banner6

'Camp David' ve 'Dayton' tarzı gündemde

banner37

Kıbrıs müzakerelerinde toprak konusunun yurtdışında görüşülmesiyle ilgili uzlaşıya varılırken, bu görüşmenin hangi şekilde yapılacağı henüz netlik kazanmadı

'Camp David' ve 'Dayton' tarzı gündemde
banner99

Emine DAVUT YİTMEN

Kıbrıs müzakerelerinde toprak konusunun yurtdışında görüşülmesine her iki taraf da sıcak bakıyor. Ülke olarak bir isim netleşmese de tarafsız bir ülke olarak kabul edilen İsviçre’de söz konusu görüşmenin gerçekleşmesi muhtemel görülüyor.

Rum tarafı toprak konusunun yurtdışında görüşülmesi için müzakerelerde dört başlıkta uzlaşılara varılması koşulu ortaya koyarken, Türk tarafı da kamuoyuna bilgi sızdırılmasının önüne geçilmesi için toprağın ada dışında, kamp halinde bir çalışmayla ele alınmasını istiyor.

Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, Ulusal Konsey üyelerinin de ada dışında toprağın tartışılacağı toplantılara katılabileceği yönünde açıklama yapıp, Rum siyasi partilerin muhtemel baskısını azaltmaya çalışırken, sorumluluğu onlara da yüklemeyi hedefliyor.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ise daha önceden yapmış olduğu açıklamalarda, böyle bir toplantı gerçekleşmesi halinde, Meclis’te temsil edilen siyasi parti temsilcilerini yanında görmek istediğini kaydetmişti.

Camp David, pek çok uluslar arası toplantıya ev sahipliği yaptı

Toprağın tartışılacağı yurtdışı toplantısı için özellikle kamp şeklinde gözlerden uzak çalışmalardan söz edilirken “Camp David tarzı görüşmeler” seslendirilmeye başladı.

ABD başkanlarının tatil, dinlenme ve misafirhanesi olan Camp David, pek çok uluslararası toplantıya ev sahipliği yaptı. 1978 yılında İsrail- Mısır arasında 12 gün süren sıkı pazarlıkların ardından imzalanan Camp David Sözleşmesi, iki ülke arasında barış anlaşmasının temelini teşkil etti. 2000 yılında ise Camp David bu kez iki hafta boyunca İsrail ve Filistin görüşmelerine sahne olmuşsa da bir sonuç alınmadı.

Amerika’da bir başka şehir olan Dayton’da ise 1-21 Kasım 1995 tarihlerinde yapılan konferansın ardından, Bosna Savaşı’nı sona erdiren anlaşma paraf edildi.

İsrail- Mısır arasındaki Camp David Sözleşmesi 1978’de imzalandı

17 Eylül 1978’de dönemin ABD Başkanı Jimmy Carter’in gözetiminde dönemin Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat ile İsrail Başbakanı Menahem Begin arasında, 12 gün süren gizli pazarlıkların ardından  Camp David Sözleşmesi imzalandı.

Sözleşme, 26 Mart 1979’da imzalanan barış anlaşmasının temelini oluşturdu.  Sözleşmeye göre, İsrail askeri birliklerini Sina Yarımadası’ndan çekerek, Mısır ile diplomatik ilişkilerini normalleştirdi. Barış çabalarının sonucu olarak, Begin ve  Sedat 1978 yılı Nobel Barış Ödülü’nü birlikte aldı.

Anlaşma Batı Şeria, Gazze, Filistin ve Sina Yarımadası konularını kapsayan ve iki devlet arasında gerçekleşecek barışın esaslarını ortaya koydu. İsrail ile Mısır ve Ürdün arasında yapılacak görüşmelerle Batı Şeria ve Gazze’de yaşayan Filistinlilere özerklik tanınacak, Sina Yarımadası bu anlaşmalardan sonraki üç ay içinde imzalanacak ve barış antlaşmasından sonraki üç ay zarfında İsrail tarafından boşaltılacaktı.

Antlaşma, Arap dünyası genelinde tepki ile karşılandı. Camp David’e tepki gösteren Arap ülkeleri, 1979’da Bağdat’ta toplanarak, Filistin’in bağımsızlığını ve Arap ülkelerinin ortak hareket etmesini talep ederek, anlaşmanın feshini kararlaştırdılar. Bunun ardından, Mısır’a karşı bir süre bir siyasi ve ekonomik boykot uygulandı.

