Bu tarih, tozlu raflarda kalmamalı

banner37

Kıbrıs tarihine yakından şahitlik eden foto muhabiri Osman Rekor, 1953’ten 1974’e kadar savaş muhabirliği yaptı… 10 binlerce fotoğraf ve film arşivine sahip olan Rekor, devletin bu arşive sahip çıkmasını istiyor

Bu tarih, tozlu raflarda kalmamalı
banner90
banner99

Aliye ÖZENCİ

Savaş foto muhabiri, fotoğrafçı ve antikacı Osman Rekor…


1953’ten 1996’ya kadar tam 43 sene fotoğrafçılık yaptı. 1941’de Kurumanastır’da doğan Osman Rekor, şu an Dikmen’de yaşamını sürdürüyor.


Fotoğrafçılık mesleği boyunca, Kıbrıs’ın tarihini, insanlarını, coğrafyasını, kültürünü boynuna astığı küçük bir kutu ile kayıt altına aldı. Arşiv değerindeki bazı kareler temizlenerek basıldı, bazıları ise film şeritlerinde kaldı.


Değerli isme, KIBRIS Gazetesi köşe yazarı Akay Cemal sayesinde ulaştık.
 


Dikmen’deki evinde bizleri konuk eden Osman Rekor, bizleri fotoğraf arşivlerini sakladığı derme çatma deponun önünde karşıladı.


Tarihin izlerinin saklı olduğu depodaki tozlu raflarda, binlerce fotoğraf ve film şeritleri var… Kasalarda ve kutularda saklanıyor.


Kıbrıs tarihini anlatan her bir karenin tozlu raflarda kalması, ne yazık ki üzücü bir durum…


Osman Rekor da bu durumdan üzüntü duyuyor… Elindeki arşivi değerlendirmek isteyen Rekor, tarihi fotoğrafların gelecek nesillere aktarılmasını hatta bir müzede sergilenmesini istiyor.

“Diplomamı alamadan çırak oldum”


Osman Rekor, fotoğrafçılık mesleğiyle 1953’te daha 13 yaşındayken tanıştı. Kıbrıs’ın tanınmış fotoğrafçılarından olan abisi Mehmet Şık’ın yanına çırak olarak giren Rekor, 1960’a kadar burada çalıştı.


Okulların kapanmasına bir ay kala abisi Mehmet Şık’ın yanında işe başlayan Rekor, film şeritlerinin temizlendiği karanlık odayı ve filmleri burada tanımaya başladı. Rekor, bir ilkokul diploması bile alamadan meslek hayatına atıldı.


Rekor, “Ne olurdu yani, 1 ay daha bekleseler, okul kapandıktan, diplomamı elime aldıktan sonra beni çırak olarak verselerdi” sözleriyle sitemini dile getirdi.

Köyleri gezerek insanların fotoğrafını çekiyordu


Osman Rekor’un ilk fotoğraf makinesi, 6-9 kutu modeli Kodak’tı…


1953-1960 yılları arasında elinde fotoğraf makinesi, adanın birçok köyünü gezerek, Türk-Rum demeden fotoğraflar çekti. “1960’larda Kıbrıs’ta yaşanan mücadele günlerinde ve insanların fotoğraflarını çekmek için köy köy gezerdim. Çektiğim fotoğraf filmlerini temizlemek için Lefkoşa’ya dükkana giderdim, sonra da fotoğrafları teslim etmek için köylere geri dönerdim. Bu sayede birçok köyü de gezdim” diyen Rekor, o yıllarda çektiği ve arşivinde yer alan fotoğrafları tarih ile bölgelere göre ayırmak istediğini söyledi.


Rekor, “Bugün yine bu köylere gitmek istiyorum. O günden bugüne nelerin değiştiğini gözlemlemek, yazıya dökmek ve bu fotoğrafları ölümsüzleştirmek en büyük hayalimdir” diyerek, bu çalışmayı ise “fotoğrafçılık”, “gazetecilik”, “antikacılık” ve “Kıbrıs tarihi” olarak 4 konu başlığı altında toplamak istediğini belirtti.


Rekor, bu meslekte kemikleştikten sonra, 1961’de abisinin yanından ayrıldığını ve başka bir fotoğrafçının dükkanını işletmeye başladığını söyledi.

