Büyük LTB eylemlerine damga vurdu

banner37

Savaş Bozat… Uzun yıllar BES’te görev yaptı, daha sonra ayrıldı… Ancak LTB’nin mali yokuşa sürüklendiği 2011 döneminde arkadaşlarından gelen teklif üzerine yeniden sendika başkanlığı için seçime katıldı. Seçimi kazanmasının ardından da LTB emekçilerinin emek kavgası için startı verdi

banner87
Büyük LTB eylemlerine damga vurdu
banner90
banner99

EMEK KAVGASI İÇİN SOKAĞA İNDİLER… BES’te çeşitli görevlerde bulunup, genel başkanlığını da yapan Savaş Bozat, yakın geçmişte verilen en büyük mücadelelerden biri olan ve halk arasında Lefkoşa Türk Belediyesi eylemleri olarak bilinen süreçte önde gelen isim oldu. Sendikadan 2002’de ayrılan Bozat, arkadaşlarından gelen teklif üzerine 2011’de yeniden sendika başkanlığı için yarışa katıldı, kazandı ve belediye emekçilerinin emek kavgası ile belediyenin mali yokuştan çıkması için mücadeleye başladı

EŞLERİ EN BÜYÜK DESTEKÇİLERİ OLDU… Bozat ve arkadaşlarının başlattığı mücadele, eşlerinden gelen destekle de daha da güçlendi. Eşlerinin aylarca maaş alamadığını bilen kadınlar, ellerinde boş tencere ve tavalarla eyleme katılarak destek verdi. Kadınların bu isyanının ardından da sendikaya birçok sivil toplum örgütü, kurum ve kuruluş tarafından destek yağdı. Çalışanların 6 ay maaş alamadığı günler yaşandı

TUTUKLANDI, NEZARETE ATILDI… Sendikal anılarını KIBRIS Gazetesi ile paylaşan Bozat, en unutulmaz günlerinden birinin tutuklandığı gün olduğunu anlattı. Bozat, kendisinden önce yaklaşık 22 arkadaşının tutuklandığını ve ardından da toplantı yapmak için sendikaya gittiğinde, kendisinin de tutukladığını söyledi. Savaş Bozat, “Arkadaşlarım benim tutuklandığımı bilmiyordu. Beni tutuklayıp nezarete götürdüklerinde, içeride olan arkadaşlarım, onları kurtarmak için gittiğimi düşündü ve alkışladı. Ancak ben de onlar gibi tutuklanmıştım” dedi

Ceren ÖZBİL


Belediye Emekçileri Sendikası’nda (BES) çeşitli görevlerde bulunup, genel başkanlığını da yapan Savaş Bozat, yakın geçmişte verilen en büyük mücadelelerden biri olan ve halk arasında Lefkoşa Türk Belediyesi (LTB) eylemleri olarak bilinen süreçte önde gelen isim oldu.


Sendikadan 2002 yılından ayrılan Bozat, belediyenin mali yönden kötüye gittiği 2011 yılında, arkadaşlarından gelen teklif üzerine yeniden sendika genel başkanlığı için aday oldu ve kazandı.


Bozat’ın sendika başkanlığını kazanmasının ardından da çalışanların emek kavgası ve belediyenin kötü yönetimden kurtulması için mücadele başladı.


Dönemin belediye başkanı Cemal Bulutoğluları’nın belediyeyi kötü yönettiği gerekçesiyle onun istifası için yola çıkan Bozat ve arkadaşları, bu hedeflerine, sendika yönetimini devraldıktan 14 ay sonra ulaşmayı başardı.


Savaş Bozat, bu mücadele dolu yılları KIBRIS Gazetesi’ne anlattı.

KIBRIS: Kendinizi tanıtır mısınız?


Savaş Bozat: Benim doğum tarihi de adım gibi kritiktir. Ben Lefkoşa’da doğdum. Adım Savaş. Savaş olmasının nedeni de tarihi ile alakalıdır.

  Ben 30 Aralık 1963’te doğdum, yani savaşın içinde doğdum. Annemin ve babamın isim konusundaki hayalleri farklıydı, ancak savaşta doğunca ismim ansızın Savaş oldu. Lefkoşa Türk Lisesi’ni bitirdim.


Daha sonra bir süre özel sektörde çalıştım.


Lefkoşa Belediyesi’ne ise 1986’da girdim. O sene münhal açılmıştı. Başvurdum, kabul edildim. Benimle birlikte 6 kişi daha vardı.


