“Bu yıl bitmeden İmar Planının yürürlüğe girmesini murad ediyoruz”

banner37

“Bu yıl bitmeden İmar Planının yürürlüğe girmesini murad ediyoruz”
banner90

İçişleri Bakanı Ayşegül Baybars, Meclis Genel Kurulunda, yürütülen İmar Planları ve sona gelinen Gazimağusa İskele Yeniboğaziçi İmar Planı hakkında açıklamalarda bulundu. Baybars, İmar Planında sona gelindiğini ve bu konuda bazı medya kuruluşlarında yer alan bilgilerin gerçeği yansıtmadığını belirtti.

İçişleri Bakanı Baybars, “ Plansız yaşamın sonuçlarının sadece Şehir Planlaması anlamında değil her alandaki plansız yaşamın nelere mal olduğunu nelere mal olabileceğini, insanın yaşam kalitesini ve refahını ne derece kötü etkileyebileceğini her gün gözlemliyoruz. Dolayısıyla devlette görev alanların her alanda planlama yapması esastır. 2018 ve 2019 yıllarında görevde bulunduğumuz süre içerisinde planlamanın önemini ortaya koymak maksadıyla altı farklı bölgede imar planı çalışması yürüttüğümüzü söylemek istiyorum” dedi.

Genel anlamda ilk olarak yürütülen İmar Planları hakkında genel kurulu bilgilendiren Baybars, Girne Çatalköy İmar Planı’nın 2018 yılının başında resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdiğini ve bir önceki dönemin de bunda ciddi anlamda emeği olduğunu söylemeden geçemeyeceğini belirtti. Dikmen İmar Planının mevcut durum raporunun STO’ler, kamu kuruluşları ve halkla paylaşıldığını söyleyen Bakan Baybars, şu anda Dikmen Bölgesi için stratejik hedefler ve vizyon çalıştayı yapılıyor” dedi. Bunun yanı sıra Lefkoşa İmar Planı değişikliklerinin de halka sunulduğunu ve sıkıntılı olan noktalarla ilgili revize çalışmalarının sürdüğünü, Lefke İmar Planında ise mevcut durum analizlerinin bitmek üzere olduğunu ve Aralık ayı başı gibi mevcut durum raporunun da sunulacağını söyledi. Baybars, ayrıca yürütülen bir diğer imar planı olan Mehmetçik İmar Planının devam ettiğini ve Beyarmudu İmar Planın da birleşik kurula gönderildiğinin bilgisini verdi.

BAYBARS, “BU YIL BİTMEDEN BEYARMUDU VE GAZİMAĞUSA, İSKELE, YENİBOĞAZİÇİ İMAR PLANININ YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNİ MURAD EDİYORUZ”

Baybars, bu yıl bitmeden iki tane imar planın yürürlüğe girmesini murat ettiklerini, bunlardan birinin Beyarmudu İmar Planı diğerinin ise Gazimağusa, İskele, Yeniboğaziçi İmar Planı olduğunu belirtti. Meclis Genel Kurunda konuşan Baybars, Gazimağusa, İskele, Yeniboğaziçi İmar Planı özelinde son aşamaya gelindiğini belirterek bu konuda bazı medya kuruluşlarında yayınlanan bilgilerin de gerçeği yansıtmadığına dikkat çekti.

Baybars, Gazimağusa, İskele, Yeniboğaziçi İmar Planı özelinde İçişleri Bakanlığı olarak görüşlerinin özellikle merkeziyetçi bir anlayışla değil yerel yönetimlerinde imar planları süreçlerine etkin, fiili ve ciddi katkılarının olması gerekliliğinden yola çıkılarak hazırlandığını söyledi. Bu amaçla yerel yönetimlerle en baştan bir işbirliği protokolü imzaladıklarını hatırlatan Baybars, bu imzalanan dörtlü protokolle de hem Mağusa, hem İskele hem de Yeniboğaziçi Belediyesinin imar ekipleri, mühendisleriyle Şehir Planlamanın İmar ekinin ortak çalışmasını sağlayacak bir mutabakat metninin ortaya konduğunu hatırlattı. Bu ortak çalışmalar çerçevesinde ekiplerin neredeyse 300’e yakın toplantı yaptığına dikkat çeken bakan Baybars, bu toplantıların sadece Lefkoşa’da değil, toplantıların bölgesel bazda da yapıldığını belirtti.