‘Afrika’da fotoğrafçı aranıyor!’


Osman Rekor, 1960 yıllarında Mehmet Şık’ın yanında çıraklık yaptığı günlerde, gazetede yayımlanan ve ilgisini çeken bir ilan gördü. İlanda “Afrika’da fotoğrafçı aranıyor!” yazıyordu… Başvuru için, elinde gazete sayfasıyla, Enformasyon Dairesi’ne koştu.


Rekor o günü şöyle anlatıyor:


“O yıllarda Enformasyon Dairesi Müdürü, Kıbrıslı bir Rum’du. Vekil Müdürü ise Necati Sayer’di hemen onun yanına gittim. Gazetede gördüğüm ilana başvuru yapmak istediğimi söyledim. O da bana ‘Be çocuk senin İngilizcen var mı?’ diye sordu.


Oysa 1957’lerde toplumu eğitmek için gece okulları vardı. Bende İngiliz eğitimi alıyordum bu nedenle çat pat kendi derdimi anlatacak kadar bu dile hakimdim. Buna rağmen başvurumu kabul etmedi…


Sayer, ‘madem fotoğraf çekmek istiyorsun, Halkın Sesi Gazetesine git’ dedi. Benim için bir kapıyı kapatırken, yol göstererek bir başka kapıyı da açmış oldu”.

Elçinin hediyesi…


Osman Rekor, boynunda asılı kutu makinesiyle Enformasyon Dairesi’nden çıkıp, doğruca Halkın Sesi Gazetesi’ne Dr. Fazıl Küçük’ün yanına gitti. Gazete için fotoğraf çekmek istediğini ve kendisinin işe alıp almayacağını sordu. Dr. Fazıl Küçük’ün yanıtının ise “Yarın Japon elçisi beni ziyarete gelecek sen de fotoğrafları çek. Eğer beğenirsem seni işe alırım” olduğunu belirten Rekor, anlatmaya devam etti:


“Ertesi gün makinemi boynuma asarak, gazeteye gittim. Japon Elçisi, Dr. Fazıl Küçük’ü ziyarete geldi. Hediye olarak da, uzun bir halı getirmişti. Halıyı yere açtılar bir ucunda Elçi bir ucunda ise Doktor duruyordu, ama bir türlü onları kareye sığdıramıyordum. Cesaretimi toplayıp, önce halıyı güzel görünecek şekilde kısalttım. Sonra da Elçi ve Doktoru birbirlerine yaklaştırıp fotoğrafı çektim. Dr. Küçük, fotoğrafı gazetede görünce, çok beğendiğini ve beni işe aldığını söyledi.

  Hemen hazırlıklara başladık, Halkın Sesi’nin arka tarafında Dr. Küçük’ün arabasını park ettiği garaj bulunuyordu. Makinelerimi oraya taşıyıp, karanlık odaya dönüştürdük”.


Osman Rekor, işe alındığı yıldan 6 ay önce Akay Cemal’in de gazetede işe başladığını, uzun yıllar birlikte çalıştıklarını ve birçok anı biriktirdiklerini anlattı.

21 Aralık gecesi…

banner134


21 Aralık 1963’te Tahtakale’de yaşanan olayların yakın tanığı olan Osman Rekor, dükkanda kaldığı bir gece Akay Cemal’in kapısına gelerek “kalk savaş çıktı!” dediğini dün gibi hatırladığını anlattı.


Rekor şöyle devam etti:


 “1963 olayları başladığında bazen dükkana bazen de evime giderdim… 21 Aralık gecesi dükkanda kalıyordum. Daha gün doğmamıştı ve kapı kırılacak gibi gümbürdüyordu! Yataktan kalkıp kapıyı açtım, karşımda Akay vardı. ‘Kalk savaş çıktı’ dedi. Üstümü başımı düzeltim, boynuma makineyi takar takmaz kendimi sokağa attım ve bisikletime bindim. Mahalle aralarında dolaşmaya başladım.