Su işleri, o dönemde Lefkoşa Türk Belediyesi’ne bağlanacaktı ve bizi o nedenle işe almışlardı. 27 belediyede bütün su işleri belediyelere aitti. Su parasını belediyeler toplardı. Sadece Lefkoşa Belediyesi’nde durum farklıydı. Onun nedeni de o dönemin belediye başkanı Mustafa Akıncı’ya karşı tepkiydi. Muhalif bir partiden seçilmiş olmasından kaynaklı bir sorundu. Bu nedenle su işleri Lefkoşa’da belediyeye bağlı değildi. O dönemde de bağlanacağı söylediler ve bizi işe aldılar.


İki ay Su İşleri Dairesi’nde görevlendirildik ve bize, su faturaları nasıl hesaplanır, nasıl ödeme yapılır diye gösterdiler… Daha sonra ise bize “artık belediyeye geleceksiniz” diye haber geldi. Biz de “ne olacak, ne yapacağız” diye sorduk. Bize “sizi değişik şubelere aktaracağız, işinizden olmayacaksınız” dendi. Beni maliye şubesine gönderdiler. O seneden beri de ordayım.

KIBRIS: Sendikacılıkla tanışmanız nasıl oldu?


Savaş Bozat: O yıllarda özel sektörde sendikacılık konusu yoktu.


Belediyeye girdiğimde, sendika nedir, sendikalı olmak nedir diye bilgi sahibi oldum. Belediye Emekçileri Sendikası’nın (BES) da bir üyesi olmuştum.


Bizim sendikanın diğer sendikalardan farkı vardı. Her ayın son çarşambası eğitim çalışması yapılırdı. Acil hizmetler dışında tüm personel oraya giderdi. Merak salmıştım ve ayda bir mutlaka giderdim. Orada önce sendikacılık hakkında bilgi alınır, ardından da belediyelerdeki sorunlar konuşulurdu. Yıllarca böyle devam etti.


O dönemde sendika başkanı Mustafa Kemal Arif idi. O bana “senin çok ilginç soruların oluyor. Kırsal kesim belediyelerine gideceğimizde eğer boşsan sen de gel” derdi…


Ben de ilk başta sendikacı olmadığımı söyledim ancak daha sonra gittim.


Sendikacılığa ilk adımı 1992’de attım. 1992’deki genel kurulda Mustafa Kemal Arif beni listeye dahil etmek istedi. Ben de girdim.


1992’den 2002’ye kadar kesintisiz sendikacılık yaptım.


Mustafa Kemal Arif, ben sendikaya girdikten sonra bir yıl devam etti, ardından sendika başkanı bir kadın oldu.


Şu anda da çok kadın sendika başkanı yok.

Kapılar henüz açık olmadığı dönemde de BES ve güneydeki sendikaların diyaloğu vardı

KIBRIS: Güney ile bağlantılarınız var mıydı?


Savaş Bozat: Bizim güney ile de ilişkilerimiz vardı. PEO’ya bağlı bir sendika vardı. O sendika ile Mustafa başkan döneminde bir diyalog kurulmuştu ve o diyalog da şu anda da devam ediyor.


Ancak o dönemde yani daha kapıların açılmadığı dönemde bu diyaloğu kurmak zordu. Gerek bizim güneye geçmemizde, gerekse de onların kuzeye geçmesinde ciddi sıkıntılar vardı. Tüm bunlar izinlere bağlı olsa dahi sürdürülmüştü. Kaç kişilik liste versek, o listedeki sayının yarısından azının güneye geçmesine ya da güneyden kuzeye geçmesine izin verilirdi. Hiçbir zaman reddedilmedi ancak hiç istediğimiz sayı da kabul edilmedi.


Güneyden gelenleri kuzeye geçirirken bile sıkıntılar yaşanıyordu. Bazı yerlerden “askeri bölgeler var” diye güneyden gelenlerin geçmesine izin verilmezdi. Polis kontrolünde geçebiliyorduk O dönem çok zordu…

KIBRIS: Sendikal hayatınızda karşılaştığınız zorluklar oldu mu?


Savaş Bozat: Bizim gibi belediyelerde örgütlü sendikaların, diğer sendikalara nazaran bazı sıkıntıları var. Bu sıkıntıyı aşmakta gerek başkan, gerekse de yönetim kuruluna aittir. Örneğin doktorların bir sendikası var. Hitap ettiği kitle doktorlardır. Aynı seviyede eğitim almış insanlardır. Öğretmen sendikaları da aynı durumda… Ancak bizde, hem işçi, hem de memur var. Onları bazı zamanlarda toplamak, sorunlarını dinlemek ve özellikle toplu sözleşme görüşmelerinde memnun etmek çok zordu. O dönemde okuma yazma bilmeyen üyelerimiz vardı. Onlarla birlikte üniversite mezunu, masterli, doktoralı insanlarla toplantı yapıp sonuca varmak zor oluyordu. İki kitleye de hedeflerimizi farklı dilde anlatmamız gerekirdi.