Baybars, 150’den fazla katılımcının ve paydaşın olduğu bir ortamda ne merkezi karar vericilerin ne de yerel yönetimlerin ne de diğer kurum ve kuruluşların tüm taleplerinin bire bir tatmin edilmesinin mümkün olmadığına dikkat çekti.
Bakan Baybars, İmar Planlarının birçok farklı sektörde planlama yapmak zorunda olduğundan dolayı ortak görüşü, ortak aklı ifade etmesi gerektiğini ve tabi ki uzmanlık gerektiren noktalarda da konuları işin uzmanına bırakmak gerektiğini söyledi. Konuşmasına örneklerle devam eden Baybars şöyle dedi; “eğitimle ilgili bir alanı planlıyorsanız elbette ki eğitim bakanlığı ve eğitimle ilgili paydaşların sözlerinin dikkate alınması, tarımla ilgili bir düzenleme yapıyorsanız o sektörle ilgili paydaşların söylediklerinin ve uzmanlıklarının dikkate alınması şehir planlama dairemizin öncelikleri arasındadır. Biz, çalışmalarımızı yaparken bu ahvalde baktık” dedi.

BAYBARS, “BİREYSEL TALEPLER DEĞİL TOPLUMSAL FAYDA VE TOPLUMSAL ÇIKARLAR GÖZETİLDİ”

Baybars, Ağustos ayında halka açık toplantı da imar planı taslağını halka sundukları zaman da bunun bir taslak plan olduğunu söylediklerini, bu taslak planın yayınlanmasından sonra 42 gün içerisinde hem kurumlar hem kuruluşlar hem de bireysel dilek, şikâyet, isteklerin ve itirazların yapılabileceğini duyurduklarını anımsattı. Baybars, 42 günlük itirazların ortaya çıkaracağı rapora göre de mutlaka ki taslağı hazırlayan kişilerin yapmış olduğu sehven hatalar da olabileceğini veya haklı görülen taleplerin olabileceğini de belirtti. Baybars, 42 günlük itiraz süresinden sonra ortaya çıkacak olan taleplere göre düzenleme yapılabileceğini zaten en başından beri hem meclis kürsüsünden hem de halka açık toplantılarda dile getirdiklerini söyledi.

İçişleri Bakanı Baybars, 19 Eylül tarihinde sona eren 42 günlük itiraz süresinden sonra 197 tane görüşün geldiğini, bu 197 görüşün büyük bir kısmının aslında bireysel talepler olduğunu, yani vatandaşların kendi arazisinin akıbeti veya arazilerinin bulunduğu konumdan memnun olmayanların talepleri olduğunu belirtti. Baybars, konuşmasında medya gücünü kullanan bazı kişiler tarafından imar planın kendi bireysel taleplerine hizmet etmediğini görünce zaman zaman bunun tüm imar planlarına saldırı mahiyetine vardığını ve bununda yanlış olduğunu vurguladı. Baybars, bireysel taleplerin değil toplumsal fayda ve toplumsal çıkarın göz önüne alınması gerektiğini ve bu plan taslağıyla da aslında tüm kesimlerin hepsini birden memnun etmeyi değil ama bir ortak akılda uzlaşmaya varmak istediklerini söyledi. Bu nedenle de imar planı taslağının sunumdan sonra değişikliğe uğradığını, değişikliğe uğrayan noktaların sadece imara açılan yerler olmadığını belirten Baybars, bunun dışında örneğin oto parkla ilgili kullanımlarda bir miktar değişimler yaparak oto park alanlarının daha da rahatlatıldığını da belirtti.