 Lefkoşa’nın içinde bulunan bugünkü Belediye Pazarının (Bandabulya) yer aldığı sokakta Türk Hanı vardı. Hanın kapısına yaklaştığım zaman bir kadın ve erkeğin can çekiştiğini gördüm. Bugün oldu o kare gözümün önünden silinmiyor. Fotoğraf çekmeye çalışırken uzaktan ambulansın sesini duydum… Ama aynı anda silah sesleri de yükseliyordu. Silah sesleri yüzünden ambulans olay yerine giremeden uzaklaştı. Ben de korkarak olay yerini terk ettim. Aslında 21 Aralık olayları da bu olayla başladı diyebiliriz”.
 


Rekor, o gece çektiği fotoğrafların ertesi gün gazetede manşetten çıktığını ve Dr. Küçük’ün de olay yerini ziyaret ettiğini söyledi.

“Doktor’la birlikte köyleri gezerdik”


Foto muhabirlik günlerinde olay yerlerine bisikleti ile gittiğini belirten, Osman Rekor, “Lefkoşa’nın dört bir yanını bisikletle ulaşırdım. Bazı sabahlar da Makarios’u ziyarete giderdim. Beni uzaktan görür görmez, Türkçe ‘Hoşgeldin Osmanım’ derdi. Dokuma boydan boya uzanan pijamalarını da asla unutmam” şeklinde konuştu.


Yine o yıllarda Makarios ve Dr. Küçük’ün yaptığı toplantılara foto muhabir olarak katılarak, fotoğraflarını çektiğini söyleyen Rekor, Doktor’la birlikte köylere gittiğini de anlattı. Rekor, “Silahların ateş aldığı ilk günlerde Doktor makam arabasında, bende arkadaki polis arabasında sokak sokak dolaşır yaşananları fotoğraflardık. Olayların yaşandığı bölgeler teşkilat tarafından önceden haber verilir, bizde oraya giderdik. Hatta bir keresinde fotoğraf çekmeye çalışırken Rumlar bana engel olmaya çalıştı. Ama ben onlarla mücadele ettim, fotoğrafı çekip baskıya yetiştirdim” dedi.

Çetinkaya mevziisinden fotoğraflar


Osman Rekor sohbetimize Aralık 1963’de toplumlar arası arasında yaşanan çatışmaları anlatarak devam etti.


“Çetinkaya mevziisine gitmem için haber verildi. Fotoğraf makinemi kaptığım gibi oraya gittim” diyen Rekor, “Rumlar Ledra Palace’ın biz de Çetinkaya Burcu’nın üstünde duruyorduk. Nihat, Salahi Şevket ve daha bir çok mücahit arkadaşımla mevzide birlikte saklanıyorduk. Üstümüzden vızır vızır kurşunlar geçiyordu. Salahi Şevket de 1963 olaylarında ilk şehidimizdir. Yine aynı yerde Ahmet Sanver topuğundan vurularak yaralanmıştı. O günlerde Türkiye bu olaylara kayıtsız kalmayarak, Lefkoşa üzerinde uçaklarla geçti ve Rumlara mesaj verdi” şeklinde konuştu.
 


Rekor, 1963 olaylarından hemen sonra ise Güney’de çalışan Türklerin işlerine yavaş yavaş son verildiğini söyledi.

Kıbrıs Barış Harekatı


Elinde fotoğraf makinesi oradan orya koşan, kan donduran ve tüyleri ürperten olaylara tanıklık eden Osman Rekor, “Uzaktan gelen bir Türk konvoy gördüm peşlerine düşerek Sarayönü’ne gittim. Orada Türkiye’den gelen başka gazeteciler ile kalabalık vardı. Burada ne oluyor diye sordum ve Kıbrıs Barış Harekatının başladığını öğrendim.


Rekor, gazeteci arkadaşlarıyla birlikte bir arabaya binerek Hamid Mandrese oradan da Göçmenköy’e gittiklerini anlattı. Rekor, “Türk ordusunun olduğu bölgeye gittik, o bölgede bulunan bir tepenin arkasında saklanmışlardı. Etraf çok sessizdi. Fotoğraf çekerken aniden bir ses duydum, sese doğru gittiğimde yerde yatan yaralı bir asker buldum. Hemen sırtıma alıp Kızılay’a götürdüm” dedi.


Osman Rekor, o günlerde unutamadığı bir anısını ise şöyle aktardı:


“Türk askeri havadan ateş açtığı bölgelere daha sonra araçlarla ziyaret ediyorduk. Yine bir gün konvoylar halinde bir köye girdik. Ben arabanın arka koltuğunda oturuyordum aniden üzerimize ateş açıldı. Kafamı eğdim ve uzun süre arka koltukta o şekilde kaldım. Ateş durunca, gördüm ki arka camdan eser kalmamıştı”.

“Korkuyla yürüdüğümüz okulda, tek bir canlı vardı; kafesteki maymun”


Osman Rekor, Temmuz 1974’de hava saldırısı yapılan köylere kendisiyle birlikte Akay Cemal, Türkiye’den gelen iki gazeteci ve Hava Pilot Binbaşı ile gittiklerini ve gözlem yaparak fotoğraf çektiklerini söyledi.
 Gönyeli’de dere yatağının içerisine çakılmış vaziyette Rumlara ait birkaç tank bulduklarını belirten Rekor, “O tanklar belki de dereden geçmeyi başarabilse, Kıbrıslı Türkler için felaket olacaktı” dedi. Rekor, Lefkoşa’da bulunan Grammar School’da karşılaştıkları durumu da anlattı:


“Bu okul Lefkoşa Uluslararası Havaalanına yakın ve yüksel bir yerdeydi. İki eğitimli ordu olan Türk ve Yunan alayı burada çatıştı. Kıbrıs anlaşmalarına göre 950 Yunan, 650 Türk asker bulunuyordu. Burada çok büyük mücadele verildi. Rum ve Türk tarafında çok ses getiren bir çatışma oldu. Ortalık durulunca, aynı ekip okula gittik, her yer havan topu ve bazuka mermisiyle doluydu. Korkuyla yürüdüğümüz okulda tek bir canlı vardı. Kafes içerisinde yardım çığlığı atan bir maymun…”

Muratağa, Sandallar ve Atlılar

  Osman Rekor’ın anlatımına göre, havadan ateş açılan köyleri sırayla dolaşan ekibin arabası, Mağusa dönüşü Sınırüstü bölgesinde kurulan barikatta kontrol amaçlı durduruldu. Oradaki mücahit ise kendilerine, Muratağa, Sandallar ve Atlılar köyünde insanları bulamadığını söyler.

  Hemen bu köylere giden ekip, mücahittin dediği sokaklarda kimseleri bulamaz.


Rekor bu katliam sonrasında gördüklerini şöyle anlattı:


“Atlılarda bir evin kapısını açtık, içeride yatalak bir çiftle karşılaştık. Hiçbir şeyden haberleri yoktu. Oradan çıktıktan sonra dolaşmaya devam ettik. Uzun bir süreden sonra uzakta mağaranın içinden çıkan beyaz saçlı bir adam gördük. Bizden korktuğu belliydi, Türk müyüz? Rum muyuz? bilemedi. Türk olduğumuzu söyleyince yavaş yavaş yanımıza geldi. Köylülerin nerede olduğunu sorduk… Eliyle peşine düşmemizi işaret etti. Ağustos sıcağında toprağın ıslak olduğu üzerinde ise balaların bulunduğu bir alana gittik. Yanımızdaki komutan, eline bir değnek alarak, ıslak olan yere sokup çıkardı… Tahtanın ucu hep kandı.


Burnumuza kumaş parçası bağlayarak köyden bulduğumuz kürekle kazmaya başladık. Toprağa vurduk sonra koku çıkmaya başladı. Bu köyün insanları toplu halde gömülmüştü… Bu karşılaştığım şey tam bir faciaydı…


Tüyler ürperten bu katliamı fotoğrafladıktan sonra, Lefkoşa’ya geri döndük. Gazetede çıkan fotoğraflar Kıbrıs Türk toplumunda infial yarattı. Dr. Küçük ise bu katliamları bütün dünya medyasına duyurulmasını sağladı”.


Osman Rekor, Kıbrıs tarihinin en zor yıllarına ait fotoğrafların bulunduğu büyük bir arşive sahip… O silah sesleri, kan ve barut kokusu arasında topluma yaşanılanları aktarabilmek için en iyi fotoğraf karelerini çekti. Savaş bittikten sonra da stüdyo fotoğrafçısı olarak mesleğine devam etti. 1996’da emekliye ayrıldı.

Güncelleme Tarihi: 17 Nisan 2021, 15:00
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75