“Sıkıntılarınızı ve taleplerinizi belirleyip, sokağa çıkacaksınız”

KIBRIS: Şu anda da gündemde bir belediyeler reformu var. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?


Savaş Bozat: Şu anda belediyelerde reformundan söz ediyorlar.


Şu anda yürürlükte 51/95 sayılı bir yasa var. O yasa belediye çalışanlarının yaptığı eylem sonrasında hayata geçirilmişti. Sene 1995, 10 günlük bir grev yapmıştık.


Belediyeler, devletin verdiği katkı payı ile ayakta duramaz hale gelmişti. Maaşlar ödenemeyecek duruma gelmişti.


Maliye bakanı, diğer bakanlar ve Belediyeler Birliği başkanı şimdiki gibi açıklamalar yapıyordu. Ancak yapılan grev sonunda belediyelere verilen katkı payı iki kat artırılmıştı. Şimdi de o para yine yetmeyecek diye bağırıyorlar. Bazı noktalarda da haklıdırlar.


Hâlâ söylüyorum, sokağa çıkacaksınız. Sıkıntılarınızı, taleplerinizi sağlıklı bir şekilde belirledikten sonra sokağa çıkmaktan korkmayın.

KIBRIS:1992’den 2002’ye kadar sendikada yer aldığınızı söylediniz ancak 2011’de belediyede çok ciddi grevlerin ve eylerin yapıldığı dönemde de yine sendikanın başında siz vardınız. Geri dönmeye nasıl karar verdiniz?


Savaş Bozat: 2011’de üç dört arkadaş geldi, sıkıntılardan söz etti ve “senin bilgin, deneyimin var. Biz de sorunları aşmak için sendika yönetimine aday olmak istiyoruz. Listemizde de başkan adayı olarak sizi istiyoruz” dediler.


Değerlendirdik ve ben de kabul ettim. Yola çıktık. Ama grup o günlerde çok büyük baskı altındaydı.


Belediye başkanı, aday olacağımı duydu ve bana “seni disiplin kuruluna verdim” diye bir yazı gönderdi… Adaylıktan vazgeçirmek istedi.


O güne kadar BES genel kurullarında en fazla iki grup yarışırdı. Bu kez 3 grup vardı. Birini işveren kurdurmuştu.


Genel kurul, en çok katılımın olduğu genel kurul oldu. 904 üye oy kullanmak için geldi. 12 oy farkla kazandık. 11 kişilik listenin 7’si bizden, 4’ü de diğer gruptu. İşveren gurubu ise sadece 100 kusur oy almıştı.

KIBRIS: Tekrardan sendika yönetimine geçerken hedefiniz neydi?

Savaş Bozat: Hedefimiz, belediye başkanını görevden almaktı. Çünkü o dönemde belediye, dış güçler tarafından yönetiliyordu ve bu da tehlikeli hâl almıştı. Belediyenin borçları artıyordu. Ancak bu hedefimize kim inanırdı?


Lefkoşa tarihinde karşımızda en fazla oyu alan belediye başkanı vardı. Ayrıca meclis üyelerinin yarısı da onun partisindendi. Kolay değildi. 380 sendikalı çalışan vardı.


Sendika başkanı olduktan sonra belediye başkanına usulen bir nezaket ziyaretinde bulunduk. Belediye başkanı bana “durmadın rahat… Sendikalaşma çıkarttın başıma… Bunları ben aldım, bırak. Eğer sana sorun yaratacak biri varsa, bir ‘alo’ de bana, kapının önüne koyayım” dedi.


Tabii ki kabul etmedim. Bu bana söylenen bir hakaretti. Sendikacıya böyle bir teklif yapılmamalı…


Memurların toplu iş sözleşmesinden yararlanması gerektiğini ve yasaya göre 920 kişi çalıştırabileceğini hatırlattım. Ayrıca bin 236 kişi de işçilerden kadrolama imkanımız olduğunu hatırlattım. İstediğimizin bu olduğunu belirttim.


15 Ekim’de seçildik. 15 Kasım’da belediye meclisi toplantı yaptı ve “memurların toplu sözleşmeden yararlanması” ve “136 işçinin de kadrolanması” konusunda karar alındı. Bu toplantının yapılması için de büyük bir baskı kurmuştuk. Böylece toplantı biter.