BAKAN BAYBARS, “İMAR PLANI HAKKINDAKİ GERÇEK VERİLERİ AÇIKLADI”

banner9
Baybars, son aşamaya gelen Gazimağusa, İskele, Yeniboğaziçi İmar Planında açılan alanlarla ilgili de gerçek verileri meclis genel kurulunda açıkladı. Bir gazetede yanlış olarak yayınlanan imara açılan alanla ilgili veriler hakkında da meclis genel kuruluna bilgi veren Bakan Baybars, “Bir gazetemizde ilk taslakta 1911 hektar olan yapılaşmaya açık alanların yeni taslakta 4033 hektara çıktığı ifadesi yer alıyordu. Bu ifade taslakta bu şekilde yazılmıştı. Hatta imar planını çalışan şehir plancı arkadaşlar beni arayarak uyardılar, bu plan tasarısında sehven 2348 hektar olması gereken alan sehven 4033 hektar yazıldığından kaynaklanıyor. Bu gazetemizde çıkan rakam, dolayısıyla halkın katılımı sonrası imara açılan alan, bu yazıda belirtildiği gibi öncesinin iki katından fazlası değildir. Açılan alanın yüzde fazlasına tekabül etmektedir, deniyor. İlk taslakta 1911 hektar olan yapılaşmaya açık alan yeni taslakta 4033 hektara çıkmadı. Bu alan 2348 hektara çıktı. Bunu Mağusa, İskele, Yeniboğzaiçi olarak da şu şekilde ifade edebilirim diyen Baybars, “Mağusa Belediyesinde 511 hektar olarak halka sunulan alanın 645’e, Yeniboğaziçi Belediyesinde 477 hektar yapılaşmamış alan 574’e, İskele Belediyesinde 924 hektar yapılaşmamış alan ise 1129 hektara çıkmıştır” dedi.

BAYBARS, “İMAR GELİŞME SINIRLARI DOĞAL EŞİKLERLE BELİRLENDİ”

Bu alanların artırılmasının beli başlı sebepleri olduğunu söyleyen Baybars, bu sebepleri şöyle izah etti: “Emirname döneminde de imar planlarının hazırlanması döneminde de özellikle İçişleri Bakanlığı olarak bizleri rahatsız eden bir mevzu vardı. Bunu emirname döneminde de yaşamıştık. O dönemin bakanlar kurulunda da epeyi bu konuyu tartışmıştık. Plancılar arasında da bu çok tartışılır. O da nedir, İmar gelişme sınırının belirlenmesi, bazı durumlarda imar gelişme sınırının belirlenmesi noktası o kadar sıkıntılıdır ki öyle bir çizgi çizersiniz, imar sınırının içerisinde kalan kişinin malı değerlenir ama bir adım dışında kalan kişinin malının değeri de çok azalır. Bununla ilgili de ciddi eleştiri almıştık. Şunu hep söylemiştik, imar genişleme sınırı belirlerken doğal bir eşik belirlemekten yanayız, doğal eşik derken; bir yol, bir dere, köprü veya denize, sahile bağlantısındaki 100 metre kıyı şeridi sınırı gibi alanlar belirlemek zorundayız demiştik. Çünkü hakikaten maalesef bu bizim yasalarımıza henüz geçmedi imar haklarının devri konusu, bahsettiğim imar haklarının devri de şudur; eğer siz bir kişinin alanını imara bir miktar kapatıyorsanız ve başkasına daha fazla haklar veriyorsanız imar haklarının devriyle ikisi arasında sağlamış olduğunuz dengesizliği tazminatla ve benzeri bonus sistemleriyle giderebilirsiniz. Bu bizim hukuk sistemimizde olmadığı için özellikle İskele, Mağusa ve Yeniboğaziçi’nin yaklaşık 60-70 yıldır yani aslında şehirlerin kuruluşundan beri fasıl 96 ile yürütüldüğünü göz önüne alırsak ciddi anlamda bir serzeniş vardı.

Bakan Baybars, hep kürsüden de dile getirildiği gibi halkın katılımını önemsemeliyiz. Halktan gelen talepleri önemsememiz gerekiyor. Özellikle yapmış olduğumuz açılım şu noktadadır: “Bu açılım doğal eşik belirlenmesi noktasındadır. Baktık gördük ki özellikle Long Beach bölgesinin arka tarafında halkın katılımı aşamasında imar gelişme sınırında belirlemiş olduğumuz gelişme sınırı parçalı bir çizgiydi, düz bir çizgi değildi. Orada şikâyetler ciddi anlamda fazlaydı ve buradaki bu sınırı düzeltme ihtiyacı hissettik. Bu nedenle de ilk kamu yolunu sınır olarak belirledik. İlk kamu yolunu sınır olarak belirlememizdeki sebep o bölgede başka ayırt edici, farklılık yaratıcı veya imar genişleme sınırını biraz daha daraltıcı başka bir alanın olmaması ve ilk kamu yoluna kadar gidiyor olmasıydı.” Dedi.

Baybars, bu açılımın kendi içerisinde, o bölgede hakkaniyeti sağlamak için yaptıklarını ve bölge halkının katılımı sonrası gelen itirazlar doğrultusunda yaptıklarını belirtti. Bu bölgenin yatırımlara açık bir bölge olduğunun net olduğunu da söyleyen Baybars, “ O bölge de İmar gelişme sınırının batısından geçen ilk kamu yolunu sınır olarak belirlediklerini, bir miktar açılımı da orada gerçekleştirdiklerini söyledi. DAÜ bağlantı yolunda yapılmış olan bağlantı da ise Saklı Kent ve Tuzla arasında bir miktar kendi lokasyonu içerisinde imar genişleme sınırları belirlendiğini belirten Baybars, burada da öyle bir noktada arada kalan kendi içerisinde konsolide olması gereken arazilerin dışta kaldığını ve bununda haksızlık olabileceği iddiasından dolayı DAÜ bağlantı yolundan Saklı Kent ile Tuzla arasında kalan arazileri konsolide ettiklerini söyledi.

Yapılan açılımları bir bir anlatan Baybars, Mutluyaka’da da güneyde dere yatağını, kuzeyde imara açtıkları yerlerdeki arsa parselasyonları arasında kalan alanları, doğusunda ise hem arsa parselasyonlarını, mevcut oradaki yoğunluğun olduğu alanı yani şu anda parselasyonu yapılmış ve bu imar planıyla kazanılmış hakka sahip olarak imarı kullanacakları gerçeğiyle arsa parselasyonlarını değerlendirdiklerini hem de Salamis Arkeolojik Sit alanını esas alarak doğal bir eşik belirleyerek burayı konsolide etme yoluna gittiklerini belirtti.

BAYBARS, “BÖLGE İNSANIMIZIN KENDİ ARAZİLERİNE TUTUNARAK SAHİPLİKLERİNİ KULLANMALARI VE VERİMLİ TARIM TOPRAKLARININ KORUNMASINA ÖNEM VERİLDİ”

Tarımsal alanlarla ilgili de genel kurulu bilgilendiren Baybars, konuya netlik getirdi. Baybars, Turizm alanları, tarım alanı, yükseköğrenim ve her tür konuda bir karar verirken sadece şehir plancılarının ilke ve kuralları doğrultusunda değil sektörlerin ve özellikle her ülkenin planlama ilkelerinin, kurallarının dikkate alınmasının önemli olduğunu dile getirdi.
Baybars, doğal olarak planlama ilke ve kuralları evrensel nitelikler taşıdığını ve üniversitede bir ders olarak aldığınız zaman genel geçer kuralların öğrenildiğini ama en temelde de aslında şehir plancılarının planlamayla ilgili hususlarda bölgesel ihtiyaçların o toplumun yaşayışının, o toplumun kültürünün, kimliğinin de planlamaya dâhil edilmesinin son derece gerekli olduğunu söyledi. Bu noktada sektörlerin kendi ihtiyaçlarını kendilerinin belirlemesi ilkesinden yola çıktıklarını belirten Baybars, özellikle planlama alanının % 54’ünün kırsal gelişim bölgesi olduğunu dolayısıyla planlama alanında çok ciddi sayıda kırsal gelişim alanı olduğuna dikkat çekti.
Planlama alanının Kıbrıs’ın kuzeyinde en fazla kırsal gelişim alanına sahip olan bölge olduğunu hatırlatan Baybars, bu açıdan bakıldığında tarımsal arazilerle ilgili 2000 yılında tamamlanan toprak analizleri sonucunda ortaya konan verimli tarım topraklarında tarımsal arazilerle ilgili ney yapacağımızı belirlemek için tarım bakanlığının görüşünü almayı uygun bulduklarını belirtti. Baybars, halkın bölgedeki taleplerine baktıklarında 1.2.3 tarım topraklarını imara kapatılmasından dolayı eleştirenlerin aslında destekleyenlerin sayısından çok daha fazla olduğunu bildiklerini fakat her zaman “üretmeyen toplumların yok olmaya mahkûm” olduğunu söylediklerini hatırlattı.

Baybars, Tarımsal toprakların korunması, özellikle verimli tarım topraklarının korunmasının gerçekten gerekli olduğunun belirti ve planlama yaparken de buna önem vereceklerini yineledi. Baybars, bu konuyla ilgili de söz uçar yazı kalır diyerek yazılı olarak tarım bakanlığından görüş almak maksadıyla 14 Haziran 2019’da şehir planlama dairesi olarak bu topraklarda nasıl bir planlama yapabileceği konusunda yazılı görüş talep ettiklerini ve 24 Haziran 2019 tarihinde de tarım bakanlığından yazılı cevap geldiğini belirtti. Bu gelen yazılı cevapta temelde 1.2.3. sınıf tarım topraklarının korunması, 4, 5. ve sonrasında sınıflandırılamayan tarım topraklarının ise imara açılmasında bir sorun olmayacağı noktasında bir görüş verildiğini söyledi. Baybars, dolayısıyla halka açık toplantıda yapılan sunumda, imar planlama sınırının içinde veya dışında olsun fark etmez bu tarım topraklarının imar gelişmesine kapalı olacağı noktasında bir karar ürettiklerini anımsattı.

Bakan Baybars, “daha sonra bu 42 günlük itiraz süresi içerisinde sanırım tarım dairesine bizimle birlikte yapılan itirazlardan sonra tarım dairesi müdürlüğü 26 Eylül 2019 tarihinde tarafımıza bir yazı gönderdi. Bu yazıda özetle, plan tasarısında yer verilen imar sınırı dışında kalan mevcut altyapısı bulunmayan ve tarımsal üretime uygun olan alanların arazi kullanım kabiliyeti sınıflamasına göre 1,2 ve 3 sınıf tarım arazisi özelliklerini taşıması halinde tarımsal gelişme alanı olarak ele alınması hususunda dairemiz tarafından değerlendirmenin yapılmasını ve gereğini saygıyla rica ediyorum” denmekteydi. Aslında bu ifade 1.2.3. sınıf tarım topraklarını tümden imara açın demiyor, şunu diyor; imar planlama sınırı dışında inşaat yapılmasına uygun, ruhsat kriterleri olan yani yolunun altyapısının olması hallerinde Tarım Bakanlığının görüşüne başvurun, Tarım Bakanlığının spesifik arazi ile ilgili görüşünden sonra bunun konut yapımına uygun olup olmadığı konusunda bir kural düşün denildi. Çünkü daha önce halktan gelen talepler doğrultusunda bölgede bir rahatlama yaptıklarını belirten Baybars, bu rahatlamanın imar gelişme sınırı dışında yer alan arazileri olan varsa ve bu arazilerin inşaat yapmaya uygun altyapısı, yola ulaşımı varsa buralarda bireysel ihtiyaçların karşılanabilmesi için bir açılım yaptıklarını söyledi.

Baybars, bu çerçevede çoğunluğu köylerden ve kırsaldan oluşan bölgedeki insanların gelir düzeylerini de düşünerek kendi arazilerine tutunmaları ve sahipliklerini kullanmaları maksadıyla arazileri içerisinde maksimum 2 konut, 300 metrekare inşaat yapabilmelerine olanak sağlandığını belirtti. Baybars, bu açılımın da halktan gelen talepler doğrultusunda iki konuta kadar yani bölge insanının bireysel ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için planlama ilkelerini gözeterek, dağınık ve çarpık yapılaşmaya yol açmayacak şekilde bir rahatlama getirildiğini vurguladı.

Bakan Baybars, “Tarım bakanlığının son gönderdiği görüşte 20 yıllık bir süre geçtiğini ve dolayısıyla siz direkt imara kapatmayın imarla ilgili karar vermeden önce Tarım Bakanlığının bunu analiz edebilmesi için bize bir danışın dediler. Biz de imar planı taslağımıza 1.2.3. sınıf tarım toprağı olsa da eğer inşaat yapabilecek altyapısı, aksesi varsa bunlarla ilgili Tarım Bakanlığının özel görüşü alınmak koşuluyla imara açılabilme veya konut yapılabilme imkânını buraya koyduk. Tamamen Tarım Bakanlığının 26 Eylül tarihinde göndermiş olduğu görüş çerçevesinde” dedi.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107

banner96

banner108