İsrail’in, özerklik öngörülen Batı Şeria’da devamlı ola­rak Yahudi yerleşimleri kurması, Kudüs’ü başkent ilan etmesi, Golan Tepeleri’ni ilhak ettiğini ilan etmesi, bölgede gerginliğin artmasını engelleyemedi.

İsrail - Filistin görüşmelerinden sonuç alınamadı

2000 yılındaki Camp David zirvesinde ise dönemin ABD Başkanı Bill Clinton, Dönemin İsrail Başbakanı Ehud Barak ve Filistin Ulusal Yönetimi Başkanı Yaser Arafat’la bir araya geldi. ABD’nin bu zirve için baskı yaptığı biliniyor.

Kademeli barış görüşmeleri yerine, bütün konularda hep birden sonuç almayı amaçlayan nihai pazarlık için hedeflendi. İki hafta süren görüşmelerde, İsrail ile Filistin arasında devam eden çatışmalara son vermek amacıyla nihai statü belirlenmesine çalışıldı.

Zirve, iki tarafın daimi statü sorunları, sınırlar, yerleşimler, mülteciler ve Kudüs'ün de dahil olduğu konularda bir anlaşmaya varamaması üzerine belli bir sonuca ulaşılamadan sona erdi.

Tartışmalar, Kudüs konusunda tıkandı. İsrail Başbakanı, vereceği tüm tavizlerin ön şartı olarak Kudüs üzerinde İsrail egemenliğinin korunması konusunda ısrar etti. Arafat, İsrail’in kutsal mekanlarda kendi yönetimini devam ettirirken, Filistinlilere Kudüs’ün varoşlarında egemenlik veren teklifini kabul etmedi. Bu görüşmelerin başarısızlığının ardından İkinci İntifada başladı. İkinci İntifada’nın başlamasının ardından Clinton, olaylar daha fazla büyümeden ve başkanlık süresi sona ermeden bir anlaşmanın yapılması için taraflara yeni şartlar içeren bir barış planı sundu. Ancak plan başarıya ulaşamadı.

Dayton Anlaşması’yla Bosna Savaşı sona erdi

14 Aralık 1995’te imzalanan Dayton Anlaşması’yla 1992-1995 arasında süren Bosna Savaşı resmen sonlandı. Anlaşmaya dönemin  Bosna-Hersek Devlet Başkanı Aliya İzzetbegoviç, dönemin Sırbistan Devlet Başkanı Slobodan Miloseviç ve dönemin Hırvatistan Devlet Başkanı Franjo Tudjman  imza koydu.

ABD’nin Ohio eyaletindeki Dayton Hava Üssü’nde 1-21 Kasım 1995 tarihlerinde yapılan konferansın ardından anlaşma paraf edildi. Avrupa Birliği (AB), Fransa, Almanya, Rusya, İngiltere ve ABD temsilcilerinin gözlemci olarak katıldı. Anlaşma, bölgeyi yeni baştan tasarlayan hukuki metin olarak 14 Aralık’ta Fransa’nın başkenti Paris’te imzalandı. Dayton Anlaşması, askeri ve sivil olmak üzere iki alanda düzenlemeler içeren bir ana metin ile 11 Ek’ten oluşuyordu.

Bu antlaşmanın ardından 1996’da bölgelere NATO güçleri gönderildi. Antlaşma ile Bosna-Hersek kantonlara bölündü ve ülkenin I'unu Sırp Cumhuriyeti’nin, Q'ini Bosna-Hersek Federasyonu’nun kontrol etmesi öngörüldü.

Dayton Barış Anlaşması kısa vadede savaşın durdurulması, ölümlerin ve yıkımların önüne geçilmesini hedeflerken, uzun vadede kalıcı barış ve istikrar için gerekli ortamın yaratılmasını amaçlıyordu.

Anlaşma sayesinde Bosna-Hersek, uluslararası alanda tanındı. Boşnaklar, Dayton Barış Anlaşması’nın eki niteliğinde olan Bosna-Hersek Anayasası’nda gerçek isimleriyle (Boşnaklar) ayrı bir millet olarak kabul edildi.

Güncelleme Tarihi: 11 Ekim 2016, 09:32
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner104