın fazlasını nereye atıyorlar? İhtiyacı varsa bunu nereden alıyor? Nereye atıyor? Hiç belli değildir.”

“Geri dönüşüm olmalı”

Doğan Sahir, hiçbir şeyin bir değeri var mı yok mu diye düşünülmeden doğaya atıldığından söz etti ve bunlar arasında da koltuk, sandalye, buzdolabı gibi birçok geri dönüşümde kullanılabilecek ürünler olduğunu belirtti.

Sahir, bunların uluorta doğaya atılmasının önüne geçilmesi için geriye dönüşümün önemine işaret etti ve “Böyle bir uygulama olursa örneğin koltuğun ahşap kısmı veya diğer eşyaların çeşitli kısımları geri dönüşüm için kullanılırsa, bir nevi eşyaların doğaya atılmasının önüne geçilecek. Ancak bu ülkede kimin neyi nereden bulduğunun hesabı verilemediği için büyük bir değer bilmezlik içinde, kolaylıkla her şey her yere atılabiliyor” dedi.

“Kamera ile kontrol edilebilir”

Bir yer SİT alanı ise oraya girmenin bile izne tabi olması gerektiğini ifade eden Doğan Sahir, şu şekilde konuştu:

“Ne yazık ki bizde SİT alanlarına gidilip, beton bile dökülebiliyor. Sadece bunlar da değil. Örneğin şimdi mantar zamanı ve mantar toplanırken de o kadar bilinçsiz bir şekilde toprak eşeleniyor ki doğaya yine zarar veriliyor. Bunların önüne geçmek içinse uyarı levhaları bile yeterli olmuyor. Geçmişte en azından uyarı levhaları koyduğumuz yere çöp atılmazken, şimdi uyarı levhalarına bile aldıran olmuyor. Levhaların bulunduğu yere bile çöpler atılıyor. Denetlemek çok zor bir iş değildir... Hele, böyle özel alanlarda, girişi belli yerlerde basit bir kamera ile durumu kontrol etmek çok basit bir iştir.”

“Bir çevre komitesi kurulmalı”

Bu konuda Çevre Koruma Dairesi’ne, Orman Dairesi’ne, kaymakamlıklara, belediyelere ve Eski Eserler Dairesi’ne görev düştüğünden söz eden Doğan Sahir, ancak hepsinin topu birbirine attığını belirtti. Sahir, şu şekilde konuştu:

“Peki bunun hesabını kim sorabiliyor, hangi yasaya göre ceza verilebiliyor, çok net değil. Bu konuda yeterli yasal düzenleme yok. Elimde bir sihirli değnek olsa bu düzeni bozarım ve tekrar kurarım. Yeni kurulacak hükümetten bir Bakanlar Kurulu düzenlemesi talep edeceğiz. Normal koşullarda “bağımsız” bir çevre yönetimi olması gerekir. Siyasetin ve Bakanlar Kurulu’nun ötesinde görev yapabilen özerk bir yapı olmalıdır. Bütün yasal düzenlemeleri ile birlikte siyasilerin iki dudağı arasında görev almayan, yapacakları işlerde ve eylemlerde yetkisi olan ve bütçesi olan bir kuruluş olmalıdır. Tüm dünyada da bu böyledir. Eğer bunu yapamıyorsak, o aşamaya gelene kadar, bütün dünyada ve şimdi Türkiye’de de olduğu gibi bir “Çevre ve İklim Değişikliği Bakanlığı” kurulmalıdır. Bunları yönetecek bir sistem en azından olmalıdır.”

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104