KIBRIS: Peki sokağa inmeniz nasıl olmuştu?


Savaş Bozat: Başkan imza attı, geçer sanmıştı ama böyle olmayacağını söylemiştik. Aylardan ocak geldi, iki aylık yönetim kurulu olarak grevi ilan ettik. Grev nedenimiz de bu iki maddenin yürürlüğe girmemesiydi.


Bu grev 2-3 gün sürdü. Lefkoşa Belediyesi’nde bir de belediyenin kontrolünün başka güçlerin elinde olması sorunu vardı. Belediyenin maddi açından batmasının nedeni de buydu. Bakanlık devreye girdi, bir protokol imzalandı. O protokolde önemli bir şey yoktu. Önemli olan bu iki maddenin yürürlüğe girmesiydi. Protokolün ardından bu yapıldı. Kadrolama da oldu, memur arkadaşlar da artık toplu sözleşmeden yararlanmaya başladı.


Senelerce bu insanlar ezildi. Düşünün bir odada 4 tane çalışan var, iki tanesi eskilerden bayramlık alır, ikisi yeni bayramlık almazdı.


Bu süreçten sonra belediye maaş ödeyememeye başladı. Bir hafta sonra, 10 gün sonra, 15 gün sonra maaşların ödendiği günler oldu.


2007’den itibaren sosyal sigorta, ihtiyat sandığı yatırımları da yapılmıyordu. İnsanlar bu kurumların imkânlarından da yararlanamıyordu. Bunlar anayasal bir haktır. Bu nedenle greve başladık.


Ülkesini seven insanlar Lefkoşa’ya sahip çıkmaya başladı. Dernekler, birlikler sendikalar sahip çıkmaya başladı.

KIBRIS: Bu süreçte eşleriniz, çocuklarınızın tepkileri nasıldı?


Savaş Bozat: Eşlerimiz de durumu bildikleri için bize hep destek oldular. Evde zaten aynı sorunları onlar da yaşıyordu. Hatta bir gün toplantı yaparken eşlerimiz de geldi. Bize bir öneri sundular. O da ertesi gün eyleme tencerelerle katılmalarıydı. Bunu yaparken de bir iki dernekle anlaştıklarını ve onların da kendilerine destek vereceğini belirttiler. Biz çok mutlu olduk. Zaten bu konular evde de konuşuluyordu. Eşim de olup biteni biliyordu.


Ertesi gün oldu, eşlerimiz ellerinde tencerelerle geldiler ve eylem yaptılar. O eylem çok etkili oldu. Kısmen de olsa, çalışanları sosyal sigortaya götürtmeyi başardım.


O dönemdeki Sağlık Bakanı’na gittim, genelge yayınlamasını ve LTB çalışanlarının sosyal sigorta haklarından yararlanabilmesini istedim.


İlk başta “olmaz” dediler ama daha sonra genelge yayınlandı. Kısmen de olsa bu sorun çözüldü.

KIBRIS: Eyleminiz hiç yasaklandı mı?

Savaş Bozat: Evet, onu yaşadık… Anayasal hakkımızı kullandık biz derken, ansızın yasaklar da gelmeye başladı. Bizim yaptığımız grevleri yasaklamaya başladılar. Ona da uymadık. BES üyeleri yüreklidir. İnandığı yolda yürür. Bu meseleleri onlara detayları ile birlikte anlattık. Yola çıkış nedenimizi de anlatmıştık. “Buna uymayalım” dediler. Buna uymazsak cezamızın “bizi tutuklamak” olduğunu anlattık.


Başkan ve yönetim kurulu üyelerini tutuklayıp, ardından da greve devam edenleri gelip bulup, “artık yasak geldi, çalışmak zorundasınız” diyeceklerini belirttik. Aldığımız tepki “gelsinler bizi içeri koyabilirlerse koysunlar, yahut sizi alsınlar, içeri koysunlar karakolu başlarına yıkarız” oldu. Baktık hava iyi, yola devam ettik. Hiçbir şey olmadı. Ne sendikacı tutuklandı, ne de çalışanlara işe dönsünler diye baskı yapılabildi. Çünkü cezayı veren kendi suçluydu.

Genel Kurul’dan 14 ay sonra belediye başkanı istifa etti

KIBRIS: Siyasi partilerden destek gördünüz mü?


Savaş Bozat: Örgütlerin ardından siyasi partiler destek olmaya başladı bize… En büyük desteği onlardan aldık. Belediye meclis üyeleri istifa etti. CTP meclis üyeleri topluca istifa etti.


Bizim yasalara göre istifa eden üyenin yerine sıradaki girerdi. Ancak partiler o kararı aldı ve yerine de birini koymadı. Ardından TDP’liler istifa etti, DP’liler istifa etti. Kaldılar 12 kişilik bir grup UBP’li meclis üyesi… En sonunda 4 UBP’li meclis üyesi de istifa etti.


Onun ardından belediye başkanına artık istifa etmek düşerdi. Ocak ayında istifa etti ve Nisan’da erken seçim kararı alındı. Bu genel kuruldan 14 ay sonra belediye başkanı da istifa etti. Hatta o dönemde meclis üyeleri toplantılarını LTB’de yapamıyorlardı, başbakanlıkta yapıyorlardı.

KIBRIS: Siz tutuklandınız mı?


Savaş Bozat: Evet… 27 Aralık 2012… Ne olduğumu, ne yaptığımı, ne yapacağımı bilmezdim. Çünkü o güne kadar benim yönlendirdiğim insanları öyle bir ortam yaratıldı ki kontrol edemedim. Çok zorda kaldım. Ben onların peşinden gitmek zorunda kaldım.


İlk mahkemeye gittiler. O dönemde UBP’de başkanlık kavgası vardı. İrsen Küçük ve Ahmet Kaşif, başkanlık için mahkemelik olmuştu. O gün, o davanın görüşüleceğini duydukları için mahkemeye gittiler.


Orada İrsen Küçük’ü bulamadılar. Bir baktım Yüksek Mahkeme Başkanı orada. Bilirim biraz yüksek sesle konuştuğunda bile uyarırlar. Bizimkiler de bağırır. Yüksek Mahkeme başkanı bir şey demedi. Sakin olun dedim. Mahkeme başkanı bana “topla bunları yavaş yavaş, yeri değil” dedi.


Bir kişi kalktı ve “belki de partide saklıdırlar” dedi… Bu sefer o tarafa gittiler. Ardından “belki de genel merkezdedir” dediler ve oraya gittiler. Ama giderken de bütün çöp bidonlarını devirdiler. Oraya gittik, UBP Merkezi’ndekilere “kapatın, kaçın” dedim. Oradan kaçtılar, meclisin önüne gittiler. Mecliste de toplantı vardı. Orada eylem başladı. Ardından dayaklar, tokatlar, tutuklamaların bir kısmı orada başladı.


Benim de tutuklanmam var o gün itibari ile her şey çığırından çıktı. Kalan arkadaşlarla toplantı yapayım dedim. Denetleme, disiplin kurulu üyelerini de çağırdım. O amaç ile sendikaya gittik. Bir baktım sendikanın dört bir tarafı polis tarafından sarıldı. Eylemden sonra her gün gidip sendikanın altında oturan arkadaşlar vardı, baktım önce onları temizlediler, sonra yukarı çıktılar. Yönetim kurulundan arkadaşımı da tutukladılar. Ben hayatımda ilk defa tutuklandım, ilk defa kelepçe yedim. Arama emri de yoktu. Kimi ne maksat için tutuklayacaklardı.


Beni tutuklama nedenleri de bir arkadaşımızın video kaydını çekip, bana onun kim olduğunu sormaları ve benim de arama emri olmadığı için söylememem oldu. Beni de tutukladılar. İkimizi birden aldılar içeri tıktılar. Sendikada sadece kadınlar kaldı.


Gecesi polis karakolu önünde eylemler oldu. Sabah bizi mahkemeye basına göstermeden çıkardılar ve serbest kaldık.

KIBRIS: Tutuklandığınızda ne hissetmiştiniz?


Savaş Bozat: İçeri girişim çok enteresan olmuştu. İçeride yaklaşık 22 arkadaşım vardı. Beni yanlarına doğru götürdüklerinde onları kurtarmak için gittiğimi zannettiler, önce alkış koptu. Sonra durumu anlattım ve “ben de tutuklandım. Kalacağım yeri göstermek için beni buraya getirdiler” dedim.


Tabii ki bu süreçler içerisinde çok farklı durumlarla karşılaştık. Eylemimizi grevimiz duyan birçok kurum ve sivil toplum örgütü bize yemek, temizlik malzemesi, içecek gibi yardımlarda bulundu.

  Atatürk Meydanı’nda miting düzenlendi. Bu mitinge yaklaşık 6 bin kişi katıldı. Her bölgeden destek vardı. Olay Lefkoşa’yı aşmıştı.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107

banner75

banner108